Su jeopolitiği ve İran
Coğrafya ile siyaset ilişkileri bağlamında jeopolitiğin en önemli başlıklarından birisi su jeopolitiğidir. Tarih boyunca bu uğurda pek çok çatışma yaşanan bu konuda beka düzeyindeki önemine binaen devletler bu önemdeki bir mevzu için savaş dâhil her şeyi göze alabilirler. Buna ilave son zamanlarda, İran örneğinde bu meselenin iç siyasetinde nesnesi olduğu görülüyor.
İran'ın son günlerde yaşadığı iç ve dış siyasi krizleri su meselesi odaklı gündemlerle derinleşerek dikkate dokunuyor. İç meselelerdeki itiraz ve muhalefet su odaklı sorunlar üzerinden rejime yönlendiriliyor. İran'da 2017'de yaşanan Abadan ve Hürremşehr gibi yerlerde su meselesi odaklı itirazi hareketler su konusunun siyasi birikmişlikleri tetikleme potansiyelini gösteriyor. Yine Huzistan Eyaletinde bu yıl gerçekleşen su sebepli zehirlenmeler ve buna binaen oluşan tepkiler bu cümleden dikkate dokunuyor. Bu eyalete bağlı Hürremşehr'de "Beceriksiz yöneticiler istemiyoruz. Hırsızlar din adına bizi yağmaladı" sloganları duyulmaya başlandı. Bu durumda mesele su konusu olmanın ötesi geçiverecektir. Aynı eyalette bulunan Abadan'da “ABD'nin düşman olduğunu yalan söylüyorlar, bizim düşman tam da burada” sloganlarıyla susuzluk protesto edildiğinde aynı durumu görmek mümkündür. Hülasa ciddi tedbirlerle çözülmeyen alt yapı meseleleri bir anda bir siyasi muhalefet meselesine dönüşerek halk hareketlerini söz konusu kılabiliyor. Su meselesi devletleri karşılaştırdığı gibi İran örneğinde görüleceği üzere iç hareketlerin manivelası da olabiliyor.
İran'dan meseleye bakmaya devam edersek, Urumiye Gölü merkezli sıkıntılar tam burada gözden geçirilirse konu farklı boyutlarıyla anlaşılabilir. Evvela İranlı bir yetkiliye kulak vermek yerinde olacaktır: İran Çevre Teşkilatı Kamu Departmanı Müdürü Muhammed Derviş, Sputnik'e verdiği demeçte gölün kurumasının başlıca nedeninin yerli halkın göl sularına ve bitişik arazilere giderek daha fazla ihtiyaç duymaya başlamasından kaynaklandığını belirtti. Derviş şöyle konuştu: “Son yıllarda gölün kıyısındaki arazilerin tarım amaçlı kullanım alanı 320 binden 680 bin hektara çıkarıldı. 1 hektarın sulanması için 10 bin metreküp suya ihtiyaç var, gölün yükü 3,6 milyar metreküp oldu. Göle dökülen 14 nehirde 72 baraj kurduk. Tüm bunlar Urmiye gölünde su krizine yol açtı, elma bahçelerinde ve üzüm bağlarında çok fazla su tüketimi olduğu için gölün bir kısmı çöle dönüştü. Gölün bir kısmı hala kurumasa da, derinliği fazla olmadığı için kuruma hızlanmaya başladı. Bu yılki kuraklığın da büyük rolü oldu." Derviş, sözlerine şöyle devam etti: "Urmiye'nin eski haline dönmesinin sağlanması için 10 yıl içinde bahçeler kaldırılmalı ve gölün etrafındaki alan, eskiden olduğu gibi 300 bin hektara düşürülmeli. Komşularımız Azerbaycan, Nahçıvan, Ermenistan, Türkiye ve Irak ile birlikte yeni enerji kaynakları oluşturmaya başlamalıyız ve burada serbest ekonomi bölgesi oluşturmalıyız. Bölge kurulduktan ve insanlar oradan bir gelir sağladıktan sonra hükümet, gerçekleştirdikleri faaliyetlerin türünü değiştirmelerini, pancar yetiştirmeyi bırakıp hayvancılığa geçmelerini isteyebilir. Tüm bunlar gölün eski hale gelmesine katkı sağlar.”(https://tr.sputniknews.com/cevre/201709081030047407-kuruyan-urmiye-golu-14milyon-iranlinin-hayatini-tehlikeye-atiyor/31.07.2016) İran devleti resmi yetkilisi olaya esastan çözüm önerileriyle yaklaşmak yerine konuyu bir takım iç sebepler ve yapılması beklenecek olan dış ittifaklı tedbirlerle çözme yolunda fikir ortaya koyuyor. Yine diğer bir İranlı yetkili İran Çevre Koruma Örgütü Başkan Yardımcısı Masoud Bagherzadeh Karimi, gölün kurtarılması için komşulardan yardım alınması gerektiğine dikkat çekti. Karimi, “Devlet ülkenin su havzalarındaki durumu kontrol altında tutmalı ve su sarfiyatının düşürülmesi için tedbir almalı. Bu özellikle Urumiye için geçerli. Genel olarak tarım, sanayi sektöründe, özel sektörde çok fazla su tüketiyoruz. Su rezervleri yüzde 40-60 oranında ekosistemin içinde kalmalı. Biz gereğinden fazlasını harcıyoruz, buna bir son vermeli. Göl kurursa çöl fırtınaları başlar ve giderek ilerler, bu nedenle komşulardan yardıma seviniriz. Japonya yardım ediyor, Avustralya da yakında katılacak. Almanya, Hollanda ve Türkiye ile işbirliği yapıyoruz. Uluslararası yasalar çerçevesinde her türlü yardımı selamlıyoruz.”( https://tr.sputniknews.com/cevre/201709081030047407-kuruyan-urmiye-golu-14milyon-iranlinin-hayatini-tehlikeye-atiyor/31.07.2016) Su meselesi zamanında ve buna dair sorunlar ciddiyetle ele alınmadığında, görüleceği üzere, bir devletin çözemeyeceği bir çevre felaketine dönüşebiliyor. Nüfus'un dengesiz hareketleri, tarım alanlarının doğru planlanmaması ve alt yapının bu bağlamda ihmali sonuçta bir krizi kapıya getiriyor. Nihayet ülkedeki muhalif birikimin nesnesi olarak devlete sıkıntı açacak tepkilere dönüşüyor.
Sonuç olarak su meselesi görüleceği üzere Ortadoğu'da ciddi bir tehdit olarak geleceğe gölge düşürüyor. Su jeopolitiği gösterilmeye çalışıldığı üzere devlet politikalarında hem bir kamu meselesi hem de bir dış politika mevzu olarak değerlendirilmektedir. Ortadoğu'da idare kaosu yaşanan son asırda devletlerin pek çok konuda olduğu gibi alt yapı meselelerinde de yaşadıkları geri kalmışlık siyasi ve sosyal bakımdan büyük bedellere mal olma potansiyeli taşımaktadır. Suyun bizatihi kendisi ve beslenme, enerji vb konulardaki önemi su jeopolitiğini milli ve sınır aşan düzeyde fırsatlar ve tehditler halinde önümüze koymaktadır. Ortadoğu siyasi, dini ve sosyal pek çok fay hattı yanında suya dayalı olarak da geleceğini planlamalıdır.