MEHMED ÂKİF'İN CENAZESİNDE CUMHURİYETİN 'ÖNDERLERİ' YOKTU
-----
2021-12-27 00:00:00
<p>27 Aralık 1936, Mehmed Âkif’in (d.1873) vefat ettiği
tarihtir. Âkif’in cenazesinde Altı Ok Cumhuriyetinin pozitivist inkılâpçı resmî
zevatı, bir başka ifadeyle İstiklâl Savaşı’nda ona irşad vazifesi verip sonra
“mürteci” diyen Kemalist şefler yoktu. Ne gam! Tabutuna ay yıldızlı bayrağı
sardırmayan Atatürkçü güruhun lâdinî vicdanlarına karşı, “Hakk’a tapan
milletin” mensuplarıyla Asım’ın Nesli vardı.</p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin;
color:black;mso-themecolor:text1">M. Kemal’den “Âkif’in cenazesine katılmayın”
tâlimatı</span></b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin"><br>
Brüksel’de elçilik vazifesi sırasında içkiliyken bir kadına sarkıntılık ettiği
için diplomat kartı yırtılan ve dayak yiyen, Millî Mücadele’yi desteklemeyen ve
o yıllarda Avrupa’da bohem hayatı yaşayan agnostik (vahiy ve din kurallarına
inanmayan) şair Abdülhak Hâmid Tarhan’a (1852-1937) <span style="color:black;
mso-themecolor:text1">kendine övgüler düzdüğü için </span>1924’de, ne şiiriyle, ne fikirleriyle vatana
hizmet etmediği halde, “Vatani Hizmet Tertibinden” emekli aylığı
bağlanmasını sağlayan ve 1927’den vefat ettiği 1937’ye kadar İstanbul mebusu
yapan, öldüğünde devlet töreniyle defnettiren M. Kemal, Millî Mücadele’ye
katılan Âkif’in cenazesine sahip çıkmadığı gibi, İçişleri Bakanı Şükrü Kaya’ya
bizzat emir vererek yayınlattırdığı genelgeyle İstanbul Valiliğince cenazesine
sahip çıkılmamasını ve bütün resmî zevatın cenazeden uzak durmasını ister.
(Burhan Bozgeyik, Doğru Tarihe Doğru, Tuğra Neşriyat)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Vatan hizmetini İstiklâl Marşı şiiriyle, Anadolu’daki irşadlarıyla
fiilen ve hakkıyla yerine getiren Mehmed Âkif’i “sakıncalı adam” olarak gören M.
Kemal’in ideolojik tavrı bu
kadarla kalmaz. Millî Mücadele yıllarında Amerikan mandasını savunan, millî
edebiyatımıza emeği geçmeyen, Fransız taklidi romanlar yazan, Jön Türklerle
Paris’e kaçan, İttihatçıların dergisinde Osmanlı devletini Avrupa devletlerine
şikâyet eden yazılar yazan, Birinci Dünya Harbi’nde ölüm kalım mücadelesi
verilirken İsviçre’ye giden ve Millî Mücadele’ye fikrî destek vermeyen Tanzimat’ın
ikinci kuşak Batıcılarından Sâmipaşazâde Sezâi’ye (1856-1936) 1927’de “vatana
hizmet tertibinden” emekli maaşı bağlatır. Onun cenazesine gösterdiği ilgiyi
Âkif'ten esirger. Ne gam! Millet değerleriyle uyuşmayan Kemalist Cumhuriyet’in
esirgemesine muhatap olmamak Âkif için bir şereftir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin;
color:black;mso-themecolor:text1">Ezansız cumhuriyetin şefleri Âkif’in
cenazesine katılmadılar<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">Âkif’in vefatında tıp öğrencisi
olan Dr. Macit Bumin’in yazdıklarından ezansız Cumhuriyetin şeflerinin cenazeye
