Kutadgu Bilig'de Tuz-Ekmek Meselesine Dair
-----
2022-04-27 00:00:00
<p>Kutadgu Bilig
bilgimizi bilgeliğe taşıyan bir karakter ve şahsiyet
şaheserimizdir. Kutluluk bilgisini anlatan bir ata mirasımız. Bu
eser ne yazık ki çokları gibi Türklerin hala kendisinden bigâne
olarak çevresinde gezindiği hazinelerinden biridir. Kendiliğimizin
neliğinden habersiz avare dolaştığımız tarih dehlizinde nicedir
yolumuzu kaybedip, fikir istiklalinden mahrum kaldığımızdan
kendimizi bize anlatan bu eserleri İrlanda tarih müzesini gezer
gibi bilinçsiz ve uyuyan bir akılla dolaşıp duruyoruz. Kendilik
felsefemizin, özümüzün yolunu gösteren Yusuf atamın bize
bıraktığı bu hazineyi klişe övgüler ötesinde anlayıp hayata
çağırmaya çalışan var mıdır?</p>
<p align="JUSTIFY" style="text-indent: 1.25cm; margin-bottom: 0cm; line-height: 100%">
</p>
<p align="JUSTIFY" style="text-indent: 1.25cm; margin-bottom: 0cm; line-height: 100%">
<font size="3">Kutadgu Bilig’de
pek çok bahis bizi şahsiyetimizin kavramlarına götürmektedir.
İşte bunlardan biri de Türk töresinin önemli bir
unsuru/sembolü/telakkisi olan tuz-ekmek meselesidir. Karacaoğlan’ın
</font><font size="3"><i>Yeni
geldi Arap atın sökünü Seyir eyle sağa sola bükeni Helal edin
tuz ekmeğin hakkını varamıyorum beni burada eyler var </i></font><font size="3">dediği
mısraları yanında Pir Sultan Abdal’ın </font><font size="3"><i>Bir
kardaşa meyil verip Tuz ile ekmeğin yiyip Azıcık noksanın görüp
Tez başına kakma gönül</i></font><font size="3">
mısralarında anlattığı tuz-ekmek meselesi kültürümüzde
Türkistanlıların bir değeri olarak tezahür eder: </font><font size="3"><i>Tuzdan
büyük olma büyüklenme</i></font><font size="3">,
şeklinde Türkmenlerde, </font><font size="3"><i>Eğer
yalan söylüyorsam beni tuz ursun</i></font><font size="3">
şekliden Kırgızlarda, </font><font size="3"><i>Yemeğin
tadı tuzdadır, dünyanın tadı gözde</i></font><font size="3">
şekliyle Azerbaycan Türklerinde ifadesini bulan tuz-ekmek meselesi
Türkiye’nin dil yolbaşcısı Yunus Emre’de </font><font size="3"><i>Şükür
bu deme geldik dostları burda bulduk Tuz-ekmek bile yedik aşk demin
oynar iken</i></font><font size="3">
mısralarında kendisini gösteren bu derin telakkinin tezahürlerini
Kutadgu Bilig’de de buluyoruz. </font>
</p>
<p align="JUSTIFY" style="margin-bottom: 0cm; line-height: 100%"></p>
<p align="JUSTIFY" style="text-indent: 1.25cm; margin-bottom: 0cm; line-height: 100%"><a name="Bookmark"></a>
<font size="3">Kutadgu Bilig’de
tuz-ekmek meselesinin ima ettiği kavramlardan birisi cömertlik ve
cömert insan şahsiyetidir: </font><font size="3"><i>Gözü
tok, başkaları üzerinde tuz-ekmek hakkı olan, cömertlerin
namlısı ne der, dinle. Malını insanlara dağıt, yedir ve içir;
mal seni kullanacağına, sen onu kullan</i></font><font size="3">.
