İletişim Başkanı Altun'dan İsveç'e NATO mesajı! 'Türkiye'nin endişelerini gidermek zorundasınız'

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İsveç ve Finlandiya'nın NATO'ya giriş başvurularını değerlendirdi. İsveç merkezli Expressen'e makale yazan Altun, İsveç'in terör duruşunu değiştirmeden NATO'nun parçası olmasının kabul edilemeyeceğini belirtti.

Gündem 18.05.2022, 14:39 18.05.2022, 14:55
Abone ol
İletişim Başkanı Altun'dan İsveç'e NATO mesajı! 'Türkiye'nin endişelerini gidermek zorundasınız'

İletişim Başkanı Fahrettin Altun, İsveç merkezli Expressen gazetesine İsveç'in NATO üyeliğini değerlendirdiği bir makale yazdı. 

Altun söz konusu yazısında dünyanın en güçlü ordularından birine sahip olan Türkiye'nin İttifak'ı barış ve istikrarın sigortası olarak gördüğüne dikkat çekerek, geleneksel bir biçimde NATO'nun açık kapı politikasını desteklediklerini belirtti.

'TÜRKİYE NATO'NUN KURUMSAL UYUMUNUN ZARAR GÖRMEMESİ HASSAS DAVRANIYOR'

Soğuk Savaş'ın ardından başlayan genişleme sürecinde Türkiye'nin NATO'ya üye olmak isteyen ülkelere tam destek verdiğini ifade eden Altun, bu süreçte açık kapı politikası izlerken NATO'nun kurumsal kimliği ve kurum içi uyumunun zarar görmemesi için hassassiyet gösterdiğini belirtti. 

Altun, NATO'ya katılmak isteyen ülkelerin, teşkilatın her üyesinin güvenlik kaygılarına saygı göstermesinin mevcut üyelerin doğal bir beklentisi olduğunu vurguladı. 

ADAY ÜLKE TÜRKİYE İLE TERÖRE KARŞI ORTAKLAŞA BİR ÇALIŞMA GÖSTERMELİ

Özellikle terör ve terörle mücadele gibi son yıllarda uluslararası sistemi ve devletlerin ulusal güvenliğini ciddi bir şekilde tehdit eden bir konu hakkında aday ülkenin mevcut üyelerle ortaklaşa bir çalışma göstermesinin kaçınılmaz bir gereklilik olduğunu belirten Altun yazısında şu sözleri kaydetti: 

"NATO’nun son 20 senede terörle mücadele konusunda yeterince işbirliği ve eşgüdüm sağlayamadığı konusunda uğradığı eleştirilerden sonra, terör örgütleri konusunda yeterince kararlı bir pozisyon alamamış ülkelerin üyeliğine olumlu yaklaşılması düşünülemez. ‘Hepimiz birimiz, birimiz hepimiz için’ diyen bir örgütün üyelerinden birinin diğerlerinin güvenliği konusunda takındığı kayıtsız tavır örgütün kimliği için de açık bir risk oluşturmaktadır. Bu durum başlı başına NATO’nun geleceği için de bir tehdit oluşturmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’nin son günlerde, NATO’nun genişlemesi konusunda ortaya koyduğu duruş hem ilkesel açıdan kurumun geleceği ve hem de güvenlik açısından Türkiye’nin hassasiyetleri ile ilgilidir."

'TÜRKİYE 40 YILDIR TERÖR ÖRGÜTLERİNİN HEDEFİNDE'

Dünyanın en tehlikeli bölgelerinden birinde barış ve istikrar simgesi olan Türkiye'nin 40 yıldır terör örgütlerinin hedefinde olduğuna dikkat çeken Altun, bunların başında ise Avrupa Birliği’nin terör örgütleri listesinde bulunan ve birçok silahlı grubun ‘şemsiyesi’ olarak tanımlayabileceği PKK’nın bulunduğunu ifade etti.

Altun makalesinde şu ifadeleri kaydetti: 

"Suriye ve Irak gibi yerlerde varlığını sürdüren bu örgütün 1984’te kurulduktan sonra Türkiye’de yalnızca güvenlik güçlerini değil, aralarında öğretmenlerin, doktorların ve hatta çocukların bulunduğu binlerce vatandaşımızı hedef almıştır. Örgüt, en kanlı saldırılarından birini 13 Mart 2016’da Ankara’nın Kızılay bölgesinde gerçekleştirmiş; bu bombalı saldırıda 35 kişi hayatını kaybetmiştir. Takip eden yıllarda örgüte yönelik operasyonlarda İsveç yapımı AT-4 tanksavar silahlarının ele geçirilirken, PKK mensuplarının İsveç’te eleman devşirme, terör finansmanı ve propaganda faaliyetlerini sürdürmesi, milletimizin nazarında bu müstakbel NATO üyesinin bir müttefik olarak ne kadar güvenilir olduğu sorusunu gündeme getirmiştir.

'TERÖR PROPAGANDALARI BU GÜVENSİZLİĞİ DERİNLEŞTİRMİŞTİR'

Terör örgütü mensuplarının son günlerde Stockholm’de sözde flamalarını sergileyip, propaganda yapmaları da maalesef bu güvensizliği derinleştirmiştir. Bu durum terörün promosyonu, finansmanı ve insan kaynağı elde etme konusunda oluşturulmaya çalışılan uluslararası normlarla açık bir çelişki içermektedir. Elbette İsveç makamlarının her terör örgütü konusunda aynı standartları takip etmediği de açıkça görülmektedir. Zira İsveç makamlarının kanunen PKK’dan hiçbir farkı olmayan DEAŞ terör örgütüne mensup kişilere böyle bir tolerans göstermeyeceği herkesin takdiridir. Bu konuda sergiledikleri çifte standart terörün ve teröristlerin hedefi olan ülkelerin yıllardır ortadan kalkması için mücadele verdikleri bir mevzudur. İsveç’in bu konudaki duruşunu değiştirmeden NATO’nun parçası olmaya çabalaması sadece Türkiye değil terörün hedefinde olan diğer ülkeler için de kabul edilemez bir durumdur."

İSVEÇ'E BİNLERCE TERÖRİST BARINIYOR 

İsveç'te kendilerini siyasi sığınmacı olarak gösteren, diğer yandan Türkiye'de birçok suça karışmış, masum insanların hayatını karartmış olan bu insanlarla mücadele edilmesinin Türkiye nezdinde müttefikliğin 'olmazsa olmazı' olduğunu ifade eden Altun, "Eminim ki bir terör örgütü Stortorget’te intihar saldırısı düzenleyip, onlarca insanı katletseydi ve Türk hükümeti bu örgütü himaye etseydi İsveç halkı da bizim bugün hissettiklerimizi hissederdi. İsveç’in böyle bir terör tehdidiyle karşı karşıya olmaması bizleri sevindiriyor" sözlerine yer verdi. 

TÜRKİYE'NİN HAKLI ENDİŞELERİ GİDERİLMEDİKÇE NATO'YA KATILAMAZLAR 

Diğer yandan Altun, yazısında "Ancak açıkça ifade etmek istiyorum ki, İsveç’in NATO’ya katılımı Türkiye’nin bu haklı endişeleri giderilmediği müddetçe mümkün olmayacaktır. Bir saldırı durumunda NATO’nun en büyük ikinci ordusunun sizleri savunmasını bekliyorsanız bu gerçeği kabul etmek durumundasınız" ifadelerine yer verdi.

Yorumlar (0)
Yorum yapabilmek için lütfen üye girişi yapınız!