'Kral-ı Orta Macar'ım ki namım Tökeli İmre, Mûin-i Âli Osman'ım daim hâzırım emre'
-----
2023-03-05 00:00:00
<p><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2023-03-04 at 11.47.03.jpeg" alt="WhatsApp Image 2023-03-04 at 11.47.03.jpeg" style="width: 771px;"></span></p><p> Tarihte Türk-Macar ilişkileri akademik olarak
incelenmiş olsa da okullarda bu konuda fazla bir şey öğretildiği söylenemez.
Kanuni Sultan Süleyman'ın Avrupa Seferi sırasında karşı karşıya geldiği ve
neredeyse bir futbol müsabakası kadar bir surede tarihe gömdüğü Macaristan
Krallığı hakkında bilinen şeyler bu savaşın adı olan Mohaç, Macaristan'ın 170
Osmanlı idaresinde kalması ve Zigetvar Seferi’nden öteye maalesef
gidememektedir.</p>
<p class="MsoNormal"> Tarih derslerinde anlatıldığı üzere Mohaç
Savaşı sonrasında Macaristan Krallığı tarihe karışmış olmakla birlikte Osmanlı
Devleti Macaristan'ın bütün topraklarına sahip olamamıştır. Macar toprakların
üçte ikilik kısmı Osmanlı tabiiyetine girerken geri kalan kısım Avusturya'yı
yöneten Habsburg hanedanının kontrolünde Macar Krallığı adi altında yasamaya
devam etmiştir. Habsburglar’ın Macar
toprakları üzerinde bu şekil bir siyaset izlemesinin yegâne gayesi hiç kuskusuz
devrin iki süper gücü olan Osmanlı ve Habsburg hanedanlık toprakları arasında bir
tampon bölge oluşturmaktan fazlası değildi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> Habsburglar Almanya’da başlamış olan
Protestanlık hareketlerinden ciddi şekilde rahatsızlık duymakta ve bu tip
oluşumları baskı ile sindirmeye çalışmaktaydılar. Macar halkında da bu yeni
mezhebe karşı bir ilgi başlamıştı. Özellikle Habsburg idaresi altındaki Macar
topraklarının kuzeyinde ve Osmanlıya bağlı olan Erdel beyliğinde yasayan
Macarlar arasında Protestanlık yayılmaya başladı. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> Bu devirde bu bölgede yasayan Macar
soylularının topraklarının bir kısmı Habsburg bir kısmı ise Osmanlı topraklarında
bulunmaktaydı. Bu soylu ailelerden biri de Tökeli ailesi olup Habsburg yönetimi
altındaki Macar topraklarının kuzeyinde yerleşiktiler. Ailenin reisi olan
Stefan bölgede nüfuzlu olan zengin bir beydi. Tökeli Stefan yaptığı evlilik ile
Erdel Beyine de akraba olmuştu ve halk nazarındaki otoritesi de artmıştı. Bu
evlilikten beş oğlu doğmuş, fakat dördünü daha çocukluk çağında çeşitli
hastalıklardan kaybetmişti. Geride sadece 1687’de doğan oğlu İmre kalmıştı.
Stefan, tek oğlu ve varisi olan İmre'nin iyi bir eğitim almasını ve kendini
geliştirmesini çok istemekteydi. Bu sebeple okul yaşına gelince oğlunu
Protestanlığın Lutherci koluna mensup olanların kurduğu bir okula gönderdi. Bu
okuldaki hocaları İmre’nin zekâsı ve yetenekleri karsısında ona hayran oldular.
İmre en derinlikli konuları bile gerçekten çok çabuk ögreniyordu, Mukayese
kabiliyeti ise tam anlamı ile muhteşemdi. Latinceyi ve Lutherci ilahiyat
konularını çok kısa surede ve fevkalade seviyede ögrenmesi babasını mutlu
etmişti. Bu sırada Habsburglar’ın Protestanlara baskısı had safhaya ulaşmış ve
bu baskıdan Tökeli ailesi de nasibini almıştı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> Avusturya imparatorluk tahtına yeni oturan I.
Leopold tarafından Protestanları sindirmek amacı ile tertiplenmiş ve tarihe de <i>Soyluların
Kumpası</i> adı ile geçmiş olan olaya Stefan'ın da adı karıştırılmış, bu
sebeple de kendisine savaş açılmıştı. Stefan Macar-Leh hududunda bulunan ve
kendi mülkü olan Arva Kalesi’ne sığındı fakat kuşatmanın ağırlığı yüzünden
öldü. Ölmeden önce oğlu İmre'nin kalenin altındaki tünellerden kaçmasını
sağlattı. Bu sırada takvimler 1670 tarihini göstermekteydi. Bu harplerden sonra
ise pek çok Macar toprağından sürüldü ve yerlerine Almanlar yerleştirildi.
Kalanlar ise baskı altında yasamaya mecbur edildi. Macar ananeleri ayaklar altına alındı.
