Yandex Metrica
  • G.ALTIN

    7.254,32

  • DOLAR

    43,8572

  • EURO

    51,6908

  • BIST 100

    14.050,83

  • BITCOIN

    $63.986

KIZILELMA-TOLUN denklemine İngiliz fenomenden F-35 yorumu: Uçak ve mühimmat görevini yapıyorsa efsaneye gerek yok

İngiliz sosyal medya fenomeni Tim Wilson, ASELSAN'ın TOLUN bombasıyla operasyon yürütecek insansız savaş uçağı KIZILELMA hakkında çarpıcı bir analiz yayınladı. Türkiye'nin F-35 programından dışlandıktan sonra kendi taarruz konseptini insansız sistemlerle oluşturduğunu söyleyen Wilson, "Eğer uçak ve mühimmat yapması gerekeni yapıyorlarsa çok ünlü efsane platformlara aslında ihtiyaç yoktur" diyor.

Düşmana ait hassas hedefleri vurmak, cephanelik ve hangarları imha etmek üzere ASELSAN tarafından geliştirilen minyatür bomba TOLUN, F-16 ve AKINCI TİHA'nın ardından insansız hayalet uçaklara da entegre edildi. Derin harekât sırasında KIZILELMA ve ANKA-3'ün temel vurucu mermisi durumundaki TOLUN, oluşturduğu ölümcül etkiyle yabancı analistlerin dikkatini çekiyor. 

Türk savunma sanayiini yakından takip eden Avrupalı sosyal medya fenomenlerinden Tim Wilson, insansız savaş uçağı KIZILELMA'nın geçtiğimiz günlerde bir başka KIZILELMA ile yaptığı kol uçuşunu hatırlatarak bu uçağın TOLUN mühimmatı kullandığına işaret ediyor. 

KIZILELMA'nın pilotlar çağının sona ereceğini müjdeleyen temel işaret olduğunu söyleyen Wilson, ASELSAN üretimi TOLUN bombasının uçuş boyunca operatörle bağlantıda kaldığını ve hedefe isabet öncesi son onayı yine insandan aldığını söyleyip bu durumu 'teknik bir zarafet' olarak tanımlıyor. 

F-35 projesinden dışlandıktan sonra Türkiye'nin savunma-havacılıkta kendi yolunu çizdiğini vurgulayan Wilson, Youtube yayınında ilgi çekici şu ifadeleri kullandı:

"Türkiye bir zamanlar hava gücünün geleceğini F-35 programına bağlamıştı. Bu programın bir takvimi ve bir bütçesi vardı. Uçaklar için para ödendi, pilotlar eğitildi, altyapı hazırlandı; ama sonra kapı kapandı. Uçaklar hiçbir zaman gelmedi. 

Temel nedenler ise kimin konuştuğuna bağlı olarak stratejik, politik, kavramsal yahut ahlakî idi. Aslında Türkiye, Rusya'dan bazı silahlar alarak ABD'nin karar alma süreçlerini tehlikeye atmıştı. Ama önemli olan sonuçtu. Türkiye o uçakların parasını ödemişti. 

Tarih bize, devletlerin bir boşluk dönemiyle karşılaştıklarında buna iki şekilde tepki verme eğiliminde olduklarını gösteriyor. Bazı ülkeler sadece şikayet eder ve bekler. Bazıları ise süreç boyunca doğaçlama yapar ve inşa eder. Türkiye ikinci yolu seçti. Şu anda Türk savunma sanayiinde izlediğimiz şey sadece yeni bir uçak veya yeni bir füzenin ortaya çıkışı değil." 

DAHA AZ ROMANTİZM, DAHA AZ EFSANE, ÇOK DAHA FAZLA MATEMATİK

"Hava gücü tasarımında bir değişime şahitlik ediyoruz: Daha az romantizm, daha az efsane ve çok daha fazla matematik. 

Test edilen şeylere bir bakın: İnsanlı uçakta bir pilotun içgüdüsel olarak uzaklaşacağı kadar birbirine yaklaşmış ve yan yana uçan iki adet insansız savaş uçağı. 

Uzaktaki güvenli bir sığınaktan kumanda edilen ve bir joystick ile yönlendirilen bir şey değil bu; yapay zeka tarafından yönetilen, veri paylaşan, birbirlerini düzelten, kontrollerde tek bir insan eli olmadan uçuş formasyonunu koruyan uçaklar...

Böyle bir şey daha önce bu şekilde hiç yapılmamıştı. Gördüğümüz şey tiyatro yahut hava gösterisi değil, gerçek savaş mantığı için bir prova. 

Bu neden önemli? Çünkü yakın kol uçuşu bir hatayı asla affetmez. Çünkü orası hataların çarpışmalara, çarpışmaların ise enkazlara dönüştüğü yerdir. İnsanlar tüm bunlarla mücadele eder. Ancak makinelerin bunu birlikte ve otonom olarak yapması daha derin bir şeylerin sinyalini veriyor: Bireylerin cesaretinden ziyade sistemlere duyulan güvenin sinyali. İşte bu, KIZILELMA ânıdır.

Hız, şekil veya estetik nedenlerle değil, bir düşünce alışkanlığını kırdığı için... KIZILELMA, pilotun her zaman ağırlık merkezinde olması gerektiği konusundaki o alışılmış düşünceyi yıktı. Burada ağırlık merkezi yapay zeka ile koordinasyondur." 

