Mustafa Kemâl'in havradaki resmî cenâze âyini (25)

-----

<p><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-08-27 at 13.11.21.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-08-27 at 13.11.21.jpeg" style="width: 830px;"></p><p class="Default">(<i>Cumhuriyet</i>, 5.8.1931, s. 1) <o:p></o:p></p> <p class="Default">Yunus Nadi’nin gazetesinde, Mustafa Kemâl’in uzun senelerdir ahbâblık ettiği Hahambaşı Becerano’nun cenâze merâsimine dâir haber de geniş yer işgâl̃ etmişti&hellip; Haberdeki resim altı yazısı: “Becerano Ef. nin çok kalabalık olan cenaze merasiminden bir intiba (yuvarlaklarda görülenler yeni Hahambaşılığa intihabı muhtemel üç zattır).” Bu silindir şapkalı hahamlar, insana, ister istemez, Kemalist Şapka İnk̆il̃âbını hatırlatıyor&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="Default">***&nbsp;&nbsp; <o:p></o:p></p> <p class="Default">&nbsp;</p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">&nbsp;</p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Râdife” de, “Ebedî Şef” kadar Yahûdiliğe mültefitti<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Mustafa Kemâl̃ için havrada “Millî Şef” Hükûmetinin iştirâk̃iyle yapılan cenâze âyinini hakkıyle değerlendirebilmek için biraz da “Millî Şef”in Yahûdi Âlemiyle münâsebetlerinden ve hem Siyonizm, hem de Yahûdi mes’elesiyle al̃âkalı tavrından bahsetmemiz, daha doğrusu, bu husûslarda “Mustafa Kemâl’in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi” ile dîğer bir-iki araştırmamızda bertafsîl yazdıklarımızdan birkaçını burada hatırlatmamız l̃âzım. Bunlara, birkaç yeni unsur da il̃âve edeceğiz: Hüseyin Cahid Yalçın’ın iki makâlesinin tam metinleri ve “Ebedî Şef”in ölümü üzerine “Millî Şef”le bâzı Yahûdi cemâat̃leri arasındaki telgraf teâtîleri gibi&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Bu bahisde yazabileceklerimizin hül̃âsası şudur: “Büyük Şef”in ve Rejiminin Yahûdi Âlemiyle olan sıkı dostluk münâsebetleri, “Râdife”siyle ve onun Hük̃ûmetiyle de aynen devâm etmiştir. Zâten nasıl başka türlü olabilirdi ki İnönü de, Başvekîl sıfatıyle, “Büyük Şef” devrindeki samîmî münâsebetlerin têsîs ve idâmesinde büyük hisse sâhibiydi&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Bu bahisle al̃âkalı olarak, evvel̃â Kemalist Hük̃ûmetler aleyhinde kullanılmak istenen iki mes’eleye temâs etme ihtiyâcı var:&nbsp; Haziran-Temmuz 1934 Trakya Hâdiseleri ve 11 Kasım 1942’de kabûl̃ edilen kânûnun ihdâs ettiği Varlık Vergisi&hellip; <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Hak̆îkat̃siz kalem erbâbının bir istismâr mevzûu: Haziran-Temmuz 1934 Trakya Hâdiseleri<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Bunlardan birincisini, <i>Yeni Söz</i>’ün 27.5-21.6.2018 târihli nüshalarında 24 tefrika hâlinde neşredilen “Mâhir Bir Stratejist: Munis Tekinalp veyâ Moiz Kohen” başlıklı çalışmamızda tedk̆îk̆ ettik ve –her zamânki gibi, (Yrd. Doç. Dr. Mehmet Pınar’ın çalışması, Trakya Umûmî Müfettişi İbrâhim Tâlî Öngören’in raporları, o devrin gazeteleri gibi) müsbit vesîkalara istinâden - başlıca şu tesbîtlerde bulunduk: <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Kemalist Totalitarizmin en koyu devrinde, 1934 senesinin Haziran-Temmuz aylarında, Trakya bölgemizde, halk cânibinden, o bölgenin Yahûdilerine karşı umûmî bir ak̃sülamel hareketi baş göstermişti. Kısaca “1934 Trakya Hâdiseleri” şeklinde anılan bu hareket, bâzı Yahûdi, Komünist ve gayr-i millî zihniyetli müellifler tarafından mütemâdiyen istismâr edilmekte, bu vesîleyle de, her zamânki nankörlükle, asırlardır nân-u-nîmetiyle perverde oldukları Türk halkını ithâm etmektedirler. [&hellip;]<o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Trakya’daki müessif hâdiselerin başlıca şu sebeblerle vukû bulduğu anlaşılıyor: <o:p></o:p></p> <p>1) 14 Temmuz 1934 târihli Hük̃ûmet Teblîğinde beyân edildiği vechiyle, hâdiselerin cereyân ettiği esnâda, Trakya ve Çanakkale’de cem’ân 13 bin civârında Yahûdi yaşamaktadır. (Ne kadar Sabataînin yaşadığı ise tam bir muammâdır. Bununla berâber, o zamânlar, Edirne’de ve Çnakkale’de bir hayli Sabataî yaşıyor olsa gerektir. Umûmî kâide olarak, Türkiye’de Yahûdilerin yaşadıkları her isk̃ân merkezinde, çok def’a onlara komşu semtlerde, Sabataîler de mesk̃ûndur&hellip;) Bunlar, asıl nüfûs kesâfeti Edirne’de (1.300 âile –<i style="text-indent: 14.2pt;">Akşam</i>, 8.7.1934, s. 1-) olmak üzere, Kırklareli, Çanakkale ve ehemmiyeti hâiz sâir isk̃ân merkezlerine (Gelibolu, Uzunköprü, Lüleburgaz -50 âile; <i style="text-indent: 14.2pt;">Akşam</i>, 9.7.1934, s. 2-, Babaeski, Keşan) dağılmışlardır. Harblerden fazla hırpalanmadan çıktıkları, gayet müteşebbis, (dünyâ çapında) teşkîl̃âtlı ve mütesânid bir topluluk oldukları için, bölgenin ik̆tisâdî hayâtında, Türk hemşehrîlerine nisbetle avantajlı bir mevk̆i edinmişler ve zamânla hâkim unsur hâl̃ine gelmişlerdir. Hem dâhilî ticâret, ihrâcat-ithâlât, sanâyi (süt, deri, ayakkabı, dokuma, v.s.) ile iştigal̃ etmekte, hem de tefecilik yapmaktadırlar. İçlerinde bir mik̆dâr da zanaatk̃âr ve işçi bulunmaktadır. Türklerin asıl meşgâlesi ise, rençberlik ve hayvancılıktır. Ayrıca tüccar, mêmur, asker, işçi olarak maîşetlerini sağlamaktadırlar. İk̆tisâdî sâhada Türklerin Yahûdilerden en büyük şik̃âyetleri, onlara, kendileriyle dürüst şekilde rekâbet etme imk̃ânı tanımamaları, teke tek rekâbet etmiye çalışan Türklerin karşısına bütün bir cemâat̃ tesânüdüyle dikilerek onları piyasada saf dışı bırakmaları, bu sûretle inhisârlaşmaları ve ayrıca müstahsilin malını ucuza almaları, onları yüksek fâizle kendilerinden borc almıya mecbûr bırakmaları, borclarını ödiyemeyince de mallarını, mülklerini ele geçirmeleridir.</p>