Mustafa Kemâl’in hastalığı, ölümü, cenâzesi 233
Fevkalâde teşkîlâtlı ve umûmiyetle müreffeh bir cemâat
“Selânik'deki Yahûdi Milletinin oldukça müreffeh bir vazıyette olduğu anlaşılıyor. Zîrâ Cemâatin bol gelir kaynakları mevcûd olup para akışı tatmînkârdır. Cemâat kasasına iki çeşid vergi giriyor: Birincisi, ‘peça' denilen vâsıtasız vergi; ikincisi, vâsıtalı vergiler…
“Peça, bir nevi gelir vergisidir. Sâdece zenginlerden tahsîl edilir ve her bir ferd için mikdârı, Hey'et tarafından tesbît edilir. Zengin şahıs, takdîr edilen verginin tâkatini aştığını yemînle beyân ederse, mikdâr düşürülür. Lâkin bu, nâdiren ortaya çıkan bir hâl olup adam başı vergi mikdârı, örfe göre, 2.000 frank olarak tesbît edilmiştir. Mâmâfih, zarûret hâlinde, zenginler bu mikdârdan daha fazla vergi verirler. Meselâ üç zengin kardeşin, Hey'etin takdîr ettiği 9.000 frank tutarında peçayı, hiç yakınmadan ödediği vâkîdir.
“Vâsıtalı vergiler ise, et ve şaraptan alınır. […]
“İyi, kötü her sene tahsîl edilen yetmiş bin frank peça ve (yetmiş bini etten, yirmi bini şaraptan, toplam) doksan bin frank narh ile, Cemâat, pekâlâ bütçesini dengeleyebilir.
“Bütün resmî ricâl, Cemâate avuç açıyor”
“Fakat (Cemâatin gelirlerinin kısm-ı âzamını kendilerine tahsîs etmek istediği) mekteb ve havralar, haham ve muallimler hâricinde, bütçesinde büyük bir masraf kalemi var: Yahûdi gençlerinin askere gitmemesi için Hükûmete ödemek mecbûriyetinde oldukları 40.000 frank tutarındaki bedel-i askeriye… […] Bu meblâğa, muhtelif derdlerden ve açılabilecek dâvâlardan kurtulmak, ruhsat almak, mekteblerin kapatılmasına mânî olmak için ödenen bahşişleri [rüşveti] de ilâve etmek lâzım. Vâlilik Konağı'ndaki Vâliden jandarmaya kadar herkes Cemâate avuç açıyor… Binâenaleyh Bütçedeki bu kalem için de senede iki bin frank ayırmak îcâb ediyor…
“Bununla berâber, Bütçeyi asıl alt üst eden harcamalar, âfet hâllerinde Cemâat ferdlerine yapılan yardımlar oluyor…

(https://www.peramezat.com/index.php?islem=muzayede-urunler&link=isfila-efemera-muzayedesi---ocak&z_id=591&sira=lot_a&sayfa=22; 10.4.2019)
Selânik Vilâyet Konağı'nda, ahâliye Pâdişâhın bir fermânı îlân edilirken… Bérard'ın müşâhedelerine nazaran, Yahûdi Cemâati, bütün resmî ricâli rüşvetle kendine bağlamıştı…
***
“Bankalar, büyük çiftlikler, bütün sınâî têsîsler, en güzel evler onlara âid”
“Selânik'in bâzı Yahûdi âileleri, muazzam servetlere sâhib olmuşlardır. Bankacılık sektöründe kurdukları inhisâr (ki bütün Rum bankerlerini iflâs ettirmiş veyâ Selânik'de tutunamaz vazıyete düşürüp kaçırtmışlardır), buğday ticâreti ve büyük çiftlik işletmeleri, içlerinden bâzılarına muazzam mikdârda gelir têmîn ediyor. Şehirdeki veyâ varoştaki en güzel evler, bütün un fabrikaları ve sâir fabrikalar Yahûdilere âiddir.
“Şu var ki bu eşrâfın altında, aç, sefîl yaşıyan geniş bir kitle var. Bunlar çarşı, pazardaki veyâ rıhtımdaki her çeşit işte çalışırlar; kimisi sandalcı veyâ mavnacı, kimisi hamal, kimisi bahçıvan, kimisi küçük esnaftır… […] Son zamanlarda, bilhassa bâzı zor işleri ve arabacılığı muhâcir Müslümanlara kaptırdılar. Berberlik, kahvecilik gibi meslekler de öyle… […]
“Şehrin Yahûdi eşrâfı, Cemâatlerinin sefîl tabakasını bu vazıyetten kurtarmak için, onları zirâat işlerine yöneltmeye çalışıyor. […] Onlar, bu maksadla, iki sene evvel, Halkidiki'de [Selânik'den îtibâren denize üç parmak şeklinde uzanan yarımadada] bir nümûne çiftliği kurdular ve bir zirâat mektebi açtılar. Bunların beklenen netîceyi verip vermiyecekleri şimdilik mechûl… […] Zîrâ bâzı Yahûdiler, şehrin çevresinde meyva ve sebze bahçeleriyle iştigal ediyorlarsa da, tarla sürmeye, rençberlik yapmaya hiç hevesli görünmüyorlar… […]
“İhtiyâc hâlinde, Yahûdi Âleminden büyük yardım görüyorlar”
“:::Âfet zamanları, Yahûdi halkı, ecnebî memleketlerindeki dîndaşlarından büyük yardım görüyor. Meselâ 1890 yangınının yaralarını bu yardımlar sâyesinde sardı. O zaman Almanya ve Fransa'daki dîndaşlardan bir milyon franga yakın yardım gelmiş, bunun yüz on bin frangını, tek başına Baron Hirsch vermişti.Yine hâricden gelen yardımlar sâyesindedir ki mekteblerini takdîre şâyân bir hâlde yaşatabilmektedir. Erkek ve kız çocuklarına mahsûs mektebler, yetîmhâneler son yirmi senede büyük terakkî kaydettiler… […]
“(Açılan yeni mektebler sâyesinde halkın konuştuğu diller de değişti. Ana dilleri Yahûdi İspanyolcası olan bu insanlar, ecnebîlerle münâsebetlerinde İtalyancaya mürâcaât ediyorlardı. 1890'dan îtibâren mekteblerde İtalyancanın yerini Fransızca aldı ve bu sâyede, Fansızca, Selânik'de hâkim dil hâline geldi…)” (Victor Bérard, “Salonique”, L'Univers israélite; Journal des Principes Conservateurs du Judaïsme, 30 avril 1897, 52e année, no 32, pp. 172-175, “extrait de la Revue de Paris du 15 avril 1897”)