Sığınmacı meselesinde kesin çözüm: Ya Esed gider ya da Avrupa'ya kapılar açılır!

Sığınmacı sorununu çözme konusunda "Esed'le barış" teklifleri bir temele dayanmıyor. Çünkü milyonlarca muhalif 'Sünni Müslüman'ın Suriye'ye dönme ihtimali Nusayri azınlık hanedanı için kabus gibi. Bunu ne Esed ne de İran istiyor. Suriye meselesinin çözümü için kılını kıpırdatmayan Avrupa, Ankara'ya 'kapıları açmak' dışında bir seçenek bırakmıyor.

Gündem 11.05.2022, 12:33
Sığınmacı meselesinde kesin çözüm: Ya Esed gider ya da Avrupa'ya kapılar açılır!

Ukrayna savaşıyla boğuşan Rusya, Suriye'deki güçlerini azaltıyor. Şam rejiminin başı Beşar Esed ise Rusya'nın yokluğundan oluşacak boşluğu 'daha fazla İran'la kapatmanın hazırlığını yapıyor. Tahran'a bir ziyarette bulunan Esed, Suriye'de bundan sonra ne yapması gerektiği konusunda İran üst yönetiminden son talimatları aldı. 

İran lideri Ali Hamaney, başkent Tahran'a sürpriz ziyarette bulunan Suriye'deki rejimin lideri Beşar Esed ile bir araya geldi. Görüşmeye, İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi de katıldı.

11 yıllık iç savaş süresince Şam, Halep, Hama, Humus, Lazkiye ve Deyrizor'da rejimle işbirliği halinde katliamlara imza atan İran yönetimi, muhaliflere hayat hakkı tanımayan mezhepçi politikalarına bundan sonra da devam edecek. 

Nusayri azınlık hanedanını ayakta tutmak için 22 milyon nüfuslu ülkenin yarısını Suriye'den kovan Esed'in son adımları, çevre ülkelerdeki sığınmacıların geri dönüşü konusunda umutları daha da azalttı. Çünkü rejim muhalifi Sünni Müslümanların Suriye'ye dönüş ihtimali hem Tahran hem de Şam rejimi için alarm zillerinin çalması anlamına geliyor. 

İŞTE BU YÜZDEN DÖNMÜYORLAR 

Türkiye, Lübnan, Ürdün ve Irak'ta yoğun olarak bulunan Suriyeli sığınmacılar, rejimin göstermelik 'genel af' duyurularına rağmen ülkelerine dönmeye istekli görünmüyor. Uluslararası Af Örgütü'nün Suriye'ye son yıllarda kendi istekleriyle dönüş yapan ailelerin başına nelerin geldiğini gösteren raporu, rejimin hareket tarzına ilişkin önemli bir kanıt niteliğinde. 

Şam'ın Tadamon Mahallesi'nde 2013 yılında gerçekleştirilen katliam buz dağının sadece ufak bir kısmı. 

Evlerine dönmek için rejim bölgesine gidenler genellikle taciz, dayak, işkence ve tecavüzlerle karşılaşıyor. İranlı milisler ve rejim görevlileri, 'muhalif vatan hainlerine' unutamayacakları bir ders vermek için pusuda bekliyor. Bu gerçekler ortadayken Türkiye'de önemli bir kesimin 'Esed rejimiyle barış'tan ve 'Suriyelilerin huzur içinde evlerine dönme ihtimali'nden bahsetmesi ironik bulunuyor. 

YA ESED GİDECEK YA DA...

Hükümet, sözkonusu tehditler nedeniyle Suriyelilerin ilk etapta TSK ve muhaliflerin kontrol ettiği bölgelere gönderilmesi stratejisi izliyor. Zeytin Dalı, Fırat Kalkanı, Barış Pınarı Harekât bölgelerinde hızla yapılacak 250 bin konuta Türkiye'deki sığınmacılar yerleştirilecek. Böylelikle o bölgeye sevki planlanan 1 milyon dolayında Suriyeli sivilin 'katliam korkusu' olmaksızın yaşaması ve çalışabilmeleri sağlanacak.

Suriyelilerin bir zamanlar yaşadıkları şehirlere geri dönebilmelerinin yolu ise ancak Esed rejiminin devrilmesinden geçiyor. Nusayri yönetiminin tarihe karıştığı bir Suriye'de yönetimin tamamen Türkiye yanlılarına geçme ihtimali, iç savaşın ilk yıllarında ABD ve İsrail'i ürkütmüş, bu ülkeler 2013 yılı itibariyle "Esed yönetimi ayakta kalsın" kararı almıştı. Sonraki süreçte savaşa Rusya da dahil olmuştu. 

Aradan geçen yıllar boyunca varil bombaları, kimyasal silahlar ve türlü katliamlarla 1 milyon kişiyi öldüren, 10 milyon insanın da Suriye'yi terk etmesine neden olan rejim, 'Sünni tehlikeden' arındırılmış topraklara muhaliflerin geri dönüşünü istemiyor. Türkiye'nin Esed rejimiyle masaya oturması gerektiğini savunan kesimin önerileri bu nedenle temelsiz bulunuyor. Esed rejimi Rusya ya da İran desteğiyle ayakta kalmaya devam ettiği takdirde, Türkiye'deki sığınmacı nüfusunu azaltmak için geriye tek bir formül kalıyor: Avrupa'ya giden kapıların açılması...

TÜRKİYE 'BARAJ ÜLKE' OLMAKTAN VAZGEÇMELİ

Türkiye, Suriyeli sığınmacıları Avrupa Birliği ile imzaladığı anlaşmalar doğrultusunda topraklarında tutuyor. Bu anlaşmalardan biri 2016 yılında imzalanan 'geri kabul' anlaşmasıydı. Buna göre Türkiye, kendi topraklarından AB ülkelerine geçen sığınmacıları geri almayı, bunun karşılığında Avrupa ise Türkiye'ye mali yardım ve vize serbestisi uygulamayı hükme bağlamıştı. Ancak Avrupa Birliği anlaşma şartlarının hiçbirine uymadı. Sığınmacılar için yapılan kısmi ödemeler dışında Türk vatandaşlarına yönelik Avrupa vizesi hiçbir zaman uygulamaya geçmedi. 

Suriye meselesinin çözümü konusunda Türkiye'nin yanında durmayan, güvenli bölge oluşturmak için yapılan askeri harekâtlara ambargolarla cevap veren ve Ankara'yı 3 milyon 750 bin Suriyeli ile başbaşa bırakma stratejisi izleyen Avrupa, Türkiye'ye 'kapıların açılması' dışında bir seçenek bırakmıyor. Sığınmacılara yönelik araştırmalar, Suriyelilerin en az yarısının fırsatını bulduklarında ABD, Kanada ya da Avrupa ülkelerine gitmek istediklerini ortaya koyuyor. Türkiye'nin 'baraj ülke' olmaktan vazgeçerek 'açık sınır' politikası uygulaması ve iç savaştan kaçan insanların hedef ülkelere gitmelerine bundan böyle engel olmaması 'sığınmacı' sorununu çözebilecek yegane unsur olarak görülüyor.  

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!