Kuzey Afrika'da Osmanlı- Haçlı çekişmelerinin perde arkası ve Vadi us-Seyl Harbi-11
-----
2023-07-23 00:00:00
<p> Portekizliler Mağrib bölgesinin kıyı
kesimlerindeki bazı şehir ve kaleleri uzun yıllar boyunca sömürdükleri için bu
bölgeleri çok iyi bilmektedirler. Fakat iç kesimler hakkındaki bilgileri seyyah
kılığında gezen ajanlar ya da misyoner rahipler aracılığıyla olup kısıtlıdır. Kalkıştıkları
bu sefer Portekizliler için tamamen yeni bir maceradır. Daha önceki seferlerde
karşılaştıkları teçhizat eksikliği ve moral çöküklüğünün yerini papanın bu
seferi kutsal bir harp olarak ilanıyla bütün asker üzerinde müspet bir manevi
hava oluşması ve harpte kullanılacak olan en son teknoloji silahlar alır.</p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Temmuzun 28’inde Sebastian orduya hareket emri
verir. Ordu Arzila’dan ayrılır ve ağır bir yürüyüşle buraya bir fersah (5,5 km)
mesafede bulunan Vadi er-Raha'da ertesi gün kamp kurar. Burada bir gün
dinlendikten sonra 30 Temmuz günü kamp terk edilir. Yine ağır bir yürüyüş
sonrasında Menara’da kamp kurulur. Ordu burada dinlendiği sırada bu yürüyüşün
neden ağır gerçekleştiği burada İspanya'nın Kastilya bölgesinden toplanan 500
kişilik gönüllü gurubunun orduya katılmasıyla anlaşılır. Sebastian tek bir
kişinin bile gerçekleşecek zaferden mahrum kalmasına razı değildir.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> 1 Ağustos günü sabahın ilk saatlerinde Menara
kampı terk edilir ve bir günlük yürüyüşün ardından Vadi ul-Mehazin de denilen
Vadi us-Seyl'e varılır. Kısa bir dinlenme molasının ardından Sebastian savaş
konseyinin toplanması emrini verir. Bütün danışmanlar ve üst düzey komutanlar
Sebastian'ın tahtının da bulunduğu çadırda toplanırlar. Sebastian söze başlar,
Kısa bir konuşmanın ardından danışmalarına ve komutanlarına bundan sonrası icin
fikirlerini tek tek sorar. Karşılıklı fikir teatisi şeklinde başlayan
toplantıda kısa surede her kafadan bir ses çıkmaya başlar ve ortamın tansiyonu
bir anda yükselir. Don Duarte de Menesa gibi değerli komutanlar son dakika dahi
Sebastian’a baskı yaparak bu işten caymasını tembihlemekten geri kalmadılar.
Hatta ve hatta Lukkos nehri kıyısından ilerleyerek Laraş’a dönmek bile teklif
edilir. Sebastian ise ışığa doğru hareket eden sinekler gibi sadece bir hedefe kilitlenmiş
bir haldedir ve bu teklife hiddetle karşı çıkar. Hedef Abdülmelik'tir ve
hıncını onu öldürerek almayı planlamaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Bu sırada Abdülmelik de danışmanları ile son
planların kontrolunu yapmaktadır. Sus bölgesinde asayiş kontrol altındadır ve
güneyden gelecek bütün tehlike bertaraf edilmiştir. Portekizliler’in yolu
üzerindeki bütün ambarların boşaltılmasını, hayvan sürülerinin bölgeden
uzaklaştırılmasını ve su kuyularının tahrip edilmesini emreder. Kuru otlar ve
anız dahi yakılarak düşmanın bir şey bulma ihtimali zorlaştırılır. Abdülmelik
bununla bir savaş olmadan Portekizliler’in kendiliğinden çekilmesini sağlamayı
umar. Niyeti kimsenin kanının dökülmemesidir. Kardeşi Ahmed’de birlikleri ile
beraber son sürat gelerek abisi Abdülmelik'in ordugâhına varır. Abdülmelik bir
sedye üzerinde hasta yatmaktadır fakat kardeşinin geldiği haber verilince atına
binerek onu karşılar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> 3 Ağustos günü Abdülmelik ordusu ile beraber
Lukkos nehri ile Vadi us-Seyl'in arasına yerleşir. Ordunun yerleşmesi bittikten
sonra bütün orduya bir konuşma yapar. Bu konuşmasında siyasi dehasını
konuşturur ve herkesin gönlünü okşayan bir konuşma yapar. Konuşmasının en
sonunda da isteyenlerin geri dönebileceğini ifade eder. Herkes hep bir ağızdan
oraya ya ölmeye ya da bütün düşmanı toprağa gömmeye geldiklerini ifade ederler.
