Mustafa Kemâl’in hastalığı, ölümü, cenâzesi 252

-----

Sabataîlerin bir kısmı, Kabbala felsefesinden mülhem olarak, birbirinin tersi hükümler ihtivâ eden iki çeşit Tevrat'ın, Yukarı Âlem (Atzilut) Tevratı ile Aşağı Âlem (Beriah) Tevratı mevcûd olduğu şeklinde bir iddiâ ortaya atmışlar ve bu da onların ahlâkî davranışlarına têsîr etmiş, içlerindeki nihilist temâyülleri desteklemiştir. 

“Beriah Tevratı”, bildiğimiz târihî Tevrat'tır. “Atzilut Tevratı” ise, hakîkî ve sürgün devresi boyunca gizli kalan Tevrat'tır. Yine Kabbalî bir inanca göre, bu Tevrat, [Hz.] Mûsâ'nın, kavminin altın buzağıya taptığını görünce parçaladığı ilk Levhalardır. Lâkin artık Mehdînin, yâni Sabatay Sevi'nin gelmesiyle kurtuluş çağı başladığı için, bu gizli Tevrat ifşâ olmaya başlamıştır. (Scholem 1974: 178 v.d.)

“Atzilut Tevratı”, aslında, harfleri îtibâriyle “Beriah Tavratı” ile aynı olmakla berâber, okunuşu farklıdır. “Beriah Tevratı”nın müsbet veyâ menfî hükümleri (helâl ve harâmları) artık Atzilut Âleminin ışığı altında tekrâr değerlendirilmelidir. Meselâ “Tikkuney ha-Zohar” isimli Kabbala kitabında da kaydedildiği gibi (69. Tikkun), yukarıda, yâni Semâvî Âlemde fücûru (“inceste”, ebeveyn-evlâd ve kardeşler arasında cinsî münâsebet) yasaklıyan hükümler de, dîğer cinsî yasaklar da yoktur. O hâlde bundan böyle cârî olan, “Atzilut Tevratı”nın bu gibi hükümleridir. Bu çerçevede, Levililer Kitabı'nda (20: 17), “Bir adam kız kardeşini karı olarak alırsa, v.s. bu bir alçaklıktır.” şeklindeki hükümde geçen “hesed (alçaklık)” kelimesi, Ahd-i Atîk'te sık sık kullanıldığı sûrette, “şefkat” mânâsıyle têvîl edilmelidir… (Scholem 1974: 179)

Yine böyle bir telâkkîyle, Sabatay Sevi'nin şu “antinomeen” (tersinden) duâsı, bir darbımesel hâline gelmiştir: “Yâ Rabbi, ey Kâinâtın Kralı olan Tanrı'mız, ey harâm olanı helâl kılan, Seni takdîs ederiz!” Burada, duânın aslındaki “mattir assurim” (Sen ki köle olanları hür kılarsın) ifâdesi, harflerin farklı okunmasıyle, “mattir issurim”e (Sen ki harâm olanı helâl kılarsın şekline) çevrilmiştir. (Scholem 1974: 180)

 

Yahûdiliğin sapkın bir kolu olarak, bir Müslümanın havsalasının almıyacağı derecede korkunç bir dalâlet, bir Münâfıklık, gizlilik, ahlâksızlık ve hurâfe dîni kuran “Mehdî” Sabatay Sevi'nin (1626-1676) Ülgün'deki türbesinin içi… Kurduğu gizli dîn, üç buçuk asırdır, şekil ve muhtevâ değiştirerek, Masonlukla kaynaşarak, Kemalizme istihâle ederek günümüzde de hayâtiyetini muhâfaza ediyor… İttihâdcı ve Kemalist İhtilâllerinin bel kemiğini, müteharrik kuvvetini, onun sâlikleri teşkîl etmişti… Onlar, hâlihâzırda da, Türkiye'deki “Mütehakkim Zümre”nin esâs unsurlarıdır…
Hâriciyeci kadîm bir arkadaşımız, Sabatay Sevi'nin türbesini ziyâret etmiş ve 12 Eylûl 2015 târihli mektubunda, bize bu husûsda bilgi vermişti:
“Sabatay Sevi'ye ait olduğu söylenen kabir, Ulcinj'de, Murat Dede Türbesi olarak biliniyor ve bir evin avlusunda yer alıyor. Ancak âilenin izni ile ziyaret edilebiliyor. Ben de farklı vesilelerle iki kez ziyaret ettim, ancak fotoğraf çekmek yasak olduğu için fotoğrafı yok bende. Anadolu'nun her tarafında rastladığımız türbelerin içindeki, üzerinde Arapça ibareler bulunan, yeşil bir örtü taşıyan kabir sandukalarından bir farkı yok…”
Değerli araştırmacı-yazar Müfit Yüksel, bizce mechûl bir yolla, Türbe içinin yukarıdaki fotoğrafını elde etmiş ve 12 Şubat 2017'de kendi sitesinden neşretmiştir… Müfit Yüksel, mûtemed bir araştırmacı olmakla berâber, fotoğrafı nasıl elde ettiği husûsunda îzâhat vermediği için, onu aynı arkadaşımıza ileterek ona têyîd ettirmek istedik ve ondan şu cevâbî mektubu aldık:
“Benim gördüğüm türbe de buydu. […] Fotoğraf çektirmiyorlardı. Hatta herkese ziyaret de ettirmiyorlardı. Ben Ulcinj (Ülgün) belediye başkanı vasıtası ile izin almıştım. Müfit Yüksel nasıl girmiş ve nasıl çekmiş şaşırdım. Ve orada Murat Dede Türbesi olarak biliniyor, ama tarihçiler Sabatay Sevi türbesi diyorlar.”
Bu târihî fotoğraf ve hakkındaki îzâhât için hem Müfit Yüksel'e, hem de pek kıymetli bir idâreci ve hâriciyeci olan arkadaşımıza teşekkür ediyoruz…
 

 

Münâfıklık gibi cinsî sapıklığı da dîn hâline getirdiler

Tevrat ahlâkının tersine çevrilmesiyle fuhuş ve cinsî sapıklıklar Sabataîler arasında öylesine yaygınlaşmıştı ki 18. asırda, hahamların aforoznâmelerinde, Sabataî çocuklarının otomatik olarak “piç” (manzerim) kabûl edilmesi lâzım geldiği ifâde edilmektedir. (Scholem 1974: 181)

Sabataîlerin, Eski Çağın Bakküs âyinlerinin bir devâmı olarak, “Kuzu Bayramı” ismiyle (İbrânî takvîminin) her 22 Adar günü, “mumsöndü âyini” yaptıkları, artık bizzât kendi îtirâf ve ifşââtlarıyle de kat'î sûrette bilinmektedir. (Scholem 1974: 182)

“Radikal Dönmeler, ‘Beriah Tevratı'nın hükümlerini çiğnemeyi, Sabatay Sevi tarafından başlatılan yeni devrin başlıca alâmeti sayıyorlardı.” 18. asrın başlarında, Radikal Dönmelerin lideri olan Barukiya (ki daha ziyâde Berahya veyâ Berokiya isimleriyle tanınır) Ruso, müridlerine, Tevrat'ın “karet”i (yâni Küfrü, Yahûdi dîninden kovulmayı mûcib olacak en büyük cezâyı) gerektiren “36 Günâh”ın (ki cinsî harâmlar da bu cümledendir) sâdece “Beriah Tevratı”na âid olduğunu (binâenaleyh “Atzilut Tevratı” hükmünce, bütün bunların kendilerine mübâh olduğunu) söylemekteydi. (Scholem 1974: 184)