Yandex Metrica

Sömürgecilerin çanına ot tıkayan adam: Batı'nın kuklaları ondan niçin nefret ediyor?

Sömürgecilerin çanına ot tıkayan adam: Batı'nın kuklaları ondan niçin nefret ediyor?

Batı destekli terör örgütlerine karşı mücadele yürütürken aynı zamanda dünya mazlumlarının umudu olan Türkiye, emperyalist kara propaganda makinesinin bir numaralı hedefi haline geldi. Türkiye'yi ve liderini 'şeytanlaştırma' ajandasıyla hareket eden küresel çaptaki aygıtın yalanlarını ise Prof. Fahrettin Altun yönetimindeki İletişim Başkanlığı boşa çıkarıyor.

Gündem

23.01.2024, 20:59

Yalan haber ve karalama kampanyalarına maruz kalan ülkeler arasında açık ara birinci durumdaki Türkiye, mazlumların sesi olmak ve kendi hükmünü dünyaya duyurmak için tarihi bir mücadele veriyor. Küresel emperyalist propaganda makinesinin Türkiye'ye yönelik yürüttüğü kirli stratejiler, İletişim Başkanlığı'nın etkili çalışmaları sayesinde amacına ulaşamadı.

Ülkeleri bölme, toplumlar arasına fitne sokma ve iç savaş çıkarma ajandasıyla hareket eden zihin yönlendirme aygıtları, Türkiye sözkonusu olduğunda karşılarında İletişim Başkanlığı'nı buldu. İletişim Profesörü Fahrettin Altun başkanlığındaki kurum, enformasyon savaşlarında Türkiye'nin en etkili silahlarından biri oldu. 

Prof. Dr. Fahrettin Altun

Başkanlık, ABD destekli terör örgütleriyle mücadele eden Türk Silahlı Kuvvetleri'nin yalan içeriklerle karalanmasına müsaade etmedi. Mehmetçiğin PKK/YPG ve DEAŞ'a yönelik yurtdışı operasyonları sırasında CIA/Pentagon güdümlü sosyal medya aygıtlarının kara propagandaları Prof. Altun ve ekibinin çalışmalarıyla etkisiz hale getirildi. 

Suriye'nin 3'e 1'ini işgal ederek kendilerine boyun eğmeyenleri göçe zorlayıp etnik temizliğe imza atan ABD ve PKK, sığınmacıların geri dönüşüne alan açmak için askerî operasyon düzenleyen Türkiye'yi 'etnik temizlik'le suçladı. Irak ve Suriye işgalleri süresince 1 milyonu aşkın insanın ölümüne yol açan istilacılar, Türk ordusunu sivilleri öldürmekle itham etti. Fakat atılan bu iftiralar, İletişim Başkanlığı tarafından saatler ve bazen dakikalar içerisinde boşa çıkarıldı. 

2016-2020 yılları arasında Suriye'de, 2020'de Libya'da, 2021'de Karabağ'da ve aynı zamanda son 3 yıldır Irak kuzeyinde yoğun biçimde icra edilen askerî operasyonlar Türkiye sınırlarının güvence altına alınması, kardeş ülke toprağında 30 yıldır süren işgalin sonlandırılması ve Mavi Vatan doktrininin uygulanmasında kilometre taşları oldu. Bu eylemler şüphesiz ki, emperyalist devletlerin çıkarlarına zarar verdi. 

Aynı zamanda Ortadoğu, Afrika ve Asya'da pek çok ülkeyle karşılıklı işbirliği ve savunma anlaşmaları imzalayan Türkiye'nin dış politik arenada ağırlının artması özellikle Batı başkentlerinin alarm durumuna geçmesiyle sonuçlandı. Türkiye'yi ağır biçimde hedef alan kara propaganda faaliyetleri de bu etkinin bir sonucu olarak ortaya çıktı. 