Ayni gün Portekiz ordusu da aynı bölgeye varır. Bütün ordunun nehrin öteki
tarafına geçip yerleşmesi bütün gününü alır. Portekizliler köprüden karşı
yakaya geçerken Magriblilerin onlara saldırmamasına oldukça şaşırırlar.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">4 Ağustos sabahı Sebastian
büyük konseyi toplar. Bütün kurmayları ağız birliği etmişçesine Laraş üzerine
yürünüp oranın ele geçirilmesini ve bu harekâtın süratli bicimde tamamlanması
icin de bütün topların toprağa gömülmesini ağır arabaların geride bırakılmasını
teklif ederler. Sebastian bu teklife olan hiddetinden kıpkırmızı olur. Bütün bu
teklifleri yüz kızartıcı ve küçük düşürücü bulur. Sebastian komutanlarına hemen
harekete geçilmesi ve ordunun kare düzende savaşmasının emrini verir. Ona göre bu
şekilde düzen almak süvarilere karşı en etkili yöntem olacaktır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Abdülmelik Türk taktiği olan hilal düzeni ile
düşmanlarına karşı koymayı planlar. Ordunun sağ kanadına kardeşi Ahmed sol
kanadına ise yetenekli kumandanlarından Muhammed Zerkun komuta edecektir. Bu
harp icin bütün tarikat şeyhleri atları üzerinde ön saflarda yer almaktadırlar.
Bu da ordunun manevi kuvvetini arttırır. Bütün askerler canı gönülden harbin
başlamasını beklemektedirler. Bu sırada düşman saflarından bir gulgule
gelmektedir. Sebastian'ın irad ettiği ateşli nutuk bütün askerlerini şevke
getirir. Tam bu sırada kocaman bir haç gökyüzüne doğru kaldırılır ve bütün
askerler ve soylular haça tazim için diz çökerler. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Bu fırsattan istifade eden
Abdülmelik'in cevval komutanları bütün toplara ateş emri verirler.
Portekizliler ne olduğunu anlamaya fırsat bile bulamadan panik geçirmeye
başlarlar. 22 top ile pek çok askeri bu ilk saldırıda kaybederler. Top atışları
seri bir şekilde devam ederken patlamaların etkisi ile Portekiz askerlerinden
kopan uzuvlar havada uçuşmaktadır. Kaptan Aldana aklını başına toplayıp
Portekiz topçularına ateş emri verdiğinde bu top atışları Magriblilere pek etki
etmez. Sebastian sol eline aldığı kılıç ile hücum emrini verir. Portekizlilerin
bu ilk hücumu başarılı olur fakat süratle Mağrip ordusunun içine doğru
ilerlerken piyade birlikleri ani bir bozguna uğrarlar. Portekiz askerlerinin
güneş altında pırıl pırıl parlayan zırhları mızraklarla delinir. Pek çok kafa
vücutlarından tek bir kılıç darbesi ile ayrılır. Pek çok Portekiz, Alman ya da
İtalyan asilzadesi kızgın Mağrib toprakları üzerinde can verir. Haçlı ordusu
tek bir hamlede dağılır ve Sebastian da ricat emri verir. Portekiz askerleri
arkalarına bile bakmadan kaçmaktayken süvariler hücuma kalkarlar. Kaçanların çoğu
süvariler tarafından kılıçtan geçirilir kalanlar ise esir alınır. Ortalık
tabiri caizse anababa günü gibidir. Sahra oluk oluk akan kandan kırmızıya
bürünür. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Portekizliler can havli ile geldikleri yoldan
geri giderek köprüyü geçmek ve en kısa yoldan Portekiz'e kaçmak derdine
düşmüşlerdir. Köprüye geldiklerinde ise kendilerini acı bir süperiz
beklemektedir. Mağribiler köprüyü yıkmışlardır. Arkalarından gelen süvarilerden
kaçmak icin nehre atlayan askerlerin büyük bir çoğunluğu ölür. Nehirde
boğulanların sayısı harp meydanında ölenlerden katbekat fazladır. Tarihçi
Vefrani’ye göre Portekizlilerin köprüden geçişi tamamladıktan ve kendileri bir
