Mustafa Kemâl'in havradaki resmî cenâze âyini (22)
-----
2022-08-25 00:00:00
<p>Markus'un hayât hik̃âyesini kaleme alan Grosman, onun teşkîl̃âtçılığından
sitâyişle bahsediyor:</p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Dr.
Markus'un üstünde en çok durduğu şey, eğitimdi. Toplumsal sorunların çözümünde
insanın tek başına başarılı olamıyacağını bildiği için her zaman örgütlenmeden
yana olmuş, kendi görüş ve düşüncelerinin sonucunda oluşmuş kuruluşlarda bile
sahneye başkalarını çıkarmıştır. O nedenle karşıtı olmamıştır. Başarısının gizi
budur. […]<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Bene Berit
11.2.1911’de kuruldu. Sıra Musevi Lisesindeydi. Yıllardır özlemini duyduğu bu
okulu Dr. Markus, Bene Berit’in büyük katkılarıyla ve büyük bir çaba harcayarak
1914’te kurdu. O sırada Dr. Markus dört okulun müdürüydü.” (Grosman 1992: 10,
45)<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;line-height:115%"><b>Bene Berit İstanbul Locası'nın ve
Mûsevî Lisesi'nin müessislerinden biri</b><o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Dr. Markus, Osmanlı İmparatorluğu'nda 1900'lü senelerde 250 bin civârında
nüfûsla (<i>DİE'de Bir Ay</i>, Aralık 1979, sayı: 8, s. 3) büyük bir cemâat̃
teşkîl eden Sefaradlara nisbetle 10 bin nüfûslu küçük bir ekalliyet teşkîl eden
Aşkenazların (Grosman 1992: 519) Hahambaşısı ve Almanca tedrîsât yapan
Goldschmidt Lisesi'nin Müdürü tâyîn edildikden bir müddet sonra günümüzde de
yaşamıya devâm eden iki mühim Yahûdi müessesesine vücûd veren sîmâlardan birisi
oldu. <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Bene Berit Masonluğunun İstanbul'da J. Castro Matbaası tarafından 1931'de
basılan 678 No'lu İstanbul Locası (<i>Loge de Constantinople</i>) Rehber
Kitabında (<i>Guide</i>), Hahambaşı Dr. Markus'un 11 Şubat 1911 târihinde
tekrîs edildiği ve 156 Matrikül Numarasıyle kaydedildiği görülüyor. Grosman'a
göre (1992: 15), o, bu Locanın müessislerinden biridir. Her hâl̃-ü-k̃ârda
Loca'nın pek faâl bir müntesibi olduğu muhakkaktır. Bene Berit'in Şark Kolunun
(11. “District”) nâşiriefkârı olan <i>Hamenora </i>mecmûasının idâresi onun
uhdesindeydi. İstanbul Locası'nın resmî ismi olan Fakîrleri Koruma Cem'iyeti
(bil̃âhare Derneği)'nin Reîsi de oydu. Grosman, onu, bu cem'iyetin müessisi ve
dâimî reîsi olarak zikrediyor: <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:8.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Öldüğü gün bile, kurucusu olduğu
‘Fakirleri Koruma Cemiyeti'nin Başkanıydı.” (Grosman 1992: 594) <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Bâhusûs David Markus ve Joseph Niégo (Jozef Niyego)'nun gayretiyle têsîs
edilen ve bugün farklı isimle mevcûdiyetini -çok daha inkişâf etmiş hâlde- idâme
eden ikinci müessese, Midraş Yavne'dir. Kısa bir müddet
sonra, Bene Berit Mûsevî Lisesi ismini aldı. (Zelda Ovadia, “Le Lycée juif
d'Istanbul”, <i>Kaminando i Avlando</i>, no 3, 2011, p. 15) <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Mezkûr Lise: <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:8.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“1994-1995
yılında [Vehbi Koç'un büyük ortağı] Bernar Nahum öncülüğünde bir grup
hayırsever [Bene Berit müntesibi] iş adamının bağışları ve çabaları ile Aşkenaz
Cemaati tarafından tahsis edilen Ulus'taki bir arsada inşa edilen yeni
binasında eğitimine başladı. (Bu geçiş sürecinde Musevi 1. Karma Ana ve İlköğretim
Okulu da taşınarak Ulus'taki binayı Musevi Lisesi ile ortak kullanarak öğretime
devam etti.) Okulun adı önce Midraşa Yavne ya da Bene Berit Lisesi olarak
bilinirken Beyoğlu Özel Musevi Lisesi adını aldı. 1994'te Ulus'taki binasına
taşınınca adı Özel Musevi Lisesi, 1998'de ise Ulus Özel Musevi Lisesi olarak
değişti.” (Lise'nin resmî İnternet Sitesindeki “Târihçe”sinden, http://www.uoml.k12.tr/content/view/247/220/index.htm;
6.3.2019) <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Bene Berit Lisesi'nin Müdürlüğünü ilk üç sene sene (1914 ilâ 1917) Joseph
Niégo, 1922 ilâ 1940'ta ise (18 sene) Hahambaşı David Markus deruhde etti.
Markus, 1940'ta emekli olmuş, 1944'te vefât etmiştir. (Z. Ovadia 2011: 17) <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;line-height:115%"><b>Eğitim seviyesi pek yüksek bir lise</b><o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Günümüzde, Ulus Özel Mûsevî Lisesi, talebelerine çok kaliteli bir eğitim
vermekle iftihâr ediyor. Umumî tedrîsât lisânı Türkce olmakla berâber,
matematik ve fen dersleri İngilizcedir ve talebelere Fransızca, İbrânîce,
Yahûdi İspanyolcası gibi lisânlar da öğretilmektedir. <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:8.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Son beş yılda öğrencilerinin bir yüksek
öğrenim programına yerleşme yüzdesi, %100'dür.” <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt;line-height:115%">Eğitiminin çok yüksek
seviyede olmasının bir tezâhürü de, mêzûnlarının büyük bir kısmının çok
îtibârlı bâzı Amerikan üniversitelerine kabûl̃ edilmeleridir. (Z. Ovadia 2011:
17) <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Katıksız Kemalist mektebler</b><o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Mûsevî Lisesi, bekleneceği üzere, Kemalizme sıkı sıkıya merbût ve onun
harâretli bir müdâfiidir (hattâ tedhîşci “Bursa Nutku”nu dahi sâhiblenecek
kadar!): <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Ulus Özel
Musevi Okulları, Atatürk ilke ve devrimlerinin bilinciyle yaşayan ve onlara
koşullar ne olursa olsun sahip çıkan gençler yetiştirir. […] <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Onu
anımsamak; yaptığı her devrimi, getirdiği her yeniliği, onun aydınlık
düşüncelerini, ilerici bakış açılarını, gençlere duyduğu güveni hatırlamak
olacaktır. U.Ö. M. Okullarında okuyan her öğrenci, bu bilinçle yetişir, bu
bilinçle yaşar. […] <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Okulumuzun amacı; Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı,
çağdaş, analitik düşünebilen, kariyer planı yapan, en az bir yabancı dili iyi
derecede kullanabilen, kültürüne ve değerlerine sahip çıkan dünya vatandaşları
yetiştirmektir.” (<i>Yeni Söz</i>,
22-23.4.2019/212-213)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Mustafa Kemâl̃’in çok yakın bir ahbâbı: Sefarad Hahambaşısı Haim Moşe
Becerano </b><o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Prof. Dr. Avram Galanti’nin, 1954’te
basılmış <i>Türkler ve Yahudiler Eserlerime Ek</i> isimli kitabında Mustafa Kemâl ile Yahûdiler arasındaki
yakınlığa dâir verdiği misâllerden biri de, müşârünileyhin Hahambaşı Becerano
ile olan ahbâblığıdır. Aralarındaki ahbâblık, Edirne’de başlamış, İstanbul’da
devâm etmiştir : <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“…Askeri
mesleğinin bidayetinde, Mustafa Kemal, bir müddet, Bulgaristan Hükûmetinin
merkezi olan Sofya’ya Türk Sefareti Ataşemiliterliğine tayin edilmiştir. O
şehirde iken, oradaki Yahudi cemaati efradiyle münasebetlerde bulunmuştur. Bu
münasebetler, Mustafa Kemal’de bir hüsnü tesir bırakmıştır. <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Edirne
Hahambaşısı merhum Ribbi Hayim Moşe Becerano, Mustafa Kemal, Edirne’den geçtiği
vakit, kendisini Hahamhane’de ziyaret ettiğini ve onu yemeğe alıkoyduğunu
söyledi. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Türkiye Hahambaşılığına intihap edildikten sonra Ribbi Hayim
