Mustafa Kemâl'in havradaki resmî cenâze âyini (20)
-----
2022-08-23 00:00:00
<p><b>Mustafa Kemâl̃’in
iddiâsı: “Mûsevîler, bu millete ve bu vatana sadâkat̃lerini isbât etmiş
unsurlardır!”</b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
line-height:115%">Avram Galanti naklediyor:<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;line-height:115%">“İzmirin istirdâdından sonra yânî 2 Şubat 1923
târihine müsâdif Cumâ günü, İzmir'de Gâzî Mustafa Kemâl̃ tarafından hasbihâl̃
tarzında suâl̃li cevâblı uzun ve alkışlanmış bir konferans verildi. Bu
konferansta hazır bulunan Avukat Rafael Amato Efendi, Gâzîye bu suâl̃i îrâd
etti: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
line-height:115%">‘Paşa Hazretleri! Türklerin saâdetiyle mes'ûd ve mâtemleriyle
mêyûs olan Mûsevî vatandaşları hakkındaki fikr-i âlîniz nedir?'<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-align:justify;text-justify:
inter-ideograph;line-height:115%">“Gâzî böyle
bir cevap verdi: <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-align:justify;text-justify:
inter-ideograph;line-height:115%">‘- Unsur-u
hâkim olan Türklerle tevhîd-i mukadderât etmiş sâdık bâzı unsurlarımız vardır
ki bilhassa Mûsevîler, bu millete ve bu vatana sadâkat̃lerini isbât
ettiklerinden, şimdiye kadar müreffehen imrâr-ı hayât etmişler[dir] ve bundan
böyle [de] refâh ve saâdet içinde yaşıyacaklardır.' (İzmirde intişâr eden
Türkçe ‘Sadâ-yi Hak' ve ‘Anadolu' gazeteleri ile Fransızca ‘Le Levant'
gazetesi[nin] 3 Şubat 1923 târihli nüshalarında bundan bahsedilmiştir…)” (Prof.
Avram Galanti, <i>Türkler ve Yahudiler; Tarihî, Siyasî Tetkik</i>, İstanbul:
Tan Matb., 1947, il̃âveli 2. baskı –ilk baskısı 1928-, s. 86) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:115%"><b>Mustafa Kemâl̃’in
iddiâsı hakkında bizim yorumumuz<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
line-height:115%">Yahûdilerin, 1908 İttihâdcı İhtil̃âl̃iyle Osmanlı’yı uçuruma
sürükliyen vetîreyi başlattıkları, kendi aralarında Osmanlı Devleti'nin îdâm
fermânını imzâlıyarak onu –kaybetmiye mahk̃ûm edilmiş- Müttefîk̆ saflarında
Birinci Cihân Harbine soktukları, 1915'de Çanakkale Cephesinde, kezâ 1917'de
-bizzât (7. Ordu Kumandanı) Mustafa Kemâl̃'in terkettiği- Filistin Cephesinde
(5 bin kişilik Yahûdi Lejyonu ile) Osmanlı Ordusuna karşı bilfiil savaştıkları,
Osmanlı'nin Filistin beldesini gasbederek jenosidci ve emperyalist bir Devlet
kurdukları, Türkiye'den bu Devlete hicret ederek onun mühim bir insan kaynağını
teşkîl ettikleri (bu meyânda, Mustafa Kemâl̃ ve İsmet İnönü’nün idâresi
altındaki Kemalist Totaliter Rejimin Avrupa’da Nazilerden kaçan 100 bin kadar
Yahûdiyi Türkiye üzerinden Filistin’e geçirmek sûretiyle jenosidci İsrâil'in
têsîsinde nasıl hayâtî bir rol̃ oynadığı), başından beri bu gayr-i meşrû
Devleti kayıdsız, şartsız destekledikleri, bekâmızın elzem şartı olan Millî
Kültürümüze karşı dâimâ Frenk Kültürünün ve Frenk ideolojilerinin
bayrakdârlığını yaptıkları, Türkiye'yi her zaman Avrupa ve Amerika'nın dümen
suyunda gitmiye zorladıkları ve daha hatırlatılabilecek birçok vâkıa meydanda
