Mustafa Kemâl'in ismi nîçin loca matrikülünde yok? -21
1940'lı, hattâ 30'lu senelerden beri tartışılan, daha doğrusu tartışılmaktan ziyâde istismâr edilen bir mes'ele:
Mustafa Kemâl'in nazarında Masonluk muzır bir cereyân mıydı? Böyle olduğu için, Mason Localarını kapattı mı? Binâenaleyh Kemalizm ile Masonluğun birbirine zıd iki ideoloji, dahası, Masonluk-Yahûdilik münâsebetini dikkate alarak, Kemalizmin Yahûdi aleyhdârı olduğuna hükmedilebilir mi?
Bu mes'eleyi, vesîka ve delîllere istinâden, ilk def'a bundan 40 sene evvel ele almış ve aydınlığa kavuşturmuştuk. Bilâhare, yeni vesîkaların ışığı altında, mes'ele üzerinde birkaç def'a daha durduk. Buna rağmen, mes'ele, efkârıumûmiyede, mürekkep akıtmaya, nefes harcatmaya devâm etti. Devâm etti, çünki asıl derd, umûmiyetle, hakîkate ulaşmak değil, mes'eleyi şu veyâ bu maksadla kullanmaktı. Bizim bütünüyle vesîka ve delîllere müstenid neşriyâtımızın görmezlikten gelinmesinin başlıca sebebi de bu tavır olsa gerek…
“Operatör Mim Kemal Öke, mason teşekkülünün evvelce kapatılmış olması sebebleri hakkında da şunları söylemiştir:
‘- Memleketin siyasî akışları bir an için bizim mesaimizi menetmişti. Bu yalnız bizim değil, Türk Ocakları, Kadınlar Birliği vesaire gibi teşekküllere de teşmil edilmişti. Bu tatili mesai bir kapanış gibi değil, bir ima üzerine olmuştur.'
“Delegelerden İsmail Memduh tarafından yapılan teklif üzerine Atatürkün aziz hatırası için bir dakika ihtiram sükûtu yapıldıktan sonra Mim Kemal Öke sözlerine şunları ilâve etmiştir:
‘- Şu dakikada onun ruhunu tazib değil, taziz ediyoruz. Atatürk mason teşekkülü için çok büyük iltifatta bulunmuş, Ankara'daki binaya her yıl üç bin lira yardım etmişlerdir. Bugün başımızdakiler de aynı yardımlarda bulunmuşlardır. Atatürk, memleketimizi ziyarete gelen tanınmış bazı şahsiyetleri bu lokalde kabul ve ziyaret etmişlerdir. Mason teşekkülünü Atatürk kapatmamıştır. Siyasî ahval o zaman böyle bir imayı mecburî kılmıştı. O zaman ben başkanlıktan Mareşal Fevzi Çakmağın emri üzerine ayrılmıştım. Mareşal askerlerin bu kabil teşekküllerde bulunmamasını emretmiştir. Ortalığı karıştırmak, şahsî taassublarını silâh gibi kullanmak istiyen baykuşlara bu kürsüden tekrar ediyorum. Bu teşekkül Atatürkün ruhunu tazib etmemiş, taziz etmiştir.'
Mason Reîsinin bu nutku, Masonluğun hakîkî mâhiyetinin sâdık bir ifâdesi olmaktan çok uzaktır. Zâten Masonluk, dürüstlükle kabil-i têlîf bir felsefe değildir. Sâdece yaptıkları propagandaya îtibâr ederek felsefeleri ve faâliyetleri hakkında doğru fikir edinilemez. Bunların hakîkî mâhiyeti ancak şüpheci, çok yönlü, etrâflı, mukayeseli, tenkîdî bir araştırma ile kavranabilir.
Mâmâfih, nutkun bilhassa son kısmı gayet câlib-i dikkattir ve bilinmiyen (veyâ az bilinen) bâzı vâkıaları ifşâ etmektedir: 1) M. Kemâl, Mason teşkîlâtına hep mültefit davranmış, onu himâye etmiştir. 2) Ankara'daki Cumhuriyet Mahfili'nin mâbedine her sene üç bin lira yardımda bulunmaktaydı. 3) İsmet İnönü de bu yardıma devâm etmektedir. 4) “Tek Adam”, bâzı ecnebî misâfirleriyle Cumhuriyet Mahfili'nin mâbedinde görüşecek kadar Masonlukla haşir neşirdi. 5) Locaları onun kapatması bahis mevzûu değildir. 6) O devirde memleket dâhilindeki ve hâricindeki siyâsî ahvâl, bizzât Locaların faâliyetlerini tâtil etmelerini zarûrî kılmıştır. 7) Masonluk, “millî” (daha doğrusu resmî) ideoloji olan Kemalizme sâdıktır. 8) Bütün bu vâkıalar karşısında, Masonluğa cephe almak, Kemalizme cephe almaya muâdildir; onları birbirinden ayırmak kabil değildir…
1977'deki 4. Tesbîtimiz: M. Kemâl'in Selânik'de kaydolduğu Loca
Prof. Dr. Hikmet Tanyu'nun Tarih Boyunca Türkler ve Yahudiler kitabını tenkîd için kaleme aldığımız ve Aralık 1977'de Yeni Devir gazetesinde tefrika edilen makalemizde, Masonluğu tenkîd edip Kemalizme harâretle sâhib çıkan Tanyu'nun tavrının ne kadar hatâlı, ne kadar mütenâkız olduğunu göstermek maksadıyle üzerinde durduğumuz Kemalizm-Masonluk münâsebeti hakkındaki son tesbîtimiz şöyle olmuştu: Mustafa Kemâl, Yahûdi ve Mason düşmanı olmak ve zarârlı bulduğu için Locaları kapatmak şöyle dursun, bizzât Masondur ve zâten temsîl ettiği ihtilâlci hareket de, büyük ölçüde, bu cereyânın kuvveden fiile çıkmış hâlidir.