ideolojik olarak katılmadığı apaçık: “Vakit erkendi. Kütüphânenin açılma
saatini, tam karşısında bulunan ve Küllük denilen kahvelerin birinde oturarak
bekliyorduk. Sulu kar yağıyordu. Tam bu sırada caddeden tek atlı bir araba
geçiyordu. Arabacının yanında fesli bir genç oturuyor. Yükü, örtüsüz bir tabut
olan araba, câmi kapısına yöneldi. Sorduk: ‘Bu tabut kime ait?’ ‘Mehmed Âkif
Bey’e aittir.’ (…) Bir câmi avlusu ve bir tabut. İçinde İstiklal Marşı’mızın
şairi Mehmed Âkif Ersoy. Devlet erkânı yok…” (Türk Edebiyatı dergisi, Mart
1983)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">Âkif’in cenaze törenine hukuk
fakültesi öğrencisi iken katılan Prof. Dr. Sulhi Dönmezer’in “</span>Âkif’in Cenaze Töreni” adlı yazısını (Tercüman
Gazetesi, 5 Ocak 1987)<span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1"> millî öfkeye kapılmadan okumak
mümkün değil. Ona göre, ülkede Tek Parti’nin otoriter düzeni hâkimdir. Kimse
idare ile çelişkiye düşmek istemediği için basında Âkif’in yurda dönüşü ve
hastalığının seyri hakkında pek fazla haber yayınlanmıyor. Bir cenaze
otomobilinden iki kişi üzerine örtü konmamış bir tabutu indiriyor. Yoksul
birinin cenazesinin getirildiğini düşünerek bir kısım arkadaşları yardım
ediyorlar. Fakat tabutun Âkif’e ait olduğu anlaşılınca gençler ağlamaya ve
merhumun bir kısım arkadaşları da gelmeye başlıyor. Gelenler arasında ne Vali,
ne Belediye Reisi ve ne de Tek Parti’nin zimamdarlarından (idarecilerinden) hiç
kimse ortalarda yok. Cenaze gençlerin sorumluluğunda kaldırılıyor. Saygı ve
vakar içinde, hiçbir tahrike kapılmaksızın cenazeyi omuzlarında Edirnekapı
Mezarlığı’nın Şehitlik karşısında bulunan kısmına taşıyorlar. Dinî merasim
yapılmadan önce hep bir ağızdan hançerelerini patlatırcasına İstiklâl Marşı’nı
söylüyorlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin;
color:black;mso-themecolor:text1">“Âkif’e düşmanlık millete düşmanlıktır”</span></b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin;
color:black;mso-themecolor:text1"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">“Âkif’e düşmanlığın millete
düşmanlık” olduğunu ifade eden D. Mehmet Doğan, İlkadım dergisinin yaptığı
mülakatta (mülakat onun “Câmideki Şair Mehmed Âkif” kitabında da s. 264 yer
almaktadır) Cumhuriyet despotlarının Âkif’in cenazesine katılmayı
yasaklamalarındaki sebebin İstiklâl Marşı’nın uyandırdığı fikirler ve
Türkiye’yi terk edişindeki tavrı olduğunu söylüyor. Tek Parti idaresinin
cenazesine ilgisiz kalmadığını, aksine, Türkiye’nin tek üniversitesi olan
İstanbul Üniversitesi rektörlüğüne tâlimat göndererek cenazeye katılmayı
yasakladıklarını, bu ters ilgiye rağmen, üniversite gençliğinin cenazeden
haberdar olup millî şaire sahip çıktığını, onu eller üstünde kabrine kadar
götürdüğünü, Cumhuriyet tarihinde ilk müstakil ve kişilikli gençlik hareketinin
