Mustafa Kemâl'in havradaki resmî cenâze âyini (22)

-----

<p>Markus'un hayât hik̃âyesini kaleme alan Grosman, onun teşkîl̃âtçılığından sitâyişle bahsediyor:</p> <p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Dr. Markus'un üstünde en çok durduğu şey, eğitimdi. Toplumsal sorunların çözümünde insanın tek başına başarılı olamıyacağını bildiği için her zaman örgütlenmeden yana olmuş, kendi görüş ve düşüncelerinin sonucunda oluşmuş kuruluşlarda bile sahneye başkalarını çıkarmıştır. O nedenle karşıtı olmamıştır. Başarısının gizi budur. [&hellip;]<o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Bene Berit 11.2.1911’de kuruldu. Sıra Musevi Lisesindeydi. Yıllardır özlemini duyduğu bu okulu Dr. Markus, Bene Berit’in büyük katkılarıyla ve büyük bir çaba harcayarak 1914’te kurdu. O sırada Dr. Markus dört okulun müdürüydü.” (Grosman 1992: 10, 45)<o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;line-height:115%"><b>Bene Berit İstanbul Locası'nın ve Mûsevî Lisesi'nin müessislerinden biri</b><o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Dr. Markus, Osmanlı İmparatorluğu'nda 1900'lü senelerde 250 bin civârında nüfûsla (<i>DİE'de Bir Ay</i>, Aralık 1979, sayı: 8, s. 3) büyük bir cemâat̃ teşkîl eden Sefaradlara nisbetle 10 bin nüfûslu küçük bir ekalliyet teşkîl eden Aşkenazların (Grosman 1992: 519) Hahambaşısı ve Almanca tedrîsât yapan Goldschmidt Lisesi'nin Müdürü tâyîn edildikden bir müddet sonra günümüzde de yaşamıya devâm eden iki mühim Yahûdi müessesesine vücûd veren sîmâlardan birisi oldu. <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Bene Berit Masonluğunun İstanbul'da J. Castro Matbaası tarafından 1931'de basılan 678 No'lu İstanbul Locası (<i>Loge de Constantinople</i>) Rehber Kitabında (<i>Guide</i>), Hahambaşı Dr. Markus'un 11 Şubat 1911 târihinde tekrîs edildiği ve 156 Matrikül Numarasıyle kaydedildiği görülüyor. Grosman'a göre (1992: 15), o, bu Locanın müessislerinden biridir. Her hâl̃-ü-k̃ârda Loca'nın pek faâl bir müntesibi olduğu muhakkaktır. Bene Berit'in Şark Kolunun (11. “District”) nâşiriefkârı olan <i>Hamenora </i>mecmûasının idâresi onun uhdesindeydi. İstanbul Locası'nın resmî ismi olan Fakîrleri Koruma Cem'iyeti (bil̃âhare Derneği)'nin Reîsi de oydu. Grosman, onu, bu cem'iyetin müessisi ve dâimî reîsi olarak zikrediyor: <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:8.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Öldüğü gün bile, kurucusu olduğu ‘Fakirleri Koruma Cemiyeti'nin Başkanıydı.” (Grosman 1992: 594) <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Bâhusûs David Markus ve Joseph Niégo (Jozef Niyego)'nun gayretiyle têsîs edilen ve bugün farklı isimle mevcûdiyetini -çok daha inkişâf etmiş hâlde- idâme eden ikinci müessese, Midraş Yavne'dir. Kısa bir müddet sonra, Bene Berit Mûsevî Lisesi ismini aldı. (Zelda Ovadia, “Le Lycée juif d'Istanbul”, <i>Kaminando i Avlando</i>, no 3, 2011, p. 15) <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Mezkûr Lise: <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:8.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“1994-1995 yılında [Vehbi Koç'un büyük ortağı] Bernar Nahum öncülüğünde bir grup hayırsever [Bene Berit müntesibi] iş adamının bağışları ve çabaları ile Aşkenaz Cemaati tarafından tahsis edilen Ulus'taki bir arsada inşa edilen yeni binasında eğitimine başladı. (Bu geçiş sürecinde Musevi 1. Karma Ana ve İlköğretim Okulu da taşınarak Ulus'taki binayı Musevi Lisesi ile ortak kullanarak öğretime devam etti.) Okulun adı önce Midraşa Yavne ya da Bene Berit Lisesi olarak bilinirken Beyoğlu Özel Musevi Lisesi