Mustafa Kemâl’in hastalığı, ölümü, cenâzesi 312

-----

Sabataî dayanışmasının da bir haddi var

Dîğer taraftan, Sabiha Hanım, “Amerikan emperyalizminden bahsetmesine, işçileri müdâfaa etmesine” müsâade etmiyen “Yazı İşleri Müdürünün” Yalman olduğunu îmâ ediyorsa da, Yalman'ın hâtırâtından (1970: III/225) öğrendiğimize göre, Yazı İşleri Müdürü Mümtaz Faik Fenik'di ve Zekeriya Sertel, hâtırâtında (2001: 186), yazı işlerine kendisinin de karıştığını kaydediyor: “…Gazetenin yazı işlerini yönetmeyi üzerime almakla yetindim…”  Dahası, Yalman'ın hâtırâtına nazaran, Sabiha Sertel'in doğrudan Komünizm propagandası yapan makalelerini engelleme husûsunda, Zekeriya Sertel, Yalman'la berâber hareket ediyordu:

“Arkadaşlarıma danışmakla beraber, [Tan gazetesinde] siyasi program bakımından sevk ve idare tamamiyle benim elimdeydi. ‘Gerçek demokrasi, her türlü yolsuzluğa karşı temizlik mücadelesi ve kırtasiyeciliğe karşı esaslı ıslâhat' hedeflerini içine alan programı, arkadaşlarım aynen kabul etmişlerdi. Tek zorluk ve aksilik, New York'da sosyal basiret ve yardım mektebinde tahsil görürken, komünizm mikrobuna nasılsa aşılanan ve bunu bir taassub haline getirmiş olan Sabiha Zekeriya Hanımın üçüncü sahifenin sağ tarafındaki sütunundan geliyordu. Bunu her gün yayından önce gözden geçirmek ve gazetenin komünizm aleyhindeki mesleğine uymayan her sözü ve imayı çıkarmak lâzımdı. Şunu söyleyeyim ki Tan gazetesinde beraber çalıştığımız iki yıl içinde, Zekeriya, daima bana hak verdi, eşinin tarafını hiçbir zaman tutmadı ve bizim gibi o da şikâyetlerin arkasını hiç bırakmadı.” (Yalman 1970: III/224-225)

Bu mes'elede Yalman'ın da samîmî olmadığı meydandadır. Samîmî olsaydı, Komünist olduklarını gayet iyi bildiği Sertel'lerle ortaklaşa bir gazete çıkarmaya kalkışır mıydı? Âşikâr ki menfâat, ideolojik endîşeden daha ağır basmıştır… Sonradan onları birbirine düşüren ve ayrılmalarına vesîle olan âmil de, artık uyuşamıyan menfâatlerdir…

Bu misâlden de anlıyoruz ki Sabataî dayanışmasının da bir haddi var ve büyük menfâatler bahis mevzûu olduğunda birbirleriyle çatışmaktan çekinmiyorlar… Nitekim hiçbir alternatif lidere tahammülü olmıyan Mustafa Kemâl'in (müretteb “İzmir Sûikasdi Dâvâsı” netîcesinde, 26 Ağustos 1926'da) Mehmed Câvid Bey ile Dr. Nâzım'ı îdâm ettirmesi de böyle olmamış mıdır? Lord Kinross naklediyor:

“[“Tek Adam”ın değişmez Hâriciye Vekîli, Sabataî ve Farmason Dr. Tevfik Rüştü Aras, yine kendisi gibi Sabataî olan,] son zamanlarda, onunla,  ‘dostlarını hapse atarak büyüyen küçük Napoléon' ve ‘Gazoz Paşa' diye açıkça alay eden” [İttihâdcı lideri] Doktor Nazım'ın kayınbiraderi ve eski hovardalık arkadaşıydı… [Müretteb “İzmir Sûikasdi Dâvâsı”nı tâkîben îdâm edilmesinden] bir-iki gün sonra, Gazi, öğle yemeğine Aras'ın evine gitti. Ailesinin uğradığı kayıptan dolayı üzüntülerini bildirdi ve Tevfik Rüştü'nün, dışarıda olduğu için izleyemediği duruşmanın nedenlerini kendisine anlattı. İş öyle bir yere gelip dayanmıştı ki Gruptan birinin ortadan kalkması gerekli olmuştu…” (Lord Kinross, Atatürk; Bir Milletin Yeniden Doğuşu, Müt.: Necdet Sander, İstanbul: Altın Kitaplar Ye., Nisan 2011, 23. Basım, s. 504)

Amerikan kapitalistlerinden Charles Crane'in (Yalman 1970: III/223) bursuyla Amerika'da (üstelik eşiyle berâber) dört sene tahsîl yapıp –kendi rivâyetine nazaran- Üniversitedeki hocalarının têsîriyle memlekete Marksist olarak dönen Sabiha Sertel'in, Sabataî dayanışmasını ihlâl ederek,  “Amerikan emperyalizminin ajanı” olmakla ithâm ettiği pek nüfûzlu gazete patronu Ahmet Emin Yalman (Selânik, 1888 – İstanbul, 19.12.1972)… Hâlbuki Yalman, onların can-ciğer dostu ve yine onlar gibi Türkiye Komünist Partisi'nin idârecilerinden Nâzım Hikmet'in hapishâneden kurtulması için Kasım 1949'da kampanya başlatmış ve Temmuz 1950'de emeline nâil olmuştu…

*** 

 

 

Zekeriya Sertel'e göre, Yalman

Ahmed Emin Yalman hakkında, Zekeriya Sertel de, eşinden pek geri kalmıyor, Hatırladıklarım isimli hâtırâtında, onun aleyhinde bulunuyor ve onu düzenbazlıkla ithâm ediyor…

Amerikan mandacılığı hareketinin başını Hâlide Edip çektiği, hattâ bu maksadla bir teşkîlât da kurduğu hâlde, ona kadirşinâslık gösterip bu hareketini, onun “romantik, siyâsetten anlamaz, temiz ve namuslu bir kadın sıfatıyle iyi niyetli olmasına” hamlettiği hâlde, herhangi bir têvîle mürâcaât etmeden, Yalman'ın da bu mandacılık hareketinin içinde yer aldığını kaydediyor… (Sertel Zekeriya 2001: 82)

Kezâ, onun îzâhatıyle, Yalman, 1925'de (ve daha evvelinde), “Vatan gazetesinde imalı yazılarla Mustafa Kemal'in diktatörlük kurmak istediğini anlatmaya çalışıyordu”. Bu iğneli makaleleri hazmedemiyen “Tek Adam”, têdîb maksadıyle, başka gazetecilerle berâber onu da Diyârbekir İstiklâl Mahkemesi'ne sevkettirmiş, Yalman, bu hâdisede de seciyesizlik göstermişti:

“Ahmet Emin, daha yoldayken, Adana'dan, Mustafa Kemal'e telgraf göndererek yalvarmaya başlamıştı. Affedilirse, bir daha gazetecilik yapmayacağına söz veriyordu…” (Sertel Zekeriya 2001: 112, 123)

  1. Sertel, bu sûretle Ahmed Emin'in cemâziyelevvelinden bahsederek onun hakkında okura menfî bir kanâat telkîn ettikten sonra, hâtırâtının Tan gazetesiyle alâkalı Faslında, onu düzenbaz bir ortak, korkak ve menfâat uğrunda kılıktan kılığa giren bir şahsıyet olarak tanıtıyor…