böylece ortaya çıktığını, anlatıyor. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Midhat Cemal Kuntay, Mehmed Âkif’in vefat haberini alınca
yaşadıklarını şöyle anlatıyor: “Cenaze
Beyazıd’dan kalkacak. Oraya gittim. Kimseler yok, bir cenazenin geleceği belli
değil. Çok sonra birkaç kişi göründü. Biraz sonra çıplak bir tabut geldi. ‘Bir
Fukara cenazesi olmalı’ dedim. O anda, Emin Efendi Lokantası'nın sahibi Mahir
Usta elinde bir bayrakla cenazeye koştu. Sebebini anlamadım. Yine o anda
yüzlerce genç, üniversitenin büyük sancağına çıplak tabutu sardılar. Ellerimi
yüzüme kapadım. Cenazeyi tanımıştım. Al sancaklı siyah Kâbe örtüsüne sarılan
tabut üniversite gençlerinin bir ürperme manzarası alan elleri üzerinde
gidiyordu. Cenazenin arkasında devlet adına hiç kimse yoktu. Bir mahşeri
kalabalık kendi kendilerine gelenlerin saflarıydı. Sırf cenaze için gelmişlerdi
ve bu şahidi olmayan güzel bir dostluktu…”<span style="color:black;
mso-themecolor:text1"> (Mehmed Âkif Ersoy, Hayatı-Seciyesi-Sanatı, Midhat Cemal
Kuntay, Timaş y. 2012)</span><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:#1D2129">Adı geçen kitapta yazılanlardan anladığımıza göre,
Âkif’in </span><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">cenazesinde millet karşıtı
Kemalist şefler olmadığı gibi Chp’li bir kişi dahi yoktur. Zamanında onunla
arkadaşlık eden devrin ünlü gazeteci-muharrirlerin, şairlerin ve siyasîlerin
Kemalist despotizmden ve Âkif’in “rejim muhalifi İslâmcı” kimliğinden dolayı
cenazeye katılmayışları utanç verici bir hâdisedir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">İstiklâl Marşı yazmayı ısrarla
teklif eden seküler Türkçü Hamdullah Suphi Tanrıöver, Âkif’in vefat tarihinde
büyükelçi olarak Bükreş’teydi. Âmenna! Fakat İstiklâl Marşı Şairi’nin vefatıyla
ilgili tek satır yazı ve taziyesi yok. Buna benzer devrin nice aydınları onun
vefatı hakkında yazma cesareti gösterememişlerdir. Yakın tarihini okuyup
öğrenenler Âkif ve fikirlerine karşı olan bu zümreyi fikrinden ve kalbinden
eminim uzak tutacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">Hakk’a tapan Türk milletinden
olduğunu Âkif’ten öğrenenler, onun</span>
“toprak tümsekten” ibaret olan mezarını, vefatının ikinci yılında üniversite
gençlerinin kendi aralarında topladıkları parayla yaptırıldığını, resmî
ideolojinin, yâni Kemalist Cumhuriyetin zerre-i miktar desteğinin olmadığını<span class="apple-converted-space"> fikrî hâfızasına yerleştirmekle
mükelleftirler.</span><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:#1D2129"><br>
</span><b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">Âkif’in
tabutu Küllük’ün önüne getirilir<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">Kemalist Cumhuriyet’in şefleri ve
yandaşlarının bilerek katılmadığı Âkif’in cenazesinde, Âkif hayranlığı genç bir
hoca iken başlayan Prof. Ali Nihat Tarlan’ın yaşadıkları bir hayli hüzünlüdür.