adını aldı. 1994'te Ulus'taki binasına taşınınca adı Özel Musevi Lisesi, 1998'de ise Ulus Özel Musevi Lisesi olarak değişti.” (Lise'nin resmî İnternet Sitesindeki “Târihçe”sinden, http://www.uoml.k12.tr/content/view/247/220/index.htm; 6.3.2019) <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Bene Berit Lisesi'nin Müdürlüğünü ilk üç sene sene (1914 ilâ 1917) Joseph Niégo, 1922 ilâ 1940'ta ise (18 sene) Hahambaşı David Markus deruhde etti. Markus, 1940'ta emekli olmuş, 1944'te vefât etmiştir. (Z. Ovadia 2011: 17) <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;line-height:115%"><b>Eğitim seviyesi pek yüksek bir lise</b><o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Günümüzde, Ulus Özel Mûsevî Lisesi, talebelerine çok kaliteli bir eğitim vermekle iftihâr ediyor. Umumî tedrîsât lisânı Türkce olmakla berâber, matematik ve fen dersleri İngilizcedir ve talebelere Fransızca, İbrânîce, Yahûdi İspanyolcası gibi lisânlar da öğretilmektedir. <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:8.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Son beş yılda öğrencilerinin bir yüksek öğrenim programına yerleşme yüzdesi, %100'dür.” <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="text-indent:14.2pt;line-height:115%">Eğitiminin çok yüksek seviyede olmasının bir tezâhürü de, mêzûnlarının büyük bir kısmının çok îtibârlı bâzı Amerikan üniversitelerine kabûl̃ edilmeleridir. (Z. Ovadia 2011: 17) <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Katıksız Kemalist mektebler</b><o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Mûsevî Lisesi, bekleneceği üzere, Kemalizme sıkı sıkıya merbût ve onun harâretli bir müdâfiidir (hattâ tedhîşci “Bursa Nutku”nu dahi sâhiblenecek kadar!): <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Ulus Özel Musevi Okulları, Atatürk ilke ve devrimlerinin bilinciyle yaşayan ve onlara koşullar ne olursa olsun sahip çıkan gençler yetiştirir. [&hellip;] <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Onu anımsamak; yaptığı her devrimi, getirdiği her yeniliği, onun aydınlık düşüncelerini, ilerici bakış açılarını, gençlere duyduğu güveni hatırlamak olacaktır. U.Ö. M. Okullarında okuyan her öğrenci, bu bilinçle yetişir, bu bilinçle yaşar. [&hellip;] <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Okulumuzun amacı; Atatürk ilke ve inkılâplarına bağlı, çağdaş, analitik düşünebilen, kariyer planı yapan, en az bir yabancı dili iyi derecede kullanabilen, kültürüne ve değerlerine sahip çıkan dünya vatandaşları yetiştirmektir.” (<i>Yeni Söz</i>, 22-23.4.2019/212-213)<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Mustafa Kemâl̃’in çok yakın bir ahbâbı: Sefarad Hahambaşısı Haim Moşe Becerano </b><o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Prof. Dr. Avram Galanti’nin, 1954’te basılmış <i>Türkler ve Yahudiler Eserlerime Ek</i> isimli kitabında Mustafa Kemâl ile Yahûdiler arasındaki yakınlığa dâir verdiği misâllerden biri de, müşârünileyhin Hahambaşı Becerano ile olan ahbâblığıdır. Aralarındaki ahbâblık, Edirne’de başlamış, İstanbul’da devâm etmiştir : <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“&hellip;Askeri mesleğinin bidayetinde, Mustafa Kemal, bir müddet, Bulgaristan Hükûmetinin merkezi olan Sofya’ya Türk Sefareti Ataşemiliterliğine tayin edilmiştir. O şehirde iken, oradaki Yahudi cemaati efradiyle münasebetlerde bulunmuştur. Bu münasebetler, Mustafa Kemal’de bir hüsnü tesir bırakmıştır. <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Edirne Hahambaşısı merhum Ribbi Hayim Moşe Becerano, Mustafa Kemal, Edirne’den geçtiği vakit, kendisini Hahamhane’de ziyaret ettiğini ve onu yemeğe alıkoyduğunu söyledi. