Mehmed Âkif İslâm medeniyetinin müdafîidir
-----
2021-04-14 00:00:00
<p>Mehmed Âkif şeksiz
şüphesiz İslâm medeniyetinin müdafîidir. <span style="color:black;mso-themecolor:
text1">Batı medeniyetinin “çelik zırhına” ve “canavarlığına” karşı
Müslümanların “îman dolu göğüsleri ile” mücadele etmesini haykırır. Safahat’ın
dördüncü kitabı olan “Süleymâniye Kürsüsünde” İslâm medeniyetini fazileti ve
insanî değerleri üstün tutan bir medeniyet olarak tavsif eder:</span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">“NASIL
OLMUŞ DA O FÂZIL MEDENİYET…” <o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“…Önce dağdan getirip yonttuğu taş parçasını /Sonra hâlık tanıyan
bir sürü vahşî yığını / Nasıl olmuş da, otuz yılda otuz bin senelik / Bir
terakki ile dünyâya kesilmiş mâlik? / Nasıl olmuş da o fâzıl medeniyyet, o
kemâl / Böyle bir kavmin içinden doğuvermiş derhal? / Nasıl olmuş da zuhûr
eyleyebilmiş Sıddîk!/ Nereden gelmiş o Haydar’daki irfân-ı amîk? / Önce
dehşetli zıpırken, nasıl olmuş da, Ömer / Sonra bir adle sarılmış ki: Değil
kâr-ı beşer?/ Hâil olsaydı terakkiye eğer şer-i mübîn / Devr-i mes'ûd-i
kudûmuyle giren asr-ı güzîn / En büyük bir medeniyyetle mi eylerdi zuhûr?”
(s.186)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“Süleymaniye Kürsüsü”ndeki fikirlerin hülâsası şöyle: Câhiliye
dönemlerinde kızlarını diri diri toprağa gömecek kadar vahşî ve câhil bir
kavimden Hz. Ebubekir Sıddık, Hz. Ali, Hz. Ömer gibi medeniyet inşacılarının
çıkması “fâzıl medeniyet” sayesindedir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">ÂKİF’İN
MEDENİYET ANLAYIŞI SEKÜLER DEĞİL, KUR’ÂN ÜZEREDİR<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Âkif ütopik değil, gerçekçidir. İslâm’ın inkişafını medeniyet,
medeniyeti de İslâm’ın dünya ve ahiret ameliyesi olarak târif eder. Medeniyetle
dînin birleşemeyeceğini, dînin ilerlemeye engel olduğunu iddia edenlerin
aksine, vaazlarında medeniyetle dînin aynı olduğunu, Müslüman milletlerin
İslâm'ı en güzel yaşadıkları devirlerde dünyaya önderlik eden medeniyet
kurduklarını anlatmıştır. Ayağı yere basmayan bâzı ütopik İslâmcı aydınlar
Âkif’i, Muhammed Abduh gibi reformist İslâmcıların tesirinde kalmakla, İslâm’a
ve medeniyete Batı’nın terakki anlayışından bakmakla itham ederek
itibarsızlaştırıyorlar. Efradını câmi, ağyarını mâni bir İslâm dünya görüşünü
sistemli bir şekilde ifade etmemiştir ama makul ve samimi bir İslâmcıdır Âkif.
İtikâdî mânada da, fikrî mânada da Âkif’in İslâmcılığı seküler değil, Osmanlı Devletinin
çöküşü ve İstiklâl Harbi başladığında Ehl-i Sünnet çizgisinde Müslüman Türklük
merkezlidir. İslâm kaynaklarının Batı karşısında canlandırılamadığını tenkit
etmesi “ilerlemeci” zihniyetten tesir aldığını göstermez.Modernist değil, modern teknik ve çalışma usûllerinden yanadır.
Temkinli bir şekilde Batı’nın ilim ve fen müesseseleriyle irtibat kurulmasını
ister. Yaşadığı döneme hâkim olan umumi bakış Batı’nın maddî üstünlüğüydü.
