Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi-6
-----
2023-06-11 00:00:00
<p> Fes ’in zapt edilmesinden sonra Abdülmelik
ilk iş olarak kendisine bir ordu kurmaya karar verdi. Ramazan Paşa ile
Cezayir’e dönmek istemeyen, kahramanca savaşan ve savaş sanatının tüm
inceliklerini bilen yeniçeriler bu ordunun çekirdeğini oluşturacaktı. Daha
sonra ise Araplar, savaşta yeğeni Abdulah Muhammed’in tarafını terk edip kendi
tarafına geçenler ve çeşitli Berberi kabilelerinden özel olarak seçilen
askerler ilk sırayı aldı. Bu askerlerden devlet içinde görev almak isteyenlere
imtiyaz tanındı. Endülüs muhacirlerinden olup Fes ve Marakeş’e yerleşmiş
olanlardan seçilen 14 bin civarındaki asker ile ülkenin değişik yerlerinden
gelen 15-20 bin civarındaki Berberi'ye, 6 bin kişilik Mağrib ve Cezayirli
Arab’ın katılımı ile Abdülmelik'in ordusu tamam olmuştu.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Abdülmelik toplanan ordunun başına kardeşi
Ahmed’i kumandan olarak tayin etti ve Marakeş hâkimi Abdullah Muhammed’in
icabına bakması için görevlendirdi Ordu tez zamanda Fes’ten yola çıkarak
Marakeş üzerine yürüdü. Muhammed Abdullah savaşmadan Marakeş‘i terk etti ve
ücra yerlere çekildi. Ahmed şehri teslim aldıktan sonra yeğeni üzerine gitme
ihtiyacı duymadı. Ahmed’in Marakeş’te az bir kuvvet bırakıp Fes’e geri
dönmesinin akabinde Marakeş’in içerisinde bir kargaşa çıktı. Kendini mezheb
imamı olarak gösteren ve Muhammediyye adında bir mezheb kurduğunu iddia eden
Ebu Abdullah el-Endülüsi adında bir adam peşine taktığı birtakım kişilerle
isyan çıkarttı. Fırsattan istifade eden Abdullah Muhammed etraftan topladığı
kuvvetlerle şehri geri almayı başardı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Bu hengamda Abdullah Muhammed’e öteden beri
hizmet etmiş olan kaidlerden biri
el-Endülüsi'nin yerini kendisine bildirir. El-Endülüsi yakalanıp zindana
atılır. Adamları da şeyhlerinin yerini ispiyonlayan kaidi linç ederler. Bunun
üzerine Abdullah Muhammed el-Endülüsi’nin zindandan çıkarılıp kendi evinin
üzerinde çarmıha gerilmesini emreder. Bu karışıklıklar devam ederken Abdülmelik
ordusu ile tekrardan Marakeş üzerine yürür. Bu sefer Abdullah Muhammed de
ordusu ile Abdülmelik'in karşısına çıkmaya cesaret eder. İki ordu Sale şehri
yakınlarında bulunan Vadi el-Reyhan mıntıkasında kapışırlar. Abdülmelik bir
vuruşta düşman saflarını ikiye ayırır ve onları kısa sürede imha eder. Abdullah
Muhammed her zaman olduğu gibi her şeyi bırakıp arkasına bile bakmadan kaçar ve
Sus şehrine sığınır. Marakeş halkı Abdülmelik'e itaat eder ve 16 Temmuz 1576 da
şehir teslim alınır. Abdülmelik babasının sarayına yerleşir. Çevre kabilelerin
reisleri itaatlerini arz etmek için tek tek huzuruna çıkarlar. Abdülmelik Sus
şehrinden gelenlerin itaatlerini iki kez Abdullah Muhammed’e yardım ettikleri
için kabul etmez.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Abdülmelik Marakeş’te bir süre dinlendikten
ve şehirde sükûneti sağlatıp hakimiyeti tamamen ele aldıktan sonra sıra
Muhammed Abdullah'ı tekrardan takip etme konusunu divanda karara bağlattı.
Abdülmelik ordusunun başında olduğu halde Abdullah Muhammed’i aramaya koyuldu.
