Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi-8
-----
2023-07-02 00:00:00
<p> İşlerin gittikçe kötüleştiğinin farkında
olan Felipe Osmanlılar ile bir saldırmazlık antlaşması yapmak için fırsat
kollamaya başladı. Günler geçmekte fakat Sebastian henüz fikrinden caydırılmış
değildi. Sebastian kendi bildiğini okumakta ve savaş hazırlıklarını da artık
saklama gereksinimi bile duymamaktaydı. Takvimler Haziran 1578’i gösterdiğinde
Felipe son kez Sebastian'ı uyarma ve onu da bu saldırmazlık antlaşmasına dahil
etme fikrini iletmek için bir elçi yolladı.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Elçi olarak tekrardan seçilen Albe dükü,
Portekiz sarayının soğuk mermer koridorlarını boydan boya geçip taht odasında
Sebastian'ın huzuruna kabul edildiğinde, onun içinde bulunduğu ruh halinin
karakterini tamamen tersine çevirmeye başlamış buldu. Elçiye karşı küstah ve
alaycı konuşuyor, zaman zaman da onu aşağılayarak Felipe'nin korkak olduğunu
söylemekten hiç çekilmiyordu. Bu durum İspanyol elçisinin sinirlerini
yıpratmıştı. Dük görevini bir an önce tamamlamayıp bu aşağılanmış durumdan
kurtulmak için can atıyordu. Görüşme yine başarısızlıkla sonuçlanmış ve Albe
Dükü de İspanya'nın yolunu tez zamanda tutmuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Felipe’nin bu sefere tarafsız kalmasının
yegâne sebebi Osmanlı ile yaptığı barışı korumak değildi. Kendisini bu fikir
üzerine sabit düşüncede bırakan en büyük etken İspanya'nın sadece birkaç on yıl
önce içinden geçtiği mali buhran ve bu buhran sonucunda devletin iflasın
eşiğinden kıl payı dönmüş olmasıydı. Eğer mali açıdan sıkıntılı bir durum
oluşturmayacak olsa Felipe bu harbe tabiri caizse balıklama atlar ve Mağrib
Fatihi olabilme şansını Sebastian’a kaptırmak durumunda kalmazdı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Bu arada Sebastian da boş durmamış ve
Avrupa'nın köklü bankerlerinden olan Medici ailesinin Toskana koluna mensup
bulunan ve Toskana Dükü unvanı ile bu şehri yöneten Francesco di Medici’den 200
bin altın borç ve 3 bin kişilik bir askeri yardım talep etmişti. Medici bu
hülya için tek altın bile borç vermeyeceğini, askeri yardım için ise başka
kapıları çalması gerektiğini kendisine bildirdi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Sebastian İspanya’yı kendi tarafına çekememiş
olmanın verdiği çaresizlikle son bir hamle yapmaya çalıştı. O sırada İspanya
kontrolünde olan Hollanda’da faaliyet gösteren isyancılarla el altından irtibat
kurmak sureti ile Felipe’yi köşeye sıkıştırmaya çabalıyordu. Felipe bu durumdan
zamanında haberdar olmuş ve işler karışık bir vaziyet almadan Hollanda’da
duruma hâkim olmaya çalışmıştı. Tam bu sırada Papalık Sebastian'ın yardımına
yetişmiş ve onun yapacağı Mağrib harekâtına Haçlı Seferi statüsü verilmesini
karara bağlanmıştı. Bu karar Avrupa’da tez zamanda duyulurken, kıta ülkeleri
arasında da endişeye sebebiyet vermişti. Örneğin Portekiz’in yaklaşık 200
yıldır müttefiki olan İngiltere’nin bu konu hakkında ayrıntılı bir izahat
istemesi de işin tuzu biberi olmuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Abdülmelik kurdurduğu istihbarat ağı sayesinde
Sebastian'ın planlarından haberdar olmaktaydı. Casuslar olası bir saldırıda
Portekizlilerin nerelerden çıkartma yapabilecekleri konusunda birtakım
bilgileri saraya jurnallemekteydiler. Portekiz'in entelektüel tabakadan olan
bazı kişileri de böyle bir harbin tehlikeleri konusunda Sebastian’a fikirlerini
söylemeye çalışmaktaydılar. Fakat bu çabalar sonuçsuz kalmakta ve kral çıkan
aksi sesleri bastırma yoluna giderek muhalifleri ezmeye çalışmaktaydı.
