Mehmet Akif’i “Müslüman”lığımızı Eleştirileri İle Hatırlama

-----

Hafıza, hatırlamak manasında kendimize tutulmuş bir öz aynasıdır ve kendine eğilmenin ve bilmenin başlangıcında fevkalade önemlidir.  Bu hem “öz”e dair olmak hem de “özümüz”den yabancılaştığımızı fark etmek adına değerlidir. Böylece kurgulanmış nesneleşmelerden gerçeğimize, şahsiyetimize ve hürriyetimize adım atmak da mümkün olabilir.

Evvela, Mehmet Akif Ersoy Müslüman'da bakınca ne görür? “Demek: İslam'ın ancak namı kalmış Müslümanlarda; Bu yüzdenmiş, demek, hüsran-ı milli son zamanlarda. Eğer çiğnenmemek isterseler seylab-ı eyyama; Rücu' etsinler artık Müslümanlar Sadr-ı İslam'a… Ah o din nerde, o azmin, o sebâtin dini, O yerin gökten inen dini, hayâtın dîni?” “Müslümanlık pak sîretten ibaretken yazık! Öyle saplandık ki levsiyyata: Hâlâ çıkmadı” Evet Akif'in aynasından görünen ve yüzleşmemiz! gereken Müslüman budur.

İçinize ve çevrenize bakınca gördüğünüz, gördüğümüz nedir sorusunu sormaya, bu ayineden kendimize bakıp sorgulamaya/tenkide cesaretimiz var mı? Yoksa kurgulanmış cennetlerin madunu olmaya devam mı? Bu sorular sorulduğu anda şeklin peygamberleri sizi merdud ilan edecekler, cennet falan da hayal olacak demedi demeyin. Şekillerin dışında öze dair hayata, hayatımıza dokunan ne var? İslam dünyası dediğimiz coğrafyada dolaşanlar, yüreği buna yetenler Akif'in gözlerinde bozukluk olduğunu söyleyebilir mi?

Peki, bu adı kalıp kendi kalmayan Müslümanlığa saik nedir? Akif burada biz böyle gördük babamızdan aynasını tutar! "Böyle gördük dedemizden!" sesi titrek titrek! "Böyle gördük dedemizden!" sözü dinen merdud; Acaba saha-i tatbiki neden na-mahdud? Çünkü biz bilmiyoruz dini. Evet, bilseydik, Çare yok gösteremezdik bu kadar sersemlik Böyle gördük dedemizden” izmihlali, Boylayan bir sürü milletin olsun hali… Çin'de, Mançurya'da din bir görenek, başka değil. Müslüman unsuru gayet geri, gayet cahil. Acaba meyl-i teâlî ne demek onlarca? "Böyle gördük dedemizden!" sesi milyonlarca Kafadan aynı tehevvürle bakarsın, çıkıyor! Arş-ı âmâli bu ses ta temelinden yıkıyor” Görenekleşmiş, alışkanlık haline gelmiş din sandığımız şey İslam mıdır? Müslüman bu çığlığa kula verir mi? Yoksa dedemizden, babamızdan, şundan bundan böyle mi gördükçülüğe devam mı?

Peki, bu görgüsüzlüğe eşlik eden diğer fecaatler neler? Müslümanı yok eden Kuran'ı fal kitabına çeviren taassubun peygamberleri kimler? “Ya ta'assublan? Hiç sorma, nasıl maskaraca? O, uzun hırkasının yenleri yerlerde, hoca, Hem bakarsın eşi yok dine teaddisinde, Hem ne söylersen olur dini hemen rencide! Milletin hayrı için her ne düşünsen: Bid'at: Şer'i tagyir ile terzil ise -haşa- sünnet!...  Kitab\ Sünnet'i, icma'ı kaldırıp attık; Havassı maskara yaptık, avamı aldattık. Yıkıp, Şeri'ati, bambaşka bir bina kurduk… Sağın solun dolu mescid, beğen beğen dahver. -Namaz değil yahnız maksadım ... Bugün bir adam Çıkıp da va'z edecek öğle üstü halka ... Tamam! Zamanıdır oturup, şimdi herze dinlemenin;… Lafzı muhkem yalınız, anlaşılan, Kur'an'ın: Çünkü kaydında değil, hiçbirimiz ma'nanın: Ya açar Nazm-ı Celil'in, bakarız yaprağına; Yahud üfler geçeriz birölünün toprağına. inmemiştir hele Kur' an, bunu hakkıyle bilin, Ne mezarlıkta okumak ne de fal bakmak için!” Akif gibi temiz Müslümanı böyle kan kusarcasına ah u zar'a düşüren dert nedir ey Müslüman Akif'i anarken ışıklı sözlerle bunları da hatırla! Milletin hayrı için her ne düşünsen: Bid'at: Şer'i tagyir ile terzil ise -haşa- sünnet!... Kendi ellerimizle put ettiğimize din demenin Müslümanlığa tutulan bu aynaya bakacak yüzümüz var mıdır? Kendine samimi olmak Hakkın en sevdiği şeylerden olsa gerektir.