SON ONAY İÇİN İNSANA BAŞVURAN ÖLÜMCÜL MÜHİMMAT

"İnsan vücudunu kokpitten çıkarın, tüm kısıtlamalar değişir. Oksijenin bir önemi kalmaz. G kuvvetinin yol açtığı etkiler ortadan kalkar. Dayanıklılık, akciğerler ve omurgalar değil, metal yazılım ısısı ve sinyal bütünlüğü daha önemli hale gelir. 

Sadece pilotlu dönemi sona erdirmiyorlar; hava muharebesinin gramerini değiştiriyorlar. Ve ne kadar zeki olursa olsun, bir uçak, felsefesine uyan bir silah olmadan anlamsızdır. İşte burada TOLUN devreye giriyor. 

ASELSAN tarafından geliştirilen TOLUN ilk bakışta kalabalık bir katalogdaki hassas mühimmatlardan biri gibi görünüyor. Kanatlı, güdümlü, isabetli... Ama ona yeniden bakın; önemli olan sadece serbest bırakıldığı noktadan itibaren 100 kilometreden daha fazla süzülebilmesi değil. 

Önemli olan, bunu yaparken nasıl düşündüğüdür. Bir uçaktan bırakılan TOLUN sadece öylece düşmez. Süzülür. Hesaplama yapar. Adapte olur. Bunu daha önce de gördük. Uydu koordinatı kesildiğinde ataletsel navigasyonu kullanır. 

Kızılötesi görüntüleme, gördüklerini kendisine söylenen beklentilerle karşılaştırır. Ve sonra gerçekten alışılmadık bir şey olur. İnsan faktörü, uçuşun son anlarında makineyle boğuşan bir pilot olarak değil, karar verici bir yargıç olarak geri döner. 'Bunu yap', 'şunu yap' veya 'iptal et.' Bu, pilotun döngüde olduğu ândır. Yani mühimmat onay ister. 

Vuruş son birkaç saniyede onaylanabilir, yeniden ayarlanabilir, yönlendirilebilir veya iptal edilebilir. Çoğu silahın fırlatıldıktan sonra sağırlaştığı bir dünyada TOLUN diğerlerinden keskin biçimde ayrılıyor. O insancıl bir mühimmat. Tam otomasyona kısıtlama getiriyor. Uzaktan bakıldığında bu teknik bir zarafet gibi görünüyor. Askerî açıdan bakıldığında ise bu, stratejik bir kaldıraçtır." 

UÇAK VE MÜHİMMAT YAPMALARI GEREKENİ YAPIYORSA EFSANEVÎ OLMASINA GEREK YOK

"Uzun menzil, uçakların yoğun hava savunma sistemlerine yaklaşmasına gerek olmadığı anlamına gelir. Hassasiyet ise aynı etki için daha az mühimmat kullanılması demektir. 'Yerli üretim' ise stokların yenilenmesi gerektiğinde yabancı izin belgelerine gerek olmaması demektir.

Bu kombinasyon, bazı hava savunma planlamacılarının Türkiye'de olup bitenleri neden yakından takip ettiğini açıklıyor. 

İyi takip etmeliler, çünkü hiçbir sistem yenilmez değildir. Ancak fırlatma platformları daha güvenli, daha ucuz ve tahmin edilmesi daha zor olduğunda baskı artar. Bu noktada KIZILELMA ve TOLUN'un bir araya gelmesi bir gösteriş değil; eğer görevini yapabiliyorsa bir uçağın efsanevî olması gerekmediğini gösteren unsurdur.

Mühimmatın da eğer işe yarıyorsa efsanevî olmasına gerek yoktur. Birlikte, tek bir kahraman platformdan ziyade, entegre bir saldırı mantığı oluştururlar.

İşte bu, Türklere 'hayır' denmesinin sessiz sonucudur. Çünkü Türkiye, dünyanın en ünlü savaş uçaklarından birinden mahrum bırakıldıktan sonra öylece durup beklemedi. 

Yeniden düşündü. İnsansız sistemlere, akıllı mühimmatlara, yerli motorlara, yazılım ağırlıklı çözümlere yatırım yaptı. Prestij yerine genişliğe, sembolizm yerine esnekliğe öncelik verdi. Burada bir ironi var. Türkiye'ye verilmeyen uçak, sensörleri, verileri ve karar verme mekanizmasını tek bir mükemmel kokpitte birleştirmek üzere tasarlanmıştı. 

Türkiye şimdi benzer bir hedefe başka bir yoldan ulaştı; bu, istihbaratı tek bir pilotta yoğunlaştırmak yerine makineler arasında dağıtma prensibidir. Bundan sonra ne olacağını tahmin etmek zor. Otonom koordinasyon karşı önlemleri tetikleyecektir. 

Sıkıştırma, sahte sinyal gönderme, siber saldırı ve elektronik karıştırmalar... Hızla birlikte tehlike de hızlanır. Daha hızlı imha zincirleri, düşünmek için daha az zaman, hata payı daha az silahlar ama daha büyük ahlakî sorumluluk...

Ancak gidişat artık belli. İnsan dokunuşu olmadan birlikte uçabilen iki insansız savaş uçağı gerçeği önümüzde. Bu bir bildiridir; hava gücünün tartışmasız kahramanları olan pilotlar çağının sona erdiğini bildiren bir mesaj. Onun yerine daha soğuk, daha kolektif ve belki de daha rahatsız edici bir şey geliyor. 

Reddedilen gelecek, doğaçlama bir gelecekle değiştirildi. Ve doğaçlama sistemler, kontrol edilebileceklerini varsayanları şaşırtma eğilimindedir."

 

TRHABER

Atilla Diş

Benzer Haberler

Daha fazlası →