Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi-9
-----
2023-07-09 00:00:00
<p> Sebastian'ın beynini kemiren fatih olma
hülyası, ordusunun hazırlanmasını da hızlandırdı. Ülkenin her yerinden
gönüllüler, paralı askerlik yapmak isteyenler, maceraperestler ve ganimet
avcıları isimlerini tek tek listelere yazdırmakla meşguldüler. Ordunun mevcudu
ise günbegün artıyordu. Ülkenin soylu sınıfını oluşturan dükler, baronlar,
kontlar ve şövalyeler muhtemel bir galibiyet sonrasında Mağrib topraklarından
pay kapabilmek için akın akın bu kutsal olduğuna iman ettikleri orduya
katılıyorlardı. Fransa dönüşünde Abdülmelik'in hususu doktoru Berard yanında
Fransız bir seyyah olan Vincent Le Blank ile beraber Portekiz askeri
karargâhını ziyaret eder. Le Blank seyahat notlarında Sebastian'ın karargâhının
bir hayli kalabalık olduğunu ifade eder ve burada çok sayıda kadın ve çocuk
dahi gördüğünü de belirtir.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Gerçekte Sebastian'ın ordusunun mevcudu
konusunda çok çeşitli rivayetler olmakla beraber tarihçi El Vefrani sayıyı 60
bin kişi ve 300 top olarak verirken, Hammer ordunun mevcudunun 70 bin olduğunu
ve 360 top bulunduğunu ifade eder. Bunun yanında bazı başka tarihçiler ise
başka başka sayıları vermektedirler ki mevcudu 125 bine kadar çıkartan
kaynaklar dahi bulunmaktadır. Portekiz’in o günkü toplam nüfusu dikkate
alındığında ise kendi başına 125 bin asker çıkarmasının imkânsız olduğu da göz
ardı edilemez. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Tüm bunlar hali hazırda
gerçekleşmekte ve bir harbin olacağı ufukta belirmişken, Cezayir beylerbeyi
Hasan Paşa payitahtı bilgilendirmek için düzenli bir şekilde mektuplar
yollamaktaydı. Bu mektupların birine 2 Receb 986 tarihinde yazilan cevapta
Sultan Murad Han </span><span style="font-family:"Times New Roman",serif;
mso-fareast-font-family:"Times New Roman"">"...Portakal (Portekiz)
kralının çok asker toplamakta olup ve Papa ve duka Franca dört beş para parçaya
cenkçi ve zahire tahmil edip Portakal'a muâvenet için göndermiştir. Portakal
kralı İspanya kralının serhaddine varıp, birbiriyle mülâki olup, amma tedârik
ve müşâvereleri ne idüğü malûm olmayıp ve ol esnada İspanya kralı Portakal
kralına kızını verdiği mukarrer olup ve Portakal kralına muâvenet için onbin
miktarı asker cem edüp, Arap yakasına (Afrika'ya) geçirmek için altmış kıta
kadırga vereceği olmuştur deyu istima olundu. Zira Portakal kralının sekiz kıta
kadırgadan gayrı gemisi yoktur. Amma fıkr-i fâsidleri ne canibe olduğu ma'lum
değildir. Bazıların cevapları böyledir ki; İspanya kralı bu kış Flandr üzerine
gitmek isteği vardır. Lâkin kendisi Flandr canibine giderse, bu canipte kendü
vilâyeti (ülkesi) hâli kalır. Kendi memleketi havfından südde-i saâdetmedanmla
barışma tedarikinde olduğu ve Portakal kralı, Mulay Abdülmelik üzerine gelmek
ihtimali vardır. Zira kardeşi oğlu Mulay Mehmed (el-Mütevekkil) küffâr elinde
olan Septe nam kaleye varup ve Portakal kralı ile haberleşüp, birkaç defa
mektupla adamları varup geldikten sonra fikr-i fâsidleri zuhura getirilmek için
Portakal kralına üç yarar beylerin gönderip deryada giderken Abdülmelik
fırkatası rastgelüp mezburları tutup götürüp ahvalleri ma'lûm olduktan sonra
ikisini kati ve birisini hapsedüp kendisi dahi sefer tedarikinde olup, kardeşi
Mulay Ahmed'i on bin miktarı askerle mukaddem irsal eylediği ve kendisi dahi
kırk elli bin askerle taşra çıkup, vilâyetin etraf ve eknafına göz kulak tutup,
külli tedarikte olduğu ve hâlen Cezayir askerinden bin beşyüz neferada iki
yarar bey tayin olunup serhat cânibine gönderildiği ve sen dahi yirmi pâre gemi
donadup derya üzerine çıkmak üzere olduğun ve ol cânipte olan asker kendi
hallerinde olup herbiri gaza ve cihâda hazır bulunduklarını bildirmiştim(*)...