müddet bu mıntıkadan uzaklaştıktan sonra Abdülmelik bir bölük askere köprünün
yıkılmasını emretmiştir. Harbin olduğu mevsim nehrin taşkın zamanı olup, nehir
askerin üzerlerindeki ağırlıklarla geçmelerine olanak sağlamayacağı kadar hızlı
akmaktadır.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Abdülmelik savaş günü üzerinde yaldızlı
kaftanı ve elinde kılıcı ile ordunun en önünde görülmüş fakat ilerleyen
saatlerde durumu birden ağırlaşmış ve hayatını kaybetmişti. Onu görülmeyen bir
düşman olan kolera yenilgiye uğratmıştı. Veziri Rıdvan kimseye olanları
sezdirmemek icin Abdülmelik'in çadırına girip çıkar ve sanki kendisinden yeni
emirler var gibi davranmaya devam eder. Bu arada ordunun kontrolunu kardeşi
Ahmed devralır ve düşmanları kovalamayı sürdürür. Mağrib süvarileri ise
Sebastian'ı son sürat takip etmektedir. Sebastian atı üzerinde kaçmaktayken
yıkılmış olan köprüye varır, Kaçabileceği bir yer olmadığından can havli ile
kendini nehre atar. Fakat onun adı da boğulanlar listesine yazılır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Tahtını geri alabilmek icin Portekizlilerle iş
birliği yapıp onları bir nevi bu maceraya teşvik eden sabık Mağrib sultani
Muhammed Abdullah'ta bu hezimeti gördükten sonra kaçmaya çalışır ama maalesef o
da Sebastian gibi nehri yüzerek geçmeye çalışırken azgın sulara kapılır ve
hayatını kaybeder.<o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1"> Afrika'da o zamana kadar gerçekleşmiş olan en
kanlı savaşta ölenlerin sayısında tam bir kesinlik olmasa da, kaynaklarda
karaya çıkan 80bin Portekizlinin ancak 20bin kadarı gemilere binip buradan
uzaklaşmaya muvaffak olurlar. Portekiz'in bütün soyluları ve kraliyet ailesinin
bütün fertleri de burada hayatlarını kaybederler. Mağrib cephesinde ise
kayıplar 15 ila 18 bin arasındadır. Tarihe Kasrulkebir, Vadi us-Seyl .
Vadilmehazin olarak değişik isimlerle geçen bu savaşın Avrupa dillerindeki bir
diğer adı da bir kral ve iki sultanın savaş meydanında ölümünden ötürü Üç
Krallar Savaşıdır. <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times New Roman",serif;mso-fareast-font-family:
"Times New Roman";color:black;mso-themecolor:text1">Savaş sonrasında Avrupa'da
tam anlamıyla bir şaşkınlık hakimdir. O gün icin dünyanın denizlerdeki süper
gücü sayılan Portekiz'in böyle bir savaşı kaybetmesini akıllar almaz. Bu da
yetmezmiş gibi Portekiz kraliyet ailesinin bu Savaş sırasında toptan yok
edilmesi Portekiz üzerinde İspanya hakimiyetinin başlamasına sebebiyet verir.
Mağrib’i müstemleke yapmak isteyen Sebastian'ın ülkesi onun ölümü ile bir
müstemleke haline gelir. Yapılan çalışmalarla Abdülmelik'in Mağrib ordusunu
Osmanlı tarzı savaş sistemine geçirmesi ile Avrupa'yı şimdi de bir Saadi
korkusu sarar. Abdülmelik'in hayatını kaybetmesi ile belki de muhtemel bir
İspanya seferi de bir proje olarak tozlu raflardaki yerini alır. Ahmed
el-Mansur adı ile abisi Abdülmelik'in yerine tahta çıkan yeni sultan da daha
mülayim bir siyaset izleme yolunu seçer. Bu da Mağrib'de yaklaşık yüzyıl
sürecek sulh döneminin başlangıcı olur. Belki de Abdülmelik harp sahrasında
hayatını kaybetmemiş olsaydı günümüzde farklı bir Avrupa haritası karşımızda
olacaktı. Maalesef ki bunu asla bilemeyeceğiz. Çünkü tarihi olasılıklar değil, gerçek
hayatlar ve yaşanmışlıklar var ediyor.</span></p>