Necip Fâzıl: 'Makine mi üstündür insan mı?'
-----
2021-06-02 10:15:00
<p>Makine
mi üstündür, insan mı? Makine mi hayatımıza hâkim olacak, yoksa İslâm’dan neşet
eden hikmet ve medeniyetimiz mi makineyi tanzim edecek? Ümitle beklediğimiz,
yeniden kavuşacağımıza inandığımız İslâmlaşmış ruh ve fikrimiz makineleri kendi
emrine ne zaman alacak? Bu sualin cevabı birbuçuk asırdır hakkıyla verilemedi.
Müslüman Doğu'nun bilgeliğinden bu sualin cevabı teorik de olsa beklenmektedir.</p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">BATILI MAKİNENİN
ALTINDA EZİLEN MÜSLÜMAN DOĞU<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Batı’da
başlayıp Müslüman Doğu’da da hızla artan makineye tapınmanın, her şeyi
makineden beklemenin, dahası ruh hâkimiyetinin azalmasına nisbet makine
fuarlarında “güç makinede!..” ayinlerinin çoğaldığı günümüzde makine mi insanın
emrinde, insan mı makine emrinde suallerinin ağırlığı altında ezilen İslâm
âleminin sesi soluğu çıkmıyor. Bir çırpıda makineye karşı çıkmak zorlu bir
hadise ve düşüncedir ki, Tanzimat’tan Meşrutiyete kadar, Batı’nın makine ve
teknik bilimi alınsın mı, alınmasın mı tartışmasının yüzelli yıl sürdüğünü
alâkadar olanlar bilirler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">“Müslümanlık
Mâni’i Terakki Değil, Zâmin-i Terakkidir, din-i İslâm, medeniyet-i hâzıranın
terakkiyât-ı rûhiyesinden daha yüksek misalleri bilfiil meydana koymuştur” yâni
İslâm ilerlemeye mâni değil, ilerlemenin sorumlusu ve koruyucusudur. İslâm,
mevcut medeniyet anlayışından daha yüksek bir medeniyet ortaya koymuştur,
şeklindeki görüş etrafında Elmalı Hamdi Yazır’dan Bediüzzaman Hazretlerine,
Mehmed Âkif’den Şeyhülislâmlara kadar nice âlim ve münevveran, İslâmî ölçüler
çerçevesinde Batı’nın makine sanayiinin alınması hususunda görüş beyan
etmişler. Fakat hiçbirinin Necip Fâzıl gibi makineye Müslüman insanın ruh
cephesinden karşı çıktığını, İslâmî hikmet noktasından bir fikir meydana
getirdiğini söyleyemeyiz. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Devrinin
materyalist şairi, “Makinalaşmak istiyorum / beynimden, etimden,
iskeletimden geliyor bu!” diyerek makineyi insanla aynileştirirken, İslâmî
cephenin âlim ve üdeba sınıfından Müslümanları ve hattâ Batılı toplumları da
tesir altına alacak felsefî seviyede bir makine fikri ortaya konmamıştır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Üstadın,
makine ruhun ve ahlâkın emrinde olmalı fikrine eş değer fikirleri, kendi
devrinin fikir adamlarından Nurettin Topçu’da görüyoruz ancak. Topçu, insanı
kendi şartlarına uydurmak suretiyle hürriyetinden mahrum bırakan ve putlaştırılan
makineye itiraz eder. Ona göre, 13 asırda Moğol istilâsından sonra, 20. asırda
teknik ve demirin istilâsıyla karşı karşıyayız… Bu ağır suale kökten çözücü bir
cevap sayılmazsa da, yüreğimizi soğutan, ümit aşılayan ve gerçekleşebilir
fikirler veren üstadın makine karşısındaki tavrı üstüne tâlim yapmakta fayda
var.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">“RUH MU MAKİNENİN
EMRİNDE, MAKİNE Mİ RUHUN?”</span></b><span style="font-size:13.0pt;font-family:
"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;color:black"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Üstad
Necip Fâzıl’ın Batı medeniyetini kastettiği “makine” sanayine bakışı Müslüman
Doğu’yu, hususen Türkleri bugün çok daha fazla ilgilendirmektedir. Batı’nın
“makine” dünyası ve tekmolojisi karşısında ezik ve mağlup olan Müslüman
Doğu’nun “makine” ye ve teknolojiye nasıl bakacak, “makine” denen “canavar”ı
nasıl kendi dininden neşet eden medeniyet ölçüleri içinde insanileştirecek… Bu
çetin meseleye dair üstadın “İdeolocya Örgüsü”(s.427-428-429-430) nden
sadeleştirip hülâsa ettiğimiz fikirleri şöyle: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Hikmet
ve medenî bilgimizden doğmayan makine fikri, ruhumuzu asliyetinden uzaklaştırıp
kendi mantalitesine esir ediyor. Ruh ve mânamızdan doğmayan makine,
cemiyetimizi çarklarında öğüttüğü gibi, aslî şahsiyetimizi de değiştiriyor.
