Mustafa Kemâl’in hastalığı, ölümü, cenâzesi 448
- Bütün dünyâya, Marksizmle mezcedilmiş Froydizmi (“le freudo-marxisme”) yayarak bir cinsî inkılâb gerçekleştirmek istiyorlardı (Yahûdi Milletinin mühim bir kısmının nîçin Materyalizmle berâber bu çeşid fikirlere de meyyâl oldukları ayrı bir araştırma ve tartışma mevzûudur; bunu, düzmece “Siyon Hükemâsının Protokolleri”nde iddiâ edildiği gibi, dîğer milletleri hâkimiyetleri altına almak için bir strateji olarak tatbîk ettikleri gibi hayâlî ve insicâmsız bir îzâhı peşînen –ama, peşîn hükümle değil, araştırmalarımızda ulaştığımız mukābil delîllere istinâden- reddediyoruz); nitekim, bu hareketin de têsîriyle, geçen zaman içinde, başta Fransa ve Avrupa olmak üzere, dünyâda, iffetsizlik veyâ cinsî ahlâksızlık belki târihte –en azından son birkaç asırlık İnsanlık târihinde- görülmemiş mıkyâsda mesâfe kat'etti, cinsî sapıklık alelâdeleşti, hattâ Medenî Kanûnlara girdi, fuhuş ve en sapık cinsinden müstehcen neşriyât cem'iyetlerin âdetâ iliklerine kadar nüfûz etti, evlere, sokaklara, meydanlara yayıldı, ona rastlamamak imkânsız hâle geldi, öyle ki sinsi sinsi bâzı çocuk filmlerinde dahi karşımıza çıkmıya başladı, bu hâlin pek fecî bir netîcesi olarak, çocukların cinsî istismârı da matbûâtta sık sık haber mevzûu olacak kadar kahredici bir artış gösterdi;
- Memleketimiz dâhil, pek çok memlekette Marksist ihtilâl felsefesi modalaştı ve bu fikirleri kuvveden fiile çıkaran kitlevî hareketler zuhûr etti, silâhlı mücâdeleler büyük tahrîbât yaptı, Türkiye dâhil, bütün bu memleketlerin kalkınma hamleleri onlarca sene sekteye uğradı, ihtilâlci faâliyetlerin tevlîd ettiği iktisâdî buhrânlar peşinden işsizlik ve fakîrlik getirdiği için, bu mağdûrlar da Marksist, tedhîşçi fesâd hareketlerinin yeni istismâr malzemesi oldular (Türkiye'de 1974 senesinden îtibâren artan iktisâdî buhrânın en büyük ikinci âmili, Kıbrıs Harektâtımızı tâkîben bütün NATO memleketlerinin Türkiye'ye karşı devreye soktukları ve senelerce devâm ettirdikleri askerî ve iktisâdî ambargodur, ki Orduyu –silâh, malzeme, mühimmât îtibâriyle, o devirdeki resmî makāmların beyânıyle- “enkāz yığınına” çevirmiş ve Türkiye'yi –Başvekîl Demirel'in tâbiriyle- “70 sente muhtâc vazıyete” düşürmüştür);
- Mayıs 1968 Protesto Hareketi, Fransa'da ve Türkiye dâhil birçok memlekette, bir kültür ihtilâline yol açtı; zihniyetler büyük bir tahavvül geçirdiler, an'anevî düşünce ve davranış kalıpları kırıldı, Materyalist dünyâ görüşü bâzı Avrupa memleketlerinde halkın ekseriyeti tarafından benimsenecek kadar yaygınlaştı (bizde de geniş bir Materyalist zümre teşekkül etti; bilhassa üniversitelerimize Kemalist ve Marksist Materyalistlerin hâkim olduğu ve yeni nesilleri de aynı zihniyette yetiştirdikleri âşikâr bir