Türkü dinlemeyenin Türk milletine mensubiyeti noksandır
-----
2021-11-08 00:00:00
<p>Önce
türküler vardı milletimizin dil evinde. Sonra diğer mûsiki formları yer almaya
başladı: Şarkı, ilahî, tasavvuf mûsikîsi... İnsanımız gönlünü ve kalpgâhındaki
hislerini türkülerle dile getirir. Türkü, bir anlatma ve hissetme vasıtasıdır.
Türkçemizin dildârı, taşıyıcısı olarak milletleşmemizin coşkun ırmak gibi akan
kaynaklarından biridir.</p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin"> </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin">EVVEL TÜRKÜ VAR İDİ<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Türkü
</span><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin">ne güzel, ne sıcak bir kelime; insanı yüreğinden tutar, gönlüne ve
dimağına girer. Sonra fikrine ve fiiline sirayet eder ve bir sıtma hastalığı
gibi yakar kavurur. Türkü Türk’e ait demektir ki,
gönüllerin ve Türkçe’nin imbiğinden süzülüp meydana gelir. Bundan dolayıdır ki,
edebiyatımızın manzum eserlerinden ve yüreklerde pişerek demlenen şiirlerden
bestelenir. Türk Milleti’nin kendi adından doğan türküler diğer milletlerin
müziklerinde olmayan bir mensubiyet şuuru oluşturur. 14. Asra kadar yır, ır, makam, hava, ezgi
olarak ifade edilen ilk millî mûsikîmiz türkü, 15. asrın başından itibaren
içtimaî bir yaygınlık ve derinlik kazanarak “türkü” nâmıyla gönüllerde bir daha
değişmezcesine tahtını kurar. Nasıl ki, Mevlevîler için ney’in nağmeleri Allah
aşkının mânevî bir vasıtasıdır. Türkülerin nağmeleri ve onu meydana getiren
bağlama da gönlümüzün sesini teganni eden hürmete şâyan bir sazdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin">“HALK
MÜZİĞİ” İFADESİ TÜRKÜYE HAKARETTİR<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:
13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-theme-font:minor-latin">“Türk halk müziği” ifadesi yanlıştır ve
türkülere hakarettir. Bizim geçmişimizde halkla münevver arasında inanç ve
kültür bakımından mahiyet farkı yoktu ki, halk başka, münevver başka âlemin
ezgileriyle gönüllerini şad eylesin. Derece ve incelmişlik bakımından zevk
farkı vardı. “Halk müziği” ifadesi Kemalist ideolojinin Rusya ve Avrupa’dan
kopya ederek sözde Türk kültürünü yeniden târif ve düzenleme plânının bir
parçasıdır. Türkiye’de “Halk türküsü” ve “halk mûsikîsi” diye bir ayrım yoktur.
Değişmez tek ifadeyle “Türk mûsikîsi” vardır. Millet mûsikîsidir bunu adı. Şarkılar, ilâhiler, türküler mahiyet olarak
birdir. Bu adlandırma kendi içinde tarzına göre birçok kola ayrılır. Millî Türk
mûsikîsinin anası ve zeminidir türkü. Mûsikî İslâmî edep ve ölçüler içinde
kaldıkça bâzılarının dediği gibi haram değildir. Hz. Mevlâna’ya göre bu mânada
müzik “Allah âşıkları için ruhun gıdasıdır, çünkü onda gerçek Sevgili’ye
kavuşma ümidi vardır.” Dede Efendi’ye göre insanlığın ahlâkını arındıran
mukaddes bir ilimdir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;color:black"> </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;color:black">TÜRKÜ TÂRİFLERE SIĞMIYOR<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Gönlümüzün
şifası aziz türkülerimizi gönlümden fışkıran bir aşkla türküye dair
yazılarımızda çokça târif ettim. Haddimi aşmadan, türkünün târifini bin yıllık
türkülerimizin müdafîi şair ve türkü ustası Ragıb Karcı’nın “<i>Türkü Dinleme
Temrinleri” adlı</i> kitabındaki satırlara bırakmak istiyorum. Türküyü
