Mustafa Kemâl'in ismi nîçin loca matrikülünde yok? -52

-----

Müteâl Allâh'a kulluk eden Müslümanlar mı, yoksa insanı ilâhlaştıran, Kemalizmi putlaştıran Masonlar mı putperest?

Cemil Sena'nın Masonluğun ulûhiyet telâkkîsi hakkındaki tesbîtleri, elbette şahsî bir kanâat, enfüsî bir yorum değildir; yine Mason Ritüellerine ve Localardaki tâlîmlere istinâd ediyor. Onun tesbîtlerinin, meselâ –yukarıda yine Gizli Cem'iyetler isimli eserine mürâcaat ettiğimiz- Serge Hutin gibi Mason otoriteler tarafından da tekrârlandığını, insanın ilâhlaştırıldığını, Masonlara, masonî terbiye ve amel netîcesinde, “insan-ı kâmil” mefhûmuyla bir tutulan “Allâh” olabileceklerinin telkîn edildiğini müşâhede ediyoruz:

“ ‘Sânî-i Âzam', dünyâyı aşan [müteâl] bir Varlık değildir; maddeyi idâre eden Kuvvet, insanların ancak ihsâs edilebilir tezâhürlerini idrâk edebildiği Kâinât Kanûnudur ve mâdem ki ‘Sânî-i Âzam' yaratmadığı, hattâ yaratmaktan âciz olduğu bir maddeyi ‘tanzîm etmektedir', öyleyse Katoliklik [ve İslâmın] ‘halk eden' Allâh'ı da değildir. (Le ‘Grand Architecte' n'est pas un Être supérieur au monde; c'est la Force qui régit la matière, la Loi de l'Univers dont les hommes ne peuvent percevoir que les manifestations sensibles, ce n'est pas le Dieu ‘créateur' du catholicisme, puisque le ‘Grand Architecte' ‘organise' une matière qu'il n'a pas créée, qu'il est même impuissant à créer.)  Aynen Roz-Krua Fludd gibi, Mason feylesoflar da,  güneş ilâhiyâtını benimserler. Burada, Güneş Işığı, Âlemî ve İlâhî Hayâtın ihsâs edilebilir ifâdesi olmaktadır (la Lumière du Soleil étant l'expression sensible de la Vie cosmique et divine). Şöyle ki: Güneş, Allâh'ın ikametgâhı olup Allâh, Kâinâtımıza, oradan hayât vermektedir. ‘Allâh her şeydir ve her şey Allâh'dır (Dieu est tout, et tout est Dieu).' Bu, her şeye hayât veren Mutlak Kudret, Cihânşümûl Zekâdır. O, meşhûd âlemin sevk ve muhâfaza edici Esâsıdır ve meşhûd âlem de tezâhür hâlindeki Ulûhiyettir (L'Univers visible, dont il est le Principe conducteur et conservateur, est la Divinité à l'état de manifestation). […]

“İnsana gelince, o, Tabîatte imtiyâzlı bir mevki işgal etmektedir: Filhakîka, Ulûhiyet, nefsinde Doğru, Güzel ve İyi idealini barındıran, [Masonluk fikriyâtçısı] Oswald Wirth'in tâbiriyle, ‘mânevî varlığının inşâına riyâset eden bir mîmâr' olan İnsan tarafından temsîl edilmektedir. Nefsimizde, kendisinden akıl ve zekâ sudûr eden bir İlâh, yâni düşünen esâs, ‘Ölüler ikametgâhında parlayan gizli Güneş' barındırıyoruz. İnsan, melekelerini nâmahdûd şekilde inkişâf ettirmeye muktedir bilkuvve bir İlâhdır (L'homme est un Dieu en puissance, qui peut développer ses pouvoirs d'une manière illimitée)…” (Hutin 1973: 83-84)

Gran Komandör Işındağ'ın Mason Ritüellerine istinâden yaptığı îzâhata nazaran da, insanın Allâh'a ibâdet etmesi bahis mevzûu olamaz (“Bize, bu Tanrı kavramı önünde, boyun bükerek, söz dinleyerek benliğimizi teslim etmemiz söylenemez” –s. 79-), bilakis insan, (masonî) nefs terbiyesi yoluyla, bizzât ilâh olabilir:

