Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi-2

-----

<p>Portekizlilerin bizim Fas adını verdiğimiz Mağrib&nbsp; topraklarında 1475'te başlayıp 1515-1520 tarihlerine kadar devam eden taciz ve kısmi işgalleri bölgede mukavemet merkezlerinin oluşmasına önayak oluyordu. Yerel kabile şefleri ve tarikat şeyhleri bu işgaller karşısında halkı savaşmak için cesaretlendirirken, yavaş yavaş da sadece Mağrib bölgesinin güneyinde hükmü geçen Merini hanedanının sonunu getiriyordu. 1511’de Dra’a da ikamet eden Tağmadaret Şerifi Muhammed el-Kaim'in sultan ilamn edilmesi ile Saadi hanedanı tarih sahnesine çıkıyordu. Muhammed el-Kaim idareyi eline alır almaz Portekizlilere ve yerli işbirlikçilerine karşı mücadeleyi başlattı.</p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Muhammed el-Kaim'in ilk amacı kendi başına buyruk halde hüküm suren Mağrib şehirlerini bir bayrak altında toplamak. akabinde ise tüm gücü ile yabancı işgalcilere balyoz misali darbeyi indirmekti. 1511’de başlayan bu mücadele hareketi 1500lerin başından beri Portekiz işgali altında bulunan ve Santa Cruz diye anlan Agadir şehrinin 1541’de zapt edilmesi ile meyvelerini vermeye başlamıştı. Bunun akabinde Portekizliler Safi ve Azemmur’u boşalttılar ve aynı yıl askerî açıdan önemli olan Kasr es-Sagir ve Arzila ellerinden çıktı. Bu donemde Saadi tahtında oturan Şeyh Muhammed bir yandan Portekizlilere karşı mücadele vermekte, bir yandan da Wattasi hanedanını sindirmeye çalışmaktaydı. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Wattasiler Osmanlılar’ın Cezayir beylerbeyi aracılığı ile İstanbul ile iyi ilişkiler kurmuş olan bir yerel hanedandı. Saadiler’in bu nezaketsiz tutumları Osmanlılar’ın canını sıkmakta ve Kanuni Sultan Süleyman ise uygun bir fırsatını kollayarak onları ya nazikçe ya da anlayacakları başka bir dille uyarmayı da aklında tutmaktaydı. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;1545’te Muhammed el- Kaim Cezayir’i ele geçirmek için İspanyollarla ittifak yaptı. Saadilerin ilk hedefi Oran, Tilimsen gibi Cezayir bölgesinin bati kısmındaki şehirlerdi, akabinde de Cezayir şehrini ele geçirip Osmanlıları buradan kovmayı düşünüyorlardı. Tilimsen şehri Barbaros Hızır Hayreddin Paşa’nın gayretleri ile 1517 senesinde zaptedilmişti. Buradaki Osmanlı hakimiyeti İspanyolların ani bir baskını ile maalesef 1547 senesinde sekteye uğradı. Bu sırada Cezayir Beylerbeyi olan Barbaroszade Hasan Paşa Saadiler ile arası hiç iyi olmayan Beni Abbas Sultanı Abdulaziz el-Abbas ile İspanyolları bölgeden defetmek için ittifak kurdu. <o:p></o:p></p><p class="MsoNormal"><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-05-13 at 12.15.54.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-05-13 at 12.15.54.jpeg"></span></p> <p class="MsoNormal">İspanyollar Tilemsen şehrini zapt ettikten sonra kendi sözlerinden çıkmayacak birini göstermelik olarak şehrin hükümdarı ilan ettiler. Tilimsen’in elden çıkışı İstanbul'da zaten bir rahatsızlık husule getirmişken bu kukla hükümdar her şeyin tuzu biberi olmuştu. Saadiler Haziran 1550’de Tilimsen’i hiçbir mukavemet göstermeden teslim aldılar, akabinde de şehri korumak için İspanyol ve Saadi kuvvetlerinden oluşan bir orduyu burada bıraktılar. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Altı ay kadar suren hazırlığın ardından Hasan Paşa’nın komutasındaki 10 bin yeniçeri ve Sultan Abdulaziz’in komutasında bulunan 10 bin kadar Berberi askeri Tilimsen’i kuşattı. Bu sırada şehirde 40 bine yakın Saadi ve İspanyol kuvveti bulunmaktaydı. Çok uzun sürmeyen bir kuşatmanın ardından Saadiler ve işbirlikçileri olan İspanyollar arkalarında çok sayıda ölü bırakarak şehri teslim ettiler.<o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Bu yenilgi Saadiler için kâfi gelmemiş olacak ki Sultan Muhammed el-Kaim 17 bin kişilik başka bir kuvveti Tilimsen’i kaybetmesinin intikamını almak için yolladı. Fakat bu yeni gelen kuvvetlerin de sonu ilkinden farklı olmayacaktı. İlerleyen yıllarda da Saadilerin taciz ve saldırıları durmayacak, buna cevap vermek için ileri harekât yapan Salih Paşa’nın komutasındaki 1500 kişilik birlik, 1553’te 40 bin kişi ve 20 toptan müteşekkil Saadi ordusuna Taza’da tarihe geçen en bir hezimet yaşattı. 40 bin kişilik düşman ordusundan çok azı sağ kaldı. Bu harekâttan sonra Salih Paşa, Muhammed el-Kaim'e haddini bildirmeye ve Osmanlı ile uğraşmaması gerektiğini öğretmeye karar verdi. Toplanan beylerbeylik divanında Mağrib üzerine bir sefer yapılması ve bu sefere katılması muhtemel Saadi hasımlarına da haber verilmesi kararı alındı. <o:p></o:p></p> <p class="MsoNormal">&nbsp;Bu çağrıya icabet için Cezayir’in Akdeniz kıyısında bulunan Kuku şehrini yöneten Ahmed el-Kadı, sefer için 4000 Berberi atlısı yolladı. 1553 senesinin sonlarına doğru 6000 yeniçeri, 1000 sipahi ve 4000 Berberi atlısı Salih Paşa komutasında Fes şehrini kuşatmak için yola çıktı. Osmanlı ordusu Fes ’in dış kısmanda bulunan Kudyat al-Mahali'de Saadi kuvvetlerine ani bir baskın verdiler. 40bin kişilik düşman ordusu hallaç pamuğu gibi atıldı. Kalanlar ise çil yavrusu gibi etrafa dağıldılar. Akabinde de Salih Paşa 7 Ocak 1554 gecesi Fes’e girdi. Wattasi hanedanından Ali Ebu Hasan Osmanlı tabiiyeti altında Fes sultani ilan edildi.<o:p></o:p></p>