Mâhir bir stratejist: Munis Tekinalp veyâ Moiz Kohen -8
Lâkin ânîden emsâlsiz bir mûcize vukū buluyor ve Selânik'den hârikulâde, fevkalbeşer bir kurtarıcı (Mason Üstâdı Tamer Ayan'ın tâbiriyle, bir “Kutbülaktâb”, bir “Sâhibzuhûr” veyâ bir “Sâhibkırân”) zuhûr ederek bu “sefîl topluluğu” esfelisâfilînden kurtarıyor ve o erişilmez “Muâsır Medeniyet seviyesine” îlâ ediveriyor:
“Asırlık rehaveti son defa olarak silkip atmak için bu kâfiydi. İşte burada, fatihlerin evlâdı olan bir milletin müdafaai nefs sevki tabiîsinin, bir infilâkı andıran uyanışına şâhid oluyoruz. Atatürk'ün, 1919 senesinde, Samsun'a ayak basar basmaz fırlattığı ‘ya istiklâl, ya ölüm' emri, bir barut fıçısına düşen kıvılcım tesiri yaptı. Türk milletinin bütün sınıfları, bir ağızdan ‘ya istiklâl, ya ölüm' diye bağırışıyordu… […]
“(Kemalist) realizm, milleti uçurumun kenarına sürükliyen dinî tasavvufa karşı bir aksülameldir. […] Halk Partisinin altı remzinden her birisi bir aksülamelin neticesidir. […] Yeni Türkiye eski rejime karşı, dinî taassub taraftarı ve teokratik olan meşum maziye karşı aksülamel olarak laiktir. Türkiye şunu göz önünden uzak tutamaz ki Türk'ün millî şuurunu kaybetmiş olması, kendisini garb kültüründen ve garb medeniyetinden uzaklaştıran dinî şuurun tazyik ve tahakkümünden ileri gelmişti…” (Tekinalp 1936: 295, 296-297)
Uydurma târih ve dil müddeâları semeresini veriyor
“Türkler Bir Millî Rûh Arıyorlar” başlıklı makalesinde, 19 ve 20. asırlarda “Gizli-Kuvvetin Türk Siyâseti”nin bir tezâhürü olarak, (aynen kavimdaşı Léon Cahun gibi) Türklere, İslâmdan kopup Câhiliyet devirlerine yönelmelerini ve “Türk rûhu”nu orada aramalarını telkîn eden Tekinalp, sonraki senelerde, kendisinin de neşvünemâ bulmasına pek müessir bir şekilde iştirâk ettiği “Güneş-Dil Teorisinin” “Kemalist Târîh ve Dil Tezleri” olarak tatbîkata konulduğunu ve resmî târih ve dil tezleri sıfatıyle, başta ders kitapları olmak üzere, Devletin elindeki her çeşit imkânla propaganda edildiğini ve bu sûretle Milletin İslâmla râbıtasını koparma uğrunda pek büyük mesâfe kat'edildiğini sevinçle müşâhede edecek ve o heyecânla, 1936'da, Kemalizm kitabını neşredecektir.
“Kemalist Târih Tezi”:
Frenkleşmek uğrunda, “Frenkliğin kaynağı biziz” uydurması
Kemalizm'in husûsen 15 ve 16. Bölümleri (Tekinalp 1936: 129-158), “Kemalist Târih Tezi”ne veyâ (daha ziyâde dili öne çıkaran) dîğer ismiyle “Güneş-Dil Teorisi”ne tahsîs edilmiştir. Yalnız, her ne kadar bunları “Dilin Türkçeleştirilmesi” başlıklı 17. Bölüm tâkîb ediyorsa da, bunlarda, bu tezin dil mes'elesine tatbîki görülmüyor. Müsbet ilim bakımından ancak bir hezeyân olarak değerlendirilebilecek teze gelince, kısaca bu, târîhin ilk medenî milletinin –târîhleri binler ve binlerce sene gerilere giden- Türkler olduğu, medeniyetin bütün dünyâya Türklerin eliyle yayıldığı, bu çerçevede, Mezopotamya medeniyetini başlatan Sümerlilerin, “Girid, Lidya ve İyonya adile maruf kültür merkezini vücude getiren Ege medeniyetini” kuranların, Hititlerin, “Yunan-Lâtin medeniyetini yaratan Etrüsklerin”, v.s. Türk ırkına mensûb bulunduğu ve bu sebeble de dillerindeki kültür kelimelerinin Türkçe menşêli olduğu gibi iddiâlardan ibârettir.