(Yusuf Has Hacib, Kutadgu Bilig, Haz. Reşit Rahmeti Arat, Ankara,
1998, s. 96). Telakkinin kendisi yanında </font><font size="3"><i>tuz-ekmek
hakkı</i></font><font size="3">
tabiri de burada ortaya çıkmaktadır. Malın bir şahsiyet, erdem
metaına dönüşerek insanı sekülerleştirmeden, insanlığını
yitirmeden var olmasını sağlayan bir mana içinden bize konuşan
bu dünyadan ne kadar haberdarız? Bu bakımdan bir toplum kavramı
olarak tuz-ekmek </font><font size="3"><i>Tuzu,
ekmeği bol tut, başkalarına ikram et; bir kimsenin aybını
görürsen, açma, üstünü ört. s. 105 </i></font><font size="3">şeklinde
ifadesiyle</font><font size="3"><i>
</i></font><font size="3">bireylerin
şahsiyetinde bir ikram kültürü olarak yerini alırken devamında
ayıp görmemekle birlikte anılmasının manidar olduğunu
düşünüyoruz. Veren el bizim olmadığız gibi ayıp görmeyen
gönülde bilgelerindir. Ayıp görmemeyi âlicenaplık sanarak
diğerine atıfet taslamanın çirkinlik olduğunu bildiren
kültürümüzün bu derinliğini bilmeden örtülenin ne olduğunu
anlamak kabil olamayacaktır. Aynı zeminde </font><font size="3"><i>Cömert
ve alçak gönüllü ol, tuz-ekmek yedir; başkalarının aybını
görme, ört ve yok farzet s.436, </i></font><font size="3">denilerek
başka bir yerde de aynı hususa dikkat çekilir. Tuz-ekmek, cömert
ve alçak gönüllü olmak manasıyla birlikte zikredilmektedir.
Tarihin bize öğreteceği gerçek namına bir şey varsa bundan
başkası olamaz herhalde!</font><font size="3"><i>
</i></font>
</p>
<p align="JUSTIFY" style="margin-bottom: 0cm; line-height: 100%"></p>
<p align="JUSTIFY" style="text-indent: 1.25cm; margin-bottom: 0cm; line-height: 100%">
<font size="3">Kutadgu Bilig
tuz-ekmek meselesini devlet, toplum ve fert bazlı farklı
çerçevelerde ortaya koyar. İşte bu meyanda tuz-ekmek hakkının
ordu ve askerlere dair kısmında anlatılan şekli birkaç manayı
birden gösterir: </font><font size="3"><i>İnsan
bu vasıflar ile harpçi olur; harpçi olur ve işinin ehli olur.
Harpçi her vakit silah taşıyan kimsedir; o düşmanı vurur ve
zafer kazanır. Onun tuzu-ekmeği ve yemeği bol, atı, elbisesi ve
silahı da buna denk olmalıdır. İnsanın adım tuz-ekmek, yiyecek
ve içecek dünyaya yayar; bu hayatın devası yiyecek ve içecektir.
Ila’nın meşhur şahsiyeti ne der, dinle; ey insanların kutlusu,
tuzun ekmeğin bol olsun. Adının namlı ve şöhretli olmasını
dilersen, başkalarına tuz-ekmek yedir; yaşamak dilersen, yine aynı
şeyi yap. İnsanlık yapan, itimat kazanan ve cömert olan insana,
tuz-ekmek hakkı diye, askerler bunun hakkını öderler. s. 173.
</i></font><font size="3">Burada
anlam katmanlarından görüleceği üzere tuz-ekmek öncelikle bir
işi yapacak olana hakkının verilmesi manasında kullanılır.
Bunun yanında cömert bir şahsiyetin kalıcılığına işaret
edilip hakkını alanların aynı erdem dünyasında bunun
karşılığında vazifelerini hakkıyla yapacaklarını söyler.
Burada hak kavramı merkezinde tuz-ekmek meselesinin teşekkülü
görülür. Bir işte hak edileni almak ve işini hakkını vermek
şeklinde bir ilkeyi burada düşünmek mümkündür. Dolayısıyla
tuz-ekmek karşılıklı bir bilgelik ve edep ilkesine dönüşür.
İşi verenin de yapanında hak kavramı çerçevesinde bir mesuliyet
taşıması gerekliliğini bize öğreten bir ölçü ortaya çıkar.
