Türkistanlılık 11: Kutadgu Bilig

-----

Yusuf Has Hacib Kutadgu Bilig'de “Bak, feleği yarattı durmadan döner; onunla birlikte hayat da durmadan devreder s. 20” tarzında ortaya koyduğu tarih felsefesiyle değişimi ve devri hareketi tarihe bir kategori ve nitelik olarak dâhil eder. Her şeyin devredici karakterde olması sebebiyle mutlak bir yükseliş ve çöküş durumunun olmadığı, fatalist bir sürüklenmeye maruz kalmadığımız gibi determinist bir kafeste debelenip durmadığımızın da mesajını bize iletir. Lakin görmeyi de bilmek gerek! Bütün iyilikler bilginin faydasıdır; bilgi ile göğe dahi yol bulunur (s.26) diyen Balasagunlu Yusuf'a kulak vermeyip millet aya gidiyor biz hâlâcılarımız acaba suç kimdedir; kendimize sırt dönmemizde midir; kendimize körleştikçe âlem kendine döndü, aya çıktı ve biz taklit ile yolumuzu bulacağımızı sandık. Medeniyet bir marka yahut büfede satılan bir içecek değildir.  

Elias Canetti'nin Körleşme adlı romanındaki “Gözlerinin değerini bilmeyen insan, köpeklerin yol göstericiliğini hak etmiş sayılırdı. 44” tespitini kitap ve kendi özüyle bağını ve alakasını kopararak yolunu kaybeden bir körleşme bağlamında düşündüğümüzde Kutadgu Bilig gibi kaynakların bize millet seviyesinde göz hükmünde olduğunu söylemek abartılı bir yorum olmayacaktır. Gözlerimizi bu esere yönelttiğimizde insanlık için büyük bir medeniyet zeminiyle karşı karşıya olduğumuzu, karşılık ve mükâfat beklemeyen millî kültür ve ruhumuzun medeniyet ve insanlığa kattığı değeri görmek; bize yol göstermesini beklediklerimizin körleştiren vesayetinden gerçeğe doğru yönlendirebilir.

Türkistanlılar doğal bir asalet ve ruh hali içinde ve beklentisizce fazilete müstenit millet mizacını tarihe her medeniyet çıkışlarında üsluplarınca gösterdiler. Bunu bir karşılık beklemeden öyle oldukları ve doğalarının gereğince yaptılar ve yapacaklar. Kutadgu Bilig müellifi tam bu siyakta; “İyinin vasfı faydalı olmaktır… Kendi istifadesini düşünmez, başkasına fayda temin eder ve buna mukabil, bir karşılık beklemez. s.72” Tam burada Andre Gide'nin Dar Kapı romanında “Tanrıya tutkulu ruh, erdemin içine doğal bir asillikle dalabilir, ödül kazanma umuduyla değil. s.115”, derken insanlığın bu asil halini ima eder. Türkistanlılık bu asaletin kavramıdır.

İnsanı insan, bir toplumu millet yapan da işte bu değerler manzumesinin kendilik bilinci oluşturan yapısını temessül ve temsil keyfiyetidir. Millet olmak bir değer sistemine haiz olarak yaşanan müşterekliğin kavramıdır. Dündar Taşer bunu Mesele adlı eserde “Millet değer hükümlerinde ortak olan insanların duyduğu bir mensubiyet şuurudur. Bu şuurun şirket mensubiyetinden farkı da aşkla, feragatla, fedakârlıkla duyulmasıdır. s. 101”, diyerek ortaya koymuş idi. Kendine körleşmek, gözlerinin değerini unutmak yahut insani özünü üslubunca ortaya koyduğu kültür ve medeniyet esasını göz ardı etmektir denilse yanlış olmayacaktır.  

Kutadgu Bilig, milli dil, mantık ve mazmunlar ile cihanşümul ve insanlığa dair bir anlayışın Türkçe ifadesinin güzel numunelerinden biridir. Meşrik eyaletinde, bütün Türkistan memleketlerinde, Buğra Han dilinde, Türkçe olarak… s.1”, “Müellif bunu Buğra Han zamanında ve han dili ile söylemiştir. s.4” ”Ey bu kitabı makbul bulan ve bu Türkçe esere hayretle bakan kimse, s.5” “Bu Türkçe beyitleri senin için tanzim ettim; ey okuyucu, okurken unutma, bana dua et. s.7” tespitlerinin hepsi Kutadgu Bilig müellifinin Türkçe olarak eserini kaleme aldığını değişik yerlerde mükerrer dile getirdiği kısımlardır. Dil varlığın evi ise Kutadgu Bilig varlığını Türkçe'nin dil zemini ve mantığında bulmuştur. Kitapta ortaya konulan cihanşümul muhteva Türkçe üslubu ve kültürümüz muvacehesinde bir medeniyet malzemesi haline gelmiştir. Müellif bu noktada Arapça ve Farsça kitaplar çoktur; bizim dilimizde bütün hikmetleri toplayan yalnız budur, tespitiyle hem milli şuurunu vurgulamakta hem de dilimizin imkânlarının bütün hikmetleri toplayıp ifadeye yetecek güçte olduğunu, aynı zamanda böyle bir bilgi gücüne sahip olduğumuzu da ortaya koymaktadır. Farabî, Birunî ve İbn Sinaları yetiştiren Türksitanlılar için elbette bu netice şaşılmayacak bir durumdur. Müellif Maşrık illerindeki hikmete sahip olmanın yanında, İslam medeniyetinin temel dillerinde yazılmış eserler haricinde Türkçe bir eseri bu konuda ortaya koyduğu ifade etmektedir. İşte burada kendi çağına dair söz söyleyebilen bir aklın 11. Asırda başlayan Türk çağına nasıl bir giriş yazdığını görüyoruz. Hülasa milli kültürümüz yani dilimiz bir medeniyet kaynağı haline gelerek bir siyasetname dâhilinde sözümüzü tarihe kazımıştır.