Yerlerinden sürülenler ise Osmanlı topraklarına göç ettiler.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> İmre, ailesinin Erdel’de bulunan Marmaruş bölgesindeki topraklarına kaçtı.
Erdel ise Osmanlı hakimiyetinde olan muhtar bir bölgeydi. Zaman zaman
Osmanlı-Leh çatışmalarına sahne olan bu bölge, Osmanlı-Avusturya hududuna
nazaran daha sakin bir durumdaydı. Osmanlı'ya sığınan Macar multeciler
Habsburglara karşı silahlı örgütler kurdular. Bu mültecilere Eğri Beylerbeyi
Memi Ağa <i>kuruç </i>adını takmıştır. Birkaç yıl boyunca, bir yandan İmre
Erdel’de eğitimine devam ederken, bir yandan da emrindeki adamlar ve Erdel Beyi
olan Apafi Mihail mahareti ile kuruçları organize etti. Bu arada Erdel Beyi
Fransa Kralı XIV. Lui ile anlaşarak onun yardımını da kendi tarafına çekti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> İmre'nin kolladığı fırsat 1678 senesinin
haziran ayının başında geldi. Tökeli İmre ve Apafi Mihail’in kuruçlardan
meydana getirdiği birliklere Slovak köylülerinin de destek vermesiyle Habsburg
kontrolu altındaki Macar topraklarına saldırılar başladı. Bu saldırılara Varad
Beylerbeyi ’de destek sağladı. Bu geniş katılımlı ordu Habsburg topraklarını
bir fırtına misali vurdu. Sadece dört yıl içinde büyük miktarda toprağı
Habsburglar’dan aldı. İmparator çaresizce ateşkes istemek zorunda kaldı. Bu
durumu fırsat bilen İmre Sultan IV. Mehmed’e tabiiyetini bildirdi. Sultan
Tokeli İmre'nin bu hareketinden memnun kaldı ve kendisini Orta Macar Kralı namı
ile kral tayin etti. Aynı yıl eski bir Erdel Beyi’nin dul kalmış Hırvat hanımı
ile evlendi. Bu itibarinin Hırvatlar arasında da yayılmasını sağladı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"> 1683’te gerçeklesen İkinci Viyana
Kuşatması’nda Türk birliklerinin bazılarını yönetti. Leh kralı olan Jan
Sobieski komutasındaki ordunun Viyana’ya yardıma gelmesiyle kuşatmanın seyri
değişti ve yüzyıllardır süren <i>Yenilmeyen Türk </i>imajı sona erdi. Tökeli
İmre imparatorla Sobieski vasıtası ile ayrı bir barış görüşmesi yürüttü.
Görüşmelerde önceden aldığı yerlere ilaveten 13 bölgenin daha kendisine
verilmesini, Orta Macar Kralı olarak tanınmasını ve Protestanlara din özgürlüğü
verilmesini istedi. Buna karşılık imparator kendine aşağılayıcı ve alaycı bir
tavırla koşulsuz teslim olmasını teklif etti. Tökeli savaşa devam etme kararı
aldı. Kendisini destekleyen Osmanlı birlikleri ile birlikte iki yıl daha
savaşmaya devam etti. 1685'te meydana gelen Proşev Muharebesini Osmanlılar
kaybettiler. Bunun sonucunda ise İmre tahtını kaybetti ve akabinde de
tutuklanarak sorgulanmak üzere Edirne’ye yollandı. Bir sure zindanda kaldıktan
sonra serbest bırakıldı ve Erdel’e geri döndü. Orta Macar Kralı olması 3 sene
sürmüş olsa da tahtını geri alma cabaları hep sürmüştür .1690 senesinde kısa
sureli olarak Erdel beyi olarak da görev yaptı. Ertesi sene 7 yıldır kesintisiz
devam etmekte olan Habsburg-Osmanlı Savaşları'nın bir bölümü olan Zante ve
Slankamen Muharebeleri’nde Osmanlı birliklerini canhıraş bir şekilde yönetti.
Üst üste alınan yenilgiler krallığını geri alma umutlarını da tüketti. 1699
senesinde imzalanan ve bütün savaşlara son veren Karlofça Antlaşması'nın
ardından Galata’ya yerleşti. Sultan II. Mustafa kendisine bazı çiftlikler ile
beraber Vidin Beyi unvanını verdi. Kısa suren Galata ikametinin ardından
İzmit'e yerleşti. Burada sakin gecen günlerin ardından 13 Eylül 1705 tarihinde
47 yaşında İzmit'te öldü. Kalıntıları 1906 senesinde Macaristan'a götürüldü ve Keşmark’ta defnedildi. Krallık mührü olarak
şu beyiti kullanmıştır:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">"Kral-ı
Orta Macar'ım ki namım Tökeli İmre, Mûin-i Âli Osman'ım daim hâzırım emre"<o:p></o:p></p>