Sarı çiçeğin can yakan cevapları bağlamında yaşanmışlık müzakereleri (6)

-----

​-Merhum Şükrü Karakaya'ya rahmetle-

<p>-Merhum Şükrü Karakaya’ya rahmetle-</p><p>“Sordum sarı çiçeğe, gözün niçin yaşlıdır? Çiçek eydür; ey derviş, bağırcığım başlıdır” Yunus Emre</p><p>Bu seri, emanetini teslim edip sırlanmadan evvel, karşılaştığı derviş namzetine gönlünü açan bir dervişin, yolda gördüklerini aktardığıdır. Yaşanmıştır.&nbsp;</p><p>Bu yazı dizisinde talibi ve matlubu mezc olmuş olarak görebilir, soranla cevaplayanın hemdem, hemrâh ve hatta gümrâh yürüyüşüne tanıklık edebilirsiniz.&nbsp;</p><p>Derviş ve namzet temsilleriyle aktardığım cümleler, umulur ki sadırlara şifa olur.</p><p>Namzet: Selamünaleyküm.</p><p>Derviş: Aleykümselam.</p><p>Namzet: Ruhum sohbetinize aç, adeta zil çalıyor. Bugünün menüsünde ne var acaba?</p><p>Derviş: Sıyrıl dâr-ı dünyadan. Yoklukla ola asuman. Bulunur derdine derman. Senden uzak değil fakat engel sana düşman olan. Sal bir kerre şahla. Dem be dem ola. Ol devlet ki senle kurula. Bin can yoluna feda ola. Susayan buruşur olur buram buram. Her hayalde şelaleler kurula. Ol dîdâre muhtaç varıla.</p><p>Namzet: Ben tecrübesiz ve beceriksiz bir sancakbeyi iken, bu devlet acep nasıl kurula?</p><p>Derviş: Aç ve muhtaç olanda alameti işar görülür.</p><p>Namzet: Alameti gördükten sonra bekleyecek miyiz öylece?</p><p>Derviş: Yanmadan kül olunmaz.</p><p>Namzet: Sabır ateşiyle mi yanacağız?</p><p>Derviş: Aşk.</p><p>Namzet: Aşk ateşiyle mi gelir sabır ateşi?</p><p>Derviş: Aşk ateşi olursa gerisi sabır olur. Sahibimiz Kendi verir.</p><p>Namzet: Âşık, her türlü cevr ü cefaya sabredebilene denir öyleyse..</p><p>Derviş: Aşksız ağaç da olmaz. Odundur.</p><p>Namzet: Ağacın aşkı ne ola ki?</p><p>Derviş: Muhammed’e (s.a.v) âşıkmış ağaç bile.</p><p>Namzet: Peki, bu aşk ateşi tıpkı zahiri aşk gibi sevgiliyi görür görmez alevlenir mi, yoksa kişi ilahi aşka vakıf olabilmek için bir şeyler yapar mı?</p><p>Derviş: Evet, ülfet. Ülfetten doğar muhabbet. Muhabbetten hâsıl olur Muhammed. Muhammed’e ulaşmayan Hakk’a asla ulaşamaz.</p><p>Namzet: Bizim içinde bulunduğumuz manevi boşluk sonucunda oluşan sıkıntı da ülfete dâhil midir, yoksa o manevi boşluğu doldurmak için çekilen derde mi ülfet denir?</p><p>Derviş: Çekilen dert.</p><p>Namzet: Hımm. Peki, oluşan sıkıntının çözümü yok mudur?</p><p>Derviş: Gel de gönlünde ara bulmak isterisen. Sendedir derdine çare.</p><p>Namzet: Gönlümde ararsam bulamam çünkü içi o kadar karışık ki.</p><p>Derviş: Doğru. Bilmek de anlamak da kabullenmek de bir basamaktır.</p><p>Namzet: Yani sevinmeli miyim?</p><p>Derviş: Ümit kesmek Allah’ın isimlerinden birine karşı gelmektir. Ümitsizlik müminin işi değildir. Canım ruhum, bu yol sevgi yolu. Mevlana (k.s) “Beni mezarda aramayın, sevenlerin gönlünde arayın” demiş.</p><p>Namzet: Mevlana Hz.'leri yine noktayı koymuş yıllar öncesinden. Ben de saçmaladım gönlüm karışık filan diye. Her ne kadar karışık olursa olsun gönlüm, sevgili oradan başka bir yerde değil ki!.. Aramaktan vazgeçmemeliyim. Dönüp dolaşsam yine arayıp da bulacağım yer orası; gönlüm. Varsın karışık olsun, bulmak istedikten sonra elbet bulunur. Bu arayışımda siz de benim ışığım oluyorsunuz.</p><p>Derviş: Allah. Allah. Allah&hellip;.</p><p>Devam edecek.</p>