Mustafa Kemâl’in hastalığı, ölümü, cenâzesi 337
“Cumhuriyet, nikāblı bir yazıyla Goebbels'in avukatlığını yapıyor”
Yunus Nadi'nin bu başmakalesi üzerine, ertesi gün, Tan, birinci sayfasında, bu münâkaşayı beş sütûn üzerinden manşete taşıyarak günün mes'elesi hâline getirdi. Sayfanın sağ tarafında Yalman'ın “Çok Lüzumlu Bir Hassasiyet”, sol tarafında Sabiha Sertel'in “Herr Goebbels Doğru Söylüyor” başlıklı makaleleri yer alıyor, ortada ise “Biz telâş ediyoruz, Doğru… Fakat siz, niçin Telâş ediyorsunuz?” başlıklı bir başka sansayonel makale bulunuyordu. Bu manşet makalede, Nazi propagandasının Cumhuriyet sayfalarına kadar sızmış olmasından endîşe duydukları ifâde ediliyordu:
“Biz telâş ediyoruz. Çünkü dünyada kendi rejimlerini başka milletlere de kabul ettirmek istiyen mütecaviz milletler olduğunu biliyoruz. Çünkü Nazi propagandasının bazen sinsi sinsi, bazen küstahça ve açıkça matbuatımıza kadar girdiğini, irfan müesseselerimize kadar sokulduğunu görüyoruz.
“Bundan bir müddet evvel, Cumhuriyet sütunlarında istiyerek, istemiyerek Alman propagandasının sokulduğuna delâlet edecek yazılar çıktığına işaret etmiş ve Cumhuriyet refikimizi bu kabîl propagandalara âlet edilmesine karşı uyandırmaya çalışmıştık. Fakat o vakittenberi Cumhuriyet'in bu kabîl yazılarına sütunlarında yer vermemesi şöyle dursun, bilakis açıktan açığa Nazi ve Faşist propagandası telâkki edilecek yazılar neşrettiğini görerek müteessir olduk.
“Onun için telâş ediyoruz ve telâşta haklı olduğumuzu sanıyoruz.
“Fakat siz niçin telâş ediyorsunuz?” (Kılıçaslan 2015: 89'dan naklen)

(Tan, 19 Birinciteşrîn 1937, s. 1; Milliyet, Yakın Tarihimiz ilâvesi, Mart 1982, s. 134)
Tan, 19 Birinciteşrîn (Ekim) 1937 târihli nüshasında, Cumhuriyet'le münâkaşasını manşete taşıyarak onu günün mes'elesi yapmış, efkârıumûmiyeyi, iki hafta kadar, her geçen gün şiddeti artan ve netîcede, karşılıklı hakäret yarışına dönen bu münâkaşayla meşgul etmişti… (Sayfanın sağında, Yalman'ın “Çok Lüzumlu Bir Hassasiyet” ve solunda, Sabiha Sertel'in “Herr Goebbels Doğru Söylüyor” başlıklı makälesi bulunuyor.)
***
Bu münâkaşa esnâsında Ankara'da bulunan ve makalelerini Gazeteye oradan telefonla yazdıran Yalman'ın iddiâsına göre de, Cumhuriyet, imzâ yerine çift yıldız kullanan nikāblı bir yazıyle, Goebbels'in avukatlığını yapmakta, Kemalizme zıd bir ideolojiye hizmet etmektedir:
“Bugün tayyare ile buraya gelen Cumhuriyet Gazetesinde: Bir nutuk üzerine koparılan gürültüler serlevhalı bir yazı var. Yazıyı nikaplı biri yazmış, (xx) diye imza atıyor. Yazıda birçok nikaplı cümlelere tesadüf ediliyor. Fakat buna rağmen asıl gaye, çok şeffaf bir surette ortada duruyor. Bu gaye, Alman Propaganda Nazırı Dr. Goebbels'in avukatlığını etmektir.
“Bir Türk Gazetesinde böyle bir yazı nasıl çıkar? Alman Propaganda Nazırının bir Türkün millî hislerini yaralayacak mahiyette olan sözlerine avukatlık etmeği bir Türk Gazetesi nasıl reva görebilir?
“Eğer bizim Alman Propaganda Nazırının sözleri hakkındaki tefsirlerimiz yanlış ve haksızsa bunu varsın Almanlar izah etsinler. Ellerinde propaganda ve neşir vasıtalarının türlü türlüsü vardır. Onların vekili ve avukatı sıfatiyle hareket etmek her halde bir Türk Gazetesine düşmez.
“Cumhuriyet Gazetesi, Alman Propaganda Nazırının sözlerini tevil için birçok diller döktükten sonra diyor ki:
‘- Türkiye'de faşizm propagandası yapıldığı şahsen bizim nazarı dikkatimize çarpmamıştır.'
“Cumhuriyet'te de Faşizm propagandası yapılıyor”
“Arkadaşımızın görüş ufkunun çok dar olduğuna hükmedeceğiz. Çünkü bu propaganda tâ kendi sütunlarından bazılarına kadar sokulmak imkânını bulabilmiştir.
“Nürnberg kongresinde Goebbels ‘Nazi idealleri' diye tarif ettiği bir dâvanın Almanya'da zaferle neticelendiğini söylüyor ve aynı dâvanın İtalya'da, Japonya'da, Avusturya'da, Macaristan'da, Lehistan'da, Brezilya'da, Türkiye'de, Portekiz'de gözle görünür derecede kökleştiğini anlatıyor.
“Goebbels, bu sözleriyle, bizi Kemalizm ile taban tabana zıt bir cephenin malı diye gösteriyor ve bizi kat'iyen yol arkadaşı olmadığımız bir takım memleketlerin yol arkadaşı yapıyor.
“Almanlarla berrak ve dostça bir münasebet tarzının yolu millî haysiyetimizi kat'î bir şekilde Almanlara anlatmaktır. Buraya varamamanın yolu da Cumhuriyet Gazetesinin yaptığı gibi, Almanların çirkin hareketlerini örtmek ve avukatlık etmektir.” (Erer 1965: 28-29'dan naklen)