Müslümanların 'uyanışını' etkisizleştirmek ve bu uyanışa önderlik edenleri 'diktatör' olarak yaftalamak isteyenler şimdiye dek karşılarında İletişim Başkanlığı'nı buldu. Kara propaganda aygıtına yönelik mücadele zaman zaman öylesine etkili oldu ki, Yunan gazeteleri bile "Fahrettin Altun'un Yunan versiyonunu göreve getirmeliyiz" demekten kendini alamadı. 

İstanbul'u Yunan toprağı gibi göstermeye çalışarak zihinleri buna 'alıştıran' Amerikan medyası da, Adalar Denizi'nde sığınmacı botlarını batırırken akılalmaz biçimde Türkiye'yi suçlayan Atina yönetimi de karşılarında hep İletişim Başkanlığı'nı buldu.

Rusya-Ukrayna savaşında tarafsız kalarak her iki ülkeyle temas hattını açık tutan ve böylelikle Tahıl Koridoru Anlaşması'nı hayata geçirerek dünyayı olası bir gıda krizinden kurtaran Türkiye'nin çalışmalarını uluslararası medyaya anlatan da yine Prof. Altun yönetimiydi.  

Prof. Altun'un mazlumların hakkını emperyalistlere karşı koruyan tavrına muhalefetin yaklaşımı ise manidar oldu: Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi, İletişim Başkanı Altun'u, Adolf Hitler'in propaganda bakanı Joseph Goebbels'e benzetti...  

Sosyal medyada gündem olmuştu: Anaokulunda otizm ayrımcılığına soruşturma! Sosyal medyada gündem olmuştu: Anaokulunda otizm ayrımcılığına soruşturma! Haberi Görüntüle

MANİPÜLASYONA DARBE: SOSYAL MEDYA YASASI 

Türkiye, sosyal medya manipülasyonu ve yalanlarla etkin mücadele için 2022 yılında 7418 sayılı yasayı hayata geçirdi. Kamuoyunda 'Sosyal Medya Yasası' olarak bilinen kanun, 'halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma' faaliyetini suç olarak tanımlıyor. 

Hazırlanmasında İletişim Başkanlığı'nın önemli katkılar sunduğu ve Türk insanını emperyalist şebekenin zihin yönlendirme faaliyetinden korumayı amaçlayan bu yasa, muhalefet kesimleri tarafından geçtiğimiz yıl 'sansür yasası' olarak nitelendirildi. 

Oysa benzer yasalar daha da sert içeriklerle Avrupa ülkelerinde bir bir hayata geçiyor. Gelişmelerin, 'algı yönetimine darbe' olduğunu düşünen Amerikan şirketi Twitter ise dezenformasyona faaliyetine tepki amaçlı imzaladığı protokolden çekildi.

İletişim Başkanı Fahrettin Altun sosyal medya hesabındaki son mesajında bu ilginç gelişmeye işaret ediyor. 

ATA-AÖF final sınavı bugün mü, ne zaman? ATA-AÖF final sınavı bugün mü, ne zaman? Haberi Görüntüle

Piknikçilere üzücü haber: Valilik resmen duyurdu! Artık o alanlara giriş yasak Piknikçilere üzücü haber: Valilik resmen duyurdu! Artık o alanlara giriş... Haberi Görüntüle

ALTUN: MÜCADELEMİZ TAVİZSİZ SÜRECEK 

'Hakikat savunuculuğu ve dezenformasyonla mücadeleyi tavizsiz olarak sürdüreceklerini' belirten Altun, şu açıklamayı yaptı:

Medya ve iletişim dünyasında ilginç bir gelişme yaşandı. Twitter şirketi, Avrupa Birliği ile sosyal medya platformları arasında imzalanan “2022 Dezenformasyona İlişkin Güçlendirilmiş Uygulama Kuralları” isimli protokolden çekilme kararı aldı. Bunun üzerine Avrupa ülkelerindeki bazı kamu otoriteleri bu durumdan duydukları rahatsızlıkları dile getirmeye başladılar. Tam da bu süreçte hem ulusal hem uluslararası kamuoyuna Türkiye’nin tutum ve duruşunun hatırlatılmasının faydalı olacağını düşünüyorum.

