Mâhir bir stratejist: Munis Tekinalp veyâ Moiz Kohen -19

-----

“Edirneden gelen museviler kendilerine karşı bir taarruzdan bahsetmiyorlar. Kırklarelinden gelenler ise diyorlar ki: - Temmuzun üçüncü günü akşam saat dokuzda evlerimizin camları taşlandı. Camlar tamamen kırıldı. Evlerimizden çıktık, kırlara çekildik. Ertesi sabah trene binerek İstanbula geldik.

“Kırklarelinde böyle bir hadise vuku bulmuşsa hükûmet tarafından lâzım gelen tahkikatın yapılarak faillerin kanunun pençesine verilecekleri tabiîdir.

“Hükûmetin katî beyanatı ve dahiliye vekilinin Trakyaya hareketi üzerine museviler arasındaki endişeler zail olmuştur. Düne kadar Edirneden her gün mühim miktarda musevi ailesi geldiği halde dündenberi muhaceret durmuştur. Bir kısım aileler de memleketlerine dönmeğe hazırlanıyorlar.

“Musevi aleyhtarlığı hareketinde bulunanların hiç bir teşekküle tâbi olmadan kendi kendilerine hareket ettikleri ve ortada umumî bir hareket mevcut olmadığı muhakkaktır. Nitekim Trakyanın bir iki şehrinden başka hiç bir tarafta musevilere karşı hiç bir hareket vuku bulmamıştır.” (Akşam, 7.7.1934, ss. 1 ve 2)

Mes'ele, Yahûdi aleyhdârlığı değil

s “Gelen musevi aileleri yerlerine dönmeğe hazırlanıyorlar

“Trakyada bazı musevilere karşı vukubulan taarruz hadisesi hakkında dünden itibaren esaslı tahkikata başlanmıştır. Tahkikatı Dahiliye vekili Şükrü Kaya bey bizzat idare etmektedir. Şükrü Kaya bey icap edenlerle görüşecek ve mesuliyeti mucip harekette bulunanlar derhal mahkemeye tevdi edileceklerdir.

“Başvekil İsmet paşa Hz.nin ve Dahiliye vekili Şükrü Kaya beyin beyanatı musevilerin endişelerini izale etmiş, muhaceret durmuştur. Dün yalnız evvelce yola çıkan Babaeski musevilerinden bir kaç aile gelmiştir.

“Şehrimize gelen musevilerden bir kısmı akrabaları nezdine gitmişlerdir. Ekserisi Sirkecideki otellerde oturuyorlar. Bunların verdikleri malûmata göre Edirnede 1300 musevi ailesi vardır. Şimdiye kadar ancak 100-150 aile gelmiştir. Şu suretle Edirnedeki musevilerden pek az bir kısmının hicret ettikleri anlaşılmaktadır.

“Lüleburgaz ve Kırklarelinden gelenler biraz daha fazladır. Hükûmetçe alınan şiddetli tedbirler üzerine buraya gelen museviler, Trakyaya dönmeğe başlamışlardır. Trakyadan yeni gelmiş musevi ailesi yoktur. Hükûmetin bu muhaceret cereyanını durdurmak için aldığı ciddî tedbirler, musevi mahafilinde büyük bir memnuniyetle karşılanmıştır.

“Musevi aleyhtarlığı yok

“Gerek başvekilimizin, gerek dahiliye vekilinin beyan ettikleri veçhile Türkiyede musevi aleyhtarlığı yoktur. Mesele bir iki kişinin taşkınlık yapmasından ibarettir. Musevi aleyhtarlığı mevcut olsa bu cereyan her tarafta kendisini hissettirirdi. Halbuki memleketimizin diğer yerlerinde bu yolda hiç bir hadise vuku bulmamıştır. Bu da son hadiselerin mevziî olduğunu gösteriyor.” (Akşam, 8.7.1934, ss. 1 ve 2)

Hükûmet, aldığı şiddetli tedbîrlerle hâdiseleri sür'atle yatıştırdı

s “Trakya musevileri

“Dahiliye vekili Şükrü Kaya bey ve müfettişi umumi İbrahim Tali bey, Trakyada teftişata devam ediyorlar. Son günlerde Trakyadan şehrimize gelmiş olan museviler, dün de kafile kafile yerlerine dönmeğe devam eylemişlerdir. Trakyadan artık yeni kafileler gelmemektedir.

