Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi-6

-----

<p>&nbsp; &nbsp;&nbsp;Fes ’in zapt edilmesinden sonra Abdülmelik ilk iş olarak kendisine bir ordu kurmaya karar verdi. Ramazan Paşa ile Cezayir’e dönmek istemeyen, kahramanca savaşan ve savaş sanatının tüm inceliklerini bilen yeniçeriler bu ordunun çekirdeğini oluşturacaktı. Daha sonra ise Araplar, savaşta yeğeni Abdulah Muhammed’in tarafını terk edip kendi tarafına geçenler ve çeşitli Berberi kabilelerinden özel olarak seçilen askerler ilk sırayı aldı. Bu askerlerden devlet içinde görev almak isteyenlere imtiyaz tanındı. Endülüs muhacirlerinden olup Fes ve Marakeş’e yerleşmiş olanlardan seçilen 14 bin civarındaki asker ile ülkenin değişik yerlerinden gelen 15-20 bin civarındaki Berberi'ye, 6 bin kişilik Mağrib ve Cezayirli Arab’ın katılımı ile Abdülmelik'in ordusu tamam olmuştu.</p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">&nbsp;Abdülmelik toplanan ordunun başına kardeşi Ahmed’i kumandan olarak tayin etti ve Marakeş hâkimi Abdullah Muhammed’in icabına bakması için görevlendirdi Ordu tez zamanda Fes’ten yola çıkarak Marakeş üzerine yürüdü. Muhammed Abdullah savaşmadan Marakeş‘i terk etti ve ücra yerlere çekildi. Ahmed şehri teslim aldıktan sonra yeğeni üzerine gitme ihtiyacı duymadı. Ahmed’in Marakeş’te az bir kuvvet bırakıp Fes’e geri dönmesinin akabinde Marakeş’in içerisinde bir kargaşa çıktı. Kendini mezheb imamı olarak gösteren ve Muhammediyye adında bir mezheb kurduğunu iddia eden Ebu Abdullah el-Endülüsi adında bir adam peşine taktığı birtakım kişilerle isyan çıkarttı. Fırsattan istifade eden Abdullah Muhammed etraftan topladığı kuvvetlerle şehri geri almayı başardı. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">&nbsp;Bu hengamda Abdullah Muhammed’e öteden beri hizmet etmiş olan kaidlerden&nbsp; biri el-Endülüsi'nin yerini kendisine bildirir. El-Endülüsi yakalanıp zindana atılır. Adamları da şeyhlerinin yerini ispiyonlayan kaidi linç ederler. Bunun üzerine Abdullah Muhammed el-Endülüsi’nin zindandan çıkarılıp kendi evinin üzerinde çarmıha gerilmesini emreder. Bu karışıklıklar devam ederken Abdülmelik ordusu ile tekrardan Marakeş üzerine yürür. Bu sefer Abdullah Muhammed de ordusu ile Abdülmelik'in karşısına çıkmaya cesaret eder. İki ordu Sale şehri yakınlarında bulunan Vadi el-Reyhan mıntıkasında kapışırlar. Abdülmelik bir vuruşta düşman saflarını ikiye ayırır ve onları kısa sürede imha eder. Abdullah Muhammed her zaman olduğu gibi her şeyi bırakıp arkasına bile bakmadan kaçar ve Sus şehrine sığınır. Marakeş halkı Abdülmelik'e itaat eder ve 16 Temmuz 1576 da şehir teslim alınır. Abdülmelik babasının sarayına yerleşir. Çevre kabilelerin reisleri itaatlerini arz etmek için tek tek huzuruna çıkarlar. Abdülmelik Sus şehrinden gelenlerin itaatlerini iki kez Abdullah Muhammed’e yardım ettikleri için kabul etmez.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">&nbsp; Abdülmelik Marakeş’te bir süre dinlendikten ve şehirde sükûneti sağlatıp hakimiyeti tamamen ele aldıktan sonra sıra Muhammed Abdullah'ı tekrardan takip etme konusunu divanda karara bağlattı. Abdülmelik ordusunun başında olduğu halde Abdullah Muhammed’i aramaya koyuldu. Bu sırada çok kanlı çarpışmalar gerçekleşti. Mağribli tarihçi el-Fiştani’nin&nbsp; Menahilu’s-Safa adli eserinde, sadece Sus şehrinden 16 bin kişinin bu savaşlarda öldüğünden bahseder. Bu takiplerden bir sonuç alamayan Abdülmelik kardeşi Ahmed’i bu iş ile ilgilenmesi için görevlendirdi. Ahmed birkaç ay boyunca yeğeninin izini sürdü, fakat o da bu işte muvaffak olamayınca yorgun bir halde Marakeş’e&nbsp; geri döndü. Bu sırada Abdullah Muhammed ani bir baskın ile Marakeş’i geri almak istedi. Bu baskın denemesi gözcülerin ve casusların düşman ordusunu zamanında fark etmesi ile defedildi. