Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi - 3

-----

<p class="MsoNormal">&nbsp;Fes ’in zaptından sonra Salih Paşa'nın ileri harekata devam etmeyişini fırsat bilen Saadiler gerek Fes ’e gerekse de Cezayir Beylerbeyliği kontrolündeki topraklara olan tacizlerine zaman zaman devam etmekteydiler. Fes hezimetinden yeterli dersi almamış olacaklar ki birkaç yıllık hazırlığın sonucunda 1557 senesinde Tilimsen’i alma teşebbüsüne giriştiler.&nbsp; Saadi Sultani Muhammed el-Kaim komutası altındaki 4 bini tüfekli 45 bin civarındaki askerle beraber Tilimsen üzerine yürüdü. Buna karşılık Tilimsen’de Said Sefa Ağa komutasında 400 civarında yeniçeri şehri savunuyordu. Cezayirli Hasan Paşa süratli bir şekilde 6 bini tüfekli olan toplamda 22 bin kişilik bir ordu ile şehri savunmaya geldi. Mağribiler ise hem Fes’ te aldıkları hezimet yüzünden savaşmaya gönüllü değildiler, hem de ayak sesleri duyulan olası bir Berberi isyanını önlemek için bir saldırı yapamadan geri çekildiler.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Hasan Paşa, etrafı bir nevi kanser gibi kaplayan, keder, huzursuzluk ve endişe yayan Muhammed el-Kaim sıkıntısını kökten çözmeye karar vermişti ve bu işi de Salih Kâhya denilen has bir adamına ihale etti. Salih Kâhya çok mahir bir casus olmakla beraber aynı zamanda da ağzı iyi laf yapan biriydi. Saadi sarayına sızması onun için pek de sorun olmadı. Seyyah kılığında pek çok yere rahatça sızıyordu. Sarayda işine yarayacak birini bulması ise hiç de uzun zamanını almadı. Sultan Muhammed’in yakınlarında olup ondan hoşlanmayan birisi dikkatini çabucak çekti. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Salih Kâhya bu yakın korumayı bir takım albenili sözler, bazı hediyeler ve ikbal vaat ederek kendi tarafına çekti. Ustaca planlanmış bir suikast ile Sultan Muhammed’in icabına bakıldığında tarihler Ekim 1557’yi gösteriyordu. Acaba bu suikast bölgedeki İspanyol destekli Saadi tehditlerini sonlandıracak mıydı yoksa onları daha da azgınlaştıracak ve saldırılarını daha da arttıracak mıydı?<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Muhammed el-Kaim'in suikastla öldürülmesinin ardından yerine oğlu Abdullah el-Galib geçti. Abdullah el-Galib siyasi fikirler olarak babasının birebir kopyasıydı. Babasının en büyük destekçisi olan İspanyollar Sultan Abdullah'ın da sırtını sıvazlayıp Osmanlı’ya karşı doldurmaktan geri kalmıyorlardı. &nbsp;Cezayir Beylerbeyliği kontrolündeki Oran, Tilimsen ve Cezayir şehirleri her daim İspanyollar’ın saldırı ve işgal listesinde bulunmaktaydılar. Bu şehirler Sahra'nın kilidi konumundaydı ve Afrika'yı kontrol buradan geçiyordu.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Bu arada&nbsp; Magrib bölgesinde bulunan&nbsp; Yusufiyye ya da Şarkiyye adıyla bilinen tarikatın mensupları Osmanlılara karşı hürmetkâr davranıp Osmanlı sultanlarının hilafetini de tasdik etmekteydiler. Sultan Abdullah bu tarikatın bu tarz tutumlarından rahatsızlık duymaktaydı ve onları ya toptan ezmeye ya da ülkesinden sürmeye karar verdi. Ayrıca bu tarikat Mağrib - İspanya ilişkilerine de takoz olmakta bu da İspanyollar’ın homurtularının Sultan Abdullah'ın sarayından bile duyulmasını sağlamaktaydı. Hasan Paşa'nın sinirleri Sultan Abdullah'ın ileri giden tacizleri ile bozulmaktayken, bir de onun bu dervişlere karşı gösterdiği acımasız tutum aranın iyice bozulmasına sebebiyet veriyor bu da Hasan Paşa’yı bir karşı saldırı için İstanbul'dan gelecek izin haberini hararetle beklemeye itiyordu.&nbsp; Beklenen bu izin ise çok uzun süre geçmeden gelmiş, Hasan Paşa da sefer hazırlıklarına süratle başlamıştı.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Hazırlanan ordu süratle harekete geçti ve Fes yakınlarında bulunan Laban Vadisi'ni Mart-Nisan 1558’de işgal etti ve burada Saadi ordusunu beklemeye başladı. Bu sefer için Hasan Paşa'nın kaç asker ile yola çıktığı bilinmemektedir. Büyük ihtimalle Beni Abbas Sultanı da bu sefer için bir miktar yardım yollamıştı. Saadi ordusu bölgeye yaklaşırken müttefikleri olan İspanyollar’ın Oran şehrine saldıracakları haberi de ordugaha geldi. Hasan Paşa, ya burada kalıp Saadiler’e haddini bildirecek ya da orduyu geri çekip İspanyolları durdurmak için Oran’a gidecekti. Hasan Paşa harp divanini topladı ve yapılan hararetli istişarelerin ardından İspanyollar’ın daha büyük bir tehlike olduğu fakat Saadiler’in hakkından gelmenin onun kadar zor olmadığı kanısı daha ağır bastı. Buna müteakiben Hasan Paşa orduya geri çekilme emri verdi ve hiç beklemeden kuzeye doğru yola koyuldular. Kassasa mıntıkasından gemilere binerek Cezayir’e doğru yola çıktılar. <o:p></o:p></p> <p>&nbsp;Oran ya da doğrudan Cezayir şehrine karşı olası bir İspanyol saldırısı beklenirken İspanyollar şaşırtma yaparak 1558 senesinin Eylül ayında, Alcaudate Kontu Martin Alonso Fernandez komutasında&nbsp; Mustaganem’e saldırdılar. Şehri savunan yeniçeriler ani bir taarruz ile ilk saldırıyı püskürttüler. Hasan Paşa da ordusu ile son sürat&nbsp; Mustaganem önlerine geldi. Bir lahza bile beklemeden İspanyollar üzerine hücuma geçildi. Bir yandan yeniçeriler, bir yandan da Beni Abbas Sultanı Abdulaziz kumandasındaki Berberi süvarileri vur-kaç ile düşman ordusunu yıldırmaya başladılar. Mevcudu 12 binden ziyade olan düşman ordusunun yarısı kılıçtan geçirildi. Diğer yarısı ise esir alindi. Ordunun umumi kumandanı Kont Martin’de ölüler arasındaydı. Kontun oğlu Don Martin ise esir alindi. Bu haber İspanya’da bir şok etkisi yarattı. Sabahtan akşama kadar suren savaş İspanyollara pahalıya patladı. Muharebeden sonra Don Martin’i kurtarmak için Hasan Paşa'ya elçiler yolladılar. 23bin İspanyol altının fidye ödenmesi karşılığında Don Martin’in serbest bırakılmasında anlaşıldı.</p>