Eserin dilimiz muvacehesindeki ikinci mümeyyiz vasfı ise cihanşümul kavram ve mefhumların milli sembollerle ortaya konulmuş olmasıdır. Yusuf Has Hacib'e kulak verelim: “Bu aziz kitap dört büyük ve mühim temel üzerine bina olunmuştur. Biri-doğruluk, ikincisi-saadet, üçüncüsü-akıl, dördüncüsü-kanaat. Müellif bunlara birer Türkçe bir ad vermiştir. Doğruluğa-Kün Toğdı adını verip, onu padişah yerine tutmuş, saadete-Ay-Toldı adını verip, vezir yerine koymuş akıla-Öğdülmiş adını verip, vezirin oğlu ve kanaate-Odgurmış adını verip, vezirin kardeşi kabul etmiştir. s.2”, “Yine bu kitabın içindekileri söyler; bunu şu dört iyi temel üzerine kurar. Bunlardan biri –adalet olup, doğruluk üzerinedir; ikincisi-devlet olup, saadet ve ikbal demektir. Üçüncüsü- akıl olup, ululuk ifade eder; dördüncüsü ise- kanaat ve afiyettir. Bunların her birine ayrı-ayrı adlar vermiş ve bundan böyle bunları bu adlar ile zikretmiştir. Adalete Kün-Toğdı adını verir ve onu hükümdar yerine koyar. Devleti Ay-Toldı ismi ile zikreder ve bunu onun veziri sayar. Akıla Öğdülmiş adını vermiş ve buna vezirin oğlu demiş. Kanaate Odgurmış adını verir ve buna da vezirin akrabası der. Bunun hikmeti, bak, bu dört temel üzerinedir; bunları tanzim ile kitabı tamamlamıştır. Arapça ve farsça kitaplar çoktur; bizim dilimizde bütün hikmetleri toplayan yalnız budur. s. 7” İşte Türkçe yazılan, medeniyetin büyük eserinin felsefesi ve bilgece tanzimi. Kültürümüzün en temel değerlerinden olan dilimiz ve ruhu olan dinimiz 11. Asrın teşekkül çağında Türkçe üslubuyla yeni bin yılın medeniyet nazariyatını böylece kurmuştur. Görüleceği üzere cihanşümul kavramlar Türkçe semboller üzerinden yazarın tabiri ile sorulu-cevaplı münazara tarzında bir felsefi yöntemle gerçeği doğurtacak yolda ortaya konmuştur.

Burada hükümdar güneşe ve vezir/devlet ay'a benzetilmiş; adalet ve devlet bu mazmunlar içinde ifade edilmiştir. Tarihi sürekliliği de göstermesi açısından Nevzat Kösoğlu'nun aktardığı Türkiye Selçuklularının yıkılışına dair şu aktarma Türk tarihini sürekliliğinin fikri ve siyasi zeminde nasıl gerçekleştiğini görmek bakımdan ehemmiyete hazidir: “Sultanın (II. Gıyaseddin Mesud) ölümü memlekete sarsıntılar, kargaşalıklar düşürdü. Padişahlık güneşi onun ölmesiyle karardı. Devlet ay'ı onun hükümdarlık semasında battı. S. Türk Dünyası Tarihi ve Medeniyeti Üzerine Düşünceler, c.1, s. 154. Türkistanlılık bu sürekliliği fark etmektir.

Geleceğe körleşmemek için maziye derin bakmak gereklidir. Bu bakımdan Türkçe'nin korunması ve geliştirilmesi çok önemlidir. Tarih bu sebeple değerlidir. Kitaplarımızdan koptukça yolda kalamıyoruz. Burada ifadesi gereken bir husus Kutadgu Bilig üzerinden görüleceği üzere maziyi geleceğe rehber kılmanın yolu sosyal bilimleri hayati görmenin Türkistanlılar açısından öneminin fark edilmesi gereğidir. Teknolojiye verdiğimiz önem yanında artık sosyal bilimlerinde bir beka sorunu olduğunu gerçek manasıyla anlamamız şarttır. Disiplinler arası bakışa haiz mütehassıslar gizli hazinelerin yeniden geleceğe taşınması için fevkalade önemlidirler.

Bu naçiz yazı çerçevesinde gösterilmeye çalışıldığı üzere kendi dili ve mantığıyla medeniyet ırmağının büyük akışından tarlasını sulayarak kendi toprağında/dilinde cihanşümul medeniyet bahçesini yeşertmek milletimizin kızıl elması olarak mesuliyetimizin en sarf-ı nazar edilemez parçası olarak omuzlarımızda durmaktadır. Balasagunlu Yusuf'un Türkçe adlar ve Türkçe ile cihanşümulü gösterişi bize ve idrakimize bir irade vermeyecekse nerede, hangi kaynakta ilham bulacağız? Türkçe bırakın bilim dili olmamak! görüleceği üzere büyük bir medeniyet dilidir. Türk ise bundan mesul olan… Türkistanlılık ise bu bilincin idrak ve iradesine sahip olmaktır.

Vesselam