iken, bu “sâdık vatandaşlar” kanâat̃ine hayret edilmez mi? (<i>Yeni Söz</i>, 21.4.2019/211) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph;
line-height:115%">Buna mukâbil, aynı Totaliter Rejimin, bir asırdır, bilhassa
mekteblerdeki derslerde, “Arab Milletinin, 1. Cihân Harbinde Türk Milletine
ihânet ettiğini” iddiâ ederek ve Müslümanlığı sinsi sinsi tenk̆îd edip bu
meyânda onu Arab eperyalizminin âleti gibi göstererek yetişen bütün nesilleri
nâmahdûd bir Arab düşmanlığıyle zehirlemesi ne kadar ibretâmîzdir!<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align:center;line-height:115%"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align:center"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-08-22 at 14.02.12.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-08-22 at 14.02.12.jpeg"></span></p>
<p class="MsoNormal">(<i>TBMM Albümü, 1. Cilt: 1920-1950</i>, Ankara:
TBMM Yl., Haziran 2010, s. 419)<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-justify:inter-ideograph">Prof Avram Galanti, İttihâdcı İhtil̃âl̃inin
mühim bir militanı, Kemalizm ve Siyonizmin harâretli bir müdâfii idi. Kemalist
Rejime hizmetlerine mük̃âfât olarak, “Millî Şef” tarafından Niğde Meb’ûsu tâyîn
edilmişti. Türkiye Yahûdilerinin târihi hakkında gâyet kurnazca, mürâîce kaleme
alınmış, tahrîfk̃âr, maksadlı onlarca eserin müellifidir. (Bunlardan bir tânesi
de Sabatay Sevi hakkındadır.) Eserleri, bu husûsiyetlerine rağmen,
araştırmacılar için ihmâl̃ edilemiyecek kaynaklardır; başka eserlerle mukâyese
ederek, tenk̆îdî zihniyet ve temkinli tavırla mütâl̃âa edilirlerse, onlardan kıymetli
bilgiler edinilebilir… <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align:center;text-indent:14.2pt;
line-height:115%">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" align="center" style="text-align:center;line-height:115%"><o:p> </o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:115%"><b>Prof. Avram Galanti’nin
Mustafa Kemâl̃ hakkındaki kanâat̃i: “Yeremya ile Hz. Mûsâ’ya benzer bir Dünyevî
Peygamber”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-align:justify;text-justify:
inter-ideograph;line-height:115%">Türkiye
Yahûdi ve Sabataîlerinin târihi hakkında onlarca kitabın müellifi, Komitacı ve
Kemalist, harâretli Siyonist, Bene Berit Farmasonu, “Millî Şef”in Niğde Meb’ûsluğuyle mükâfâtlandırdığı
Prof. Avram Galanti hakkında, “Mustafa Kemâl’in Hastalığı, Ölümü, Cenâzesi”nde
mufassal mâl̃ûmât vermiştik. Burada, Mustafa Kemâl̃’i “târihin kaydettiği en
büyük şahsıyet” olarak değerlendiren Galanti’nin, sâdece bir makâlesine atıfta
bulunacağız. <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;text-align:justify;text-justify:
inter-ideograph;line-height:115%">O, 11
Teşrînisânî 1341 (11 Kasım 1925) târihli <i>Akşam </i>gazetesinde intişâr eden
“Mûsâ / Mustafa Kemâl” başlıklı makalesinde, Mustafa Kemâl̃'in Yeremya ile Hz.
Mûsâ'ya benzer bir Peygamber olduğunu iddiâ ediyor… <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">Onun nazarında, Mustafa
Kemâl̃, L̃aikliğin, yânî “Dînler Üstü Dünyevî Dîn”in bir “Peygamber”idir.