“Hükûmetin aldığı musip tedbirler, telâşa düşen musevileri tamamile teskin etmiş ve muhaceretin önünü almıştır. Bazı yerlerde Yahudileri tazyika kalkışmış olanlar hakkında tahkikata başlanmıştır. Dahiliye vekili Şükrü Kaya beyin teftişlerini bitirerek bugün şehrimize avdeti muhtemeldir.

“Gelenler ne söylüyorlar?

“Şehrimize gelen Lüleburgazlı musevilerden bir kısmı dönmüşlerdir. Lüleburgazda da 50 musevi ailesi vardır. Onu hicret etmiştir. Bunlar bir kaç musevinin taarruza uğradığını, bunun üzerine hicret ettiklerini söylüyorlar.

Resmî makamlar, Yahûdi vatandaşlara derhâl kol-kanat gerdiler

Uzunköprüden gelen musevilerden Salamon efendi namında bir zat matbaamıza gelerek kendilerini İstanbula gelmeğe sevkeden sebepler hakkında bize şu izahatı vermiştir:

‘- Uzunköprü musevilerinin İstanbula gelmelerinin en belli başlı sebebi, kasabamızda mevcut olan gayri mesul iki adamın yaptığı tahriklerdir. Bu adamların teşvikile halk bizim ile alışverişi kesmiştir. Hattâ bir gün hiç bir müşteri dükkânımıza uğramaz olmuştur. Halk ve köylüler, bundan çok müteessir olmuşlar ve bu iki adamın bu hareketini katiyen tasvip etmemişlerdir.

‘Uzunköprü kaymakamile jandarma kumandanından gördüğümüz himaye ve insaniyetten dolayı çok müteşekkiriz. Bunu gazetenize yazmanızı çok rica ederiz. Hattâ, bu iki adamın museviler aleyhindeki tahrikâtını kaymakam beye şikâyet ettiğimiz zaman kaymakam bey: ‘- Katiyen korkmayınız. Benim vazifem hayatınızı ve eşyanızı muhafaza etmektir.' cevabını vermiş ve bizi teskin etmek için kasaba dahilinde jandarma devriyeleri dolaştırmıştır.

‘Yerlerimize dönmek için Dahiliye vekili beyin Trakyadan avdetini bekliyoruz. Gene tekrar ederim ki Uzunköprüde halk arasında musevi aleyhtarı hiç bir cereyan yoktur. Bütün iş dediğim gibi gayri mesul iki adamın tahriklerinden ibarettir.'

“Şükrü Kaya beyin tetkikatı

“Edirne 9 (Hususî)- Dahiliye vekili Şükrü Kaya bey dün de tetkikatına devam etmiştir. İstanbulda bulunan mülkiye müfettişlerinden bazılarının Kırklareline gitmeleri için emir verilmiştir.

“Yerlerine dönenler

“Şehrimize gelen musevi aileleri yerlerine dönmektedir. Dün de 12 aile Kırklareli ve Edirneye dönmüştür.” (Akşam, 9.7.1934, s. 2)

“Tek Adam”, bütün Devlet teşkîlâtını seferber etmişti

s “İcra vekilleri heyeti bu akşam saat on dokuzda Gazi Hz.nin reislikleri altında toplandı. İçtimada büyük erkânı harbiye reisi müşir Fevzi paşa da bulunmuştur. İçtima iki saat kadar sürmüştür.