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Türkiye Hahambaşılığına intihap edildikten sonra Ribbi Hayim M. Becerano, İstanbul’da ikamet etmiştir. Onun hastalığı esnasında, Cumhurbaşkanı olan Atatürk (Mustafa Kemal), sıhhatinden haber almak için Başyaverini Hahamhane’ye göndermiş ve bu münasebetle nakdî hediyelerle hâtırını istifsâr etmiştir.” (Benbanaste 1982: 47’den naklen)<span style="color:red"><o:p></o:p></span></p> <p class="Default" style="line-height:115%"><b>Mustafa Kemâl, Hahambaşını sık sık evinde ve makâmında ziyâret <o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>ediyordu</b><o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Yahûdi gazeteci, Fransızca muallimi ve stenografı Avram Benaroya'nın (Edirne, 1888 – İstanbul, 1955; Selânik Sosyalist hareketinin lideri olan adaşından farklı bir şahsıyet), Fransızca olarak neşredilen <i>L'Étoile du Levant </i>gazetesindeki “Atatürk ve Yahûdiler” başlıklı makalesinde anlattığına göre, Mustafa Kemâl, Becerano'nun çok yakın bir ahbâbıydı ve onunla fikir teâtî etmekten zevk alıyordu: <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Mustafa Kemâl Edirne'de bir alay komutanı iken o sırada Edirne Başhahamı olan Haim Becerano'nun evine sık sık gitti ve Haim Becerano ve kızları ile muhtelif mes'eleler üzerinde tartışmaktan zevk aldı. Mustafa Kemâl bu ziyâretleri sık sık yaptı. Başhaham Haim Becerano'yu da çoğu zaman sivil kıyafetle ziyaret etti. Bu ziyaretlerin birinde de ziyarette hazır bulunan ve geleceği okuma kabiliyetine sahip bir Yahudi, onun önünde Tevrat'ı açtı ve günün birinde genç albayın fani bir kişinin ulaşacağı en büyük üne kavuşacağını söyledi.” (Stenograf Muallim Avram Benaroya, “Atatürk et les Juifs”, <i>L'Étoile du Levant</i>, 11 Kasım 1949; Rifat N. Bali, <i>Cumhuriyet Yıllarında Türkiye Yahudileri; Bir Türkleştirme Serüveni -1923/1945-</i>, İstanbul: İletişim Yl., 2000 -4. baskı-, s. 38'den naklen)<o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>“Paşa'yle hukûkumuz pek eskidir ve onun samîmî bir dostuyum; </b><b>Edirne'de iken evimize yirmi def'adan ziyâde gelmiştir”<o:p></o:p></b></p> <p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-indent:14.2pt;line-height: 115%">Bu çok düşündürücü ahbâblığı, kendisiyle Behçet Kâni tarafından yapılan ve Celâl Nuri İleri'nin Sâhibi ve Başmuharriri olduğu <i>İleri </i>gazetesinin 14 Teşrînievvel (Ekim) 1922 târihli nüshasında neşredilen mülâkatında, bizzât Hahambaşı da têyîd ediyor: <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“ ‘- Gelelim Gazi Paşamıza&hellip; Biliyorsunuz o hepimizin Gazi Paşasıdır. Gazi Paşa ile bizim hukūkumuz pek eskidir ve ben onunla samîmî bir dostu olmak şerefine mâlikim. Edirne'de iken evimize yirmi def'adan ziyâde gelmiştir. Ben Gazi Paşanın üç sıfatını tanırım: 1- Mütevâzıdır; 2- Cesûrdur; 3- Müdebbirdir. Bu üç fazîlet bir adamda cem'oldukta, behemehâl ondan cem'iyete bir hayır çıkacaktır.’ <o:p></o:p></p> <p class="Default" style="margin-top:0cm;margin-right:0cm;margin-bottom:12.0pt; margin-left:1.0cm;line-height:115%">“Becerano Efendi, sözün bu noktasında, Gazi Paşa'nın tâ o zamanlar memleketimize bir can vermek için nasıl yanıp yakıldığını anlattı&hellip;” (Kaplan, Mehmet, İ. Enginün, B. Emil, N. Birinci ve A. Uçman, <i>Devrin Yazarlarının Kalemleriyle Millî Mücadele ve Gazi Mustafa Kemal</i>, Ankara: Kültür Bak. Yl., 1992, c. 2, ss. 1025-1026; son cümlesi hâricinde bu pasajı Rifat Bali de naklediyor, 2000: 37-38) <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal"><o:p>&nbsp;</o:p></p>