Lizbon'un en meşhur Katolik vaizlerinden biri olan keşiş Fran dahi engellemelerle
karşılaşmaktaydı ve susturulmak için uzak bir manastıra sürülmüştü.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Tüm bunlar gerçekleşirken Abdülmelik barışı
korumak için hem İspanya kralı Felipe’ye hem de Portekiz kralı Sebastian’a
mektuplar yolladı. Özellikle Sebastian’a yolladığı mektup ilginç ifadeler ve
teklifler barındırmaktaydı. Bu mektuba göre Abdülmelik Portekiz’in tüm
planından haberdar olduğunu bildirmiş, kendisinin savaşa taraftar olmadığını,
Portekizliler’in Türkler’in Mağrib'de bulunmasını bahane etmemeleri gerektiğini
çünkü Türklerin bölgeden çoktan ayrıldıklarını, kendisinin de istiklalini
korumak gayesinde olduğunu ve Osmanlı tabiiyeti altında bulunmak gibi bir
niyetinin olmadığını ifade etmekteydi. Hatta ve hatta Portekizliler Mağrib'de
tarım ve hayvancılık yapmak isterlerse kendilerine iki-üç kaleyi verebileceğini
de eklemişti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Abdülmelik İstanbul'da bulunurken vebaya
yakalanmış ve kendisini Fransız asıllı bir doktor olan Berard tedavi etmişti.
Bu tedavi sırasında doktorun özverili çalışması geleceğin sultanini
etkilenmişti. Mağrib tahtını ele geçirince de bu Fransız doktoru sarayına davet
etmiş ve özel doktoru olarak görevlendirmişti. Berarad doktorluğunun yanında
ağzı laf yapan sıkı bir diplomattı. Aynı zamanda Fransa’da hatırı sayılır
kişilerle irtibatı da bulunmaktaydı. Bu fırsattan yararlanmak isteyen
Abdülmelik Fransa kralına elçi olarak hususi doktorunu gönderdi. Abdülmelik'in
bu ziyaretten muradı hem iki ülke arasındaki ilişkileri canlandırıp
kuvvetlendirmek hem de Fransa'yı Portekiz'le ittifak kurmaktan alıkoymaktı. Fransa
kralı III. Henri bu elçiyi memnuniyetle karşılamış ve kendisine pek çok soru
sorarak Abdülmelik'i biraz da olsa tanımaya çabalamıştı. Aslında Fransızlar
Osmanlı ile Kanuni Sultan Süleyman devrinden beri devam etmekte olan ittifakı
zedelememek için Portekiz'le bir yakınlaşmaya girmeyi akıllarından bile
geçirmemişlerdi. Görüşmenin sonunda Doktor Berard Fransa kralına Abdülmelik
tarafından yazılan hususi mektubu taktim etme fırsatı da bulmuştu. Kral mektubu
hemen orada açtırmış ve Abdülmelik'in Doktor Berard’in Fransa'nın Mağrib
konsolosu olarak atanması ricasının da bulunduğu pek çok konudan oluşan iş
birliği önerilerinin kahir ekseriyetini kabul etti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Fransa ile yakınlaşma sağlayıp olası bir
Fransa-Portekiz ittifakına kapıyı tamamen kapattıran Abdülmelik 22 Temmuz 1578
tarihinde Sebastian’a yollanmak üzere bir mektup daha kaleme alıp onu son kez
fikrinden vazgeçirmeye çalışmaktaydı. Mektubunda barışın korunması konusunda
taraf olunmasını istemekte ve Sebastian'ın sabık sultan ile iş birliği yapmasının
ona bir yarar getirmeyeceğinden bahsetmekteydi. Sabık sultanın verdiği sözleri
hiçbir zaman tutmayan iki yüzlü biri olduğundan dem vurarak, onun
desteklenmesinin bırakılıp kendisi ile bir anlaşma yapılması durumunda daha
önce de söz verdiği gibi sahil kalelerinden bazılarını etrafındaki arazi ile
birlikte Portekiz’e terke hazır olduğunu bildirdi. Abdülmelik gerçekten de kan
dökülmesi taraftarı değildi. Yıllarca önce abisi daha sonrasında ise yeğeni ile
yaptığı mücadele kendisini aşırı bir şekilde yıpratmıştı. Abdülmelik'in kaleme aldırdığı bu son mektubu Sebastian'ı
da onun gibi mantıklı düşünmeye etki edecek miydi? <o:p></o:p></span></p>