“Tanrı kavramı, bizim Masonluğumuzda yüce bir ülkü, evrimin son aşaması, evrenin simgesel Mimarıdır. Biz özvarlığımızı (nefs) eleştirerek (nefs muhasebesi), kendi kendimizi iyice tanıyarak, içimizdeki eksikleri tamamlayıp yanılgıları düzelterek bu ülküye yaklaşmaya çalışırız.” (Işındağ 1977: 79)

Bütün bu masonî hezeyânlara vâkıf olduktan sonra insan sormadan edemiyor: Müteâl Allâh'a kulluk eden Müslümanlar mı, yoksa insanı (dîğer tâbirle, nefislerini) ilâhlaştıran, Kemalizmi putlaştıran Masonlar mı putperest?

Masonluk, “hümanist” bir felsefe imiş; peki “Hümanizm” nedir?

Makalemizin baş kısımlarında, Jeoloji Dr., 1956-1968 senelerinde Mobil Oil Türkiye Umûm Müdürü, 1965'te THKEMBL Üstâd-ı Âzamı, bu Büyük Loca'nın İngiltere Masonluğu tarafından tanınması için büyük gayret sarfeden ve bu netîcenin istihsâlinde müessir olan Enver Necdet Egeran'ı (1907-2005) ve Gerçek Yüzüyle Masonluk kitabını (Ankara: Başnur Matb., 1972, 187 s.) zikretmiştik. Masonluğun felsefesi ve siyâseti hakkında mühim bir kaynak olan bu kitapta, Egeran'ın Masonluk târifi ve Masonun ictimâî hayâttaki rolüne dâir şu birkaç cümlesi üzerinde ibretle düşünmeye değer:

“Masonluk akılcı, ilerici ve Batı Medeniyetçisi bir hür demokrasi müessesesidir.” (s. 182)

“Disiplinli dayanışma, Masonların en büyük kuvvetidir.” (s. 185)

“Masonun, yaşadığı topluluk içinde daima en yüksek mevkilere getirilmesini normal karşılamalıdır!” (s. 184)

“Masonluk, hayatlarımızın süpernatürel [tabîat üstü; tabîati aşan bir kudret tarafından] idaresine ait inandırıcı deliller görmemektedir.” (s. 111)

“Gerici dincilik yerine aydın dindarlığı tervic eden, millî olmak vasfını ham milliyetçilikle karıştırmayan, Hümanist olmakla beraber Teizmle olan bağını koparmayan Masonluk, dengeler manzumesi bir sistemi temsil eder. Masonların inançları akılla dengelenir. Masonlar hürriyetleri toplumsal nizamlarla dengeli tutar. Mason, esaslı bir düşünür ve kudretli bir eylemcidir.” (s. 187)

Egeran, “Masonluk, (Teizmle bağını koparmamakla berâber) Hümanist bir felsefedir” diyor. O zaman soruyoruz: Pekâlâ, “Hümanizm” nedir? Verdiği cevap, bizi, yukarıda dîğer Mason müelliflerden naklettiğimiz tesbîtlere götürüyor:

“Hümanizm, Allah realitesini ne kabul, ne de reddeder; sadece bu hususta kesin bilgimiz yoktur der ve neden olarak da kanaat verici delillere sahip bulunmadığını ifade eder. Aynı vechiyle ruhun ölmezliği ve iradenin hürriyeti hakkında da Hümanizm, insanın mutlak olarak hiçbir şeyi kabul etmeyeceği, bu hususların doğru olabileceği gibi yanlış da olabileceği, zira her iki şık için de yeterli delil bulunmadığı kanısındadır.” (s. 108)

 1_7

(http://millici-ciddiadamlar.blogspot.com.tr/2009/04/ataturke-en-buyuk-hakaretacik-olan.html; 11.3.2018)

1965'te THKEMBL Üstâd-ı Âzamı Enver Necdet Egeran

 

 2_5 

Üstâd-ı Âzam Egeran'ın kitabının 1972'deki ilk baskısı… Egeran, Masonluğun Hümanist bir felsefe olduğunu îzâh ediyor; Hümanizm ise, Allâh'ın varlığını, rûhun bekasını, uhrevî hayâtı tasdîk etmiyor…