Ruh Şaşılığından Çıkmak

-----

Din ile bilim arasında üçüncü yol ahlak olabilir mi?

Nurettin Topçu, birey ve toplum, “ahlâki varlıklardır; fert hayvan olmaktan, toplum da sürü haline gelmekten onunla kurtulur tespitlerini yaparken bu esasa işaret ediyor olabilir mi? Bilim ve dinin tarihi terakümle insan eliyle dogmalaştırılan, decadansa düşen, yozlaşan ve özüne uzaklaşan doğasına en büyük isyanlardan birisi Nietzsche'den gelmedi mi? Topçu üç türlü davranış kaba ve sahtedir: Kendini belli eden sanat, nümayişçi ahlak, kendine güvenen dindarlık derken aklı ve ruhu bölünmüşlere ne der acaba? Nietzsche Ahlakın Soy Kütüğünde, “Biz kendimizi bilmiyoruz, biz bilenler, biz kendimiz, kendimizi bilmiyoruz: iyi bir nedeni var bunun. Hiç aramadık kendimizi - nasıl olacak da bulacağız kendimizi günün birinde? Haklıydılar “hazineniz neredeyse, yüreğiniz de oradadır” demekle; bizim hazinemiz bilgimizin arı kovanlarının durduğu yerdedir. Oraya doğru yol alıyoruz hep, doğuştan kanatlı hayvanlar ve tinin balözü toplayan arıları olarak; yürekten önemsediğimiz tek bir şey var aslında - “yuvaya bir şey getirmek” tespitleriyle arayışa güzel bir yol açar.

Ahlakın varlığının iki zemini olarak bilim ve din varlıktaki madde ve ruh realitesinin formu gibidirler. Bilim kendi düşünce kavram ve yöntemleriyle kendi ilgi alanını anlayıp açıklarken, din bu zahiri açıklamaya kendi kavram ve yöntemleriyle dâhili bir izah getirir. Bu bir binanın görünen çimento, demir vs.den oluşan iskeletinin içinde insan zihninde oluşan ve dengeyi sağlayan görünmeyen matematik düşüncenin hali gibidir. Bir Mimar Sinan camiini bilimin kavramları ile dinini kavramları kendi çerçevesinde açıklarken burada görünmeyen denge ise ahlaktır.

Nurettin Topçu tarafından insan hareketlerinin metafiziği olarak tanımlanan ahlak tarihsel olan içinde yıpranan, yozlaşan ve yabancılaşana karşı soylu bir temiz kaynak arayışıdır. Buradaki ahlak vurgusu dini veya bilimi metafizik bir kökene irca teşebbüsünden ziyade varoluş sebeplerindeki hakikate bigane kalmamaları iradesidir.

İşte bu halleriyle araçsallaştırılan din ve bilim decadans halleriyle pek ala birbirleri yerine ikameye çalışabildiği gibi bir manipülasyon vasıtasına dönüşerek bir kontrol ve öngörme aracı derekesine düşürülebilirler. Din ve bilim bu noktada karıştıkları şeyi de esas mahiyetlerine yabancı kılabilirler. İdeoloji denen o cadının büyüsü haline geldiklerinde ise adları hariç esaslarına dair tanınacak bir halleri kalmaz. Bilim ve dinler tarihi incelendiğinde tartışmalar hep ahlak meselesi üzerinden yaşanıyorsa bu söylenmeye çalışılanlar da manalı bir yere oturabilir.

Ahlak başı hürriyet ortası sorumluluk sonu fayda olan bir tutumdur. Nurettin Topçu ‘nun “Toplum içinde dinin yaptığı iş, ruhlar için kuvvet kaynağı olmaktır. İnsanlara birtakım bilgiler sağlamak değildir. Dini bilgiler ruh kuvvetini kazanmanın yollarını öğretir. Bunlar, evrene ait açıklamalar olmayıp insanın iç hayatına düzen ve değer sunucu bilgilerdir. Din, insanlar için bilgi kaynağı değildir, kuvvet kaynağıdır ve ilimler gerçeği tanıtan kanunlar araştırır” yaklaşımıyla meseleye bakıldığından din ve bilimin kendi dünyalarındaki muhteva aşikar olabilir. O'nun “Ahlak ilkelerinin ortaya konmasında zekânın olduğu kadar kalb ve iradenin de rolü bulunmaktadır” tespiti ise ahlakın bir üçüncü yol olarak her ikisinden hem nasıl beslenip hem de müstakil olarak bu zeminde nasıl var olduğunu düşünmemizde bize ışık yakar.

Bu bakımdan bilime de, dine de, devlete de karışması caiz olan bir kavram aranacaksa ahlaktan münasibi var mıdır? Birde birbirine rakip olmak, müdahale etmek biraz garpzede bir tanım gibi, tevhidi kültürde birbiriyle tesanüd ve teavün içinde olan varlık kendini bunların çatışması değil birliğinin tahakkukunda tanır. Topçu'nun dediği üzere; bir olan varlığı Allah ve kâinat diye ikiye bölüp iki görme hali ruh için şaşılıktan başka bir şey değildir. 

Nietzsche, tüm bu söylenenlerin üstüne ve karşısında olarak, iyinin ve kötünün ötesinde olan üstün insan herhangi başka bir sözle ahlaksal dünya düzenini yadsıyarak kendi değerlerini yaratır yaklaşımı ile ahlakın bile yorulabileceğine işaret eder. Onun karşı olduğu ne iyilik ne de ahlaktır bütün bunların ötesinde decadans sebebi olan ikiyüzlülüğümüz ve düzenbazlığımıza bir ahlak isyanıdır. Ruh şaşılığı belki kendimize samimi olduğumuz o yerde aşılacaktır.

Vesselam