Ya gerçek diplomalılar ve paralelin gücünü küçümseyen aymazlık?
Haydi, Yeni Söz'ü katmayalım. Lakin Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Başbakan Davutoğlu gibi, vahameti konusunda adeta kendilerini paralayan insanlara karşın Fetullahçı Terör Örgütü'ne dair genelde gereken ciddiyet gösterilmiyor gibi.
Bir ülkenin görüp görebileceği en tehlikeli örgüt ile ilgili açıklamalarda, haberlerde, değerlendirmelerde nedense tuhaf bir hafife alma hissediliyor.
Evet, en tehlikeli çünkü hiçbir terör örgütü bir hukuk devletinin kadrolarına bu denli sızıp, üstüne hâlihazırdaki yasaların güvencesiyle kendini ‘dokunulmaz' kılamaz.
Milyonlarca vatandaşı ‘Müslüman, dindar, hayırsever' kisveleri altında kandırdığı ortaya çıktığı halde onların içinde hala masum olabileceğine dair şüpheleri taze tutamaz…
Hiçbir terör örgütü hakkında sürdürülen yasal davaları dahi kolayca insanların aklına kendilerine yapılan gereksiz ya da rövanşist kalkışmalar olarak yerleştiremez.
Devletin üst kademelerinde görev alabilecek kabiliyete sahip dürüst insanları Alevi, Kürt, Müslüman olmayan, eski solcu yaftalarıyla engelleyip, yaptıklarını da kolayca AK Parti hükümetinin bir uygulamasıymış gibi gösterebilecek kadar etkisini sürdüremez.
Hiçbir terör örgütü yaptıkları ya da yapmak istediklerini hafifleştiren, önemsizleştiren, ‘adam ne olmuş' saflığına indirgeyen haberleri bu kadar rahatça ve kolayca yazılı ve sosyal medya aracılığıyla üretip, yayamaz.
‘Tek başına kalsam bile bu mücadeleyi yürüteceğim' diyen bir liderin partisinde ve onun hükümet ettiği kadrolarda elini kolunu sallayarak pervasızlığına sürdüremez.
Hiçbir terör örgütü devletin demokratikleşmesi yerine, memleketin seçilmiş Cumhurbaşkanı'nı koltuğundan etmeyi kendilerine politika edinmiş, siyasi partilerin, STK'ların, basının, meslek örgütlerinin, akademisyenlerin, sanatçıların içine bu kadar kolay sızıp, onlara her istediğini yazdırıp, söyletemez.
O halde bu aymazlık niye?
Ortaya saçılan rezillikleri ülkenin başına örmek istediği belanın büyüklüğüyle kıyaslandığında dev bir buzdağının görünen ucu kadar olan bir örgüt bu denli bir hafiflikle nasıl değerlendirilebilir?
Ya vakti geldiğinde zorbalıkla siyasi erki alaşağı edip, devleti maşası olduğu güçlerin kuklası haline getirmeyi amaçlayan bir örgütün sadece emniyette, yargıda belki biraz orduda etkili olduğu algısının yaygın olmasına ne demeli?
Örgütün kadrolaşma planını, sahte diplomalarla destekleyerek etkinleştirebileceğini ‘basit bir işbirliği' gibi gösterebilenler bu kadroların dışındaki alanlarda emir bekleyen gerçek diplomalı kriptolar için ne düşünüyorlar acaba?
Sahte diploma skandalından sonra, Devlet Personel Başkanlığı, kayıt altındaki 3 milyon kamu personelinin bilgileri ile diplomaları karşılaştırmayı düşünüyor.
Peki, her bakanlığın kendi bünyesinde çalışan sahte diplomalı kamu personelini tespit etmek için yürüteceği çalışmaları kim yapacak? Değerlendirmeleri yapacak kişilerin FETÖ'ye dair düşünceleri, duyguları konusunda bir araştırma mevcut mu?
MEB sahte diplomalı personeli tespit etmek için 1 milyon 30 bin personelin bilgilerini YÖK'e ilettiğinde aldığı cevap, insana bu soruları sorduruyor maalesef. YÖK'e göre iletilen personelin sadece 400 bininin bilgileri mevcut. Geri kalanı ise sisteme yüklenmiş değil.
Sadece MEB'de 600 bin küsur personelin bilgisi nasıl ve ne maksatla sistemde yer almıyor? Bu bir işgüzarlık mı, teknolojik yetersizlik mi yoksa epey hafife alınan FETÖ'nün bilinçli bir kamuflaj çalışması mı?
FETÖ etkinliği konusunda ayyuka çıkmış emniyet, yargı gibi kurumlarda bugün hala karar mekanizmalarında yer alabilecek kadar varlıklarını sürdürebilen örgüt üyeleri varken diğer meslek grubundaki kriptolar hakkında kim ne biliyor?
Binlerce öğretmenin, üniversite görevlilerinin, gazetecilerin, doktorların, avukatların, mühendislerin, belediye yetkililerinin, STK üyelerinin yaratabileceği tehlikenin yakalanan polis müdürünün, savcının veya gazetecilerin yaratabileceği tehlikeden daha az olacağından kim ve nasıl emin olabiliyor?
Mesela örgüte bağlılık yemini etmiş nice kritik rollerdeki mühendisler veya doktorlar için istenildiğinde tehlikeli ve kaotik eylemlere girişmek devletin istihbaratı bilgilerinin dünyaya servis edilmesinden daha mı zor?
‘Gün gelecek devran dönecek' öfkesiyle vaktin gelmesini bekleyenlerle, onların neler yapacağını bilinçli bilinçsiz hala hafife alanların ortasında Allah yardımcımız olsun.