Mâhir bir stratejist: Munis Tekinalp veyâ Moiz Kohen -11

-----

Beynelmilel Siyonizmin pek faâl bir elemanı

İkinci olarak, Selânik'deki gençlik senelerinden îtibâren, gayet şuûrlu, inanmış bir Siyonist olduğu, bu uğurda hummalı bir faâliyet içinde bulunduğu, teşkîlât kurduğu, Avrupa'daki (hassaten Londra ve Viyana'daki) Siyonist mihrâklarla irtibat hâlinde bulunduğu, Siyonizmin tahakkuku için büyük bir teşkîlâtla faâliyet gösteren İngiltereli Siyonist muharrir İsrael Zangwill ile mektuplaştığı ve yardımlaştığı (Behmoaras 2005: 114-118), 9. Siyonist Kongresi'nde Siyonizmi destekleyen ve bu gayenin tahakkuku için tasavvur ettiği stratejiyi îzâh eden bir nutuk îrâd ettiği ve nihâyet İttihâdcılar ile Siyonist mihrâklar arasında aracı rolü oynayarak “Siyonistler için bir ümit olan İttihâd ve Terakkî”nin (Behmoaras 2005: 100) Siyonizme desteğini kazandığı (Behmoaras 2005: 114-118: Zangwill'in teşkîlâtına gönderdiği mektuplar), bu bakımdan İsrâil Devleti'nin kurulmasında hiç de hafîfe alınmıyacak bir hissesi bulunduğu müşâhede edilmektedir.

1_11

Siyonist Hareketinin (Theodor Herzl tarafından têsîs edilmiş) Almanca nâşiriefkârı Die Welt'in burada ilk sayfası görülen 14 Aralık 1909 târihli 52. nüshasında, Moïse Cohen / Munis Tekinalp'in de Selânik Murahhası olarak iştirâk ettiği 26-30 Aralık 1909 Hamburg 9. Siyonist Kongresi Murahhaslarının tam listesi neşredilmişti. Bu ilk sayfada, Kongre'nin, 26 Aralık 1909 Pazar gününden 30 Aralık 1909 Perşembe gününe kadar olan rûznâmesi veriliyor. Perşembe sabahı, “Osmanlı İmparatorluğu'na Yahûdi Muhâcereti” hakkında Selânik Murahhası Moïse Cohen Bey konuşacaktır… Onca murahhas içinde Tekinalp'e söz verilmesi, onun Siyonist Emperyalizmi içindeki ehemmiyetli mevkiinin alâmetidir. Salı öğleden sonra (“Türkiye'de Yahûdilerin Kültürel Vazıyeti” hakkında) bir başka Selânik Murahhasına (David Florentin'e) söz verilmesi de, Siyonist Emperyalizminin Yahûdi-Sabataî şehri Selânik'e atfettiği büyük kıymete işârettir…

 

Nitekim, Hâtıra Defteri'nin 2 Şubat 1909 târihli sayfasında:

“İstanbul'a gidip bir Siyonist muhîtinde iki hafta kaldım. Görüyorum ki Siyonizm, benim için, pek çok hizmette bulunabileceğim yeni bir faâliyet sâhasıdır. Yalnız, faâliyete geçmeden evvel bu husûsta efkâr-ı umûmiyeyi aydınlatmaya çalışmak lâzım.”

diye yazıyor ve Bene Siyon Klübünde konferans vermeyi planlıyor. (Bali 2012: 2/26-27)

4 Mart 1909 târihli sayfada,

“Anglo Palestine Bank isimli Siyonist bankasının Selânik'de bir şûbe açması için çok çalıştığını”

ifâde ediyor. (Bali 2012: 2/28)

2 Kasım 1910 târîhli sayfada, Yahûdilerin Türkiye'ye kesîf şekilde hicretini tanzîm etmek için bir teşkîlât kurmaya çalıştığından bahsediyor:

“Viyana'ya seyâhatimin akabinde, Selânik'de [yine kendisinin başında bulunduğu] Yakın Dostlar Klübü mârifetiyle ve Viyana'daki nüfûzlu şahsıyetlerin himâyesi altında bir Yahûdi Hicreti Teşkîlâtının kurulmasına teşebbüs ettim. Bu teşkîlât, çok büyük inkişâf kaydedebilir.” (Bali 2012: 2/38)

20 Aralık 1910 târîhinde yazdıklarından geniş çaplı Siyonist faâliyetlerine devâm ettiği anlaşılıyor:

“Romanyalı Yahûdilerin Türkiye'ye hicreti hakkında [Almanyalı Yahûdi iktisâdcısı] Gustav Kohn'la devâm eden mektuplaşmam çok iyi netîce vereceğe benziyor. Bu uğurda sebât etmek lâzım.” (Bali 2012: 2/40)

Türke başka, Yahûdiye başka dil

Yeni Tasvîr-i Efkâr'ın 25 Teşrînievvel (Ekim) 1909 târihli nüshasında Ebuzziyâ Tevfîk Siyonizm aleyhinde bir makale neşredince, peş peşe, aynı gazetenin 4 Teşrînisâni (Kasım) 1909 ve 16 Teşrînisâni 1909 târihli nüshalarında neşredilen iki makale ile, Ebuzziyâ Tevfîk'in “Siyonizmi vatan-ı Osmânî için bir tehlike addetmesine” ve bahis mevzûu ettiği muhtelif mahzûrlara îtirâz ve Siyonist projesini müdâfaa ediyor. Bu makalelerde kullandığı dil ile hemen sonrasında (26-30 Aralık 1909) Hamburg 9. Siyonist Kongresi'nde  kavimdaşlarına hitâben kullandığı dil birbirinden farklıdır ve onun ne kadar mâhir bir stratejist olduğunun bir başka delîlidir.