Üstelik, Yeremya (Eremiya, “<i>Jérémie</i>”) gibi, Asya ve Afrika'nın mazl̃ûm milletlerine yol
gösteren bir Peygamber… Bittabi, burada “Peygamber” lâfzıyle kasdedilen, İl̃âhî
Vahyi teblîğe mêmûr Allâh'ın Elçisi değil, kendi başına dîn îcâd edip ona
rehberlik eden ideologdur. Nitekim Galanti, bunlardan birincisini “İl̃âhî
Peygamber”, ikincisini “Dünyevî Peygamber” tâbirleriyle ifâde ediyor: (<i>Yeni Söz</i>, 6.5.2019/226) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="line-height:115%"><b>Mustafa Kemâl̃’in
Aşkenaz Hahambaşısı Dr. David Markus’a ve temsîl ettiği Millete büyük iltifâtı<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-align:justify;text-justify:
inter-ideograph;line-height:115%">Dr. Sami
Günzberg, Mustafa Kemâl̃’in -çok sevdiği ve kendisine bâzı gizli siyâsî
vazîfeler de tevdî ettiği- husûsî diş tabîbiydi. Aşkenaz Hahambaşısı, Felsefe
Doktoru David Markus’u (veyâ Marcus) “Büyük Şef”e takdîm eden odur. <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-align:justify;text-justify:
inter-ideograph;line-height:115%">Bununla
al̃âkalı haber, Yahûdi Cemâat̃inin gazetelerinden <i>La Boz de Oriente</i>'de
intişâr etmiştir. (Atıfta bulunduğumuz kaynaklar, bu gazetenin târihini “11
Ağustos 1931” olarak kaydediyorlar. Hâlbuki görüşme 7 Eyl̃ûl̃ 1935'de
gerçekleştiğine göre, bundan bahseden gazete de daha sonraki bir târihte
neşredilmiş olmalıdır.) Prof. Avram Galanti, o haberi, <i>Türkler ve Yahudiler
Eserlerime Ek </i>isimli risâlesine (1954) dercetmiş, 11 Şubat 1981 târihli <i>Şalom
</i>gazetesi de oradan ik̆tibâs etmiştir: <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:8.0pt;text-align:justify;text-justify:
inter-ideograph;line-height:115%">“Atatürk,
İstanbul Musevi-Eşkenazi cemaati Hahambaşısı ve Musevi Lisesi müdürü Dr. Davit
Marküs'ü tanımak istemiştir. Dr. Davit Marküs, Cumhurbaşkanının diş tabibi olan
Sami Günzberg ile beraber 7.9.1935 de saat 22.00 de Atatürk'ün Florya'daki
yazlık köşküne gitmiştir. Dr. Sami Günzberg, Dr. Davit Marküs'ü, yanında yüksek
şahsiyetler bulunan Atatürk'e takdim etmiştir. Reisicumhur Atatürk, Dr. Davit
Marküs'e iltifat etmiş, felsefe, filoloji ve Ahdi Atik'in ilmi kısımları
hakkında beş saat konuştuktan sonra söz Yahudilik ve Yahudiler hakkında
[Yahûdilere] intikal etmiştir.<o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><b>Mustafa Kemâl̃'e
nazaran “Türklerle Yahûdiler arasında fark yok” imiş</b><o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">“Atatürk, Yahudilerin, Cumhuriyet Hükûmeti ve
kendisine karşı gösterdikleri sadakati takdir ettiğini ve bir gün Başvekil
İsmet İnönü'yü [doğru iml̃â: İnönü’nü] Heybeliada'da ziyarete gittiğinde,
geçtiği yerlerde büyük bir kalabalığın, kendisini hususi ve gayet heyecanlı bir
surette alkışladığını görünce: <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">‘- Bu kalabalığı teşkil eden efrad kimlerdir?' <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">diye sordu. Cevaben: <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">‘- Bunlar Yahudidir!' <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">diye cevap verdiler. Bunun üzerine: <o:p></o:p></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%">‘- Bu alkışlardan ne için mütehassis olduğumu anladım.
Zira alkışlar samimi idiler ve hakikaten kalpten geliyorlardı. Çünkü Yahudiler
bizim gibidir, yani Türkler ile Yahudiler arasında fark yoktur.' <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:12.0pt;text-align:justify;text-justify:
inter-ideograph;line-height:115%">diye söylemiştir.” (<i>La Boz de Oriente </i>gazetesi,
11.8.1931 [Yanlış târih!]) (Nesim Benbanaste, <i>Bir Dehanın Analizi</i>, İstanbul: Sümbül Basımevi, s. 50; cümle
bozukluklarını düzeltmeden ik̆tibâs ettik)
<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><o:p> </o:p></p>