gönlümüzün ve millî kimliğimizin bir parçası olarak târif ediyor: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;color:black"> </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;color:black">“NE BİZ TÜRKÜLERİ BIRAKITIZ, NE TÜR TÜRKÜLER BİZİ”<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:
13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-theme-font:minor-latin">“Türkü yakılır, yakıldığı için de yakmak için
yürek arar. Bu yürek bir pervanenin kanadı, bir aşığın sevgilisinin saçlarına
takılı kalmış gönlü, bir yerlerde kapanmış bir yara olabilir. (s.9) Ne biz
türküleri bırakırız ne türküler bizim yakamızı...” (s.9-68) “Türküler hem
sesleriyle hem de sözleriyle ümmi ve melûldürler. İrticalî oldukları için
kalbin tam aynasından çıkarlar. (s.68) Türkünün hiçbir kelam ve ahenk hazırlığı
olmadan ortaya çıkmıştır. Herhangi bir bilgiye sahip olmadan ve ihtiyaç
duymadan dil ve gönül hazinesinde ne bulduysa onu dışarı verir. Kalbin ümmi
hâlinden zuhur ettiğinden dolayı hesabı kitabı yoktur. Îmâ eder. (s.19)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin">“TÜRKÜ BİR
MELÂLDİR, İNİLTİDİR, ÜMMÎDİR”<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:
13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-theme-font:minor-latin">Türkü bir melâl, bir iniltidir. Melâl insanın
yaşadığı gam, kasavet, keder duygusunu türküyle birleştirip ortaya çıkaran
cevherdir. Türkü ümmîdir ve türkünün ümmîliği bundandır. (s.90) “Türkü hesap
kitap yapmadığı için hakikati dinleyicinin yüzüne vurmadan, adalet duygusunun
arkasında dolaşarak yüreğine üflemek. Sonrası dinleyicinin yüreğindeki aşk
atının kanat gücüne bağlı bir şeydir. (s.69) Türkü anlatılmaz, dinlemek lâzım.
(s.69) Türkü dediğimiz vakıa bir mûsiki meselesi değildir. (s.89) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;color:black"> </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;color:black">“TÜRKÜ AKILDAN ZİYÂDE İRFANDIR”<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Türkü
dediğimiz şey bize ihsan edilmiş olan Muhammedî melâli hakkıyla idrak etmemize
yararsa türküdür. (s. 92) Türkü ortaya çıkarken bir şiir ve müzik bilgisi ile
donanmış değildir. Türküyü yakan da
türkünün kendisi de dünyayla ilgili bir talep sahibi değildirler. (s.121)
Türkünün hedefi akıldan ziyâde irfandır. (s. 125) Türkü hikmeti gözetmez.
Sadece olan bakar. Tasavvufta da hayatın getirdikleri, îmanımızın hayatımıza
dair bize emrettikleri üzerinde hikmet aranmaz. Bu bakımdan türküler sofîdir.
(s.126.) Türkü hikmetli söz söylemek için yakılmaz. Hikmet kendiliğinden
yakılan ateşin, türkünün içinde vardır. (s.129)</span><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:
13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-theme-font:minor-latin">Gönlümüzü âbad eden bu satırlardan
anlaşıldığı üzere, türküler irfan dilimizin bir unsuru. Bu muhteva başka hiçbir
milletin mûsikîsinde yoktur. Türküler Türk milletinin asırlar boyunca devam
eden güzel ve hakiki Türkçesidir. Türküler bağrı yanık Anadolu insanının gönül
ve sevda dilidir. Türküler bağlama ile icra edilmeli. Türküleri ezgiye döken
sazların ilk ceddi bağlamadır. Gönlümüz bu bağlamadan çıkan sese bir ilahî
sayha gibi tutulmuş ve akortlanmış... Bundandır ki klasik türkülerimiz gibi,
bağlama da yozlaştırılmadan devlet eliyle korunmalı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin"> </span></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin">EĞLENCE VE “HAZ MÜZİĞİ” DEĞİLDİR TÜRKÜLER</span></b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:
13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-theme-font:minor-latin">Eğlence ve haz “müziği” değildir türküler.