Burada devlet görevlilerinden beklenen bir şahsiyet özelliği
olarak tuz-ekmek zikredilir: </font><font size="3"><i>[Kapıcıbaşı],
Tuzu-ekmeği bol ve kendisi çok cömert olmak; gümüş ve altın
vererek, etrafına çok insan toplamalıdır. s.188. </i></font><font size="3">Yusuf
atam</font><font size="3"><i>
a</i></font><font size="3">ynı
meseleyi bilim adamları hakkında da ifade ederken tuz-ekmek
üzerinden konuyu ortaya koyar: </font><font size="3"><i>Onlara
[alimler ve hakîmler] karşı sert ve kaba bir dil kullanma;
tuz-ekmek yedir, saygı göster ve hürmet et. Onları dinle,
bilgilerine göre hareket et; tavır ve hareketleri hakkında
arkalarından dedi-kodu yapma. Senin için lazım olan onların
ilmidir; onlar insanlara yol göstererek, doğruluğa sevk ederler.
Bunları koyun sürüsünün koçu telakki et; onlar başa geçip,
sürüyü doğru yola götürsünler. s. 314 </i></font><font size="3">Bu
meyanda</font><font size="3"><i>
</i></font><font size="3">Kutadgu
Bilig’de tuz-ekmek bir mesuliyet ilkesi olarak da tezahür eder.
Kişilere hakkını vermek ve bunun karşılığında kişilerin de
bu mesuliyeti hissederek iş görmeleri karşılıklı bir hak ilkesi
olarak ortaya çıkar: </font><font size="3"><i>Sen
kimin ekmeğini yersen, onun işini gör; bağlılığını gittikçe
arttır ve yediğin ekmek sana helal olsun. İnsan olanlar tuz-ekmek
hakkını gözeterek, bunu verene canlarını feda ederler. s 414.</i></font><font size="3">
Burada bir vefa, hamiyet ve liyakat ilkesinin ortaya çıktığını
görüyoruz. Tuz-ekmeği hak olarak hak sahibine vermek ve iş
görenin de buna karşı o hakkın gereğini yapması karşılıklı
bir edep ve bilgelik ilkesi olarak şekillenir: </font><font size="3"><i>Sen
bugün bana Tanrının gerçek bir ihsanısın; bütün çetin
düğümler senin sayende çözülmüştür. Sen bana büyük bir
sadakatle hizmet ettin ve yediğin tuz-ekmek hakkını ödedin. Senin
geçinmen ve hizmetimde hazır bulunabilmen için, benim de şimdi
sana buna karşılık iyi bir mukabelede bulunmam lazımdır, s. 421
</i></font><font size="3">İşi
layığına verirken hakkını gözetmek o kişinin de buna karşı
yediği tuz-ekmeğin hakkını samimiyetle ödemesi değer zemininde
bir anlayış içinden hayata bakılmaktadır. </font>
</p>
<p align="JUSTIFY" style="margin-bottom: 0cm; line-height: 100%"></p>
<p align="JUSTIFY" style="text-indent: 1.25cm; margin-bottom: 0cm; line-height: 100%">
<font size="3">Kutadgu Bilig tuz
ekmek meselesini saadet yani kut meselesi ile birlikte sunar. Kut
bilgeleşmenin sonunda gelen hikemî bir durum olduğu için Yusuf
atam burada konuyu ortaya koyar: </font><font size="3"><i>Kendini
unutma, hareketlerinde doğru yoldan şaşma; saadetin yolunu kapama
ki, o sana sağ-salim erişebilsin, Evini-barkını çok temiz ve pak
tut; ey cömert ve acık elli insan, bu sana saadet getirir. Bir de
yiyeceği, içeceği ve tuz-ekmeği bol tut; iyi nam kazanırsın ve
saadet sana yar olur s. 328. </i></font><font size="3">Ferde
bu sözle konuşan Yusuf atam toplum hayatına da bu ilkeyi tuz-ekmek
meselesi ile aktarır. Bir kendilik ve bilgelik kitabı olan bu
eserin tarihi çehresinin arkasından konuşan kadim Türk bilgeliği
insanlığın değer dünyasına genel-geçer bir çerçeve sunar:
</font><font size="3"><i>Menfaat
gözetmeyen dost, ahbap ve arkadaş edinmeğe çalış; onlara inan
ve kaygısız yaşa. Dost, ahbap ve arkadaş sevinç ve kaygıda, iyi
ve kotu zamanlarda insana faydalı olan kimselerdir. Seni daha çok
