Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi (5)
-----
2023-06-04 00:00:00
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">1571 senesinde gerçekleşen
İnebahtı Bozgunu sonrasında Osmanlılar’ın güçsüz kaldığını düşünen
İspanyollar’ın Tunus’u işgal için nasıl bir plan hazırlayıp harekete
geçtiğinden daha önce bahsetmiştik. Tunus’ta kısa suren İspanyol işgali Kılıç
Ali Paşa'nın başarılı kuşatması sonucunda 1574 senesi Eylül ayında
sonlandırılır. Bu kuşatma sırasında Abdülmelik ve kardeşi Ahmed de Cezayir
beylerbeyinin yolladığı yaklaşık 40 gemilik gruba komuta ederler. Kuşatmalar
devam ederken da bu iki kardeş bizzat cansiperane çarpışarak hem Berberi
askerlere örnek olurlar hem de harp sanatının inceliklerini ögrenerek
kendilerini yetiştirmek için bir okul vazifesi görür. Fetihten sonra ise zafer
haberini İstanbul'a ulaştırmak ve uzun suredir İstanbul'da bulunan annelerini
görmek için Abdülmelik ve Ahmed iki gemi ile yola çıkarlar. Yolda gemiler bir
fırtınaya yakalanır ve birbirinden ayrı düşerler. Abdülmelik'in olduğu gemi
diğerinden daha önce İstanbul'a varır. Varışta Abdülmelik kim olduklarını
tanıtır ve Tunus’un zaptını müjdelerler. Fakat fethi müjdeleyen name Ahmed’in
geldiği öteki gemide olduğundan bu haber şüphe ile karşılanır. Nihayetinde üç
gün sonra diğer gemi de İstanbul'a vasıl olur ve name Sultan Murad’a takdim
edilir. Sultan Murad bu haberden çok
hoşnut olur ve zaferin kutlanmasını emreder. Zafer kutlamalarının sürdüğü
hengamda Cezayir’den gelen bir ulak Mağrip tahtında oturan Abdullah el-Galib'in
öldüğünü yerine ise oğlu Abdullah Muhammed’in geçtiğini haber verdi. Bu haber
Abdülmelik ve annesini üzse de kendilerine düşmanlık eden kardeşinden
kurtulduğu için de bir ferahlama imkânı sundu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Abdülmelik çok zeki ve kendini yeniliklere
çabucak adapte eden biridir. Cezayir’deki ikameti sırasında burada mukim olan
Türkler ve de yerel Hristiyanlarla dostluğunu geliştirmiş, Cezayir merkezli
seferlerle de askeri kabiliyetlerini arttırma ve savaş sanatını da yakından
öğrenme fırsatı bulmuştu. Kan ve barut kokusu cenk meydanlarında ciğerlerine
kadar işlemiş, ağır kılıçlar ve diğer teçhizatlar ile yapılan talimler ile de
bütün kasları tas gibi sert olmuştu. Her an savaşa hazır olmanın verdiği
psikoloji ile de sinirleri çelik gibi kuvvetli hale gelmişti. Tüm bu
meziyetleri kazanmakla kendini gelecek için hazırlıyor ve hakki olduğuna
inandığı Mağrip tahtını geri almayı en büyük emeli olarak görüyordu. Bu arada
Cezayir’in tanınan simalarından olup Murad Reis namı ile meşhur bir denizcinin
kızı ile evlenmiş bu da kendisine Türkler arasında olan itimadın daha da
artmasını sağlamıştı. Görünüşe göre Abdülmelik hem fiziksel olarak yetkin bir
asker hem de diplomatik olarak da güçlü bir karakter olmayı kafasına koymuştu.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Endülüs muhacirlerinden olan Ebu el-Fadl el
–Gurri adında Cezayir’de ikamet etmekte olan bir alim uzun bir sureden beri
devlet için çalışmaktaydı. Bir sebeple Abdülmelik'in yolu bu alim kişi ile
kesişti. El-Gurri Mağrib’de yaşayan diğer Endülüs muhacirleri ile sıkı bağları
olan biriydi. Zaman zaman ise Mağrib’den
kendisine heyetler ya da mektuplar gelir ve orada olanlarla alakalı
fikir teatisi yapma firsati da olurdu. Bir süre sonra el-Gurri bağlantılarını
kullanarak Abdülmelik için Mağrib’den haberler getirmeye başladı. Bu olay Abdülmelik'in
günü gününe ve sağlıklı haber alması için çok iyi bir fırsat olmuştu. <o:p></o:p></span></p><p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-06-03 at 16.01.07.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-06-03 at 16.01.07.jpeg"></span><br></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Uzun zamandır bir yandan hem İngilizlerle
Adriyatik’te harp edip hem de idaresi altında bulunan Hollanda’da olan
ayaklanma hazırlıklarını önleme çabaları ile meşgul olan, hem de Tunus’un
Osmanlı tarafından zaptı ile de mali buhrana düşme tehlikesi geçiren İspanya,
Osmanlı ile olan husumeti bir yana bırakıp sulh etme taraftarı olmuştu.
Kaptanıderya Kılıç Ali Paşa ise İspanyol tehlikesinin geçmediğini Afrika'nın
kuzeyinden İspanyol ve Portekizlileri kovmadan buraya huzur gelmeyeceğini, bunu
yaparken de Mağrib tahtına Osmanlı müttefiki birinin geçirilmesi gerektiğini
defaatle divan toplantılarında dile getirmişti. Yine bir divan toplantısı
sırasında İspanyollar’ın Trablus’a tabi Kartene ya da Kerkene adası önlerinde
görülmeleri sonrasında Kılıç Ali Paşa'nın eli güçlenmiş, akabinde de hem bu
olay yüzünden hem de Abdülmelik'in Mağrib tahtına geçirilmesi ricasına binaen
Sultan III. Murad Han Mağrib üzerine sefer edilmesi emrini vermiş ve Cezayir
Beylerbeyi Ramazan Paşa’yı da serdar tayin etmişti.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Abdülmelik divandan çıkan emrin yazılı olduğu
ferman ile birlikte hiç vakit kaybetmeden İstanbul'dan ayrıldı. Fırtınalı
denizleri bin bir zahmetle aşıp Cezayir’e ulaştı. Ferman Ramazan Paşa'ya takdim
edildi. Paşa harp isinin görüşülmesi icin divan kurulması emrini verdi.
Hararetli tartmaların akabinde askerlerin Cezayir'den verilip masraflarının
Saadi şerifleri olan Abdülmelik ve Ahmed’den tahsil edilmesi karşılığında ordu
hareket edecektir kararı verilir. Abdülmelik ise ordu masrafları için önden
ödeme yapmasının imkânsızlığı sebebi ile
Cezayir Beylerbeyi Ramazan Paşa ve Cezayir kadısı huzurunda masrafların
Mağrib’de kazanılacak zafer sonrasında ödeneceğini taahhüt eden bir senet
imzalayarak Cezayir hazinesinden 500bin miskal borç aldı.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Abdülmelik ordu yola çıkmadan önce tellallar
yollatarak yol üzerindeki köy ve kasabalardan orduya mukavemet etmemelerini ve
kimseye zarar verilmeyeceğini hedefinin sadece hakki olanı geri almak olduğunu
ilan ettirir. Takvimler 1576 senesinin ocak ayının ortalarını gösterdiğinde
Ramazan Paşa orduya harekât emri verir. Toplanan asker sayısı 15 bin civarında
olmakla beraber bunların 6 bini tüfekli yeniçeri 9 bini süvariydi, Buna
ilaveten orduda 12 de top bulunmaktaydı. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Harp ilanının Sultan Abdullah Muhammed’e
ulaşması ile beraber o da ordusunu toparlamıştı. Çeşitli kaynaklarda ordusunun
60 bin kişiden müteşekkil olduğu rivayet edilmiştir. Toplanan bu ordu Er-Rukn
mıntıkasına doğru harekete geçmişti. Abdullah Muhammed el-Mütevekkil ordusunu
gücünden o kadar emindi ki bu ordu ile bütün Cezayir’i ve Tunus’u zapt etmeyi
planlamıştı. Ordusu ile Er-Rukn mıntıkasına vardığında düşmanı olan ve içinde
amcasının da olduğu ordunun sayısının azlığına acıyarak baktı. Kendinden ve
ordusundan o kadar emindi ki bu orduyu
birkaç saat içinde imha edeceğini vezirlerine söyledi.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Abdülmelik harp sahasına varip kendi sancağını
açınca yıllardır Ebu el-Fadl el-Gurri'nin yaptığı çalışmalar neticesini vermiş
ve Sultan Muhammed el-Mütevekkil’in ordusunda bulunan Said el-Dugali ve Kaid
bin </span><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman"">Şakrâ komutasındaki Endülüslülerden ve Berberilerden oluşan
birlikler Osmanlı tarafına geçmelerini sağlamıştı. Bu beklenmeyen durum ise
Sultan Muhammed’de sinirsel bir çöküntü oluşturmuş savaş ise daha başlamadan
kafalarda bitmiş gibiydi. Yeniçerilerin tüfek atışları ve top bombardımanı ile
başlayan savaş süvari hücumu ile devam etmişti. Sultan Muhammed için durum
gittikçe ciddi bir hal almaktaydı. Bir süre sonra orduyu savaş sahrasında
bırakıp arkasına bile bakmadan Fes’e doğru kaçmaya başladı. Sultan'ın ordusu
ise çil yavrusu gibi dağılmıştı. Abdülmelik Berberi askerler ile birlikte
Sultan Muhammed’in kampını yağmaladı. Ganimet borç olarak Ramazan Paşa'dan
aldığı parayı ödemek için kullanılacaktı.<o:p></o:p></span></p>
<p> Ramazan Paşa daha
önce yapılan hataya düşmedi ve orduya ileri harekât emri verdi. 11 Mart 1576
günü Osmanlı ordusu Fes’i hiçbir direniş olmadan teslim aldı. Sultan Muhammed
kılık değiştirerek şehrin arka kapısından kaçtı ve Marakeş’e sığındı. Magribli
tarihçi El-Vefrani'nin verdiği bilgilere göre, Abdülmelik Fes’in zaptından
sonra Sultan Muhammed’in hazinesini kullanarak ödemeyi vaat ettiği 500 bin
miskal bahşişe ilaveten 420 bin miskal daha ödemeyi teklif etmiş, bunu yaparken
de Fes zenginlerinden 315 bin miskal borç almış, Yahudi cemaati mensupları da
140 bin miskal hediye etmişlerdi. Bu arada İstanbul'a hediye olarak
gönderilecek 200 bin altın, kıymetli kumaşlar, kaftanlar ve bil umum diğer
eşyalar bu hesaba dahil edilmedi. Fes’in zaptının ardından gelen ilk cuma günü
Abdülmelik Mağrib sultanı ilan edildi. Cuma hutbesinde Sultan III. Murad Han'ın
ismi halife olarak onundu ve Sultan Murad adına altın ve gümüş sikkeler
basildi. Bu şekilde de Mağrib üzerinde Osmanlı hakimiyeti başlamış oluyordu.</p>