TOPLUMDA NEYİMİZLE YER KAPLIYORUZ?

-----

Yazar Recep Koçak bir yazısında ‘Kimin kahramanısınız?' diye soruyordu.

Toplum içindeki gözlemlerim zaman içinde bana da ‘Toplumda neyimizle yer kaplıyoruz?' sorusunu sorduruyor.

Maalesef ülkemizde çoğu insan ‘fiziki kalıbıyla, cüssesiyle, makamıyla ve servetiyle yer kaplıyor.'

Kalıbıyla yer kaplama alışkanlığındaki kişi camide de aynı, otoparkta da. Camide omuzlarına ve dirseklerine de özenle yer açan bu tür şahıslar, otoparklarda ciplerinin ve egolarının büyüklüğünü gösterircesine yer kaplıyorlar.

Bazı şahıslar görüyorum. Cipinin arka kısmı otoparkta, ön kısmı makam odalarında.

Toplumda az da olsa ‘kalbiyle yer kaplayan şahıslar' var. Onlar, yüreğinin sıcaklığıyla yer kaplamayı tercih ediyorlar.

Kalıbıyla yer kaplayanların bir diğer versiyonu, ‘cüzdanıyla yer kaplayanlar'.

Az da olsa ‘vicdanıyla yer kaplayanlar' da var.

Bunlara ilave olarak aklıyla, birikimiyle, nezaketiyle, bilgisiyle yer kaplayan şahıslar da var.

Onlara  bir şekilde temas ettikçe ruhunuzun hafiflediğini hissediyorsunuz.

‘Kendinden fazla yer kaplayan şahıslar' bir başka vakıa. Mesela otobüste vapurda cep telefonuyla konuşurken bütün otobüs veya vapur olarak bu tür adamları dinlemek zorunda kalıyorsunuz.

Bir de ‘çıkardığı gürültüsüyle, attığı sloganıyla yer kaplayan' şahıslar var.

Onların haline de bazen hüzünleniyor, bazen de gülüp geçiyorsunuz.

Bir başka tip de şunlar:

Toplumda ‘olduğundan fazla yer kaplayanlar' var. Bir ortamda yahut mekânda bulunurken onları sürekli rol çalma çabalarıyla görüyor ve üzülüyorsunuz.

Kendimize sürekli sormalıyız diye düşünüyorum:

Toplumda neyimizle yer kaplıyoruz?

* * * * *

Peygamber Efendimizin Hadis-i Şerifindeki veba salgını ile ilgili “Veba olan yere girmeyiniz, veba olan yerden çıkmayınız” mealindeki  uyarıya uyalım, Sünnetullah'a tabi olalım diye evde beklediğimiz yaklaşık üç aylık korona nöbetinden sonra, şehirlerarası yasak kaldırılınca bir haftalık bir izin yapalım dedik.

Evden çıkmadan önce, ‘yaz günlerinde bütün camlar kapalı olunca ev çok havasız oluyor' düşüncesiyle mutfak balkonun camını da bir karış açık bırakalım demiştik. Bir hafta  sonra eve dönünce bir sürprizle karşılaştık. Güvercinler, bir karış açık bıraktığımız balkon penceresinden içeri girmişler evi alıcı gözle bir güzel dolaşmışlar. Hatta beğendikleri bazı yerlere işaret bırakmışlar.

Güvercinler bununla da yetinmemişler. Balkonda sebzeleri sakladığımız bir hasır sepet vardı. Sepetin içini boş görünce bir sürü çalı çırpı taşıyarak bir yuva için çok güzel bir yığınak yapmışlar.

Ben bu davetsiz misafirlerin evimize yuva yapma girişimini görünce, aklıma Prof. Dr. Haluk Dursun Hoca'nın Topkapı Sarayı Müdürü iken, makam odasına yuva yapan güvercin hikayesi geldi. Bizim bu büyük güvercinlerin de büyük ihtimalle Haluk Dursun hocanın makamına yuva yapan güvercinin akrabalarından biri olduğuna kanaat getirdim.

Esasen Biz de Haluk Dursun Hoca'nın akrabasıgillerden sayılırız. Onun birçok eserini okuduk. Onun anlattığı İstanbul'un muhibbanındanız esasen…

Yolculuk eşyalarımızı yerleştirmenin hemen ardından önce işaretleri temizledik. Sonra balkon camını kapatarak yeni bir girişime karşı tedbirimizi  aldık.

Yarım saat kadar sonra tekrar balkona geldiğimizde balkonun camının kenarında boynunu bükmüş bir şekilde bize ve sepete bakan anne güvercin ile karşılaştık. Bir süre sonra bu sefer baba güvercin de geldi. O ise öfkeyle boynunu kabartarak kızgın bakışlarla bize bakındı. Aradan yaklaşık bir iki saat geçti. Baktık güvercinler camın önünden ayrılmıyorlar. Adeta camın arkasındaki yuvalarını bekliyorlar.

Acaba ne yapabiliriz? diye düşünürken aklıma Peygamber Efendimizin “Gerçek merhamet, bütün mahlukata karşı duyulan merhamettir” mealindeki hadisi şerifi geldi.

Bunun için “Balkondaki sepetin içerisindeki yuva malzemelerini camın kenarına koyayım. Hiç olmazsa  bir sürü emek vererek buraya taşıdıkları  çalı çırpılarını geri alsınlar” diye düşündüm. Bu kararın ardından güvercinlerin sepet içindeki malzemelerini balkon camının kenarına koydum.

Kısa bir süre sonra beklediğim gelişme oldu. Güvercinler geldiler ve camın kenarındaki malzemeleri taşımaya başladılar. Elhamdülillah böylece bu iş de tatlıya bağlanmış oldu. Yuva bozmaktan kurtulmuş olduk. Rahmetli Haluk Hoca'nın makam güvercininin akrabalarını da kızdırmamış olduk.