2_6 

 

 Siyonist Hareketinin Almanca nâşiriefkârı Die Welt'in 14 Aralık 1909 târihli 52. nüshasında, 26-30 Aralık 1909 Hamburg 9. Siyonist Kongresi Murahhaslarının -soyadı harf sırasıyle- tam listesi… Selânik Murahhası Cohen, Moïse (Tekinalp, Munis)'in ismi, 1150. sayfanın birinci sütûnundadır.

 

Gazetedeki makalelerinde, Siyonistlerin “kendilerine mahsûs müstakil bir müstemleke tesis etmek istemediklerini” (Bali 2012: 2/82), “Mûsevîler gibi milliyet dâilerinden vâreste, her türlü makasıd-ı mahsûsa-i siyâsiyeden ârî” bir topluluğun kesîf bir şekilde Osmanlı topraklarına celb edilmesinin “vatanımızı feyizlendireceğini”, Rusya ve daha başka Hıristiyan memleketlerinde zulüm gören Yahûdilerin Osmanlı vatanına sırf bu zulümden kurtulmak ve yeni vatanlarına hizmet etmek maksadıyla hicret etmek istediklerini  ileri sürmekte, bu meyânda (Ebuzziyâ'nın zannının aksine,) “Osmanlı Mûsevîlerinin de Siyonizme muârız olmadığını” bilhassa tasrîh etmektedir. (Bali 2012: 2/83-85) Makalesi, “Yeni Asır Muharrirlerinden Dâvâ Vekîli M. Kohen” imzâsını taşıyor. 

Hâlbuki, Selânik'e gelen Dünyâ Siyonist Teşkîlâtı İcrâ Hey'eti Reîsi Dr. Jacobson'un tensîbiyle iştirâk ettiği (Behmoaras 2005: 102) 9. Siyonist Kongresi'nde, “Anti-Siyonizmi bir zehir” ve cem'iyet çapında bir rûh hastalığı (“anti-Siyonizm, toplumun olumsuz ve kötü yanlarının çoğunluk tarafından azınlığa fatura edilmesi gibi psikolojik bir durumdan başka bir şey değildir”) (Bali 2012: 2/95, 97)  olarak tavsîf ettiği ve Almanca kısa bir girişten sonra “Değerli delegeler! Artık, Osmanlı yurttaşları olarak hiç de hakketmediğimiz uğursuz despotizm hayaletinden kurtulmuş bulunuyoruz!” sözleriyle Fransızca olarak devâm ettiği hitâbesi, başka makamdadır:

“(Abdülhamîd Hân'ın engellemelerinden sonra) Yahudilerin Türkiye'ye göçü konusu, ilk defa [1908, 23] Temmuz Devrimi sonrası gündeme geldi. Birden kavuştuğumuz bağımsızlığın sarhoşluğu ve sevinci, bizleri, yaşadıkları ülkelerde zor durumda bulunan kardeşlerimizi Türkiye'ye göç ettirme düşüncesinde umutlandırıyordu. Anti-Siyonist düşünceden uzak kalmış tek ülke Türkiye'yi bizler, zamanımızın Kenan ülkesi, İsrailoğullarının Kutsal Toprakları olarak değerlendiriyor ve kardeşlerimizin modern ülkelerin zulmünden ve şehirlerin uşaklık ve ezikliğinden kurtulmaları için tek çare olarak görüyorduk. Düşünüyorduk ki şimdiye kadar olduğu gibi Sibirya'nın buzullarını ve bozkırlarını kanlarıyla sulayacaklarına, binlerce Yahudi gelecek ve ülkemizin ıssız ve çorak topraklarını alın terleriyle verimli kılacaklar. Bu düşünceler bize güzel günlerin yakın olduğu coşkusunu yaşattı. Ancak, o zamanki siyasî mücadelemiz ve heyecanımız bazı hakikatleri görmemizi engellemişti…” (Bali 2012: 2/94)

 “Türkiye'de ortaya çıkacak bir anti-Siyonist hareketi etkisiz kılacak bir başka gizli güç de, Yahudilerin kendi aralarındaki dayanışmadan başka bir şey değildir. Evet, Türkiye'ye gerçekleştirilecek büyük bir Yahûdi göçü, ülkemizde dünyanın hiçbir yerinde rastlanmayan atak bir güç olacaktır. Ayrıca, bizde kendilerini asimile edecek daha yüksek bir kültür olmadığı için, göç eden Yahudiler kültürel kimliklerini koruyabileceklerdir.” (Bali 2012: 2/98)