Batı’nın maddî terakkilerine imrenme duygularıyla bakması İslâmcı duruşuyla
çelişki oluşturmaz. Batı’nın sadece çalışma disiplinini takdir eder. Batı
karşısında üç asırdır ezilen Müslümanların çalışmak ve üretmek fiilinden uzak
olduğunu canı yanarak dile getirmesi bu sebeptendir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal" style="background-image: initial;"><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin;color:#050505">“</span><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">Hadi
göster bakayım şimdi de İbnü'r-Rüşd'ü?/ İbn-i Sina niye yok? Nerde Gâzâlî
görelim? Hani Seyyid gibi, Razi gibi üç beş alim?...” mısralarıyla
Müslümanların çöken medeniyet meselesini yüreği yanarak dile getiren Âkif’e,
“Safahat neredeyse baştan sona Batı’ya karşı perestişkâr bir tavır, kendi
ülkesine ve Müslümanlara karşı da müstekreh tablolar çizer” demek
insafsızlıktır ve onun millet şuurunda uyandırdığı fikirleri de ziyan etmektir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">“GARB’IN
İLMİ” DEN KASTI FEN VE SANAYİ…<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">İslâm medeniyet dâvasının endişesini hep taşıyan, Batı’ya asla
hayranlık beslemeyen mümin ve samimi bir münevverdir Âkif. Çöküş sebeplerimizi
manzumlaştıran Safahat’ında İslâm medeniyet ölçülerinde Batı’nın sadece “fen ve ilminin” alınmasını söyler: “Alınız
ilmini Garb'ın, alınız san'atını.” Bu
mısraın fikirleri ütopik İslâmcı aydınlar tarafından tenkit edildiği malûm.
Oysa “Batı’nın ilim ve san’atından” kastedilen fen, sanayi ve teknolojidir ki,
Kur’ân merkezli ilim anlayışından taviz mânasına gelmez. Batı ile
münasebetlerimizin tedbirli olmak şartıyla “fen ve sanayi prensipleri üzerinde
olmasını” savunur. Milleti adına üç asırdır Batı karşısında canı yanmıştır.
Ülkesinin bütün ıstıraplarını, yoksulluğunu, iktisadî buhranını, nizamsızlığını
yüreğinde hisseden bir hâlet içinde zamanın fen ilminin hâkimiyetini önemli
bulur ve İslâm dünyasının istikrarsızlığına ve geç kalmışlığına isyan eder: “Niye ilmin adı yok koskoca millette
bugün? / Çünkü efkâr-ı umûmiyye aleyhinde bütün / Çünkü yerleşmek için gezdiği
yerlerde fünûn / Önce gâyetle büyük hürmet arar, sonra sükûn /Asr-ı hazırda
geçen fenlere sâhip denecek / Bir adam var mı yetişmiş içinizden, bir tek?”
(Süleymâniye Kürsüsü, s.187)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin;
color:black;mso-themecolor:text1"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin;
color:black;mso-themecolor:text1">GÂRB’IN İLMİNİ İSLÂMÎ İLİM YERİNE KULLANMIYOR<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Şiirlerinde medeniyete gönderme yapan ilim, fen, terakkî, ilerleme
kavramlarını Batı’yı ve Batılılaşmayı telin ve tefrik ederek kullanır. “Alınız
ilmini Garb’ın” mısraını Batı’nın sömürgeciliğini keskin bir şekilde
belirtmesine rağmen, ayağı yere basmayan ütopik İslâmcı yazarların Âkif’in dolu
taraflarını görmezden gelip sürekli “çelişkileri vardı” diyerek gözden
düşürmeye çalışmaları insafa sığmaz. “Sade Garb'ın yalnız ilmine dönsün
yüzünüz” mısraında bahsedilen “ilim” le “kâinattaki olayların sebep, sonuç ve
tesirlerini bilmek, anlamak, ayırt etmek, görmek, akıl, mârifet, vukuf”
mânasına gelen İslâmî ilim kastedilmiyor.<i> </i>(Diyanet İslâm Ansiklopedisi, ilim maddesi,
cilt:22, s. 108) Fen, sanayi, teknoloji gibi müsbet bilgiler kastediliyor.
Batı’nın teknik ilimlerdeki üstünlüğünü anlatan mısralardan Batı’nın üstünlüğü
mânası çıkarmak sığ bir anlayıştır. “Ne varsa Şark'ta vardır, Garb'a doğru
açılan pencereleri kapamalıyız” diyenleri de “Ne varsa Garp'ta vardır. Harîm-i
âilemizi bile Garplılara açık bulundurmalıyız” görüşünü savunanları da gerçekçi
bulmaz. Bu tavırda olan ütopik İslâmcı yazarlar da Kemalistler de ikiyüzlüdür.