Divanyolu’nda kahvede otururken birkaç Tıbbiyeli arkadaşı koşarak yanına
gelirler. “Hocam” derler, “Âkif’in cenazesini Küllük'e getirmişler, bir araba
içinde bırakmışlar, ne yapalım?” Beyazıt Câmii’nden cenaze örtüsü,
üniversiteden de bir bayrak alın ve hizmetinde bulunalım, diyerek hızlıca
cenazenin olduğu yere giderler. Bir saat yakın zamanda cenaze hazırlanıp
omuzlara alınır. Beyazıt Meydanı Âkif’i sevenlerle doludur. Kış günü hocaları
tarafından yol kenarında dizilen ilkokul öğrencileri göz yaşartacak bir manzara
teşkil eder. Üniversite talebeleri cenazenin hemen arkasındadır. Kiminin
üzerinde pardösü bile yoktur. ((İlkadım Dergisi, sayı: 270, Ocak 2011)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">Yakın dostu Eşref Edip’in
anlattıkları, Âkif’e “mürteci” diyen (Ne mutlu Âkif gibi mürteci olmak)
Atatürkçü rejimin Âkif düşmanlığını gözler önüne seriyor: “Câmide örtüsüz,
yalnız tahtadan ibaret bir tabut. Talebeler hüngür hüngür ağlıyorlar. Çıplak
bir tahta ile tabut, musalla taşında al sancaklarla, Kâbe örtüleriyle örtülüyor
ve Âkif’in cenazesi İstiklâl Marşı ile götürülüyor.”</span><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">
(M. Ertuğrul Düzdağ, Mehmed Âkif Ersoy, TC. Kültür ve Turizm Bakanlığı
Yayınları, 1988)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin;
color:black;mso-themecolor:text1">Cenazesine katılan talebeler soruşturma
geçiriyor<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">Bir başka zulüm örneği de Âkif’in
mezarında genç bir üniversiteliyken konuşma yapan Prof. Dr. Abdülkadir
Karahan’ın Yüksek Öğretmen Okulu’ndan Emniyet Müdürlüğü’ne getirilerek
sorgulanmasıdır. “Ne sıfatla, resmî makamların törene gerek görmediği bir
şairin kabri başında konuşma yaptığı” sorulur. Cevabı şöyledir: “Ben herhangi
bir şairin değil, Türk bayrağı göndere çekilirken yazdığı İstiklâl Marşı ile
göklere seslenen bir zâtın kabri başında milletimin duygusunu, saygısını dile
getirdim.” (İlkadım Dergisi, sayı: 270, Ocak 2011) <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">Adı geçen derginin aynı
sayısında, 16 Aralık 1971 tarihli “Babıâlî’de Sabah” gazetesinde Dr. Neşet
Adnan Zentürk’e ait bir yazıdan ibretle okunacak bir haber daha veriliyordu:
“Atatürk cenazeye katılmamış, katılan gençleri de kınamıştır. Cenazenin
kaldırılmasına üniversite gençliğinin öncülük etmesi onu öfkelendirmişti.
Cenazeden sonra İstanbul’a geldiği bir gün Pera Palas’ta Yüksek Ticaret
Okulu’nun yıllık balosunda kendisine gösteri yapan ‘yaşa Gâzi’ diye tezahürat
yapan gençlere, ‘Ben size devrimlerimi emanet ettim. Siz ise benim devrimlerime
karşı olan Mehmet Âkif’in cenazesini büyük törenle kaldırdınız’ diye sitemde
bulunur ve ağır konuşur.” <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin;
color:black;mso-themecolor:text1">Chp iktidarı Âkif’i sevmeyi yasaklıyor<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">Yazar Fatih Bayhan bir televizyon
konuşmasında (28.12. 2012 tarihli gazeteler) “M. Kemal’in, Mehmed Âkif’e
vefasızlık yaptığını, cenazesinde devletin olmadığını, Chp'nin diktatör
zihniyetinin onu sevmeyi ve cenazesine gitmeyi yasakladığını” duygulu
ifadelerle anlatıyordu. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:black;mso-themecolor:text1">Hâsıl-ı kelâm; Mehmed Âkif, “çok sevdiğini” söylediği Hazret-i Peygamber
Efendimiz’in vefatı yaşında, yâni altmış üç yaşında Hakk’a uçtu. Hasta iken
öleceğini hissetmiş olacak ki, “Çöz de artık yükümün kördüğüm olmuş bağını /
Bana çok görme İlâhi bîr avuç toprağını!..” mısralarını yazmıştı. Ondan geriye
hüzün, yoksulluk, bir kat esvap, bir mavzer tüfeği ve istiklâl madalyası kaldı.</span><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin"> <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin"> </span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">([email protected])<o:p></o:p></span></p>