Prof. Dr. Aziz Sancar’dan geleceğe
Türklerin modern zamandaki en büyük sorunlarından biri ya geçmişin yaşanmışlığı ya da geleceğin umut dolu yaşanacakları arasında güncel hikâyelere sahip olamamalarıdır.
Birey veya toplum hayatında güncel hayatın şartları için yazılmış otantik hikâyelerin geçmişin gücü, ilhamı ve geleceğin umudu arasında köprü olduğu bir iklimde millet var olma yolunda koşuyor demektir.
Var olmak yolunda kendisini inşa eden millet günün yeni hikâyeleri içinde kendi varlık alanını çizmeye başlar. Böylece geçmişe sığınmak ya da geleceğe kaçmaktan kurtularak yeni bir zamanın kapısını aralar.
Bu yeni milletin esas duyguları ve dünyanın vaki gerçekleri çerçevesinde yaşandığında Beytü'l-Hikme'de Müslümanların var ettiği hikâye, Nizamiye medreselerinde açılan yeni çağ, Sahn-ı Semanda bunun çiçeklenmesi gibi süreklilik içinde yenilenen millet artık geçmişi güne günü geleceğe taşıyacak bir düşünce ve ilham dünyasının da kapısını aralar.
Yeni bir dünyanın kapısını aralamak cahiliye karanlığından boğulan dünyanın İslam ile alternatif bir hikâyeyi yaşamasındaki keyfiyeti aksettirir.
Hikâyeleri olmalı milletlerin demiştik. Bu babda ilham kaynağı olacak elle tutulur değerleri zuhur etmelidir.
Prof. Dr. Aziz Sancar böyle bir hikâyeyi göstermesiyle son zamanlarda hepimize göz aydınlığı oluyor. Geçmişimizde yaşamış büyük âlimlerin adlarına kaçarak bizde de neler var ya da zaten bizden çalıp yapmışlar gibi bahanelere iltica etmenin ötesinde Aziz Sancar hocam bizim için yaşayan bir hikâyenin aziz kahramanı oldu. Gelecekte biz şöle olalım böle olalım bak noluruz yoksa bizden adam olmaz diyenlere karşı da Aziz hocam güncel bir ilham kaynağı oluverdi. Kendimiz olmanın dersini verdi: Ben Türk'üm, o kadar! Mardin'de doğmuşsam, Cizre'de de doğmuşsam, Kars'ta da doğmuşsam ben Türk'üm.
Aziz hocam vatan sevgisinin çalışmak olduğunu ABD şartları içerisinde insanlığa faydalı olurken kendisi olarak kalmanın müstesna bir numunesi olarak gösterdi. Artık kimsenin ABD'ye gidip yabancılaşma ya da burada kalıp orayı uzaktan özleme gibi bir lüksü yok. Bu toprakların öz evladı olan Aziz hocam tüm bu savrulmaların manasızlığını o aziz varlığıyla bize gösterdi.
Yeni bir çağın kapısında durmak istiyorsak bu ülkenin tarihiyle mazisiyle çarpışmadan kökü mazide ati olmanın ete kemiğe bürünmüş hali oldu Aziz Sancar. Türkiye için bu kadar önemli olduğunu bilseydim 2 misli çalışır ve 20 yıl önce alırdım bu ödülü diyen hocamız başarısının BU ÜLKE için nasıl bir manaya geldiğini çok iyi bilerek misyonunu deruhteye devam ediyor. Hocam Allah sizin ömrünüze bereket versin ve daha nice zaman gölgeniz ve ilhamınız fikrimizden eksik olmasın inşallah!
Saygı istiyorsanız, önce kendinize saygı göstereceksiniz. Herkesten üstün değiliz ama kimseden de aşağı değiliz. Kendimizle iftihar edelim ki başkası da bize saygı göstersin derken bu ülkenin gencine yaşlısına bir vizyon ve misyonun yaşayan bir başarı hikayesi olarak yolunu gösterdi. Bunu öyle çelebi, öyle yürekten, öyle samimi yaptı ki rencide etmeden adam olmanın ve bunu temsil etmenin dersini verdi. Derviş bakışlı, âlim duruşlu ve adam tavırlı Aziz Sancar hocam bize hikâyemizi yeniden hatırlattı. Cumhurun bu cümleden bir akla ve hikmete sahip olmasın günü değer kılıp geleceği aydın kılma adına çok önemli bir fırsattır.
Hocam Allah ömrünüze bereket versin…