Mustafa Kemâl’in hastalığı, ölümü, cenâzesi 571

-----

Mardinli Şeyh Mûsâ, Uydurma Ezânı “dans havası telâkkî ettiği için” mahkûm oldu

Milliyet muhâbirinin 4 Nisan 1933 târihli haberi, Mardinli Şeyh Mûsâ hakkındaki mahkûmiyet karârıyle devâm ediyor… Mahkûmiyet sebebi: Rahmetli Hocanın, Kemalist Uydurma Ezânı, “dans havası telâkkî etmesi”, dîğer tâbirle, haklı olarak, “sahîh” addetmemesi, hürmete, riâyete şâyân bulmamasıdır:

“Türkçe ezanı dans havası telâkki eden Mardinli Şeyh Musa da, ayni suretle cezâlandırıldı.”

Yâni bir sene hapis, bir sene Emniyet nezâreti altında bulunmak…

İhtiyârlık çağındaki Tunuslu Habîb Hoca da mahkûm edildi

Yukarıda, Muhammedî Ezân lehinde kanâat beyân eden Sâlihlili Vâiz Kâmil Hoca'nın “Yobaz herif tevkif olunmuştur.” şeklinde hakāret ederek tevkîfini bildiren Son Posta muhâbirinin, aynı haberin devâmında, Tunuslu Habîb Hoca'yı da bahis mevzûu ettiğini, onun, “kısa boylu, Türkçe konuşması sakat, Tunus şiveli biri” şeklinde târif ettiği rahmetli Hocanın, yine aynı haberden öğrendiğimize nazaran, Ramazan Bayramından iki gün evvel (26 Ocak 1933), İzmir Hisâr Câmii'nde, vâiz kürsüsünden, Kemalist Uydurma Ezânı müdâfaa eden Halîl İbrâhim Efendi'ye, bir gün sonra (Arife günü) aynı kürsüye çıkarak îtirâz ettiğini, vaazında Muhammedî Ezâna sâhib çıktığını, buna sebeb adlî tâkîbâta mârûz kaldığını ve nihâyet, Manisa'da yakalanıp İzmir'e getirilerek orada tevkîf edildiğini kaydetmiştik. Milliyet muhâbirinin nakle devâm ettiğimiz haberinde, yaşını başını almış bu şerefli Mü'minin de, Çorum Ağır Cezâ Mahkemesi tarafından, yine “Ezân suçuyla”, dîğer mazlûmlarla aynı cezâya mahkûm edildiği bildiriliyor:

“İzmirde Hisar Kavak camiinde tutulan Tunuslu Habip hocanın da muhakemesine devam edildi. Bu hocanın bir sene hapsine ve bir sene nezaret altında bulundurulmasına karar verildi. Yalnız, yaşı geçkin olduğu için, cezalarından ikişer ay indirildi.”

Beyşehirli İmâm Yûsuf ile Beyşehirli Hatîb Ali Hocaların muhâkemesi devâm ediyor

Aynı Milliyet muhâbiri, haberin devâmında, yine “Ezân suçuyla” tevkîf edilen Beyşehirli İmâm Yûsuf ile Beyşehirli Hatîb Ali Hocaların, o güne kadar mevkūfen muhâkeme edildiklerini, yeni karârla, muhâkemelerinin gayr-i mevkūf olarak devâm edeceğini   bildiriyor:

“Gene maznunlardan Beyşehirin Manastır nahiyesinden imam Yusuf ve hatip Alinin muhakemelerinin gayri mevkuf olarak yapılmasına karar verildi.”