Türkiye’de 2022 yılında yayımlanan 7418 sayılı “Basın Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile internet haberciliğinden çocukların dijital ortamda korunmasına kadar pek çok alanda gerekli düzenlemeler yapılmış ve “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suç olarak tanımlanmıştır.

Türk Ceza Kanununun ilgili maddesinde de 'sırf halk arasında endişe, korku veya panik yaratmak saikiyle, ülkenin iç ve dış güvenliği, kamu düzeni ve genel sağlığı ile ilgili gerçeğe aykırı bir bilgiyi, kamu barışını bozmaya elverişli şekilde alenen yayan kimse'nin cezalandırılacağı açıkça belirtilmektedir.

Diğer taraftan yine 7418 sayılı Kanun uyarınca, Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılara Türkiye’de bir temsilci belirleme, kişiler tarafından yapılacak başvurulara, başvurudan itibaren en geç 48 saat içinde olumlu ya da olumsuz cevap verme, istatistiksel ve kategorik bilgileri içeren Türkçe hazırlanmış raporları 6 aylık dönemlerle bildirme gibi yükümlülükler getirilmiştir.

Dezenformasyon, bugün ulaştığı boyutlar itibarıyla önümüze koyduğu ulusal ve bölgesel tehlikelerin yanı sıra tüm ülkeleri ve uluslararası toplumun tamamını ilgilendiren bir tehdide dönüşmüştür.

Dezenformasyonla mücadelenin önemli bir ayağı ise hiç şüphesiz uluslararası iş birliğinin ve kararlılığın gösterilmesidir. Bu kapsamda ilgili tüm platform, kurum ve kuruluşları dezenformasyon gerçeğini ve bununla mücadele için uluslararası iş birliğinin gerekliliğini hiçbir çifte standart uygulamadan kabul etmeye ve ilgili adımları atmaya davet ediyorum.

Fransa’nın Dijitalleşme ve Telekomünikasyondan Sorumlu Bakanı Jean-Noel Barrot, geçen hafta açık ve net bir biçimde kurallara uymaması durumunda Twitter’ı yasaklayacaklarını duyurdu. Sayın bakanın kamu düzeni ile ilgili hassasiyetini çok iyi anlıyoruz. Anlamadığımız husus ise Türkiye söz konusu olduğunda Batılı meslektaşlarımızın niçin kamu düzeni ile ilgili hassasiyetlerimizi görmezden geldikleridir. 

Bugün AB üyesi ülkelerin yetkilileri gibi biz de hiçbir sosyal medya platformunun dezenformasyon merkezine dönüşmesini istemiyoruz. Ne var ki biz bu mücadeleyi hem sözüm ona tarafsız görünen ve fakat tarafgir bir şekilde Türkiye’de siyasete müdahale etmeye çalışan sosyal medya şirketlerine karşı, hem de Türkiye’deki dijital iletişim platformlarını kamu düzeni namına regüle etme girişimlerimizi engellemeye çalışan Batılı devletlere karşı vermek durumunda kalıyoruz.

Avrupalı dostlarımız bilmelidir ki, biz yasakçı ve vesayetçi zihniyetle mücadele kadar, başta dezenformasyon olmak üzere toplumu kutuplaştıran her türlü yıkıcı faaliyeti bertaraf etmeyi asli vazifemiz olarak görüyoruz. Bu konudaki tecrübelerimizi Batılı dostlarımızla paylaşmaktan büyük bir memnuniyet duyarız.

Bir kez daha belirtmek isterim ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu hakikat savunuculuğu ve dezenformasyonla mücadele vizyonu çerçevesinde vatandaşlarımızın hak ve hukuklarını korumak için gereken her türlü adımı atmaya devam edeceğiz.

Dünyada en çok dezenformasyona maruz kalan ülkelerden biri olarak dezenformasyonla mücadelemiz taviz vermeden kararlılıkla devam edecektir.

Habere Tepki Ver

0

0

0

0

0

0

0

0


Bakmadan Geçme

Tümünü Gör ››

Loading