sevmelerini istersen, onlara tuz-ekmek yedir ve her vakit güler yüz
göster. Bu iki hareket insanı kendine ısındırır; o da iyi ve
kötü anlarda kendisinin üzerine düşen vazifeyi yapar. Bilgi buna
benzer bir söz söylemiştir; ey temiz tabiatlı insan, sen buna
göre hareket etmeğe çalış. İnsanlara güler yüz göster ve
onlara tatlı sözle tuz-ekmek yedir s. 305. </i></font><font size="3">Menfaat
peşinde koşmadan, iyi kötü birlikte olan dostlara güler yüzlü
olarak tatlı sözle tuz-ekmek yedirmekten bahseden Yusuf atam ne
söyler acaba? Bununla yetinmeyip medeni hayatın temeli gördüğümüz
topluma dair tuz-ekmek meselesi üzerinden konuşmaya devam eder:
</font><font size="3"><i>Yanındakini
kendinden uzaklaştırmak istersen, ona istediğini verme ve onunla
bir az kaba konuş. Eğer uzun ömür dilersen, cömert ol;
başkalarından mümkün mertebe tuz-ekmeği esirgeme. Kendini her
kese sevdirmek istersen, sözün ve fikrin birbirine uygun ve dilin
tatlı olsun. Sen kendine hürmet edilmesini istersen, başkalarına
hürmet et, ey yumuşak huylu insan. s. 309. </i></font><font size="3">Mensubiyetimiz
bir mesuliyet getirmiyorsa neye yol verecektir. Hürmet isteyen
hürmet edecek...</font></p>
<p align="JUSTIFY" style="margin-bottom: 0cm; line-height: 100%"></p>
<p align="JUSTIFY" style="text-indent: 1.25cm; margin-bottom: 0cm; line-height: 100%">
<font size="3">Kutadgu Bilig’deki
tuz-ekmek meselesi görüldüğü gibi fert, toplum ve devlet
hayatının tüm aşamalarına yani bir medeniyet çerçevesinin
değer zemininde etkin bir sembol dünyası olarak şekillenmektedir.
Ferdiyeti terbiye eden, toplum ilişkilerinde denge, ahenk, hak
anlayışı ile yaklaşan Kutadgu Bilig devletten de aynı çerçevede
bir anlayışı bekler. İl gider töre kalırsa tuz-ekmeğin bir
töre ilkesi olduğunu bilgelik zemini oluşturup </font><font size="3"><i>kut</i></font><font size="3">a
imkân sağlayan çerçeveyi anlattığını söylemek yanlış
olmayacaktır. İşte bu ehemmiyetine binaen Yusuf atam zamaneden
şikâyet ederken aslında her zaman olası için bir sitem ve ikazı
yaparken yine tuz-ekmek ile konuya yaklaşır: </font><font size="3"><i>Tuz,
ekmek hakkını gözeten var mı; ben onu altın, gümüş ve gevhere
gark edeyim. Konu-komşu, sevinç ve keder arkadaşı nerede; ben ona
her şeyimi vereyim, evimi bile ona terk edeyim. Arkadaş ve dost
diye itimat edilecek kim var; ben onu bey yapıp, kendim ona kul
olayım. s. 437. </i></font><font size="3">Tuz-ekmek
hakkı gözetmek Türk olmanın esaslarından olsa gerek ki bu ahlakı
taşımayan insanlar ve dostlarından yakınarak söze nokta koyar
gibidir Yusuf atam. Hak gözeten ve hakkı gözeten kalmaması bir
devrin inkıraz alametlerindedir. Hak anlayışı, keder-sevinç
birlikteliği ve itimat kavramlarının bir toplumu tutan direkler
olduğunu göz önüne alırsak bu ikazların önemi daha aşikâr
olmaz mı? Kutadgu Bilig’in içerisinden kadim bilgeliğimize
baktığımız bu kısa yazıda anlıyoruz ki Türkler hakşinas
insanlar ve buna dair telakkileriyle tarihte var oldular ve
olacaklar. Medeniyetçi milliyetçiliğimiz zemininde Türkistanlılık
anlayışı da bu değer zemininde gerçekleştiğinde Türkler
insanlığa karşı mesuliyetlerini şahsiyetlerince deruhteye devam
edeceklerdir. </font>
</p>
<p align="JUSTIFY" style="text-indent: 1.25cm; margin-bottom: 0cm; line-height: 100%">
</p>
<p align="JUSTIFY" style="text-indent: 1.25cm; margin-bottom: 0cm; line-height: 100%">
<font size="3">Vesselam</font></p>