Bu sırada çok kanlı çarpışmalar gerçekleşti. Mağribli tarihçi
el-Fiştani’nin Menahilu’s-Safa adli
eserinde, sadece Sus şehrinden 16 bin kişinin bu savaşlarda öldüğünden
bahseder. Bu takiplerden bir sonuç alamayan Abdülmelik kardeşi Ahmed’i bu iş
ile ilgilenmesi için görevlendirdi. Ahmed birkaç ay boyunca yeğeninin izini
sürdü, fakat o da bu işte muvaffak olamayınca yorgun bir halde Marakeş’e geri döndü. Bu sırada Abdullah Muhammed ani
bir baskın ile Marakeş’i geri almak istedi. Bu baskın denemesi gözcülerin ve
casusların düşman ordusunu zamanında fark etmesi ile defedildi. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Bu kadar uzun süren kovalamaca Abdullah
Muhammed’i de toptan yormuştu. Sus’a geri çekildi ve bir elçi heyetini askeri
bir yardım alma umudu ile Portekiz’e yollamaya karar verdi. Elçilik heyeti kısa
süren bir yolculuğun ardından Portekiz’e vardı. Portekiz kralı Sebastian gelen
elçileri büyük bir mutlulukla ve hiç bekletmeden huzuruna kabul etti. Elçiler
askeri bir ittifak kurmak için geldiklerini ve yardımcı olunursa minnettar
kalacaklarından bahsettiler. Sebastian duydukları için kulaklarına inanamıyor
ve elçilere tekrar tekrar ziyaret sebeplerini soruyordu. Uzun yıllardır
hayalini kurduğu fırsat ayağına kadar gelmiş ve atalarının Afrika’da kaybettiği
kale ve toprakları geri almanın verdiği umut tüm benliğini kaplamış ve
sevinçten çocuklar gibi havalara sıçramayı istemişti. Aslında Portekiz kralı
Sebastian üç senedir Mağrib üzerine bir sefer yapma planını kafasında kurmuş
olup, sadece kendince makul olan bir zamanı bu işi yapmak için kolluyordu.
İkisi arasında bir anlaşma sağlanıp da Sebastian'ın yardımı garantilenirse ve
bu yardım neticesinde Abdülmelik karşısında bir zafer kazanıldığı takdirde kendisine
sahilde bulunan kalelerden verileceği taahhüt edilmişti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Elçilerin Portekiz’de yardım dilendikleri
sırada Abdullah Muhammed ise Atlas Dağları'nın yüksek kesimlerine çekilmiş,
oradan bazı kasabalara zaman zaman vur-kaç tarzı saldırarak bir nevi gerilla
harekâtı yürütüyordu. Bir yanda bu gelişmeler yaşanırken diğer yanda da İspanya
kralı Felipe ise Abdülmelik ile yakınlaşma ve Osmanlıları Mağrib’den çıkarıp
İspanya üzerindeki baskıyı bertaraf etme planını devreye soktu. </span> <span style="font-family:"Times New Roman",serif;
mso-fareast-font-family:"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"><o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> 13 Aralık 1577 tarihinde toplanan İspanya
Devlet Konseyinde Abdülmelik ile geliştirilen iyi ilişkilerin bozulmaması için
kendisinden bir yardım talebi gelse bile Abdullah Muhammed’e kesinlikle yardım
edilmemesi kararı alindi. Bu karar alındıktan kısa bir süre sonra ise Abdullah
Muhammed’in elçileri İspanya'dan da yardım dilenmek için kral Felipe’nin
sarayının kapısını aşındırmaya başladılar. İspanyol tarafı ise gelen elçileri
ha bugün ha yarın diyerek oyalamaktaydılar. Felipe’nin kapısında çok vakit
kaybedip İspanya'dan bir şey kopartamayacağını anlayan elçiler tekrardan
Sebastian ile görüşmek için Portekiz’e gittiler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">İkinci kez Sebastian'ın
sarayına görüşmeye gelen elçilere ilk görüşmedeki şartlara göre daha da
ağırlaştırılmış olan şartlar masaya konuldu. Yeni plana göre Sebastian Mağrib’in
bütün deniz kıyısı topraklarını istiyor ve Abdullah Muhammed’e ise denizden
uzak kısımların kalmasını teklif ediyordu. Denize düşen yılana sarılır
misalinde olduğu gibi Abdullah Muhammed, sadece bir asır önce Endülüs'te
olanlardan bir ders çıkarmamış olacak ki bu yeni teklife evet dedi. Çanlar
kimin için çalıyordu? Portekiz desteğini
alan Abdullah Muhammed için mi yoksa Osmanlı’ya tabi olan Abdülmelik için mi?
Bunu da bir sonraki bölümde sizlere sunacağız...<o:p></o:p></span></p>