Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi - 3
-----
2023-05-21 00:00:00
<p class="MsoNormal"> Fes ’in zaptından sonra Salih Paşa'nın ileri
harekata devam etmeyişini fırsat bilen Saadiler gerek Fes ’e gerekse de Cezayir
Beylerbeyliği kontrolündeki topraklara olan tacizlerine zaman zaman devam
etmekteydiler. Fes hezimetinden yeterli dersi almamış olacaklar ki birkaç
yıllık hazırlığın sonucunda 1557 senesinde Tilimsen’i alma teşebbüsüne giriştiler. Saadi Sultani Muhammed el-Kaim komutası
altındaki 4 bini tüfekli 45 bin civarındaki askerle beraber Tilimsen üzerine
yürüdü. Buna karşılık Tilimsen’de Said Sefa Ağa komutasında 400 civarında
yeniçeri şehri savunuyordu. Cezayirli Hasan Paşa süratli bir şekilde 6 bini
tüfekli olan toplamda 22 bin kişilik bir ordu ile şehri savunmaya geldi.
Mağribiler ise hem Fes’ te aldıkları hezimet yüzünden savaşmaya gönüllü
değildiler, hem de ayak sesleri duyulan olası bir Berberi isyanını önlemek için
bir saldırı yapamadan geri çekildiler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> Hasan Paşa, etrafı bir nevi kanser gibi
kaplayan, keder, huzursuzluk ve endişe yayan Muhammed el-Kaim sıkıntısını
kökten çözmeye karar vermişti ve bu işi de Salih Kâhya denilen has bir adamına
ihale etti. Salih Kâhya çok mahir bir casus olmakla beraber aynı zamanda da
ağzı iyi laf yapan biriydi. Saadi sarayına sızması onun için pek de sorun
olmadı. Seyyah kılığında pek çok yere rahatça sızıyordu. Sarayda işine
yarayacak birini bulması ise hiç de uzun zamanını almadı. Sultan Muhammed’in
yakınlarında olup ondan hoşlanmayan birisi dikkatini çabucak çekti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> Salih Kâhya bu yakın korumayı bir takım
albenili sözler, bazı hediyeler ve ikbal vaat ederek kendi tarafına çekti.
Ustaca planlanmış bir suikast ile Sultan Muhammed’in icabına bakıldığında
tarihler Ekim 1557’yi gösteriyordu. Acaba bu suikast bölgedeki İspanyol
destekli Saadi tehditlerini sonlandıracak mıydı yoksa onları daha da
azgınlaştıracak ve saldırılarını daha da arttıracak mıydı?<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> Muhammed el-Kaim'in suikastla öldürülmesinin
ardından yerine oğlu Abdullah el-Galib geçti. Abdullah el-Galib siyasi fikirler
olarak babasının birebir kopyasıydı. Babasının en büyük destekçisi olan
İspanyollar Sultan Abdullah'ın da sırtını sıvazlayıp Osmanlı’ya karşı
doldurmaktan geri kalmıyorlardı. Cezayir
Beylerbeyliği kontrolündeki Oran, Tilimsen ve Cezayir şehirleri her daim
İspanyollar’ın saldırı ve işgal listesinde bulunmaktaydılar. Bu şehirler
Sahra'nın kilidi konumundaydı ve Afrika'yı kontrol buradan geçiyordu.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> Bu arada
Magrib bölgesinde bulunan
Yusufiyye ya da Şarkiyye adıyla bilinen tarikatın mensupları Osmanlılara
karşı hürmetkâr davranıp Osmanlı sultanlarının hilafetini de tasdik
etmekteydiler. Sultan Abdullah bu tarikatın bu tarz tutumlarından rahatsızlık
duymaktaydı ve onları ya toptan ezmeye ya da ülkesinden sürmeye karar verdi.
Ayrıca bu tarikat Mağrib - İspanya ilişkilerine de takoz olmakta bu da
İspanyollar’ın homurtularının Sultan Abdullah'ın sarayından bile duyulmasını
sağlamaktaydı. Hasan Paşa'nın sinirleri Sultan Abdullah'ın ileri giden
tacizleri ile bozulmaktayken, bir de onun bu dervişlere karşı gösterdiği
acımasız tutum aranın iyice bozulmasına sebebiyet veriyor bu da Hasan Paşa’yı
bir karşı saldırı için İstanbul'dan gelecek izin haberini hararetle beklemeye
itiyordu. Beklenen bu izin ise çok uzun
süre geçmeden gelmiş, Hasan Paşa da sefer hazırlıklarına süratle başlamıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> Hazırlanan ordu süratle harekete geçti ve Fes
yakınlarında bulunan Laban Vadisi'ni Mart-Nisan 1558’de işgal etti ve burada
Saadi ordusunu beklemeye başladı. Bu sefer için Hasan Paşa'nın kaç asker ile
yola çıktığı bilinmemektedir. Büyük ihtimalle Beni Abbas Sultanı da bu sefer
için bir miktar yardım yollamıştı. Saadi ordusu bölgeye yaklaşırken
müttefikleri olan İspanyollar’ın Oran şehrine saldıracakları haberi de ordugaha
geldi. Hasan Paşa, ya burada kalıp Saadiler’e haddini bildirecek ya da orduyu
geri çekip İspanyolları durdurmak için Oran’a gidecekti. Hasan Paşa harp
divanini topladı ve yapılan hararetli istişarelerin ardından İspanyollar’ın
daha büyük bir tehlike olduğu fakat Saadiler’in hakkından gelmenin onun kadar
zor olmadığı kanısı daha ağır bastı. Buna müteakiben Hasan Paşa orduya geri
çekilme emri verdi ve hiç beklemeden kuzeye doğru yola koyuldular. Kassasa
mıntıkasından gemilere binerek Cezayir’e doğru yola çıktılar. <o:p></o:p></p>
<p> Oran ya da doğrudan Cezayir şehrine karşı
olası bir İspanyol saldırısı beklenirken İspanyollar şaşırtma yaparak 1558
senesinin Eylül ayında, Alcaudate Kontu Martin Alonso Fernandez komutasında Mustaganem’e saldırdılar. Şehri savunan
yeniçeriler ani bir taarruz ile ilk saldırıyı püskürttüler. Hasan Paşa da
ordusu ile son sürat Mustaganem önlerine
geldi. Bir lahza bile beklemeden İspanyollar üzerine hücuma geçildi. Bir yandan
yeniçeriler, bir yandan da Beni Abbas Sultanı Abdulaziz kumandasındaki Berberi
süvarileri vur-kaç ile düşman ordusunu yıldırmaya başladılar. Mevcudu 12 binden
ziyade olan düşman ordusunun yarısı kılıçtan geçirildi. Diğer yarısı ise esir
alindi. Ordunun umumi kumandanı Kont Martin’de ölüler arasındaydı. Kontun oğlu
Don Martin ise esir alindi. Bu haber İspanya’da bir şok etkisi yarattı.
Sabahtan akşama kadar suren savaş İspanyollara pahalıya patladı. Muharebeden
sonra Don Martin’i kurtarmak için Hasan Paşa'ya elçiler yolladılar. 23bin
İspanyol altının fidye ödenmesi karşılığında Don Martin’in serbest
bırakılmasında anlaşıldı.</p>