Makine ruhun emrinde mi, saadet!.. Ruh mu makinenin emrinde, felâket!...
Makine, keyfiyet değil, kemmiyettir. Nebat zekâsından bile mahrûm ve ancak
insan ruhunun fizik hassaslarının vücuda getirdiği öyle bir kemmiyet ejderhası
ki, keyfiyette bir solucandan daha geri... İnsanlar arasında en aptalının
meselâ tırnağını keserken gösterdiği, yerine göre hareket kabiliyetini hiçbir
makine gösteremez. Sahibinin yâni ruhun verdiği herhangi yanlış emre itiraz
edebilecek bir makine ise düşünülemez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Makinedeki
ilerleme o hâle geldi ki, sarsak ve yatalak bir Avrupalı titrek parmaklarını
bir düğmeye dokundurmasıyla koca bir orduyu havaya uçuracak güce sahip
olduğuna, âdi bir makine sayesinde insan kalbinin meleklere bile mahrem
köşelerini okuyabileceğine inanıyor. Niçin o kadar tapındığı makine ona
tesellini vermiyor? Ölülerin kalbini şişelerde zıplatan doktorları, suyun
altına, havanın üstüne merdiven kuran mühendisleri, Londra’daki fısıltıyı
Tahran’da dinleten kâşifleri var. Bütün bunlar içinin yıkıntısına niye ilâç
değil? Çünkü ruhunun bütün nizamı çöktü… <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Makineye
bu gözle bakmadıkça, keyfiyette solucandan aşağı görmedikçe onun tasallutundan
kurtulmak mümkün değil. Bu tesbitlerin, karasabanı traktöre ve öküzü motora
tercih ettirecek ahmak bir anlayışa saptırılma tehlikesi de var. İfrat ve
tefritten gelecek belâlardan sakınmak gerek. Makineyi ihmalden doğacak
felâketin, onu azizleştirmekten gelecek musibetten eksik olmadığını da bilmek
gerek.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">MÂRİFET, İSLÂM
HİKMETİYLE ŞEKİLLENEN MAKİNE…<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Makineleşmenin
hakikati için gerekli şartlara mâlik olmamaktan gelen esaret, makineyi büsbütün
atmak ve Ortaçağ aletlerine kapanmak suretiyle giderilemez. Makine esaretinden
sıyrılmak, ancak o esaretin içinden geçmek ve onu yenmekle mümkün... Bir
makineyi satın almak ve işletmek mârifet değil, dolayısıyla kendi
medeniyetimizin maddî bir tezahürü de sayılamaz. Marifet, Batı’nın makinasını
kopyalamak değil, makinayı meydana getiren saiklerin kendi ruh ve medenî
bilgimizle şekillenmesi, İslâmî hikmetin emrinde olmasına bağlı müeyyide ve
nizamı kurulmasıdır… <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Batı’nın
makinesine teslim olma tarihimiz Islahat tarihimizle başlamış, Meşrutiyet ve
Cumhuriyetle hızlanmıştır. Kendi ruh ve düşüncemizden beklenen makineyi ortaya
koymamız gerekirken, Batı’nın makinesine ve makine zihniyetine esir olduk.
