Mustafa Kemâl'in havradaki resmî cenâze âyini (28)
-----
2022-08-31 00:00:00
<p>“(İşbu kânûn,)
iktisadî şartların darlığından doğan güçlükleri istismar ederek yüksek
kazançlar elde ettikleri halde kazançları ile mütenasip derecede vergi
vermeyenleri istihdaf etmekte ve içinde olduğumuz fevkalâde vaziyetin icab
ettirdiği fedakârlığa, bunları, kazanç ve kudretleriyle mütenasip bir derecede
iştirak ettirmek maksadını gütmektedir.”</p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">O zaman İstanbul Defterdârı olan ve Varlık
Vergisinin aleyhinde bir kitab têlîf etmiş bulunan Fâik Ökte’nin verdiği
rakamlarla, toplanacak vergi yek̃ûnu takrîben 465 milyon iken bunun dörtte üçü
(315 milyonu) tahsîl edilmiştir. “Müslimler grubunda tahsil edilmemiş vergi
kalmamıştır.” Tahsil edilemiyen dörtte bir oranındaki mebl̃ağ, dîğer zümrelere
âiddir ve borcları bil̃âhare affedilmiştir. (Faik Ökte, <i>Varlık Vergisi Faciası</i>, İstanbul: Nebioğlu Ye., 1951, s. 197)<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Dönme veyâ Sabataîlerin ayrı bir ik̆tisâdî
zümre olarak vergiye tâbi tutulmalarının sebebi, onların, Lozan Konferansı
esnâsında, Yunan Hük̃ûmetine mürâcaat ederek “aslında Türk değil, Yahûdi
olduklarını” ileri sürmeleri ve bu sebeble nüfûs mübâdelesine tâbi tutulmama
talebinde bulunmaları olsa gerekdir. Yine de bunlar, sâdece Sel̃ânikli ve o
zaman resmî makâmların mâl̃ûmu olan Sabataîlerdir… <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Her hâl̃ük̃ârda, Hük̃ûmet, esâs îtibâriyle
gizli olan bu zümreyi ifşâ etmemiş ve onlar, günümüze kadar, efk̃ârıumûmiye
nezdinde mechûl̃ kalmıya devâm etmişlerdir…
<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Z. Sertel: “Varlık Vergisi, har̃b ıztırâbını
çekmiyenlerin bu memlekete borclarını ödemelerinden başka bir şey değildir”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Bu vergi, Yahûdi aleyhdârı bir zihniyetle
ihdâs edilmekden o kadar uzaktır ki mezk̃ûr kânûn kabûl̃ edildiği zaman,
Sertel’lerin <i>Tan </i>gazetesi onu
harâretle desteklemiş, Zekeriya Sertel de bu istikâmette başmakâleler kaleme
almıştır. Mesel̃â:<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Varlık
Vergisi Harp Iztırabını Çekmiyenlerin Bu Memlekete Borçlarını Ödemelerinden
Başka Bir Şey Değildir<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Gece, harp
içinde kazandıkları fazla servetin verdiği emniyet ve huzur ile yataklarına
yatan iş ve ticaret adamları, bu sabah gözlerini açtıkları zaman kendilerini
diğer vatandaşları sırasında [?] kısmen ve nisbeten fakir bulacaklardır.<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Bu büyük ve
ânî istihaleyi varlık vergisine tâbi vatandaşların verecekleri vergi miktarını
bildiren listelerin neşri yapacaktır. Bugün şehrimiz iş ve ticaret adamları,
bağlı bulundukları maliye şubelerine baş vurarak kendilerine tayin edilen
vergiyi öğreneceklerdir.<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Harp her
memleketi içinden çıkılmaz bir takım büyük masraflara, dayanılması güç malî
buhranlara sürüklemiştir. Her devlet, bu malî buhranları önlemek, bu büyük
masrafları karşılamak için birçok çarelere baş vurmuştur. İngiltere daha harbin
başlangıcında bütün vatandaşların mal ve mülküne el koymuş, kazançları yüzde
yetmiş beş nisbetinde vergiye tâbi tutmuştur. […]<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Biz harp
içinde değiliz. Fakat harbin bütün ıstıraplarını en ağır şartlar içinde
çekmekten kurtulamamışızdır. Büyük ve kuvvetli bir ordu beslemek ihtiyacı
karşısında devletin masrafları artmış, muhtelif sebepler dolayısile gıda ve
eşya fiyatları alabildiğine yükselmiş, memlekette bir inflâsyon tehlikesi baş
göstermiştir. Buna karşılık bir kısım vatandaşlar, sırf harp şartlarının
doğurduğu fevkalâde vaziyetten istifade ederek büyük servetler yapmışlardır.
Her vatandaşın müsavi surette fedakârlığa katlanması lâzım geldiği halde, bir
kısım vatandaşlar harbin ıztıraplarına maruz kalmak şöyle dursun, azamî refah derecesine
ulaşmışlardır.<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Hudutta
vatanın istiklâlini bekliyen vatandaş her türlü fedakârlığa katlandığı, hattâ
hayatını tehlikeye koyduğu halde, bir kısım vatandaşların arkada hiç bir
mahrumiyete katlanmadıktan mâda refaha ermesi affı güç bir tezad teşkil eder.
Bu vatan, her evlâdından ayni fedakârlığı beklemek hakkını haizdir. Birini
ölüme sevkederken, ötekini imtiyazlı bir vaziyette bırakmak en basit içtimaî
adâlet prensiplerine uymayan bir garibedir.<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Varlık
vergisi bu zaruretlerin ve içtimaî adâlet duygusunun bir ifadesidir. Hükûmet
silâh altına çağrılan vatandaşların dışında kalan iş ve ticaret adamlarını da
varlıklarından bir kısmını bu memleketin selâmet ve istiklâli namına vermeğe
davet etmiştir. Bugün bu vatandaşlar, memlekete olan borçlarının miktarını
öğrenecek ve bunu elbetteki ses çıkarmadan ödemekte kusur etmiyeceklerdir.<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Bu
memlekette yaşıyan her vatandaş, kendisine yaşamak hakkını veren bu vatana
karşı borcunu ödemeğe, kendisine düşen vazifeyi yapmağa mecburdur. Bu gün
ticaret ve iş adamları vatan borçlarını ödemeğe davet edilmişlerdir. Mesele
bundan ibarettir.” (<i>Tan</i>, 17.12.1942,
ss. 1 ve 2)</p><p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%"><br></p><p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%"><br></p><p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%"><span><span><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//11.jpeg" alt="11.jpeg"></span></span></span></p>
<p class="Default">(<i>Tan</i>, 18.12.1942, s. 1) <o:p></o:p></p>
<p class="Default">Varlık Vergisi,
ırkçı veyâ Yahûdi aleyhdârı bir siyâsetin tezâhürü değildir. Dünyâda bu ithâmın
kendilerine en son yöneltilebileceği insanlar, “Millî Şef”, Şükrü Saraçoğlu ve
Kemalist Rejimin sâir ricâlidir. Kendisi de Mütehakkim Zümrenin bir mensûbu
olan Zekeriya Sertel’in şu tesbîti üzerinde ibretle teemmül edilmelidir:
“Varlık Vergisi, harb ıztırâbını çekmiyenlerin bu memlekete borclarını
ödemelerinden başka bir şey değildir”… <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>