Türkistanlılık ve Nursultan Nazarbayev
Türkistanlılık meselesini düşünürken Türkistan'da Kazakistan'dan bir ses güncel bir değer olarak fikrimizi aydınlattı. Kazakistan'ın değerli Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev, Büyük Bozkırın Yedi Özelliği (http://twesco.org/tr/news/nursultan_nazarbayev_b_y_k_bozkirin_yed_zell_/) başlıklı makalesi ile Türkistanlıların tarihle alakalarına dair bir devlet fikri ortaya koydu. Nazari olarak derinlemesine düşünülmüş, geniş bir bakış açısı ve gelecek perspektifi ile ele alınmış olan konu Türkistanlılık fikrimizin Türkistan'da devlet aklı boyutunda da vaki olduğunu göstermesi ile fevkalade ümit vericidir. Sayın Nazarbayev'in bu ufku dileriz ki Türkistan'ın ve Türkistanlıların ufkunda bir amel ve iman meselesi olarak teşekkül ve tecessüm etsin. Dedem Korkut “Benden sonra alp ozanlar söylesin; alnı açık cömert erenler dinlesin.” demiş. Bizde Nursultan Nazarbayev'den “büyük ata” sözü niyetine okuyalım.
Sayın Nazarbayev daha önce ilan ettiği Manevi Yenilenme fikriyatı bağlamında “Mekân ile zamanın kesiştiği yerde millî tarih başlar” sözleri ile başladığı yazısında tarih ve coğrafya üzerinden geleceğe bakmaya ve baktırmaya gayret ederken “Manevi Yenilenme” programının yeni unsurları, atalarımızın yüzlerce yıllık mirasını dijital medeniyet ortamında anlaşılır ve talep edilir olmasını sağlayıp canlanmasına imkân sunacaktır. Öz tarihini bilen, ona değer verip onunla gurur duyan halkın geleceğinin aydın olacağından eminim. Geçmişiyle gurur duyup bugününün değerini bilmek ve geleceğe olumlu bakmak, ülkemiz başarısının güvencesidir.” Dijital çağda Türkistan'ı birleştirip Türkistanlılığı şekillendirmek isteyen bu bakış açısı özünü bilen bugünde bu özle sözünü söyleyen ve gelece doğru gözünü diken bir anlayışı tarih üzerinden kurmayı diliyor. Gelecek vurgusu burada en önemli mesele olarak dikkatlere değmelidir.
Nursultan Nazarbayev'in tarih yaklaşımı Umumî Türk tarihi çerçeveli ve aynı zamanda kendi yerel gerçeğini de göz ardı etmeyen bir nitelik gösteriyor. “Kazaklar arasındaki bazı boy isimleri “Kazak” etnoniminden çok daha önce ortaya çıkmıştır. Bütün bunlar millî tarihimizin bugüne kadar söylenegelen dönemden çok öncelere dayandığına işaret eder. Avrupa merkezli bakış açısı, Sakalar ile Hunların ve Eski Türk boylarının milletimizin tarihî kökeninin ayrılmaz bir parçası olduğu olgusunu görmemizi engellemiştir… Bununla birlikte burada üzerinde duracağımız konu uzun zamandan beri yaşamlarını topraklarımızda sürdüren etnik gruplar için ortak olan Kazakistan tarihidir. Bu tarih, farklı etnik grup temsilcilerinin katkıda bulundukları ortak bir tarihtir.” Bütüncül bir Türk tarihi bakışı içine Kazak tarihini koyan bu anlayış Türkistanlılar için fevkalade besleyici bir şuuru sağlayacak niteliktedir. Geçmişin suni bölünmelerinden kurtularak birliği arayan bir akıl söz konusudur. Türkistan'ın en büyük devletlerinden birinin devlet başkanının bu ufku fetret devrinin fikri tortularından çıkarak yeni bir geleceği hayal ediyor. Bu hayal ayakları yere basmayan bir coşku olmanın ötesinde gerçekçi esaslar üzerinden yükseliyor.
Bu yazısında Sayın Nazarbayev tarihin tüm yönleriyle anlaşılıp değerlendirilmesi ile bir değer olacağını düşünüyor: “Bugün tarihimiz olumlu bakış açısına ihtiyaç duymaktadır. Ancak herhangi bir tarihî olay seçmeli ve konjonktür bakış açısıyla aydınlatılmamalıdır. Beyaz ile siyah birbirinden ayrı düşünülemez. İkisi birlikte hem bireyin, hem bütün bir halkın hayatına özel bir renk katar. Tarihimizde kaygı dolu sayfalar ile trajediler, şiddetli savaşlar ve çatışmalar, tehlikeli deneyler ile siyasi sürgünler yaşandı. Bunu unutamayız, unutmamalıyız. Çok yönlü ve hacimli tarihimizi doğru algılayıp kabul etmemiz gerek.” Bu tarihin dünya görüşümüzün, milletimizin geçmişi ile bugününün, geleceğinin temelleriyle doğrudan ilişkili konular olduğu vurgulanarak tarihe bakış açısı ve gelecek anlayışı temelinde gören bu anlayış Türkistanlıların değer dünyasında tarih şuurunun anlamını da göstermektedir.