“Türk ırkı”na gelince, bu tez sâyesinde, artık
“Türkün, Mogol veya Mongoloid ırkına değil, Alplı ve brachycéphale [brakisefâl Ârî / Avrupalı] ırkına mensub olduğu öğrenilmiş” (Tekinalp 1936: 133),
“Türklerin Hind-Avrupaî denilen büyük aileye nisbeti isbat edilmiş” (Tekinalp 1936: 135),
“Türklerin, Hind-Avrupaî milletler arasında şerefli bir mevki sahibi olduğuna kanaat getirilmiş” (Tekinalp 1936: 137)
bulunulmaktadır. (Bir hâmiş: 1937'de Kemalizm'in Fransızca baskısı yapılınca, ilmî bir târîh mecmûası olan Revue d'Histoire Moderne'in 1939, XIV. cildinde –pp. 324-326-, bu tezle ince ince alay eden ve târîhçi Marcel Emerit tarafından kaleme alınmış bir kitap tanıtma makalesi neşredilmişti...)
Elbette, mes'ele bununla kalmıyor; daha doğrusu asıl mes'ele zâten bu değildir. Asıl mes'ele, kadîm devirde “medeniyetin pişdarlığını yapan ecdâdımıza lâyık olarak”, bugünün ileri Avrupa medeniyetini benimsemektir. Bunda da gocunacak bir taraf yoktur; çünki “Avrupa kültüründeki kıdem hakkı bizimdir”; şöyle ki:
“Türk milletinin intisab etmiş olmakla iftihar duyduğu Hitit medeniyeti, bugünkü Avrupa medeniyetinin müvellidi Yunan-Roma medeniyetini doğuran İyonya medeniyetinin anasıdır”. (Tekinalp 1936: 154-155)
Demek ki Avrupa medeniyetini benimsemekle, hakîkatte aslımıza rücû etmiş oluyoruz...
- Fasıl:
KEMALİSTLİĞİ
Kemalizm, “Sâhibinin Sesi” bir kitaptı

1936'da Türkçe, 1937'de Fransızca (ve peşinden de Çekce) olarak neşredilen Kemalizm, Rifat Bali'nin T.C. Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi vesîkalarıyla meydana koyduğu veçhiyle (Bali 2012: 1/95-100), CHP Umûmî Kâtibi (1946-1947'de Başvekîl) Recep Peker'in (1889-1950) teftîşinden geçtikten ve bâzı tashîhler yapıldıktan sonra, tamâmen resmî müsâade ve destekle (kendi tâbiriyle “muhterem Partinin tensîb ve tasvîbiyle” –Landau 1996: 374) neşredilmiştir ve bu bakımdan sâdece Tekinalp'in fikir ve tesbîtlerini değil, o devrin resmî siyâsetini (ve Sâhibinin Sesini) aksettirmektedir; yâni (en azından) yarı-resmî bir neşirdir.
Kemalizm, 1936'da, CHP Umûmî Kâtibi Recep Peker tarafından gözden geçirilip resmî tasvîbe mazhar olduktan sonra ve resmî destekle neşredilen “Sâhibinin Sesi” bir kitaptı… Başka türlüsü de düşünülemezdi; zîrâ Kemalizm, Türkiye'de artık resmî (yâni totaliter) ideoloji olmuştu… Bu kitabın Siyonizm propagandası yapan kısmını Yeni Söz'ün 20 Aralık 2017 ilâ 9 Ocak 2018 târihli nüshalarında intişâr eden “Kemalizm, İsrâil'in Kuruluşuna Nasıl Yardım Etti?” başlıklı makalemizde tahlîl etmiştik.