Akif bu duygularla seslenir artık şeklin, geleneğin Müslümanımsısına! “Bırak çalışmayı emir et oturduğun yerden Yorulma, öyle ya Mevlâ ecir-i hâsın iken Yazıp sabahleyin evden çıkarken işlerini Birer birer oku tekmîl edince defterini Bütün o işleri Rabbim görür: Vazifesidir… Yükün hafifledi… Sen şimdi doğru kahveye gir! Çoluk, çocuk sürünürmüş sonunda aç kalarak… Hüda vekîl-i umûrun değil mi? Keyfine bak! Onun hazine-i  niamı kendi veznendir! Silahı kullanan, Allah, hûdudu bekleyen O; Levâzımın bitivermiş değil mi? Ekleyen O; Demek ki her şeyin Allah….Yanaşman, ırgatın O; Çoluk çocuk Ona ait, lâlan, bacın, dadın O; Tabib-i aile eczacı…Hepsi hasılı O;” Akif İstiklal Marşımız ile bile hürriyetimizin manasını yazdı. Lakin dinimize yaşattığımız zilletin de marşı denecek burada aktarılan benzeri pek çok mısrayı da bizlere bıraktı. Kulak veren, dinlemeye cesareti ve dürüstlüğü yeten Akif'in derdi ne ola da bu aynayı yüzümüze tutmuş diyecek kaç samimi gönül var? Akif işte tam burada noktayı koyar: Müslümanlık nerde! Bizden geçmiş insanlık bile...  Alem aldatmaksa maksad, aldanan yok, nafile! Kaç hakiki Müslüman gördümse: Hep makberdedir; Müslümanlık, bilmem amma, galiba göklerdedir!  Buna itiraz edecek yükse zekâlar ve hadi canım Akif'te yoldan çıkmış diyecek kadar yolsuz kalanlar varsa Akif'in onlara bir sözü daha var: “Allahtan utan! Bari bırak dini elinden…. Gir leş gibi topraklara kendin, gireceksen! Lakin, ne demek bizleri Allah ile iskât Allah'tan utanmak da olur ilim ile… Heyhat!” Allah'tan utanmak ne demektir? Nasıl utanılır? Şekillerinin peygamberleri kurgulanmış zaviyelerinde bize don biçerek utanmayı da yozlaştıracaklar mı? İnsanlık davamızı hatırlamadan Müslümanlığımızda kendi ahlak zeminine ulaşacak mıdır?

Akif neticede yerdekilerden yüzünü Hakka döner: “Yarab bu yüreklerdeki ses dinmeyecek mi? Senden daha bir emr-i sûkun inmeyecek mi? Sendense eğer bunca çektiğimiz devâhi, Kimden kime feryad edelim söyle ilahi? La yüs'ele binlerce sual olsa da kurban” “İnsan bu muammalarda dehşetle nigehban… “Ey bunca zamandır bizi te'dib eden Allah “Ey âlem-i İslam'ı ezen, inleten Allah! Çektirmediğin hangi, elem hangi ezadır?'' Her anı hayatın bize bir rûz-i cezadır. Ecdadımızın kanları seller gibi akmış… Maksatları dininle beraber yaşamakmış. Olmaz' mı bu millet daha te'yidine şayan? Hüsran yine bi çarenin amalini sardı; Atisi nigahında karardıkça karardı.” Akif'le yeniden Hak sözüyle teyidimize amin diyelim…

Bunca tenkitten sonra teklifinin hülasası da şudur Akif'in “O kanaat da şudur: Sırr-ı terakkinizi siz. Başka yerlerde taharriye heveslenmeyiniz. Onu kendinde bulur yükselerek bir millet. Çünkü her noktada taklid ile sökmez hareket. Kendi “mahiyet-i ruhiyye”niz olsun kılavuz Çünkü beyhudedir ümmid-i selamet onsuz.” “Ta ibret olup kalmayalım aleme.” Gözlerimizde yaşlarla Akif'e rahmet dilerken geleceğin bu tenkit ve tekliflerle sahih ve samimi bilinçle bizi biçimlendirmesi, kendilik temellerimizi idrake Hakkın, aczimize acıyıp, nasip vermesi en büyük temennidir.

Vesselam…