Lafın azını Paralel’e dokunduranlarla terör mücadelesi olmaz…

-----

Ankara'da, Türkiye'nin kalbinde son beş ay içinde üçüncü bir ölümcül bomba patladı.

Onlarca insanımızın öldüğü üç eylemin mesajını anlayabilmek için sabah akşam ekranlarda boy gösteren terör uzmanlardan biri olmaya gerek yok.

Aksine çoğunun ettiği laf salatalarına bulaşmayan ve neden sonuç ilişkileri konusunda az buçuk kafası çalışanlar, lanet terör eylemleri için Ankara'nın seçilmesinin ardındaki nedeni eliyle koymuş gibi bulabilir. O nedeni görebilenler, ardından eğer şu soruyu sorabilirlerse meselenin özüne daha çok yakınlaşabilirler.

Lakin o soru herkesin aklına ilk gelen ‘bir ülkenin stratejik bütün kurumlarının bulunduğu ve güvenliği çok daha yüksek bir şehri terör eylemlerinin yolgeçen hanına çevirmeyi kim ister?' sorusu değildir.

Asıl soru ‘hangi düşman bağımsız bir ülkenin bütün değer ve kıymetlerini barındıran bir şehri son 5 ayda 3 kez vurabilmeyi bu denli kolaylıkla becerebilir?' olmalıdır.

Son terör eyleminden sonra her kesimden gelen tepkilerin, değerlendirmelerin çoğunluğu hem bu sorunun sorulmadığını hem de bu soruyu sorduracak yönde değerlendirmelerin hala yapılmadığını gösteriyor maalesef.

Herkesin alelacele suçlu ilan ettiği ilk akla gelen ya da söylemeye dilim varmıyor ama ilk akla gelinmesi istenenler oluyor nedense.

Onlara göre bu terör eyleminin de faili ya hendek ve barikatlara karşı sürdürülen operasyonlarla yenilen ve ağır darbe alan PKK

Ya birkaç gün önce medyaya yansıdığı şekliyle Kandil'de Duran Kalkan'ın ilan ettiği oluşumda yer alan verimsiz ve kullanıma açık sol örgütlerden biri…

Ya da son yıllarda Suriye'de yaşananların ardından Suriye'den Rusya'ya, İran'dan ABD'ye kadar bölgede çıkar savaşına girişmiş ve Türkiye'ye diş bilediğini gizlemeyen devletlerin istihbarat örgütleri…

Bu türden alçaklıklarla Türkiye'ye diz çöktürmek, devletten ülkeyi zayıflatacak bir şeyleri koparmak fail adaylarının hepsinin derdi. Buna şüphe yok.

Lakin anlamadığım enerjimizi ezbere bilinen bu gerçek yerine, ‘bombacıları bu örgütlerden olma olasılığı yüksek olan eylemlerin devletle alay edercesine kolayca ve üst üste yapılmasını sağlayanlar kimler?' sorusu üzerine neden harcamadığımız?

Yani kim yardım ediyor bu katillere? Kim hedeflerine ulaşmaları için kolaycılık sağlıyor? Kim devletin engellerini etkisizleştirip kanlı eylemlerin gerçekleşmesini sağlıyor?

Kale'mizin içindeki işbirlikçiler, hainler, bombacılara yardım ve yataklık eden namussuzlar kim?

***

Son birkaç aydır abartmasız bütün gazetelerin sürmanşetlerinden devlet yetkililerinin açıklamalarına, televizyon konuklarının ağızlarına sakız ettiklerinden sosyal medya mesajlarına kadar her mecrada PKK'ya Diyarbakır'da, Sur'da, Cizre'de, Hakkâri'de vurulan ağır darbeler yazılıp, konuşuluyor, değil mi?

Peki, benzer ağır darbeler, ümüğe çökmeler, kök kazımalar adı geçen örgütlerden bin defa daha tehlikeli olduğunu her adaletli insanın bildiği 'Paralel Yapı'ya karşı neden yapılmıyor?

İyi de bu örgüt, PKK ve DHKP-C gibi halk mücadelesiyle, solculukla ilişkisi olmayan ve birer suç örgütlerine dönüşen yapılanmaların yaratacağı tehlikelerin kulak kalacağı deve değil mi?

O halde bu ülkenin siyasi partilerinden ticaret odalarına, barolardan emniyetine, sanayi odalarından STK'lara, ilkokullarından üniversitelerine, yargısından istihbarat teşkilatına, ordusundan sanatına kadar her yere sızarak devleti ele geçirmeyi planlayan ve bunun için her kirli operasyonu yapabilecek ahlaksızlığa sahip deve neden yorumlarda, analizlerde, yazılarda hala kıçı kırık kulaklar kadar bile yer almıyor?

Neden hâlen bu insanların okul, yurt açıp, yoksul çocuklara eğitim hizmeti veren,  ülkenin ekonomisine katkı sunan işletmeleri işleten, ülkenin ihtiyacı olan doktorundan mühendisine birçok farklı meslekte insanı yetiştiren, milletin imanını güçlendiren, dinini öğreten insanlar olduklarına dair bilinçli ve bilinçsiz oluşturulmuş algılar ortalıkta dolaşıyor?

Oysa her türden kanlı eylemin gerçekleşmesine kolaylaştırıcı destek verebilecek imkân ve öfkeye sahip hain bir örgütün bilinen bilinmeyen kriptoları rahatça nefes alıyorken ve güçleri küçümseniyorken yapılan hiçbir terörle mücadele başarıya ulaşamaz.

Devlet, Sur'da veya Cizre'de yaptığı güçlü ve etkili mücadeleyi her kurum ve kademesine sızmış Paralelci hainlere karşı da aynı kararlılıkla sürdürmelidir. Aksi halde korkarım Türkiye'nin kalbinde 3 değil 300 bombanın patlaması dahi mümkündür.

Kimse kimseyi aldatmasın artık.