M. Becerano, İstanbul’da ikamet etmiştir. Onun hastalığı esnasında,
Cumhurbaşkanı olan Atatürk (Mustafa Kemal), sıhhatinden haber almak için
Başyaverini Hahamhane’ye göndermiş ve bu münasebetle nakdî hediyelerle hâtırını
istifsâr etmiştir.” (Benbanaste 1982: 47’den naklen)<span style="color:red"><o:p></o:p></span></p>
<p class="Default" style="line-height:115%"><b>Mustafa Kemâl, Hahambaşını sık sık evinde ve makâmında
ziyâret <o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>ediyordu</b><o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Yahûdi gazeteci, Fransızca muallimi ve
stenografı Avram Benaroya'nın (Edirne, 1888 – İstanbul, 1955; Selânik Sosyalist
hareketinin lideri olan adaşından farklı bir şahsıyet), Fransızca olarak
neşredilen <i>L'Étoile du Levant </i>gazetesindeki “Atatürk ve Yahûdiler”
başlıklı makalesinde anlattığına göre, Mustafa Kemâl, Becerano'nun çok
yakın bir ahbâbıydı ve onunla fikir teâtî etmekten zevk alıyordu: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Mustafa Kemâl Edirne'de bir alay komutanı iken o sırada
Edirne Başhahamı olan Haim Becerano'nun evine sık sık gitti ve Haim Becerano ve
kızları ile muhtelif mes'eleler üzerinde tartışmaktan zevk aldı. Mustafa Kemâl
bu ziyâretleri sık sık yaptı. Başhaham Haim Becerano'yu da çoğu zaman sivil
kıyafetle ziyaret etti. Bu ziyaretlerin birinde de ziyarette hazır bulunan ve
geleceği okuma kabiliyetine sahip bir Yahudi, onun önünde Tevrat'ı açtı ve
günün birinde genç albayın fani bir kişinin ulaşacağı en büyük üne kavuşacağını
söyledi.” (Stenograf Muallim Avram Benaroya, “Atatürk et les Juifs”, <i>L'Étoile
du Levant</i>, 11 Kasım 1949; Rifat N. Bali, <i>Cumhuriyet Yıllarında Türkiye
Yahudileri; Bir Türkleştirme Serüveni -1923/1945-</i>, İstanbul: İletişim Yl.,
2000 -4. baskı-, s. 38'den naklen)<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Paşa'yle hukûkumuz pek eskidir ve
onun samîmî bir dostuyum; </b><b>Edirne'de iken evimize yirmi def'adan
ziyâde gelmiştir”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height:
115%">Bu çok düşündürücü ahbâblığı, kendisiyle Behçet Kâni tarafından yapılan
ve Celâl Nuri İleri'nin Sâhibi ve Başmuharriri olduğu <i>İleri </i>gazetesinin
14 Teşrînievvel (Ekim) 1922 târihli nüshasında neşredilen mülâkatında, bizzât
Hahambaşı da têyîd ediyor: <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“ ‘- Gelelim Gazi Paşamıza… Biliyorsunuz o
hepimizin Gazi Paşasıdır. Gazi Paşa ile bizim hukūkumuz pek eskidir ve ben
onunla samîmî bir dostu olmak şerefine mâlikim. Edirne'de iken evimize yirmi
def'adan ziyâde gelmiştir. Ben Gazi Paşanın üç sıfatını tanırım: 1-
Mütevâzıdır; 2- Cesûrdur; 3- Müdebbirdir. Bu üç fazîlet bir adamda cem'oldukta,
behemehâl ondan cem'iyete bir hayır çıkacaktır.’ <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt;
margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Becerano Efendi, sözün bu noktasında, Gazi
Paşa'nın tâ o zamanlar memleketimize bir can vermek için nasıl yanıp
yakıldığını anlattı…” (Kaplan, Mehmet, İ. Enginün, B. Emil, N. Birinci ve A.
Uçman, <i>Devrin Yazarlarının Kalemleriyle Millî Mücadele ve Gazi Mustafa Kemal</i>,
Ankara: Kültür Bak. Yl., 1992, c. 2, ss. 1025-1026; son cümlesi hâricinde bu
pasajı Rifat Bali de naklediyor, 2000: 37-38) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>