Türkistanlılık yahut kendözümüzün büyük birliğine doğru
-----
2023-10-10 00:00:00
<p>Turancılık
büyük vatan olan ve işgale uğrayan Türkistan’da bir birlik, bağımsızlık ve
medeniyet davasıdır. Anadoluculuk ise tarihi şartlar içinde elde kalan
Türkiye’de birlik, bağımsızlık ve medeniyet davası idi. Bu akımlar muayyen dönemler
içinde ortaya çıkmış ve esasen Türk medeniyeti yani toplum/millet, devlet ve
şehir/vatan payidar olsun diye gayret eden milliyetçilerin ortaya attığı, derdi
memleket ve millet olan hareketler idi. Kendi devir şartlarında birbirlerine
karşı bazı itirazi karşılaşmaları olduysa da Nihal Atsız ve Nurettin Topçu gibi
iki adam gibi adamı 21. asırda kavga ettirmenin Türkler’e ne faydası vardır
bilmiyorum. Atsız Bey erbabının bildiği <i style="font-family: "Times New Roman", serif; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Bir
Felsefe Öğretmeninin Yanlışları</i> yazısında Topçu Bey’e eni konu cevap verir
ama fikri namus olan bu adam şunları da der ki bu nedense dile getirilmez: “<i style="font-family: "Times New Roman", serif; text-align: justify; text-indent: 35.4pt;">Bilgisini ve zekâsını daima beğendiğimiz Nurettin
Topçu’da bir “büyüklükten korkma” hastalığı var ki, onu birtakım haksızlıklara sürüklüyor
ve kendi halinde ülkücüler olan Turancılara karşı yakışıksız sözler söyletiyor.
Türkiye’yi daha büyük görmek ülküsünü yani Turancılığı, milliyetçiliğin
antitezi diye anlamak, başka türlü tefsir olunamaz. Anadolu’nun destan
kahramanı Köroğlu bile, at koşturmak için: “Anadolu’nun eni iyi, ama boyu
kısa!” dememiş mi? Bu, milletin yaratılışındaki büyüme isteğinin ifadesi değil
midir?</i>” Atsız Bey gibi sözünü
esirgemeyen birisi her halde Topçu Beye rüşveti kelam etmemiştir. Meselenin
esasında bahsettiğimiz derdin olduğu ve kendi geleceğini arayan vatanpervelerin
yol aradıkları ya da yol açmaya çalıştıkları sırada farklı tercihlerle
yürüdükleri ama aynı şeyin yani Türk milletini yüceltmek derdinde olduklarını
söylemek gereklidir. Dünyanın bugün geldiği yerde, Sovyet sonrası dönemde, Türk
dünyasının hali hazırında görüleceği üzere şu bulunduğumuz anda kendi içimizde
mevziler açarak geleceğe yürümek kabil değildir.</p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt">Tarihin dönüm noktasındayız. Türkistan’da 6 devletin bayrağı
müstakil dalgalanıyor. Coğrafi olarak konumlanmaya bakacak olursa
Türkiye-Azerbaycan arasındaki pürüz kalktığı zaman Türk Dünyası coğrafi ve
siyasi olarak yan yana konumlanmış durumda. Haritaya bakıp bunu fark edip
üzerine düşündük mü? Rahmetli hocam Prof. Dr. Şerif Baştav derslerde gözleri
dolarak bize Pan-Türkist, Turancı dediler, diyerek gözleri yaşararak anlatırdı.
Türkçülük-Turancılık davası herkesi malumudur. O günler geçti. Dileriz Türk
kavramını ideolojik bir sapma, milliyetçiliği de Türklerdeki haline bakmadan
ırk sevicilik gören genetiği yoz fikriyat ülkemizde yeniden imkân bulmaz.
Bunların ötesinde bugün Turancılık fikri ya da Anadoluculuk fikrinin ortaya
çıktığı şartların ilerisinde bir yerde ve zamandayız. Türkistan’da müstakil
devletlerimiz var. Bu romantizm değil tarihin önümüze getirdiği bir fırsat.
Coğrafya kader ise tarih diyor ki sizi coğrafya üzerinde tespih tanesi gibi yan
yana dizdim. Kıbrıs’tan Türkiye’ye ta Doğu Türkistan’a kadar omuz omuzasınız.