Âkif’in Muhammet İkbâl gibi modernist İslâmcı olduğunu yazan ütopik İslâmcılar
bugün onun görüşlerini ikiyüzlülük ederek yazıp söylüyorlar. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“Cehennem olsa gelen, göğsümüzde söndürürüz, Bu yol ki Hakk
yoludur, dönme bilmeyiz, yürürüz” ve “Garb'ın eşyası, eğer kıymeti hâizse yürür
/ Moda şeklinde gelen seyyie gümrükte çürür” diyen Âkif’e Batı medeniyetini
kökten reddetmemiştir demek haksızlıktır. Nasrullah Câmii’ndeki vaazındaki
“Avrupalıların ilimleri, medeniyetteki, sanayideki terakkîleri inkâr olunur şey
değildir. Ancak insaniyetlerini, insanlara karşı olan muamelelerini
kendilerinin maddiyattaki bu terakkîleri ile ölçmek katiyen doğru değildir.
Heriflerin ilimlerini, fenlerini almalı. Fakat kendilerine asla inanmamalı,
kapılmamalıdır” ifadelerinden Batılılaşmaya karşı olduğu anlaşılmıyor mu? (M.
Ertuğrul Düzdağ, Mehmet Akif Ersoy, Kültür Bakanlığı Yayınları)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“Süveyş'i yardı herif... Akdeniz'le Şab Denizi / Bitti. Öyle ya,
bizler de kendi fikrimizi / Çıkarmış olsak eğer, şimdi, kuvveden fi'le, /
Kucaklaşır medeniyetle din tamamiyle” mısralarında Batı’nın ilmî zihniyetini
mi, yoksa fen ilmindeki çalışkanlığını mı dile getiriyor? İnsafla düşünülsün.
Medeniyetle dînin bir arada olamayacağını ve dinin ilerlemeye engel olduğunu
söyleyen Kemalist aydınların ve İslâm’ın medeniyet diye bir meselesi olmadığını
söyleyen ütopik İslâmcıların aksine âyet ve hâdislere dayanarak medeniyetle
dinin birbirinin zıddı olmadığını ve İslâm milletlerinin İslâm’ın muhteşem
çağlarında Batı’nın bile imrendiği bir medeniyet inşa ettiklerini söyler.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">ÂKİF’E
GÖRE BATI HIRİSTİYAN MEDENİYETİDİR<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“Gitme ey yolcu” şiirinde “Medeniyet denilen maskara mahlûku görün
/ Tükürün maskeli vicdanına asrın tükürün!” diyen Âkif, îmanı ve fikriyle Batı
medeniyetine karşıdır. Bütün şiirlerinde “Garb” kelimesi Hıristiyan dîninin,
yâni Batı medeniyetinin karşılığıdır. Tanzimat'la birlikte Batı’nın hayat
tarzını ve kültürünü savunanlardan rahatsızdır. “Bu, yanmadık yeri kalmışsa,
kağşamış (harap olmuş) yurda / Meğerse Avrupa kundak sokar dururmuş da”
mısralarıyla İslâm milletlerine yaptığı zulümlerden dolayı Batı medeniyetinin
“kundakçı” olduğunu ifade eder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“Tek bir medeniyet vardır, o da Batı medeniyetidir. Geri kalışımız
İslâm’dandır; ilerleyebilmemiz için Batı'nın bütün fikirlerini kabul etmek
lâzım. Bunun için gerekirse Allah inancının dahi terk edilebileceğini” söyleyen
Abdullah Cevdet gibi pozitivistlerle ve Ziya Gökalp gibi, “Dinle devlet
işlerinin ayrılması ve muasırlaşmamız için Batı medeniyetine tam sûretle girmek
gerektiğini” düşünenleri “Garbın emriyle yatıp kalkmaya artık mahkûm” olarak
târif eder. “Hayır mehâsin-i Garb’ın birinde yok hevesi / Rezâil oldu mu lâkin,
şiârıdır hepsi!” mısralarıyla bu düşünceye sahip olanların, Batı'nın işimize
yarayacak güzelliklerini değil de, Batı'nın rezil medeniyetini toptan
arzuladıklarını ve bunların idraklerine tükürülmesi gerektiğini söyler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:
minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">ÂKİF:
“AVRUPA MEDENİYETİ MEDENİYET-İ FÂZILA DEĞİLDİR”<o:p></o:p></span></b></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“Avrupa medeniyeti, bir medeniyet-i fâzıle, bir medeniyet-i
hakikiye-i insaniye değildir”, yâni Batı medeniyeti faziletten ve insanlık
vasfından uzaktır, diyor Âkif. (F. Kadri Timurtaş, Mehmet Akif ve Cemiyetimiz,
İstanbul 1987, s. 62.) “Fâtih Kürsüsünde” geçen “Zebûn-küş Avrupa bir hak tanır