“İçtimada Dahiliye vekili Şükrü Kaya beyin, Trakyadaki tetkikatı hakkında gönderdiği raporlar da tetkik edilmiştir.” (Akşam, 11.7.1934, s. 2)

s “Dahiliye vekili Şükrü Kaya bey dün saat on buçukta Çanakkale vapurile Çanakkaleden şehrimize [İstanbul'a] gelmiştir. Şükrü Kaya bey rıhtımda vali ve belediye reisi Muhiddin, vali muavini Ali Rıza, emniyet müdürü Fehmi beyler tarafından karşılanmıştır. Halk dahiliye vekilini alkışlamıştır.

“Şükrü Kaya bey Tokatlıyan oteline giderek bir müddet istirahat etmiş ve bazı ziyaretler kabul eylemiştir. Vekil bey akşamki trenle Ankaraya hareket etmiştir.

“Şükrü Kaya bey Trakyada yaptığı tetkikat hakkında hükûmete telgrafla malûmat vermiştir. Bugün şifahen de icap eden izahatı verecektir.

“Aldığımız malûmata göre Trakyada herkes işile gücile meşgul olmaktadır. İstanbula gelen museviler de memleketlerine dönüyorlar.” (Akşam, 12.7.1934, s. 1)

s Dahiliye vekili Şükrü Kaya bey, heyeti teftişiye reisi Sabri ve mezun bulunan Kırklareli valisi Faik beylerle beraber Ankaraya geldi. İcra vekilleri heyeti [12 Temmuz günü] saat 16.30 da toplandı.

“Trakyada teftişten avdet eden Dahiliye vekili Şükrü Kaya bey heyeti vekileye tetkikatı neticesini bildirmiştir.

“Heyeti vekilece Trakya hadisesinin mahiyeti hakkındaki malûmatın ve hükûmetçe alınan tedbirlerin neşredilmesine karar verilmiştir.” (Akşam, 13.7.1934, s. 2)

Yukarıda naklettiğimiz haberlerden, “Tek Adam”ın ve Hükûmetinin Trakya Hâdiseleri karşısındaki tavrının ne olduğu az-çok anlaşılıyor. Ezcümle, sür'atle, hiddetle, huşûnetle hâdiselere müdâhil oldular ve hem bir takım idârî, zâbıtavî ve adlî tedbîrlerle boykot hareketinin ve taşkınlıkların önüne geçtiler, hem de Yahûdilere têmînat vererek, îtimâd telkîn ederek muhâcereti durdurdular ve muhâcirlerin kısm-ı âzamının evlerine dönmelerini sağladılar.

Derhâl cezâlandırılanlar

Alınan muhtelif mâhiyetteki tedbîrler cümlesinden olarak, hâdiselerde dahli görülen birçok şahıs mahkemelere sevkedilmiş, ayrıca Kırklareli Ticâret Odası Reîsi, Belediye Reîsi ve (evinde, çalıntı eşyâ bulunan) Polis Komiseri tevkîf edilmiş, yine Kırklareli Emniyet Müdürü azledilmiş, Jandarma Kumandanı da başka yere nakledilmiş, bu arada, “çıkardığı Millî İnkılâp mecmuasındaki neşriyatı memleketteki anasır arasında nifak tevlit eder mahiyette görülen Cevat Rifat bey hakkında takibat icrası için [İstanbul] vilâyet makamı tarafından müddeiumumîliğe müracaat edilmiş”, müteâkiben, “memlekette yaşayan unsurlar arasına nifak sokacak mahiyette yazılar yazdığından” Millî İnkılâp mecmûası ve onun ardından, Nihal Atsız'ın Orhun mecmûası, İcrâ Vekîlleri Hey'eti karârıyle kapatılmıştır. (Akşam, 10.7.1934, s. 2; Akşam, 13.7.1934, s. 2; Akşam, 14.7.1934, s. 1; Akşam, 17.7.1934, s. 4) Bu meyânda, 14 Temmuz 1934 târihli Hükûmet Teblîği'nde beyân edildiği üzere: