Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi-7
-----
2023-06-18 00:00:00
<p> Portekiz kralı Sebastian seleflerinin
Mağrib'de kaybettikleri toprakları geri alabilmek adına türlü türlü planlar
yapmakta ve ülkesinin ileri gelenlerine de Müslümanları Endülüs'ten İspanyollar
ile el ele vererek nasıl çıkarttıklarını anlatarak onları da kendi yanına
çekmeye çalışmaktaydı. Ona göre eski bir Hristiyan yurdu olan Mağrip
Müslümanlara bırakılamayacak kadar değerliydi. Ayrıca Osmanlıların Atlantik
Okyanusu kıyılarına Mağrib’i kendilerine bağımlı hale getirerek ulaşmaları
kendilerinin okyanustaki hakimiyetlerini de sarsacak, belki de Osmanlılar ile
Portekiz topraklarında harp etmek zorunda kalacaklardı. Bu sebeplerden ötürü
İspanyolları da kendi yanına çekmek için elçilik heyetlerini birbiri ardına
İspanyol saraylarına yolluyor ve kurulacak bir ittifak için nabız yokluyordu.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Artık sabık Mağrib sultanı olarak anılan
Abdullah Muhammed’in tahtını kurtarmak için Hristiyanlarla iş birliği yapması
ulema arasında tartışmalara sebebiyet vermiş ve bazı ulema da kendisinin dinden
çıktığı sonucuna varmışlardı. Abdullah Muhammed’in arkasındaki halk desteği de
günden güne erirken kendisini de olası bir harp durumunda asker bulamama
korkusu sarmaktaydı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Abdullah Muhammed’in elçilerinin Portekiz ve
İspanya arasında bir yardım bulma umudu ile mekik dokuduğu günlerde, Portekiz
kralı Sebastian kalabalık bir heyet ile beraber İspanya kralı Felipe ile
birlikte yaklaşmakta olan Noel’i kutlamak bahanesi ile 1577 senesinin Aralık
ayinin sonuna doğru İspanyol sarayına ulaştı. Burada gerçeklesen ilk görüşmede
Sebastian Felipe’nin kızı ile evlenip akrabalık tesis etmek istediğini
bildirdi. Amacının ise akrabalık yolu ile kurulacak bir ittifak ile iki ülkenin
güçlerini birleştirerek sonuca daha rahat ulaşması ve hem kendilerinin hem de
İspanyolların kuzey Afrika’da planladıkları hakimiyeti sağlamak olduğunu uzun
izahatlarla anlattı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Bu teklifin kabulünün doğurabileceği sonuçları
çok iyi bilen Felipe, Abdülmelik'in Mağrib’de otoriteyi tekrardan kendi lehine
tesis ettiğini ve onun Sultan III. Murad ile olan ittifakının de İspanya'yı
ateşe atmaya sebebiyet vereceğinin farkındaydı. Görüşme sırasında İspanyol
heyetinde bulunan ve askeri tecrübeleri ile bilinen Albe dükü bu teşebbüsün
tehlikelerini Sebastian’a uzun uzadıya açıklamaya çalıştı. Bir haftadan uzun
suren hararetli tartışmalar sonrasında Felipe misafirinin tamamen hayal
kırıklığı ile ayrılmasına razı olmadı. Kendisine muhalefet etmeyeceğini
bildirdi ve akabinde de 5 bin kişilik askeri birlik ile biraz erzak ve silah
yardımı yapacağını taahhüt etti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Aslında Sebastian hırsları mantıklı
düşünmesinin önüne geçmiş bir kişiliğe sahipti. Felipe ise onun aksine sağduyu
sahibi, olgun ve mantıklı düşünen bir karaktere sahipti. Bu iki zıt karakterin
bir ortak paydada buluşması zor olsa da, Felipe onu boş vaatler ile başından
savmaya çalışan bir görüntü sergiliyordu. Felipe söz verdiği yardımı yapması
karşılığında bu seferin gelecek ağustos ayında olmasını şart koştu. Albe dükü
de Portekiz ordusunun yaklaşık bir asırdır bir sahra harbi yapmadığına dikkati
çekerek ordu içinde Alman ve İtalyan askerlerin de bulunması gerektiğini öne
sürmüş ve bu teklif Felipe tarafından da desteklenmişti. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Sebastian 2 Ocak 1578 sabahında misafiri
olarak bulunduğu Felipe’nin sarayından ayrılırken, hem anlaşma sağlamanın
verdiği mutluluk, hem de içinde bulunan derin kuşku ve şüphe ile karışık duygular
içerisindeydi. Felipe ise sorunlu bir misafiri uğurlamanın verdiği rahatlıkla
Sebastian'ı bu işten nasıl vaz geçireceğinin hesabını yapmakla meşguldü. Birkaç
gün içinde Felipe bir askeri uzmanı Mağrib’in askeri durumunu incelemesi ve
raporlaması için gizlice oraya yollattı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Bu askeri uzman yanında bir yardımcısı olduğu
halde Mağrib’in bütün sahil ve sahile yakın kalelerini bir iki ay boyunca
tetkik etti. Dönüşünde ise bu tetkikleri bir rapor halinde kral Felipe’ye
sundu. Raporun Sebastian için pek de iç açıcı olmadığı çok geçmeden anlaşıldı.