Kemalizm, “Avrupa'ya temessül etmekle” iftihâr ediyor
Kitabı, Tekinalp'in Hâtıra Defteri'nden anlaşıldığı üzere (Bali 2012: 2/47), 1911'de Selânik'de tanışıp ahbâb (ve “Birâder”) olduğu Yunus Nadi basmış ve gazetesinde reklam etmiştir. Kitabın başında, Fransız Millet Meclisi Reîsi ve Fransa Sâbık Başvekili Edouard Herriot ile Prof. Fuad Köprülü'nün Mukaddimeleri bulunmaktadır. Herriot'dan bir Mukaddime almak için, bizzat resmî ricâl seferber olacak ve Pâris Sefîri Suat Davaz'ın tavassutuyla maksada ulaşılacaktır. (Bali 2012: 1/96 v.d.) Bahis mevzûu kitap hakkında pek sitâyişkâr bir takrîz olan “Herriot'nun Mukaddimesi”nde Kemalizmin en fazla medhüsenâ edilen veçhesi, onun, Türk ve sâir Müslüman topluluklara karşı tâkîb ettiği topyekûn kültür jenosidi siyâsetinde gösterdiği büyük muvaffakıyettir:
“Türk milleti, ânî bir hamle ile, o Garb Medeniyetinin âdetlerine ve prensiplerine inkıyâd ediveriyor. İstanbul'da, Anadolu kıyısından Rumeli kıyısına ne kadar sür'atle geçilirse, Türk milleti aynı sür'atle Garbe temessül ediyor [Avrupa'ya “assimilé” oluyor]. Mûcize diyeceksiniz. Hayır; isteyerek, hesaplanarak yapılmış, mantığa müstenid ve millet aşkından mülhem bir eser.” (s. III) (Tekinalp de tamâmen aynı fikirdedir: Bkz. a.e., s. 14)
|
(http://www2.assemblee-nationale.fr/var/ezflow_site/storage/images/ media/histoire/personnages/herriot-edouard-1872-1957/484870-1-fre-FR/ herriot-edouard-1872-1957.jpg; 30.4.2018)
“Mûcizevî muvaffakıyet: Türk Milleti, Kemalizm sâyesinde, Garbe temessül ediyor” diyerek Türkleri “alkışlayan” (1916 ilâ 1957 senelerinde müteaddid def'alar Radikal Partisi Reîsi, Başvekîl, Vekîl ve Fransız Millet Meclisi Reîsi) Édouard Herriot (1872-1957)… Bâzı Fransız kaynakları tekrîs edilmiş olmadığını dermeyân ediyorlarsa da (ki bu takdîrde de Masonlara yakınlığı, zihniyeti ve tâkîb ettiği siyâset sebebiyle “Önlüksüz Mason” sayılıyor) (Demir Serge, “Les francs-maçons de retour à la mairie”, L'Express, 8.11.2001) (https://www.lexpress.fr/informations/les-francs-macons-de-retour-a-la-mairie_646104.html; 20.12.2017), Türkiyeli Masonlar onun Mason olduğunu kaydediyorlar. Tekinalp'in Kemalizm'i, Devletle aynîleşmiş CHP'nin ve “Tek Adam”ın zihniyetinin resmî tercümanı olduğu için, Kemalist İdeoloji, memleket hâricinde de bu kitapla tanıtılmak istenmiş, (muhtemelen Sabataî Cemâatine mensûb olan) Pâris Sefîri Suat Davaz'ın gayretleriyle Herriot'dan da bir takrîz yazısı alınmış ve kitabın Fransızcası, 1937'de, Yahûdi Félix Alcan Kitabevi tarafından neşredilmiştir…
|