Mustafa Kemâl'in Selânik'deki bir Locada tekrîs edilmiş olduğuna dâir istinâd ettiğimiz delîl, Fransız târihçi ve muharriri Benoist-Méchin'in, onu neredeyse destânî bir kahraman gibi gösteren Mustapha Kémal ou la mort d'un empire isimli, (Türkçeye -tahrîf edilerek- iki def'a -1955'de Zahir Güvemli ve M. Râsim Özgen ve 1997'de Büyükelçi Zeki Çelikkol tarafından- tercüme edilen, Kemalizm lehine olarak) pek tarafgîr kitabındaki tesbîtiydi. Bunun Le Livre de Poche Neşriyâtındaki 1964 baskısının (ilk baskısı 1954'te yapılmıştı) 112. sayfasında, M. Kemâl'in, Selânik'de, İttihâd ve Terakkî Komitası'nın faâliyetlerine iştirâk ettiği sıralarda, “Vedata” Locası'na intisâb ettiği kaydedilmişti. Fransız müellifinin îzâhatına nazaran (pp. 110-112), hassaten Makedonyalı Ali Fethi (Okyar) gibi çok yakın arkadaşlarının tavsıyesiyle bu karâra varmıştı:
“Mustafa Kemâl Selânik'e geldiği zaman, Manastır'a gitmek üzere Askerî Rüşdiye'yi terk ettiği devirden beri vazıyeti pek değişmiş buldu. Evine yerleşdiği annesi Zübeyde şimdi rahat bir hayât yaşıyordu. 1903'te ikinci izdivâcını yapmışdı. Bu zevci de bir müddet sonra vefât etmiş, kendisine biraz para ve şehrin merkezî yerinde güzel bir ev bırakmışdı.
“Mustafa Kemâl, gelir gelmez, Harbiye Mektebi'nde iken tanımış olduğu pek çok zâbitle temâs kurdu. Onları bir araya getirmek üzere teşebbüse geçerek kendilerine –her zamân olduğu gibi- Vatan [ve Hürriyet]'in bir şûbesini têsîs etmeyi teklîf etti. Fakat âzâ kaydında hiçbir terakkî olmadı. Dostlarıyle konuşduğu zamân, kendisini nâzik bir lâkaydî ile dinliyor, ona ne îtirâz ediyor, ne de bir şahsî kanâat beyân ediyorlardı. Bu garîb tavır, Mustafa Kemâl'in aklını endîşeyle kurcalamaya başladı. Acabâ kendisinden şüphe mi ediyorlardı? Şâyed öyleyse hangi sebeble? Kendisini ihbâr eden mi olmuşdu? Onu bir tahrîkkâr olarak mı telâkkî ediyorlardı? Yoksa uzak tutulmak istendiği bir şeyler mi dönüyordu?
“Bir gün, eski bir arkadaşı ona hakîkati ifşâ etti. Vatan, Selânik'de inkişâf edemezdi, zîrâ orada zâten kuvvetli bir ihtilâlci teşkîlât mevcûddu; yâni İttihâd ve Terakkî Komitesi… Şehirde kalabalık bir Yahûdi nüfûsu bulunuyordu. Bunların ekserîsi aynı zamânda İtalyan tebaası ve [bir kısmı da] Masondu. Mason sıfatıyle Hareketi finanse, İtalyan sıfatıyle de âzâlarını misâfir ediyorlardı. Bu misâfirlik, âzâları tevkîf olunmaktan kurtarıyordu; zîrâ böylece I. François'dan beri devâm eden ve ecnebî tebaanın evinde arama yapılmasına mânî teşkîl eden Kapitülasyon hükümlerince himâye edilmiş oluyorlardı. Bu hükümlere nazaran, ecnebîler sâdece kendi konsolosluk mahkemeleri tarafından muhâkeme edilebilirlerdi.
“Mustafa Kemâl'in arkadaş olduğu zâbit grubu içinde Makedonyalı [Ali] Fethi [Okyar] da vardı ve Masonluğa intisâb etmişti. Locaların himâyesi altında İttihâd ve Terakkî Cem'iyetini têsîs etmişlerdi. Toplantılarını Yahûdilerin evlerinde yapıyorlar ve onlardan menşêi mechûl büyük mâlî yardım görüyorlardı. Ayrıyeten, Pâdişâh tarafından yirmi senedir mahkûm veyâ nefy edilmiş bütün siyâsî şahsıyetlerle de sıkı münâsebet hâlinde idiler.