hakîkattir), cinsî inkılâbın da têsîriyle âile müessesi (hassaten Avrupa ve Amerika'da) yıkılmaya yüz tutacak kadar sarsıldı, an'anevî âileler nâdirleşti, insan daha fazla değersizleşti, hayât iyice sathîleşti, cem'iyet hayâtına pek geniş şekilde maddî zevkler, bitmez tükenmez eğlenceler, daha ziyâde vakit öldürmeye yarıyan meşgāleler hâkim oldu; bizde dahi –fiilen- insanların belki ekseriyetinde artık uhrevî hayât endîşesi kalmadığı için, her çeşid zevk bu hayâtta elde edilmek isteniyor, bu uğurda ahlâkî bir kayıd tanınmıyor ve bu süflî hayâtlar “organ nakli” dâhil tıbbî imkânlarla alabildiğine uzatılmıya çalışılıyor (heyhât ki büyük bir şahsıyet aşınmasına mârûz bulunan Müslümanlar, Materyalistlerin “organ nakli” tuzağına da düşmüşler, etrâflı araştırmadan, teemmül etmeden, tartışmadan –insan bedeninin kudsiyetini ihlâl cürmüne ilâveten, sonu organ ticâretine ve nice cinâyetlere varan- bu muâmeleyi de benimsemişlerdir)…
İlh…

Prof. Bahri Savcı'nın “gönül huzuruyla” kendine halef yaptığı -Türkiye Öğretmenler Sendikası Umûmî Reîsi- Fakir Baykurt'tan: “Bizdeki gençik hareketleri de dışarıdakilere paraleldir… Bugünkü durum, Devrim için, tarihsel koşulların iyice olgunlaştığını göstermektedir… Yalnız Türkiye değil, bütün dünya Sosyalist olacaktır… Tarihin akışı durdurulamaz, tarihin dediği olur…”
***
Komünizm, 27 Mayıs İhtilâli sonrasında da, kendine Kemalizmi mesned edinerek gelişti
İşbu araştırmamızda müsbit delîlleriyle îzâh etmiş bulunuyoruz ki Kemalist İhtilâlinin ve Kemalist Totaliter Rejimin sac ayakları, -o devirde muhtemelen 50 bin civârında bir nüfûsa sâhib olan ve Selânik merkez olmak üzere bütün Balkanlar'a, Marmara ve Ege Bölgelerine yayılmış bulunan, neredeyse tamâmı tahsîlli ve an'anevî kültürlerinin mühim bir kısmından uzaklaşarak Frenk Kültürüne yönelmiş- Sabataî Cemâati, bu Cemâatle iç içe Farmason teşkîlâtı ve onların yerli-ecnebî müttefîkleri idi.
Kezâ, Sabataîliğin 19. asrın ikinci yarısında geçirdiği istihâle ile vücûd bulan Kemalist Totaliter İdeolojinin sac ayakları da, Materyalizm, Avrupa Medeniyetçiliği (dîğer tâbirle Frenk mukallidliği), şahısperestlik ve bunların lâzımesi (“corollaire”i) olan İslâm aleyhdârlığıdır.
Bu fikrî bünyesiyle, Kemalizmin, Avrupa menşêli birçok ideolojiyle berâber bilhassa Komünizm veyâ Marksizme yakınlık (“affinité”) duyması, şaşırtıcı bir hâl olmasa gerek… Elbette bunun tersi de… Hattâ Marksist Hareket, Kemalist İhtilâlini, -onların kanâatiyle, “noksan kalmış” olsa da- “Burjuva Demokratik Devrimi” veyâ (Mihri Belli'nin tâbiriyle “Millî Demokratik Devrim”), binâenaleyh Sosyalist İctimâî Nizâmın zarûrî bir merhalesi olarak değerlendirmektedir. Bu değerlendirmenin mantıkî netîcesi, arada, gizli-âşikâr bir ittifâkın, iş birliğinin bulunmasıdır…