İradesi bize ait olmayan bir bilgiden tecessüm eden makineyi ele geçirmek
hiçbir şey ifade etmez. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">“KOPYA MAKİNE… SAADET
VÂDEDİCİ BİR CİNAYET”<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Kopya
çekerek alınan makine montaj sanayii olup, dışından saadet vâdedici bir
cinayettir... Böyle bir makineleşmenin neticesinde cemiyetimizin ruhî ve fikrî
hasletleri çürüyecek. Dahası bu hâl zihnî bir ölümdür ve birbuçuk asırdır
cemiyetimize ölüm getirenleri hayat getirmiş olmakla vasıflandırıyor ve
kahramanlaştırıyoruz. Makineyi yapan makineleri bizzat yapamadıkça, onu yapmaya
doğru bir şuur ve plân sahibi olunmadıkça, makineleşmek esarettir. Daha da
beteri, makineye ait her unsur, mühendis, usta ve işçisini dışarıdan getirip burada
kurmak ve millî imal dehâsını büsbütün körleten bu aldatıcı yapım tarzına
utanmadan millî veya Türk etiketini yapıştırarak sanayileşildiği vehmine
kapılmak.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Sahip
olunması gereken fizikî ve ruhî şartların İslâm’dan neş’et eden hikmet ve
bilgilerin emrinde olması lâzım. Tanzimat’tan beri Doğu milletlerinin müspet
bilgilerle buluşması, sinema artisti resimleri gibi, hep Batılı makine ve
müspet bilgiler kartpostallarına bakıp, gülünç kopya idrakleriyle kendi kendini
tatminden ileriye geçemedi. Makineleşme ve müspet bilgilerle donanma dâvası
kendi iman kaynağımıza bağlı büyük bir vecd ve hamle, ahlâk ve dünya görüşü
istikâmetinde idealleştirilmeli, sonra maddeden başlayıp ruhta biten ve ruhta
başlayıp maddede tamamlanan bir sistem hâlinde kitaba, mektebe, terbiyeye,
zevke, vazifeye ve gayeye aktarılmalı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Ruhun
emrinde olmayan makinenin esas alındığı Batı medeniyeti insanın yaratılışına,
eşyayı, toprağı paylaşma ve işleme ortaklığına zarar veriyor, dolayısıyla
sömürgeciliği hızlandırıyor. Bu mevzudaki fikirleri de sadeleştirilmiş
hülâsasıyla şöyle: Makine ortak olana zararlıdır ve yeryüzündeki cehennemdir.
Makine sanayii, ezilenlerin daha ağır bir şekilde ezilmesine yarayan bir
araçtır. Sömürücülerin işine yarayan makine emeğin yerini almış ve insanı
köleleştirmeyi hızlandırmış ve otomata dönüştürmüştür.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">“MAKİNE KIRICILIK”<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Makine
“iyileşme”, “gelişme”, “ilerleme” değil, cehennemin kendisidir. Batı’da, belli
ölçüde insanî tarafı olan makine karşıtlığı yâni “Makine Kırıcılık” adıyla
fikir geliştirenlere Türk aydınlarınca alâka gösterilmiyor. Batılı filozof Henri Bergson, “ruhçu” dur ve
insanın özünü bozduğu için makineye karşıdır. Cumhuriyetin ilk yıllarında bazı
aydınlara tesir eden Bergson’nun makine muhalifliğine karşı Peyami Safa’nın
görüşleri son derece trajik ve ikilem içindedir: “Ben kendi hesabıma makinenin
evvelâ insanlar arasındaki müsavatsızlığı vahim bir hâle getireceğini
görüyorum. Fakat şunu da görüyorum ki, makine, insan emeğini azaltmakla beraber
maddî istihsali o kadar çoğaltıyor ki, hepimiz ruhun en asil meşgalelerine sarf
edebilecek boş zamanlar bulacağız. Edebiyat, ilim, sanat, felsefe…”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">MAKİNE FİKRİ OLMAYAN