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">&nbsp;Bu kadar uzun süren kovalamaca Abdullah Muhammed’i de toptan yormuştu. Sus’a geri çekildi ve bir elçi heyetini askeri bir yardım alma umudu ile Portekiz’e yollamaya karar verdi. Elçilik heyeti kısa süren bir yolculuğun ardından Portekiz’e vardı. Portekiz kralı Sebastian gelen elçileri büyük bir mutlulukla ve hiç bekletmeden huzuruna kabul etti. Elçiler askeri bir ittifak kurmak için geldiklerini ve yardımcı olunursa minnettar kalacaklarından bahsettiler. Sebastian duydukları için kulaklarına inanamıyor ve elçilere tekrar tekrar ziyaret sebeplerini soruyordu. Uzun yıllardır hayalini kurduğu fırsat ayağına kadar gelmiş ve atalarının Afrika’da kaybettiği kale ve toprakları geri almanın verdiği umut tüm benliğini kaplamış ve sevinçten çocuklar gibi havalara sıçramayı istemişti. Aslında Portekiz kralı Sebastian üç senedir Mağrib üzerine bir sefer yapma planını kafasında kurmuş olup, sadece kendince makul olan bir zamanı bu işi yapmak için kolluyordu. İkisi arasında bir anlaşma sağlanıp da Sebastian'ın yardımı garantilenirse ve bu yardım neticesinde Abdülmelik karşısında bir zafer kazanıldığı takdirde kendisine sahilde bulunan kalelerden verileceği taahhüt edilmişti.<o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">&nbsp;Elçilerin Portekiz’de yardım dilendikleri sırada Abdullah Muhammed ise Atlas Dağları'nın yüksek kesimlerine çekilmiş, oradan bazı kasabalara zaman zaman vur-kaç tarzı saldırarak bir nevi gerilla harekâtı yürütüyordu. Bir yanda bu gelişmeler yaşanırken diğer yanda da İspanya kralı Felipe ise Abdülmelik ile yakınlaşma ve Osmanlıları Mağrib’den çıkarıp İspanya üzerindeki baskıyı bertaraf etme planını devreye soktu. </span> <span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif; mso-fareast-font-family:&quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1"><o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">&nbsp;13 Aralık 1577 tarihinde toplanan İspanya Devlet Konseyinde Abdülmelik ile geliştirilen iyi ilişkilerin bozulmaması için kendisinden bir yardım talebi gelse bile Abdullah Muhammed’e kesinlikle yardım edilmemesi kararı alindi. Bu karar alındıktan kısa bir süre sonra ise Abdullah Muhammed’in elçileri İspanya'dan da yardım dilenmek için kral Felipe’nin sarayının kapısını aşındırmaya başladılar. İspanyol tarafı ise gelen elçileri ha bugün ha yarın diyerek oyalamaktaydılar. Felipe’nin kapısında çok vakit kaybedip İspanya'dan bir şey kopartamayacağını anlayan elçiler tekrardan Sebastian ile görüşmek için Portekiz’e gittiler. <o:p></o:p></span></p> <p class="MsoNormal"><span style="font-family:&quot;Times New Roman&quot;,serif;mso-fareast-font-family: &quot;Times New Roman&quot;;color:black;mso-themecolor:text1">İkinci kez Sebastian'ın sarayına görüşmeye gelen elçilere ilk görüşmedeki şartlara göre daha da ağırlaştırılmış olan şartlar masaya konuldu. Yeni plana göre Sebastian Mağrib’in bütün deniz kıyısı topraklarını istiyor ve Abdullah Muhammed’e ise denizden uzak kısımların kalmasını teklif ediyordu. Denize düşen yılana sarılır misalinde olduğu gibi Abdullah Muhammed, sadece bir asır önce Endülüs'te olanlardan bir ders çıkarmamış olacak ki bu yeni teklife evet dedi. Çanlar kimin için çalıyordu?&nbsp; Portekiz desteğini alan Abdullah Muhammed için mi yoksa Osmanlı’ya tabi olan Abdülmelik için mi? Bunu da bir sonraki bölümde sizlere sunacağız...<o:p></o:p></span></p>