Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi-9

-----

<p>&nbsp; &nbsp;&nbsp;&nbsp;Sebastian'ın beynini kemiren fatih olma hülyası, ordusunun hazırlanmasını da hızlandırdı. Ülkenin her yerinden gönüllüler, paralı askerlik yapmak isteyenler, maceraperestler ve ganimet avcıları isimlerini tek tek listelere yazdırmakla meşguldüler. Ordunun mevcudu ise günbegün artıyordu. Ülkenin soylu sınıfını oluşturan dükler, baronlar, kontlar ve şövalyeler muhtemel bir galibiyet sonrasında Mağrib topraklarından pay kapabilmek için akın akın bu kutsal olduğuna iman ettikleri orduya katılıyorlardı. Fransa dönüşünde Abdülmelik'in hususu doktoru Berard yanında Fransız bir seyyah olan Vincent Le Blank ile beraber Portekiz askeri karargâhını ziyaret eder. Le Blank seyahat notlarında Sebastian'ın karargâhının bir hayli kalabalık olduğunu ifade eder ve burada çok sayıda kadın ve çocuk dahi gördüğünü de belirtir.</p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">&nbsp;Gerçekte Sebastian'ın ordusunun mevcudu konusunda çok çeşitli rivayetler olmakla beraber tarihçi El Vefrani sayıyı 60 bin kişi ve 300 top olarak verirken, Hammer ordunun mevcudunun 70 bin olduğunu ve 360 top bulunduğunu ifade eder. Bunun yanında bazı başka tarihçiler ise başka başka sayıları vermektedirler ki mevcudu 125 bine kadar çıkartan kaynaklar dahi bulunmaktadır. Portekiz’in o günkü toplam nüfusu dikkate alındığında ise kendi başına 125 bin asker çıkarmasının imkânsız olduğu da göz ardı edilemez. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">Tüm bunlar hali hazırda gerçekleşmekte ve bir harbin olacağı ufukta belirmişken, Cezayir beylerbeyi Hasan Paşa payitahtı bilgilendirmek için düzenli bir şekilde mektuplar yollamaktaydı. Bu mektupların birine 2 Receb 986 tarihinde yazilan cevapta Sultan Murad Han </span><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;">"...Portakal (Portekiz) kralının çok asker toplamakta olup ve Papa ve duka Franca dört beş para parçaya cenkçi ve zahire tahmil edip Portakal'a muâvenet için göndermiştir. Portakal kralı İspanya kralının serhaddine varıp, birbiriyle mülâki olup, amma tedârik ve müşâvereleri ne idüğü malûm olmayıp ve ol esnada İspanya kralı Portakal kralına kızını verdiği mukarrer olup ve Portakal kralına muâvenet için onbin miktarı asker cem edüp, Arap yakasına (Afrika'ya) geçirmek için altmış kıta kadırga vereceği olmuştur deyu istima olundu. Zira Portakal kralının sekiz kıta kadırgadan gayrı gemisi yoktur. Amma fıkr-i fâsidleri ne canibe olduğu ma'lum değildir. Bazıların cevapları böyledir ki; İspanya kralı bu kış Flandr üzerine gitmek isteği vardır. Lâkin kendisi Flandr canibine giderse, bu canipte kendü vilâyeti (ülkesi) hâli kalır. Kendi memleketi havfından südde-i saâdetmedanmla barışma tedarikinde olduğu ve Portakal kralı, Mulay Abdülmelik üzerine gelmek ihtimali vardır. Zira kardeşi oğlu Mulay Mehmed (el-Mütevekkil) küffâr elinde olan Septe nam kaleye varup ve Portakal kralı ile haberleşüp, birkaç defa mektupla adamları varup geldikten sonra fikr-i fâsidleri zuhura getirilmek için Portakal kralına üç yarar beylerin gönderip deryada giderken Abdülmelik fırkatası rastgelüp mezburları tutup götürüp ahvalleri ma'lûm olduktan sonra ikisini kati ve birisini hapsedüp kendisi dahi sefer tedarikinde olup, kardeşi Mulay Ahmed'i on bin miktarı askerle mukaddem irsal eylediği ve kendisi dahi kırk elli bin askerle taşra çıkup, vilâyetin etraf ve eknafına göz kulak tutup, külli tedarikte olduğu ve hâlen Cezayir askerinden bin beşyüz neferada iki yarar bey tayin olunup serhat cânibine gönderildiği ve sen dahi yirmi pâre gemi donadup derya üzerine çıkmak üzere olduğun ve ol cânipte olan asker kendi hallerinde olup herbiri gaza ve cihâda hazır bulunduklarını bildirmiştim(*)... buyurur.