“Tavsıyeleri üzerine, Mustafa Kemâl, Vedata Locası'na intisâb etti…” (Yeni Devir, 14.12.1977, s. 4'teki tefrikamızdan)

ÖZGÜR MASONLAR BÜYÜK LOCASI SİTEMİZE HOŞGELDİNİZ
Bu site size Masonluk konusunda bilgi vermek,
öğrenmek istediklerinizi anlatmak için düzenlenmiştir.
İYİ Kİ VARSIN!...
Laiklik Bildirisi
Özgür Masonlar Büyük Locası ve Fransa Büyük Doğusu; laikliğin demokratik toplumların temel bir ilkesi olduğunu resmen ilan eder, ayrıca bunun vazgeçilemez bir evrensel ilke olduğunu hatırlatır. (http://www.mason-mahfili.org.tr/main/) (23.8.2008)
Fransa Meşrik-ı Âzamı'na tâbi Özgür Masonlar Büyük Locası'nın İnternet sitesinden bir sayfa… Localarda Kemalizm bir tapınış mevzûudur…
Daha o vakit tesbît ettiğimiz vechiyle, Benoist-Méchin'in bu bilgi (ve kitabının tamâmı) için en mühim mêhazı, Mütâreke sonrasında İngiltere'nin Türkiye Askerî Ataşesi Yüzbaşı Harold Courtenay Armstrong'un (1891-1943) Grey Wolf: An Intimate Study of a Dictator ismiyle 1932'de Londra'da neşredilmiş, 1933'te Soulié ve Vaney tarafından Fransızcaya da tercüme edilmiş (Paris: Éd. Payot, 294 s.) kitabıydı. (Türkiye'deki vazîfesi esnâsında, Mustafa Kemâl'le de irtibât kurmuş olduğu kaydediliyor. -http://www.ourcivilisation.com/smartboard/shop/armstrng/about.htm; 12.6.2015-) Bu bilgiyi şâyân-ı îtimâd bularak, ona E. E. Ramsaur da kitabında yer vermişti ve Dr. Ernst Jaeckh de aynı kanâatteydi. (Ramsaur, Jön Türkler ve 1908 İhtilâli, Müt.: Nuran Ülken, Önsöz: Prof. Dr. Tarık Zafer Tunaya, İstanbul: Sander Yl., 1972, s. 126.) Hattâ, Attila İlhan dahi, dîğer iki araştırmacının kanâatini paylaşıyor olsa gerek ki onu Dersaadet'te Sabah Ezanları isimli kitabında (Ankara: Bilgi Ye., 1981, 2. Tab'ı, ss. 119-120) zikretmiştir. (Ayan 2008: 165'de sehven şöyle bir cümle yer almıştır: “Diğer taraftan, Atatürk'ün Mason olduğunu açıklayan yabancı kaynaklar arasında yer alan H. C. Armstrong, Benoist-Méchin'de, ‘Bu Loca'nın Macedonia Risorta-Veritas olduğu' ifâdesine dikkat etmek gerekir.” Doğrusu, “Vedata Locası”dır; müellif bir lâhza gaflete düşmüştür…)
Tekrîs olduğu Locanın ismi “Vedata” değildi
Bilâhare (hemen 1978'de) farkına vardık ki Selânik'de “Vedata” isimli bir Loca yoktu. Onun intisâb ettiği Loca, İtalya Meşrik-ı Âzamı'nın (Grande Oriente d'Italia) Selânik'deki Macedonia Risorta Locası idi. O zamân, bu bilgiyi de bir makale hâline getirerek 1 Aralık 1978 târihli Sebil mecmûasında neşrettik, ki ondan biraz aşağıda bahsedeceğiz.
Doğrusu, bizim değil, ama Armstrong'un böyle bir hatâ yapmış olması, insanı şaşırtıyor. Burası, bizim için bir muammâ…
İstanbul'daki İngiliz İşgal Kuvveti Kumandanı General Charles Harington'un İngiltere Müdâfaa Vekâleti'ne 20 Ocak 1921 târih ve 35 sayılı Rapor'unda –Şifre Tel. No 1, 9821- ise, “1907'de Selânik'e tâyin olduğu zaman aynı ânda İttihâd ve Terakkî'ye ve İtalyan Mason Locasına kaydolduğu” bilgisi veriliyor, fakat Locanın ismi zikredilmiyor. (Bilâl N. Şimşir, İngiliz Belgelerinde Atatürk, Ankara: T. Tarih K. Yl., 1979, 3/96; Ayan 2008: 195'den naklen.) İngiliz İstihbârâtı, Mustafa Kemâl'in bir İtalyan Locasına intisâb ettiğini tesbît ettiğine göre, onun ismine de vâkıftı; fakat, her ne hikmetse, Rapor'da bu ismi tasrîh etmeği fuzûlî addetmişler…