ki; kuvvettir…” mısraında Avrupa’nın kendisinden zayıf olanı ezen, kuvvet
üstünlüğüne ve cinayete dayanan, kendi dışındaki milletlere her türlü zulmü
yapan bir zebun avcısı olduğunu eğip bükmeden söyleyen Âkif’e, “Batı’ya kökten
karşı çıkmamıştır” denilebilir mi?<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“Garb'ın eşyası, eğer kıymeti hâizse yürür / Moda şeklinde gelen
seyyie gümrükte çürür” mısralarıyla Batı'nın insanlığa faydalı tekniğini
almakta bir beis yoktur diyen Âkif, “Hakkın Sesleri” şiirinde “Medeniyyet! size çoktan beridir diş
biliyor / <span style="background-image: initial; background-position: initial; background-size: initial; background-repeat: initial; background-attachment: initial; background-origin: initial; background-clip: initial;">Evvela
parçalamak sonra da yutmak diliyor” mısralarıyla</span> Batı’nın vahşî
yüzünü anlatır. “Gitme ey yolcu” şiirinde de Batı’ya güvenilmeyeceğini, İslâm
milletlerine düşman olduğunu, Allah ve insan merkezli bir medeniyet olmadığını,
ikiyüzlü, kahpe ve hayâsız olduğunu söyler: “Dipçik altında ezilmiş, paralanmış
kafalar! / Bereden reng-i hüviyetleri uçmuş yüzler! / Kim bilir hangi şenâatle
oyulmuş gözler! /‘Medeniyyet’ denilen vahşete la’netler eder / Nice yekpâre
kesilmiş de sırıtmış dişler! / Süngülenmiş, kanı donmuş nice binlerle beden!”<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin"> </span></b></p>
<p class="MsoNormal"><b><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">ÂKİF’İN İKAZLARINI</span></b><span style="font-size:13.0pt;
font-family:"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin"> <b>VE SİTEMLERİNİ DOĞRU ANLAMAK</b><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Âkif, Müslümanların tembelliğinden, atâletinden çok yakınmış, âyet
ve hadislerin buyurduğu “Dünya için de çalışmalı” düsturu ihmal edildiği için
keskin tenkitlerini mısralara dökmüştür. “Çalış! dedikçe şeriat, çalışmadın,
durdun / Onun hesâbına birçok hurâfe uydurdun!” şeklinde mısralarıyla İslâm
medeniyetini yeniden ihya etmek için çalışmak gerektiğini Allah ve Resûlünün
buyruklarıyla savunur. “Dünya bir meydan-ı heycadır (mücadele meydanı); burada
saldıran, elleri kolları bağlı durana daima galebe çalar; galib mağlubu kendine
esir eder” diyerek çalışmanın dünya hayatındaki önemini belirtir. “Batı’nın
şimendifer rayları altında ezdiği” İslâm ülkelerinin çöküş yıllarında
vazifesini yerine getiremeyen terbiye müesseselerini “tembellik yuvası”, bâzı
âdetleri de “hurafe” olarak hicvetmesinden, “Reformist İslâmcı” mânası çıkarmak
abes üstü abestir. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">Hâsıl-ı kelâm, medeniyet istikâmetini tutturamayan bugünün
Türkiye’sinde Âkif’in medeniyet üstüne tarihî ikazlarını hatırlamamanın vakti
şimdi. İslâm medeniyetinin ezelî düşmanı Batı “uygarlığının” dümen suyunda
istikâmetini şaşıranlar Âkif’in ihtarlarını dinlemeleri gerek: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin">“Artık ey millet-i merhûme, sabâh oldu uyan! Sana az geldi
ezanlar, diye ötsün mü çan?/ (…) Dinle Peygamber-i zîşânın ilâhî sözünü / (…)
Ne hükûmet kalıyor ortada billâhi, ne din! / Medeniyet! size çoktan beridir diş
biliyor / Evvelâ parçalamak, sonra da yutmak diliyor.” (Safahat, “Hakkın
Sesleri” bölümü, s.206)<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-size:13.0pt;font-family:"Calibri",sans-serif;
mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:minor-latin;mso-bidi-theme-font:
minor-latin;color:#4D4E53">(</span><span style="font-size:13.0pt;font-family:
"Calibri",sans-serif;mso-ascii-theme-font:minor-latin;mso-hansi-theme-font:
minor-latin;mso-bidi-theme-font:minor-latin">[email protected])<o:p></o:p></span></p>