Türkiye'nin Marks anlamsalına söylencesi

-----

<p>Tarih anlatımında esas olan devlet kimliğinin –ulusa- söyledikleridir. Tarih ilmi bunu kabul etti mi? Hayır. Devlet, ulusun önce-<i>si-</i>li midir? Bu konu konumuzun dışındadır. Lakin m<i>odernite </i>bunu böyle buyurur,-du. Ne dedi? Türkiye neden <i>antikite</i>nin takibindedir?&nbsp; Aksini söyleyen nadiren çıkar. <i>Modernite</i> tarihi saklar mı, saklamış mı? Modernite konunun son bağlamıdır.&nbsp; Şüpheniz mi var, modernite adına? Hayır, elbette -o-, bunu yaptı, yapmaya da devam ediyor. <i>Modernite</i>nin tarihle ilgili derin yargılarını tek bir kabiliyete indirgemesi meselesi devlet kimliğini antikitenin kutsallığından alıp başka bir zaman dilimine dahil etmesidir;<i> ki</i>, –mesele bir çok açıdan tartışılmaya Marksist anlamsal üzerinden devam eder. Başka bir zaman dilimi nedir? O dilim, İslam ülkelerinin başat kavramı olan –<i>muhassır’ül devlet- </i>değildir. Öyle ise nedir? Devlet kimliği ulusun yönetici kimliğinin eline geçtiğinden beri tarih bir dolu anlatılanlar kadar bir o kadar anlatılmayanlarla kavga halindedir; yani –mesele biraz mücadele-, dir<i>. –Doğu/Batı böyle bir şeydir, bilmeyenler için.-</i> Anlatılmayanlar kimin elindedir? <i>Das Kapital</i>’in anekdotları neden modernite üzerinden yürütülür? Kesinlikle böyle yürür. -Lakin konu dağılmasın.- Peki, <i>Das Kapital’</i>in tarih anlatımı antikitenin yeniden doğumunu ne üzerinden gizli gizli –denedi? Yine geçelim. Kronikler kimin çözüm ve gözlem hanesinde ise onundur. Bu kadar önemli mi mesele? Bu kadar önemlidir. Evet.</p> <p class="MsoNormal"><i>Kronik</i>lerin sır çözme satırlarına müracaat edilmeden Marks’ın üstünkörü söyledikleri anlaşılabilir mi? Söyledikleri aslında üstün körü değil, bizzat kroniklerin gizemli dilinin yavaşça tasnifidir ve hatta tarihi kendileri açısından anlayanlara karşı yeniden-ısrarlı olarak açıklanmasıdır.- Sırrı çözmeyi kim öğretti ki ona?<i> Kesinlikle </i>Batıcıllık bu.<i> Doğu/Batı-Hristiyan/ Jews- İslam/Vahyin yenidenliği.- </i>Tarih anlatma veya anlatılmış olma kusursuzluğu kadar meselenin anlatım içseli, gizleme ve gizlenilme -oyuğundadır da.- Bunun sebeplerini peyderpey vereceğiz ama -külli iradenin- bağışladıkları müstesna tarihin gizli oylumlarında olanların –anlaşılmış olmasına rağmen- alfabeleri hâlâ antikite içreğidir; ve size bilgi vermeleri <i>deşifrasyon</i>la mümkündür. Oku-<i>n-</i>ma kılavuz gerektirir; milyon yüzlü külliyatların kılavuzu vardır. <i>-Manastır hükümetleri-,</i> bu konunun <i>tarih</i>en sorumlusudur. Bu külliyat-<i>lar</i>-ı, asırlardır toplayanlar, İskenderiye kütüphanesini kim yaktı savunması verirken Sezar’ı aklayanlardır da. Roma önemlidir adamlar için. Var mı öyle bir şey, -evet var; hem de utanmazca. Ama kendileri aşikâre o kadar şeyi el altında tutarlar ki. <i>Kronikler</i> bu duruma alışık değildir. Hangisi alışık değildir, binlercesi, -hatta milyoncası. Şimdi de öyle. Peki, insan-emek-ücret nerede, bu çözümlemelerde? Veya nasıl doğdu/çıktı. İşte mesele biraz budur.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">Peki, bu -medeniyetler arası çatışma-<i>sı-</i>nın- Marks’ın elinde başladığına bir delalet olabilir mi? Ne alakası var. /Kesinlikle öyle. <i>Kronikler</i>i okuyanlar bizden azade ne biliyor, bizim adımıza, -bizim dışımızda-?&nbsp; Huntington demiş mi açık bir şey? Meseleyi şimdi şöyle tutmalı. Vahiy, –tarihe- olay anlatır mı? Tarih, olaylar anlatırdı ya. Haçlıları, <i>Urfalı Matteo</i> doğru anlatmış mı? Ama neredeyse bazıları için paha biçilmez bir kaynak,-tır. <i>Theophanes</i> kimlere iftira etmeyi kendi anlamsalı için uygun bulmuştur,&nbsp; 8. yy. şartlarında. -İslam peygamberine –as- ilk <i>antikite </i>iftirası nereden ve –niçin?-&nbsp; Tarih bunu Marks’ın dilinden neden konuşmuyor. Konuşmuş ama. Bunca Marksist tasnif niye? Mahkûm etme ve dışlama erken başladı. İslam <i>antikite</i>ye istediği cevapları neden vermedi? Sorulan bir şey var mı? Kimsiniz ve ne demek istiyorsunuz, -biz varız ama?- Olay öyle oldu. Sonra. Veremedi mi cevap? Cevap mı vermedi yoksa toptan ret mi etti, – dışlak sorunsalı?- Veremedi de şimdi bir sürü Marksist -anlamsalcı- İslamcıların kafasında niye cirit atıyor? Bu, Marks’ın suçu değil kusura bakma, (-mı?.-) Peki, soruyu şöyle soralım: bunca vahye amentü kimliği Marks anlamsalına neden bu denli –<i>cevaz verir</i>.- Uyarlamacıdır hatta. Farkında bile değiller ama. Peki, Türklerin Asya kökenleri niye devreye girmiş, daha sonra. Hatta nasıl evrelenmiş, dışa karşı? Biz birden -Asya Tipi- olmuşuz. Vahiy kimin kılıcıyla <i>antikite</i>nin –olumsamaları- altında ilerdi, beyler? Türkler. Öyle ise vahyin anlattığı toplum <i>Das Kapital’</i>de nerede? Avcı toplum mu? Feodal toplum içinde mi? Das Kapital itiraz ettiği bir toplum modelini niye ırgalasın? Öyle mi? Bu bilgi ona <i>antikite</i> üzeriden gitti mi? Gitti. Kronikler cevap verir mi bu sorulara, onları bizim adımıza okusak,<i> bigüzel</i>. Müslümanlar için yani. <i>Sır</i>rr.</p>