buyurur.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman""> Abdülmelik yönetimi
eline aldığı andan itibaren özellikle askeri alanda gerekli ıslahatları birbiri
ardınca süratli bir şekilde yaparak Mağrib üzerinde askeri etkisi bulunan Arab
usulünü terk ederek, Osmanlı tipi teşkilatlanmayı benimser. Hatta ve hatta
askeri sınıfları taksim ederken sipahi gibi Türkçe kelimeleri de askeri lügate
sokar. Marakeş, Tarudant ve Fes’te birer top dökümhanesi kurdurur ve bu
dökümhanelerde sadece Türk mühendisleri ve top dökümcüleri istihdam eder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Portekizlilerin bu saldırgan tavırları bütün
Mağrib halkını birbirine kenetlenmesini sağlar. Bütün tarikat şeyhleri savaşmak
için müritleri ile beraber Abdülmelik'in sancağı altında toplanmaya başlarlar.
Ülkenin merkezinden uzak yerlerde konumlanmış ve bir nevi başına buyruk yasayan
aşiretler de gruplar halinde bu orduya katılmak için şehir merkezlerine gelmeye
başlarlar. Ataları Endülüs'ten sürülen Müslümanlar da intikam almak için büyük
bir iştiyak ile kendilerini gönüllü yazdırmaktadırlar. Bu kadar çeşitli
grupların oluşturduğu ordunun tam sayısı konusunda rivayetler muhtelif olmakla
beraber, mevcudun 30 ila 60 bin arasında olduğu tahmin edilmektedir. Tarihçi
Ez-Zeyyani de bu harpten bahsettiği bir eserinde toplam mevcudun 50-60 bin
civarında bir askeri kuvvet olduğunu rivayet eder.<o:p></o:p></span></p>
Abdülmelik 26 Haziran’da kendisine muhalif
olanların son karargâhı konumunda olan Sus şehrini teslim alır ve ülke içindeki
birliği sağlar. Bu sırada Portekiz ordusunun Lizbon’dan gemilerle yola çıkmakta
olduğu haberi Abdülmelik'e ulaşır. Sus bölgesinden süratle hareket ederek
başkente süratle vasıl olur. Burada orduya yeterli takviyenin yapılması için
emir verir. 5 Temmuz’da ordunun hazırlıkları tamamlanır ve Abdülmelik orduya
kuzeyde bulunan Temesna’ya doğru
harekete geçmesi emrini verir. Temesna mıntıkası ordunun istirahati için gayet
iyi bir bölgedir. Burada dört gün mola verilir. Bu sırada bir divan kurulur ve
Abdülmelik vezirleri ile neler yapılması gerektiği konusunda istişarede
bulunulur. Ordunun moralinin yüksek tutulması için birtakım müsabakalar
yapılır. Kazanan askerlere çeşitli ihsanlar verilir. Divanda kardeşi Ahmed’e
gönderilmek üzere bir mektup kaleme alınır ve onun Fes’ten yola çıkarak orduya
dahil olması emrini verilir. Bu sırada Sale yakınlarında kurulan seyyar
dökümhanede üç adet top çok süratli bir şekilde dökülür. Bu topların da
Temmuz'un 21'inde hazır olmasıyla beraber bir kac deneme atisi yapılır ve
akabinde ordu 24 Temmuz günü Kasr’ul Kebir mıntıkasına doğru yola çıkarak
burada karargâh kurma ve düşmanı bekleme kararı alır. Bundan sonrası ağını
kurup avını bekleyen örümcek misalinde olduğu gibi sabırla düşmanın üzerlerine
gelmesini beklemek ve onları ummadıkları bir hezimete uğratıp, onların
ölülerini Mağrib'in çorak topraklarında akbabalara yem etmeye mi gelmişti?