Nursultan Nazarbayev böylesine önemli gördüğü tarih meselesine sadece nazari bir açıdan değil bu bilginin kamulaşması noktasından da yaklaşmaktadır. “Tarihine karşı gurur duyma, vatanseverlik duyguları ilkokullardan başlayarak aşılanmalıdır. Bu bağlamda ilk ve orta okullarda, liselerde ve bölgelerdeki ülke coğrafyası müzeleri nezdindeki tarihî ve arkeolojik hareketler kurmak önemlidir. Millî tarihi zihinlere yerleştirme, tüm Kazakistanlılarda kendi kökenleriyle ilgili ortaklık duygusunu oluşturacaktır.” Ortak duygu oluşturmak demek bir milletin milliyetçiliğinin ve bekasının esas meselesidir. Müzeler kurarak eldeki mevcut bakiyeleri zayi olmaktan kurtararak geleceğe doğru müşterek duygu ile yürümenin gereği vurgulanmaktadır. Türkistanlılar için kurumlaşacak bir kültür kimliği ve şuuru adına bu yaklaşım umumileşir ve her ülkede Türkistan müzeleri ortaya çıkarsa bu müşterek bilincimizin teşekkülünde fevkalade önemli olacaktır.
Yazıda geçmiş tarihi mirası geleceğe taşıma noktasında değerlendirmeler ve buna dair yapılacaklar hakkında somut teklifler getirilmektedir. “Bu yüzden bizim ilk olarak, ünlü tarihî şahsiyetlerimiz ile onların başarıları onuruna açık havada, anıt ve heykellerin yer alacağı “Büyük Bozkırın Büyük İsimleri” adlı eğitici ve bilgilendirici ansiklopedik bir park açmamız gerekir. İkinci olarak, devletin sipariş üzerine edebiyat, müzik ve tiyatro alanlarındaki, resim sanatındaki büyük düşünürlerin, şairlerin ve hükümdarların resimlerini bulunduracak bir galeri açılmalıdır. Burada klasik biçimden ziyade alternatif gençlik sanatının yaratıcı potansiyelini kullanmak çok mühimdir. Bu işe sadece yerel değil, yabancı ustalarla sanat gruplarını da çekmek yerinde olacaktır. Üçüncü olarak, ülkemizin tarihî dönemlerini genişçe kapsayacak ve hem bilimsel hem geniş kitleye hitap edecek “Büyük Bozkır Şahsiyetleri” adlı seriler yayımlayıp dağıtma çalışmalarını düzene sokmak ve canlandırmak gerekir. “Büyük Bozkır” adlı eski sanat ve teknoloji müzesini açma imkanımız mevcuttur. Bu müzede başarılı sanat ve teknoloji örnekleri niteliğindeki hayvan tarzında yapılan eserleri, “Altın Adam”ın tüm ziyneti, atları evcilleştirilme ve madenciliği geliştirmeyle ilgili, silah ve araç gereçleri hazırlama süreciyle ilgili eşyalarla diğer yadigârları toplamak mümkündür. Orada Kazakistan topraklarından bulunan değerli arkeolojik anıtlar ve arkeolojik yapı eserleri konulacaktır. Bahse konu eşyalar, tarihî devirlerin belirli dönemlerindeki çeşitli ekonomi dallarının gelişme süreçlerini gözler önüne sermelidir.” Tüm bu değerli fikirler Türkistanlılar tarafından intişar ederek yayılması gereken bir muhteva göstermektedir.
Türkistanlıları birleştirecek en önemli kültür unsurlarından birinin müzik olduğu kesindir. Bir ses etrafında gülüp ağlayanlar bir millet olduklarını söyleseler de duygudaş olamadıklarından iman ve amel noktasında birleşmekte sıkıntılar yaşayacaklardır. İşye Sayın Nazarbayev bu konuya da değinerek “Büyük Bozkırın Eski Ezgileri” adı verilecek ve kopuz, dombıra, kaval, sazsırnay ve diğer geleneksel Kazak müzik aletleriyle icra edilen önemli eserlerin antolojisi yayımlanmalıdır. Büyük Bozkırın folkloru ile müziği, yeni dijital formatta yeniden hayat bulmalıdır.” tespitleriyle bu önemli mevzuya dokunur. Tarihi bize hissettirecek en önemli değerimiz estetik değerler ve bu cümleden musikidir. Yeniden hayat bulmak için yeniden bizi müşterek kılacak olan sesler de hatırlanmalıdır.
Türkistanlılık hakkındaki naçiz yazılarımızı takip edebilenler Türkistan'daki değerlerin hayatımızı ve bugün Türkiye'sindeki milletimizi nasıl inşa ettiğine işarete çalışıldığını ve bu anlayış temellendirilmeye gayret edildiği bileceklerdir. İşte Türkün ana kucağı bozkırı anlatan Nursultan Nazarbayev bu kucakta doğan müşterek değerlerimizi de dikkate almıştır: “Büyük Bozkır; El Farabi ile Yesevi, Kültegin ile Beybars, Tavke ile Abılay, Kenesarı ile Abay ve daha pek çok büyük şahsiyetleri dünyaya getirmiştir.” sözleri gelecek ve Türkistanlılar adına ufuk açıcıdır. Sultan Baybars'ın asil torunu Nazarbayev geleceği düşünerek maziye bakmıştır. Kazakistan'da yanan bu ışığın ve anlayışın Türkistan'ı ve Türkistanlıları Türkistanlılık bilincinde, öz kültür dünyasında müşterekleştirip birleştirerek yaygınlaşması ile en büyük dilektir. Bozkır anamızda teşekkül eden milli hayatımız tarih babamız esasında bizi geleceğe taşıması bilinci demek olan Türkistanlılığın devlet adamları çapında burada tanıtılmaya çalışılan anlayışlarla beslenmesi maksadına ulaşma noktasında güçlendirici bir etki yapacaktır.
Türkistanlılara selam olsun!