ÂLİM VE MÜNEVVERAN<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Makinenin
dayanılmaz cazibesi karşısında hâlâ bir teklif sunamayan günümüz İslâmcı ve
milliyetçi âlim ve münevveranın tavrı, üstadın tenkit ettiği Peyami Safa’nın
makine karşısındaki tavrına ne kadar da benziyor: “Nasıl olabilir ki, insan
zekâsı, kendi icat mahsulü olan makinenin esareti altına girmek veya ondan daha
geri kalmak tehlikesi içinde bulunsun? Bir nisbetsizlik varsa bu, insan ruhu
ile makine arasında olmaktan ziyade, maddî ve mânevî kıymetleri ayrı ayrı
müdafaa eden, birbirine zıt iki dünya görüşü arasındadır…”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Üstad,
Safa’nın bu görüşlerini tenkid ettiği gibi, makine karşısında fikri olmayan
mukaddesatçı aydınlara da kızıyor. Müslümanın ruh yapısına tam olarak hitap
etmeyen “Makine kırıcılığı” anlayışından yola çıkarak makineye karşı çıkanların
da, makineyi olduğu gibi alalım diyenlerin de ayakları yere basan fikirlerinin
olmadığını söylüyor. Ona göre, Müslümanca hayatımıza tasallut eden, bizi
kendine esir eden “ejderha” dediği makineyi ruh ve mânamıza hizmet eden bir
vasıta olarak dinimizden doğan medeniyetimizin herhangi bir maddî aleti
kılabiliriz.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">“MAKİNE MAKİNE, ATEŞ
KUSAN MABUD…”<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">“Tohum”
adlı kitabında bu fikirlerini “Ferhad” adlı kahramanına anlattırıyor. Ferhat,
makinenin ruhumuza tasallut ettiğine inanan biridir. Anlattıkları karşısında,
“Yolcu” nun “Ferhad Bey” e dedikleri makine karşısındaki çelişik durumumuzu
tasvir ediyor: “Sizi dinlediğim zaman hayâlim tarihin en imanlı günlerine
akıyor. Yirminci asırda yaşadığımı unutuyorum. Maddenin ve makinenin idare
ettiği devir, birdenbire tâ öbür başından sıcak bir iman şarkısı gelen bir kum
çölü gibi düzleşiveriyor. Ruh o çölün göklerinde seksen katlı apartmanlara ve
telsiz telgraf direklerine çarpmadan zahmetsiz ve ıstırapsız uçuyor. Fakat bu
rüyadan uyanmak tehlikesi olmasa. (…) Makine rüyamızı yutacak diye korkuyorum.”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Şimdi
de Ferhad Bey’i dinleyelim: “ Makine, makine. Yirminci asrın ateş kusan mabudu.
İnsan onu, koluna yardım etmek için yaptı. Kolumuz beynimizin emrindedir.
Yardımcı, yardım ettiği şeyin derecesini nasıl geçer? Makineyi şahlandırdılar.
Makine şahlandı. İçinde insan da olduğu halde her şeyi ben yarattım demeğe
başladı. Onun bu hükmünü dinlediler. Bu demir kulaklı mankafa putu, eski
insanlardan kalma tahtlara oturttular. Maymunlar gibi onun seslerini ve
hareketlerini taklit ettiler. Bu kuş beyinli canavarın insana yardımını kim
inkâr eder? Fakat bu tahta oturtmak değil,
burnuna halka takılmış bir ayı gibi seyislerine zapt ettirmek şartıyla…”
<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;color:black">Üstadın
makineye bakışı dünya ve toplum mesuliyetinden kaçan mistikler gibi değil,
makineyi itirazsız kabul edenler gibi de… Dünyayı imar etmekle de mesul olan
Müslüman tavrına sahip.</span><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin">([email protected]) <o:p></o:p></span></p>