Mâhir bir stratejist: Munis Tekinalp veyâ Moiz Kohen -6
Müslümanlık, Türklüğe zarârmış!
“Rizal Cenâbları”, bundan mâadâ, (“Güneş-Dil” stratejisine muvâfık olarak, fakat burada,) makalesini şükrân hisleri içinde tercüme eden Akçura'nın Üç Tarz-ı Siyâset kitabına atıfta bulunarak, Türk münevverlerinin, kurtuluşu, evvelâ Osmanlılıkta, sonra İslâm İttihâdında aradığını, fakat nihâyette, bunların her ikisinin de çıkmaz yol olduğunu farkederek Türklüğe ve Türk İttihâdı fikrine yöneldiğini, hakîkaten de doğru yolun, bu son tercîh olduğunu ileri sürmektedir. Müellife göre, Osmanlılık akamete mahkûmdur; böyle bir fikirle “dîğer kavmî toplulukların önünde durmak mümkün değildir” (Risal / Tekinalp 1912: 682), o hâlde İmparatorluğu parçalayıp onlara istiklâllerini vermekten başka çâre yoktur. Arnavut, Yemen, Lübnan Müslümanlarının isyânı da göstermektedir ki “İslâm Birliğine de güvenilemez”. (Risal / Tekinalp 1912: 684) Sonunda:
“Münevverler, birliğin, dîn sâyesinde de têmîn edilemiyeceğini anladılar. Irk ve dînî milliyet farklı şeylerdi. Onları birbirine karıştırmaktan sakınmak lâzımdı”. (Risal / Tekinalp 1912: 685)
“Hâl böyle olunca, Türkün dar bir milliyetçiliğe ilticâ etmesi mecbûriyet hâline geliyor ve o, artık kendisi olmak istiyor.” (Risal / Tekinalp 1912: 685)
Fransız Mercure de France mecmûasının –M. Tekinalp / P. Risal'in “Les Turcs à la recherche d'une âme nationale (Türkler Bir Millî Rûh Arıyorlar)” başlıklı makalesinin neşredildiği- 16 Mart 1912 târihli 364. sayısının kapağı…
“Haydi, Müslümanlığı bırakın, Câhiliyet devrinize dönün!”
Bittabi, o zaman şu soru ortaya çıkıyor: Peki, Türk milleti, tekrâr nasıl kendisi olacak? Bunun için “Rizal Cenâbları”nın tavsıyesi şudur:
“Türk olmak istemeli ve atalara kadar gerilere çıkıp ideal bir hayâtın ilhâmını bizzât Türk ırkının beşiğinde arama cesâretine sâhib olmalı. Haydi, Tûrân'a doğru gerilere! Türk rûhunun hakîkî temâyüllerini keşfetmek için, gerekirse, dört asır, on asır, kırk asır geriye gidilecektir. Mâzî ihyâ edilecek ve millî hayâtın düstûrları ondan çıkarılacaktır.” (Risal / Tekinalp 1912: 701)
Bunun açık ifâdesi: Müslümanlığı bırakın; Câhiliyet devrinize geri dönün! (Ki bu telkîn, Gizli-Kuvvet tarafından, aynen Araplara, Arnavutlara, v.s. de yapılmıştır...)
Akçura ve Tekinalp'e göre, Osmanlılığı ve Müslümanlığı bırakıp içi boşaltılmış bir Türklüğü benimsemek lâzımmış
Müellif, bu tavsıyesine, mütercim Akçura'nın Üç Tarz-ı Siyâseti'ni de mesned ittihâz ederek ondan bir pasajı iktibâs ediyor. Mâmâfih, “Mösyö Rizal, bunları ‘Üç Tarz-ı Siyâset'ten almış, fakat bâzı noktalarda muharririn efkârına tamâmen nüfûz edememiştir” şeklinde bizzât Akçura'nın yumuşak bir üslûbla kaydettiği gibi (Landau 1996: 142'den naklen), Risal'in tercümesi muharreftir. Bu sebeple, Akçura, bir hâşiyeyle kendi metninin aslını vermek ihtiyâcı duyuyor. (Aynı sayfa). Şu var ki Akçura, Risal'in “Akçura, [...] Osmanlılık ve İttihâd-ı İslâm siyâsetini çürüterek, yeryüzündeki bilcümle Türklerin ittihâdını tavsıye ve medhediyordu” şeklindeki teşhîsine, -me'mûldür ki sırf hakîkî fikrinin bu kadar âşikâre dile getirilmesini mahzûrlu bulduğu için- “Akçuraoğlu'nun eserinde Osmanlılık siyâsetinin adem-i imkânı gösteriliyor, fakat ittihâd-ı İslâm siyâseti çürütülmüyordu” şeklinde îtirâz ederken haksızdır. Zîrâ, kendisi, bu tartışmayı, kitabının son cümlesinde: “Müslümanlık, Türklük siyâsetlerinden hangisi Osmanlı Devleti için daha faydalı ve kabil-i tatbîktir?” sorusuyla muallâkta bırakıyor gibi görünüyorsa da, onun metni dikkatle okunduğunda, ulaştığı netîcenin, aynen Risal'in kaydettiği gibi olduğu fark edilmektedir.

Fransız Mercure de France mecmûasının –M. Tekinalp / P. Risal'in “Les Turcs à la recherche d'une âme nationale (Türkler Bir Millî Rûh Arıyorlar)” başlıklı makalesinin neşredildiği- 16 Mart 1912 târihli 364. sayısının Mündericât sayfası… Bahis mevzûu makale, birinci sıradadır.
“Türklük, İslâmdan ayrılmaz” diyen Ali Kemâl'in fikrini de tahrîf ediyorlar
Risal, bir dîğer tercüme ve fikir tahrîfini de, Eski Ahrar Fırkası Reîsi (ve Kemalistler tarafından linç edilen gazeteci) Ali Kemâl'in (1869-1922) fikrini naklederken yapmaktadır. Bu yüzden, Akçura, Ali Kemâl'in de alâkalı metninin aslını aynen zikrediyor. Hâlbuki bu nakil de, Akçura'nın ortaya attığı suâle uzun uzadıya cevâb veren Ali Kemâl'in hakîkî fikrini ortaya çıkarmıyor. Onun –Akçura'ya da, Risal'e de zıdd olan- fikrinin özü, “Cevâb”ının başındadır ve şu cümlede mündericdir:
“Bizim için Türkü İslâmdan, İslâmı Türkten, Türk ve İslâmı Osmanlılıktan, Osmanlılığı Türkten, İslâmdan ayırmak, tekliği üçe bölmek olamaz!” (T. Tarih Kurumu neşri ve -33 dereceli Farmason târihçi- E. Z. Karal tarafından dili tahrîf edilmiş Üç Tarz-ı Siyâset'ten, 1976: 37)