Türkülerimizin çoğu tasavvuf kaynaklıdır. Tasavvuf, Müslüman Türklerin hayat ve
duyuş tarzı olduğu içindir ki türkülerimizde tasavvufî duygular çokça yer alır.
Türküler bir baştan bir başa Müslüman Türk milletinin duygularını, gönül
âlemini, düşüncelerini, inançlarını, kahramanlıklarını beşerî ve ilahî aşkını
söyler. Dinî hislerimiz, hüzün, gurbet, sosyal hâdiseler başta tasavvufî
kaynaklı türkülerimiz olmak üzere bütün klasik şarkı ve ilahîlerimizde yer
alır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin"> </span></b></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin">TÜRKÜLER TASAVVUFA DAYANIR<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoBodyText" align="left"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin">Tasavvufî
yaşayış ve duyuşu kalplere, gönüllere cezbe ile aktaran bir güce sahiptir.
Türkülerimiz öylesine derin ve iksirli nağmelerdir ki, Yûnus Emre’den, Mevlâna’dan, Hacı Bektaş-ı
Veli’den ve tekke kaynaklı cümle ozan, âşık ve şairlerden beslenerek ulvî
aşkın, sevdanın, itikadın, güzel amel ve kulluğun icaplarını cezbeli bir
şekilde kalp ve dimağımıza düşürür. Türkülerde beşerî sevda, aşk, ölüm, gurbet,
hasret, hüzün, şikâyet, yokluk, sevinç gibi hâller de dile gelir, mânevî olan
da… Tekke ve dinî şiirlerimizin türkü formunda bağlamayla icrasını dinleyenler
bu cezbeyi iyi bilirler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:
13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-theme-font:minor-latin">“Azrail serime çöktüğü zaman / Kırılır
kanadım kol yavaş yavaş / Mevlâm nasip etsin din ile îman / Akar gözlerimden
sel yavaş yavaş / Yüksek uçar gönül yorulur bir gün / Nizam terazisi kurulur
bir gün / Herkesin ettiği sorulur bir gün…” mısraları âşıkların bağlama ile
söylediği tasavvufî bir türküdür. Bu türkü ecelin mutlaka geleceğini, ölümün
Hak olduğunu anlatan dînî nasihattir aynı zamanda. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:
13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-theme-font:minor-latin">Ve şu türkümüz: “Daha senden gayri âşık mı
yoktur / Nedir bu telâşın vay deli gönül / Hele düşün devr-i âdem' den beri /
Neler gelmiş geçmiş, say deli gönül / (…) Gördüm iki kişi mezar eşiyor / Gam
gasavet gelmiş, boydan aşıyor / Çok yaşayan yüze kadar yaşıyor / Gel de bu
dünyayı yor deli gönül / Mevlâm kanat vermiş uçamıyorsun / Bu nefsin elinden
kaçamıyorsun / Ruhsatî dünyadan geçemiyorsun / Topraklar başına vay deli
gönül…” Bu türkü nefsin dünyaya olan meylini kırmak istiyor. Dünyada bâki
kalınamayacağı ve asıl vatanın âhiret olduğunu dile getiriyor. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:
13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-theme-font:minor-latin">“Gel ha gönül havalanma / Engin ol gönül
engin ol / Dünya malına güvenme / Engin ol gönül engin ol / Bu dünyanın halı
böyle /Yalan yahşi geçer şöyle / Söyledikçe engin söyle / Engin ol gönül engin
ol” türküsü bir insan-ı kâmil gibi, bize kibirlenmememizi, dünya malına
güvenmememizi, alçak gönüllü olmamızı nasihat ediyor.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:
13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-theme-font:minor-latin">Bundandır ki türküler Türk milletinin
vazgeçilmez sanat değeridir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:
13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-theme-font:minor-latin"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:
13.0pt;font-family:"Calibri","sans-serif";mso-ascii-theme-font:minor-latin;
mso-hansi-theme-font:minor-latin">([email protected]) <o:p></o:p></span></p>