Rapora göre Abdülmelik hemen hemen bütün Mağrib'de kontrolü ele almıştı.
Kalelerin kahir ekseriyeti gayet müstahkemdi. Askerlerin ve halkın morali ise
gayet yüksekti. Bu durum Felipe’nin canını sıkmıştı. Sebastian'ın çılgınca bir
hülyaya yelken açmaması için ona son bir uyarı daha yapmaya karar verdi. Albe
dükü elçi olarak seçildi. Felipe, düke Sebastian’a karşı etkili konuşmasını ve
onun fikirlerini değiştirmesini tembih etmeyi unutmadı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Sebastian'ın sarayına varan Albe dükü büyük
bir memnuniyetle karşılandı. Burada baş başa yapılan görüşmelerde dük
Sebastian’a yapılan tahkikatın sonucuna göre düşman kalelerinin müstahkem
oluşunu, askerlerin moralinin yüksek ve olası bir harbe hazır olduklarını,
Abdülmelik'in Osmanlı ile ittifakı sebebi ile Osmanlılar’ın burada olacak bir
harbe müdahil olma durumlarını bir bir anlattı. Sebastian konuşmayı dinliyor
fakat kendi bildiğini okumaya kararlı gözüküyordu. Osmanlılar’ın başının doğuda
belada olduğundan dem vurarak Akdeniz'in batısı ile uğraşmayı
düşünmeyeceklerini ifade etti. Sebastian’a göre Osmanlılar’ın Atlantik
Okyanusu’na açılabilecek tipte gemileri bulunmamaktaydı. Albe dükü bu inatçı
söylemleri sabırla dinledi. Sözleri onun üzerinde bir etki yaratmamıştı ve bu
durum kendisini rahatsız etmeye başladı. Albe dükünün Sebastian’a en son sözü
ise daha önceki görüşmede kendisine söylediği Portekiz ordusunun hiçbir harbe
hazır olmadığı, orduyu başka milletlerden muharip güçler ile takviyenin şart
olduğu ve illa savaş olacaksa bunun temmuz ayı civarında olması gerektiğini
yinelemek oldu. Sebastian başarısız geçen bu görüşmelerden sonra İspanyollar’ın
kendisine ihanet ettiğini düşünmeye başlamıştı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Albe dükü görüşmeler tamam
olup bir netice alınamayınca acele ile İspanya'ya geri döndü. Hiç vakit
kaybetmeden Felipe’nin sarayına vasıl oldu ve kendisine detaylı bir rapor
sundu. Felipe tam bir hayal kırıklığı yaşıyordu. Bu inadın İberya üzerine bela
getirmesinden. Osmanlılar’ın İspanya'ya olası bir savaş ilanından çok
çekiniyordu. 18 Mart sabahı Sebastian için bizzat bir mektup kaleme aldı ve
fikrini ne pahasına olursa olsun değiştirmesi gerektiğini kendisine izah etmeye
çalıştı. Ayni günlerde Avrupa'da yüksek bir itibar sahibi ve kurt bir diplomat
olarak bilinen Savoy dükü de Sebastian için bir mektup yolladı. Kendisi de
mektubunda kral Felipe’nin bahsettiklerine benzer ifadeler kullandı. Sebastian
için bu mektupların hiçbir hükmü yoktu. Verilen tavsiyeleri masal dinler gibi
dinlemiş ardından da kulak ardı etmeye karar vermişti. Maalesef ki saplantılı
bir şekilde tek bir hedefe kilitlenmişti, hayallerini ise tarihe Mağrib fatihi
olarak geçirmek süslüyordu. <o:p></o:p></span></p>