​Marksizm'in anlamsalı üzerine içerden gelen tepkisellik 2-

-----

<p>Türkiye temelinde ülkelerin –özellikle <i>euro-asia-</i> yekûn hattına bakıldığında görülecek şudur: Marksizm, imparatorluk ve elbette gelenek -<i>ki söz konusu gelenek din kurumu ve tümeli yöneten etken bir soy sistemi üzerinde yürüdü-</i> temelli bütün yapılanmaların aleyhinde durarak sürekli değişim kimliğini kendi adına devrimle anlattı ve meseleyi –devrimler çağı- kabiliyeti ile okudu. Başarılı oldu. Sonrası itibarı ile durum bu mudur? Değildir. -Devrimler Çağı, -<i>tarihi devrimler kimliğinde okuduğunuzda eski çağın bütün isyanları devrim kabiliyetindedir-</i> olarak AntikÇağdan bugüne bütün okumaları yeniden gözden geçirme tutkusu Marksizm anlamsalını rayından çıkarmıştır. -<i>Çünkü konu kendiliğinden yüzyıllar sonra Spartaküs isyanını özel bir anlatımla işlemeye gitmiştir, saçmalık yerel otorite olma kimliğini ıskalamıştır.-</i></p> <p class="MsoNormal">Marksizm eşitlik temelli bir <i>met’a</i> tahakkümü/anlatımı olarak sivrildiği yerinden şimdi çok farklı bir alana kaydı. O da şudur: <i>biz neden dünyayı insanlık adına yönetemiyoruz da kapitalizm –hâlâ- yönetiyor. </i>Bu kavramsal gerilik, Marksizm’i kapitalizmle uyumlu bir ikili olarak bizim –geçmişteki- değerlendirmemizi haklı çıkaran önemli bir bulgudur. Kapitalizm Marksizm’in <i>konu</i>-laşma (être sujet) ortağıdır. Kapitalizm böylesine <i>zıt</i>daş bir kabiliyet üzerinden kendini anlatmaya başlayalı insanlık din kimliğini –ikisi- üzerinden anlamaya/anlatmaya/esinlenmeye başladı. Bu öylesine büyük bir evrilme/yarılma düzeni getirdi ki, hiç kimse İslam Sosyalizmi -ve hatta komünizmi- kavramı –da- ne iştir demedi. Bu sistemin kendi içindeki doğrularını paylaşmak isteyen Türkiye misalinde canlı bir takım zevatın <i>antikapitalist/antiemperyalist/antimaoist</i>... vs olması gibi derin anlamları hiçbir zaman temsil etmeyen/ifade etmeyen yuvarlamalı <i>slogan</i>ik varlıkları kime coşku veriyorsa bugün onların nezdinde Marks’ın söylediklerinin bir değeri –hâlâ- var (-mıdır;) -hem de sözün ona –İslam imanı- adına./ Biz boşuna <i>iman-idea</i> notları kaleme almadık. –Pardon-, söyle yaptık, <i>idea ve iman noktaları</i>. İlk önce <i>idea</i>yı neden öne aldık <i>–lâ-</i> demek için. Olay bu kertede iken olan bitenin farkında bile olmayan bir takım yeni yetme takımının hâlâ <i>heroizm/İslam</i>; <i>İslami sol/etnisite</i> sahtelikleri üzerinden <i>Sol </i>kimliğin insanlığı imparatorluk çağı itibarı ile kırmaya çalıştığı alandan bu tarafa –21 yy. ocağına-&nbsp; itmeye yeltenmesinin bildik kavramları üzerinden meseleye dahil olmaya çalışmasını –buraya- kaydediyoruz; bu durum büyük bir <i>fesatlıktı</i>r. İmdi dememiz odur ki, bütün bunların muvacehesinde İslam’ın evrensel kabiliyetini Marksizm’in üzerinden okuma anlamsalına prim verenlerin neşvünema ettiği dergilerde kalem oynatarak sözün ona –İslamcılık- kabiliyeti geliştirdiklerini zannedenlere söyleyeceklerimiz bu kerteden sonra hızlanabilir. Onca söz söyleme kimliğine rağmen meseleyi hâlâ kul hakkını/insan hakkı; evlilik kimliğini/kadın hakkı prensiplerine bağlayanların ve bunlara modernist hukuk adına –belge- koyanların İslamlaşma süreci -ne yazık ki-, <i>hérétique üniversite</i> kürsülerinde anlatılanlarla <i>tüke-til</i>-n-<i>miş</i> görünüyor. Öyle.</p>