Bunun farkında mıyız? Peki burada dalgalanan 6 bayrak bize ne söyler? Demek
istiyoruz ki birileri Türk birliği elbet kurulacak, bir gün olacak Rusya, Çin,
Amerika, İsrail vs. şöyle olacak, yıkılacak; böyle olacak dağılacak falan derken
tarih o birliği coğrafyada kurdu bile. Farkında mıyız? Siyasi olarak 6 devleti
yan yana koydu. Ve bunu kan dökmeden ve para harcamadan yapıverdi. Lakin biz
hala peteğe bal taşıyan arılar olamadık. Münferit çabalara medyunu minnetiz. Türk
Devletleri Teşkilatımız var, var olsun. Lakin birlik fikirde, gönülde ve işte
olmadıkça temennilerle bir yere kadar gidebiliriz. Burada duygusal olarak
herkesin bir Türk dünyası fikriyatı ve ülküsü ile yaşadığını milletimizin
farklı coğrafyalarda birbirine kucağını açmış bekleyen fevkalade ideal ve
hayali netlikte bu ülküyle motive olmuş olduğu zannıyla hareket etmek çok yerde
sukutu hayale yol açabilir. Gerçekçi olmak ve kendözümüzün peşinde yürümek
lazımdır. Evet bu 6 devlet kökleri, tarihi, dili ve dini gibi çok unsurlarıyla
müştereklere sahiptir. Lakin buralarda umumi bir medeniyet oluşturmaya dair bir
mefkure çerçevesi var mıdır? Daha önemlisi bu coğrafya tarihin ve dünyanın
göbeği; siyasi, sosyal ve ekonomik kaynakları ile kürede etki potansiyeli olan
lakin bunlar yer altında yatan madenler gibi zamanın ruhu tarafından örtülen
bir gizli hazine durumunda. Hala bazı güç merkezleri buralarda sinir uçlarıyla
oynayabiliyorlar! İnsan henüz medeniyetçi bir asabiye yahut gerilim içinde
değil. Umutsuzluklar, bezginlikler hayatı yormaya devam ediyor. Fikirlerimiz
ittihat etmiş durumda değil sanki. Türk olma bilinci geçmişe dair romantik ve
kültürel bir bağ olarak bizi yakınlaştırmaya başlamışsa da henüz bizi müstakil
bir hareket yapısına ulaştırmış değil. İşte Türkistan’dan Türkiye’ye yahut tam
aksi istikamette sınırları bitişik bir Türk dünyası kurulu halde. Tarih o tüm
devasa serveti olan güçlere, devletlere, gizil güçlere vs.ye rağmen Türk
burclarında doğdu, doğuyor. Mesela yapılacak basit bir pasaport anlaşması ise
Türkiye’den Azerbaycan’a ulaşım başladığında Türk dünyasında bir kimlikle
dolaşmak hali hazırda mümkün. Farkında mısınız? Romantizm değil bu açın
haritaya ve Türk dünyasının ve devletlerinin konumuna ve durumuna bakın. Lakin
o birliği biz kendi gönlümüz, aklımız ve fikrimiz de yapabilemedikçe tarihin
önümüze koyduğu bu imkan ber-heva olacak; boşa gidecektir. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt">21. asır şartlarında Turan ülkesinde 6 bayrak dalgalanıyor.
Bunlardan biri Anadolumuz yani Türkiye’de diğerleri Türkistan’a doğru geniş bir
coğrafyada. Milletimizin gönül ve kültür sınırları ise bunun çok daha
ilerisinde. Bugün için artık yeni sözler söylemek ve daha önemlisi mağaramızdan
çıkıp medeniyetçi milliyetçilik uyanışı ile Türkistanlılık çatısında Türkler ve
daha önemlisi nizamı alem mefkuremiz gereğince tüm insanlık için iyi niyet ile
hareket edip ortak iyiyi büyütmek zamanıdır. Türk törelidir. Töre kutludur. Kut
bilgeliktir ve tengriken yani Tanrı’nın rengine ve manasına boyanan bir
ülküdedir. Bugün Turan-Anadolu birleşmiş ve gelecekte güneş Kaşgarlı Mahmud’un
mazide dediklerini hatırlatır şekildedir: <i>Gördüm ki Allah devlet güneşini Türk burçlarına
doğduruyor, bütün felekleri onların hükümranlığına döndürüyor. Onlara Türk
adını verip hükümran kılmış ve onları insanlığın başına getirip hak yolda
desteklemiş, onları dönemin hakim gücü kılmış, insanların idaresini onların
eline vermiş.</i> Bugün
coğrafya, tarih bize el vermiş durumda. Türkistanlılık bu müstakbelin
coğrafyamızda efsanelerimizden/destanlarımızdan başlayıp bugüne kadar gelen
yolculuğunda Ok-yay medeniyet teorisi ile medeniyetçi milliyetçilik içinden
toplum-devlet-şehir birliği doğrultusunda kendimize; kendözümüze bakmanın
imkanını anlatan bir teklif ve fikir olarak Nihal Atsız ve Nurettin Topçu
ufkundan gelen hasıla ile geleceğe medeniyetçi bir hareket ile yönelmenin
iradesi ve idraki olarak, mavi gök yağız yer arasında bir nizam temennisi ile
ifade edildi, ediliyor. Birleşmenin imkanını aramak varken tefrikaya koşmak
bizi kendözümüzden cahil ve fakir bırakmıyor mu? Türkistanlılık Türkistancılık
değildir! Kudüs’ü sevmenin Kudüscülük olmadığı gibi… İnandığı gibi yaşayanlar
yaşadıkları ile hayata değer katabilirler.</p><p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:35.4pt">Vesselam </p>