Teveccüh
-----
Onların hediyeleri ihlas, samimiyet, edep, hayâ, vefa, sadakat, muhabbet, huşu, gayret, istikamet, riyazet, ibadet, marifet, letafet, hilim gibi güzel hasletlerdi.
2024-06-30 00:00:00
<p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Onların hediyeleri ihlas,
samimiyet, edep, hayâ, vefa, sadakat, muhabbet, huşu, gayret, istikamet,
riyazet, ibadet, marifet, letafet, hilim gibi güzel hasletlerdi. Bir bir
getirip teslim ettiler bahçıvana. Bahçıvan her bir çiçeğine su verir gibi bu
hediyeleri tek tek ikram ve taksim etti. Tıpkı olanca şefkatiyle pencere önü
begonyasını, sardunyasını, ıtırını sulayan; sularken de nazlı nazlı türküler
fısıldayan bir anne gibi. Bazen de evlatları için tüm tehlikeleri göze alan,
onları koruyup kollayan yiğit bir baba gibi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">O bahçıvan ki bastığı her karış
toprağı gül bahçesine çevirir. O bahçıvan ki bahçesinde ayrık otlarını
barındırmaz yahut onları ıslah eder. O bahçıvan ki bakışıyla sular çiçeklerini.
O bahçıvan ki nefesiyle can verir çorak topraklara. O bahçıvan ki çiçeklerinin
derdiyle yakarır Allah’a. O bahçıvan ki ‘yine de hiçbir şey yapamadım’ der,
yerinir olanca mahcubiyetiyle.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Her ulu zatın getirdiği hediyeyi
pür edep ve pür nezaketle başgöz üstü eden bahçıvan, bahçeyi dolaşmaya çıktı.
Yanında her biri bir orduya bedel kudema ile saf saf dolaşarak hediyeleri
takdim etti. “Ey filanca! Bu sana Şah-ı Nakşibend’ten armağandır. Ey sen! Bu da
sana Abdülkadir Geylani’dendir. Ya sen ey! Mevlana Halid’in hediyesini gördün
mü? Peki ya sen! İmam-ı Rabbani’yi bildin mi?” der gibi adeta.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Çiçekler çiçek olalı, böyle
bahçıvan görmemişlerdi. Yek-âvâz, yek-âhenk başladılar vecd ile niyaza. Ne olur
bir damla su da bize lütfet ey sahibü’l-atâ. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Bahçıvan bir çiçeğin başına
geldiğinde, ‘Dil-hasteyem ez mecruhim, Hekime Lokmani tu yi’ dedi. Çiçeğine
dokunup hediyesini teslim etti. Çiçek o güne kadar ne topraktan, ne sudan ne de
güneşten öyle bir gıda almamıştı. Sanki güneş bile ışığını bahçıvana borçlu
gibiydi. Öyle gıpta ile öyle hayranlık ile bahçede olup bitenleri seyrediyordu
ki... O gün güneş bile sevinçten al al olmuştu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify">Bahçıvan bahçeden ayrıldıktan
sonra, ‘biz az önce ne yaşadık diyen’ çiçekler, sanki yıllardır görmeyen bir
âmânın ilk kez gördüğü an gibi hayatı ilk kez bakmaya başladılar. Havayı ilk
kez soluyormuşçasına derin derin nefes alıp ‘İşte şimdi başladı’ dediler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify"><o:p> </o:p></p>