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;">&nbsp;Abdülmelik yönetimi eline aldığı andan itibaren özellikle askeri alanda gerekli ıslahatları birbiri ardınca süratli bir şekilde yaparak Mağrib üzerinde askeri etkisi bulunan Arab usulünü terk ederek, Osmanlı tipi teşkilatlanmayı benimser. Hatta ve hatta askeri sınıfları taksim ederken sipahi gibi Türkçe kelimeleri de askeri lügate sokar. Marakeş, Tarudant ve Fes’te birer top dökümhanesi kurdurur ve bu dökümhanelerde sadece Türk mühendisleri ve top dökümcüleri istihdam eder.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">&nbsp;Portekizlilerin bu saldırgan tavırları bütün Mağrib halkını birbirine kenetlenmesini sağlar. Bütün tarikat şeyhleri savaşmak için müritleri ile beraber Abdülmelik'in sancağı altında toplanmaya başlarlar. Ülkenin merkezinden uzak yerlerde konumlanmış ve bir nevi başına buyruk yasayan aşiretler de gruplar halinde bu orduya katılmak için şehir merkezlerine gelmeye başlarlar. Ataları Endülüs'ten sürülen Müslümanlar da intikam almak için büyük bir iştiyak ile kendilerini gönüllü yazdırmaktadırlar. Bu kadar çeşitli grupların oluşturduğu ordunun tam sayısı konusunda rivayetler muhtelif olmakla beraber, mevcudun 30 ila 60 bin arasında olduğu tahmin edilmektedir. Tarihçi Ez-Zeyyani de bu harpten bahsettiği bir eserinde toplam mevcudun 50-60 bin civarında bir askeri kuvvet olduğunu rivayet eder.<o:p></o:p></span></p> &nbsp;Abdülmelik 26 Haziran’da kendisine muhalif olanların son karargâhı konumunda olan Sus şehrini teslim alır ve ülke içindeki birliği sağlar. Bu sırada Portekiz ordusunun Lizbon’dan gemilerle yola çıkmakta olduğu haberi Abdülmelik'e ulaşır. Sus bölgesinden süratle hareket ederek başkente süratle vasıl olur. Burada orduya yeterli takviyenin yapılması için emir verir. 5 Temmuz’da ordunun hazırlıkları tamamlanır ve Abdülmelik orduya kuzeyde bulunan Temesna’ya&nbsp; doğru harekete geçmesi emrini verir. Temesna mıntıkası ordunun istirahati için gayet iyi bir bölgedir. Burada dört gün mola verilir. Bu sırada bir divan kurulur ve Abdülmelik vezirleri ile neler yapılması gerektiği konusunda istişarede bulunulur. Ordunun moralinin yüksek tutulması için birtakım müsabakalar yapılır. Kazanan askerlere çeşitli ihsanlar verilir. Divanda kardeşi Ahmed’e gönderilmek üzere bir mektup kaleme alınır ve onun Fes’ten yola çıkarak orduya dahil olması emrini verilir. Bu sırada Sale yakınlarında kurulan seyyar dökümhanede üç adet top çok süratli bir şekilde dökülür. Bu topların da Temmuz'un 21'inde hazır olmasıyla beraber bir kac deneme atisi yapılır ve akabinde ordu 24 Temmuz günü Kasr’ul Kebir mıntıkasına doğru yola çıkarak burada karargâh kurma ve düşmanı bekleme kararı alır. Bundan sonrası ağını kurup avını bekleyen örümcek misalinde olduğu gibi sabırla düşmanın üzerlerine gelmesini beklemek ve onları ummadıkları bir hezimete uğratıp, onların ölülerini Mağrib'in çorak topraklarında akbabalara yem etmeye mi gelmişti?