Kezâ, mâzûl ve mevkūf Bursa Müftîsi Nûreddîn Hoca'nın muhâkemesi de

Bursa Müftîsi Nûreddîn Efendi'nin, 1 Şubat 1933'te Bursa'daki Sahîh Ezân Hâdisesi üzerine, câmilerde Uydurma Ezân, Kāmet ve Tekbîri tatbîkte gevşek davranmakla ithâm edilerek, Mustafa Kemâl'in tâlimâtıyle evvelâ azledilip, birkaç gün sonra da, isticvâb ve tevkîf edilmesini müteâkib mahkemeye sevkedildiğini görmüştük. Milliyet muhâbirinin 4 Nisan 1933 târihli aynı haberinde, Çorum Ağır Cezâ Mahkemesi'nde muhâkemesinin (mevkūfen) devâm ettiği, Kemâl Efendi isminde bir “suç ortağı” bulunduğu, bu “suç ortağı”nın henüz Çorum'a getirilmediği, Sâbık Müftî Efendi'nin, bir vekîl (avukat) tutmak istediği, buna binâen, dâvânın 18 Nisan 1933 târihine tâlîk edildiği kaydediliyor:

“Davası ağırcezaya nakledilen Bursa müftüsü Nureddin efendinin de muhakemesine devam edildi. Maznunun suç ortağı Kemal Efendinin henüz gelmediği anlaşıldı. Nureddin Hoca da vekil tutacağını söyledi. Bu yüzden dava on sekiz nisana bırakıldı.”

Milliyet gazetesinin haberinde zikredilen son “Ezân suçlusu”: Simitçi Osman

Kemalist Rejimin gadrine uğrıyan Ezân Mazlûmlarının hemen hemen tamâmı, hakîkî mânâda “halk” çocuklarıdır. Bunlardan Çorum Ağır Cezâ Mahkemesi'nde muhâkeme edilen birisi de Simitçi Osman'dır. Milliyet muhâbirinin 4 Nisan 1933 târihli haberi, bu isimle bitiyor:

“…Gene ezan suçlularından simitçi Osmanın istinabeleri gelmediğinden muhakemesi 11 nisana kaldı.” (Milliyet, 9.4.1933, s. 2)

“İrticâ maznûnlarının muhâkemesi”

Aşağıdaki haberin de delâlet ettiği vechiyle, Kemalist Uydurma Ezâna her ne şekilde îtirâz eden olursa olsun, o, “Mürteci” kabûl ediliyor ve Çorum'daki “Ağır Cezâ Mahkemesi” ünvânlı tedhîş mahkemesinde “muhâkeme” edilip zindana yollanıyor:

“İrtica maznunlarının muhakemesi

“Çorum 8 – Bayramdan [Kurbân Bayramından] evvel burada irtica maznunlarının muhakemeleri yapılmıştır. Son muhakeme celsesinde bir çok maznunlar dinlenmiş, bunların muhakemeleri geri bırakılmıştır.

“Arapça Ezân propagandacısı” Zileli Muharrem'e 3 ay hapis

“Yalnız, maznunlardan arapça ezan propagandası yaptığı sabit olan Zileli Muharrem hakkında hüküm verilmiştir. Muharrem 3 ay hapse mahkûm olmuştur.” (Akşam, 9.4.1933, s. 6)

Tedhîş Mahkemesinin “Ezân suçu” için bu “üç ay hapis cezâsı”, zikredeceğimiz başka birçok vak'ada müşâhede edileceği vechiyle, istisnâî kıymeti hâizdir; çünki umûmî mîyâr, en az bir sene hapistir…

 

1_4

 

(Cumhuriyet, 15.2.1933, s. 8)

Câmilerde “Türkçe Kur'ân” tilâvetleri ve yine câmilerde “Türkçe Ezân, Türkçe Kāmet, Türkçe Tekbîr”le namaz kılınması tatbîkātıyle Ocak – Şubat 1932'de başlatılan Kemalist “Dîn İnkılâbı” Seferberliğine âlet edilenlerden Hâfız Sâdeddîn Bey'e bu çerçevede doldurtulup piyasaya sürülen “Türkçe Kur'ân” ve “Türkçe Ezân” plaklarının reklamı… Bu meş'ûm seferberlikde Hâfız Sâdeddîn Bey'e biçilen rolü, Yeni Söz'ün 22-26 Şubat 2020 târihli nüshalarındaki 514 ilâ 517 No'lu tefrikalarda bahis mevzûu etmiştik…