Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (85)
-----
2022-05-08 00:00:00
<p><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//ysevi.jpg" alt="ysevi.jpg"></span></p><p>(<i style="color: rgb(192, 0, 0); font-family: Times, "serif";">Son Telgraf</i>, 28.12.1937, s. 1)</p>
<p class="MsoNormal" style="margin-bottom:0cm;margin-bottom:.0001pt;line-height:
normal"><span style="font-size:10.0pt;font-family:"Times","serif";mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi;color:#C00000">Sayfanın sol
alt tarafında resmi görülen -<i>Yakılacak
Kitab</i> müellifi- Etem İzzet
Benice’nin Sâhib, Başmuharrir ve Neşriyât Müdürü olduğu <i>Son Telgraf</i> gazetesinde Denizbank Hâdisesi: “Sadri Maksudinin
mebusluktan, profesörlükten ve Dil kurumundan istifa etmesi bekleniyor…
Türkçeyi bilmiyenlerin Türk dili ve nazariyyeleri üzerinde tasarruf iddia
etmelerine elbette ki imkân tasavvur edilemez…” Sadri Maksudi’nin resminin
altındaki yazı: “ Anadolu ajansına beyanatta bulunan meb’uslarımıza nazaran,
tarihçiliği, dilciliği, hattâ hukuk âlimliği şüpheye düşen Sadri Maksudi…”
Gazetenin sağ alt köşesine, Peyami Safa’nın bir karikatürü dercedilmiştir;
mes’elenin nereye varacağını bilmeden Sadri Maksudi’yi desteklediği için, o da,
mânevî linç oklarından payını alıyor: “Hâdiseye ismi karışan Server Bedi, yani
Peyami Safa”… <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal">*** <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Pek aziz ve muhterem efendim,<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Evvelki ricama gönderdiğiniz cevabı bugün aldım.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Büyük ve aziz bir hak meselesi için zatı âlinizi üç beş dakika
işgal etmeyi kendime bir vazife bildim: <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Denizbank
yanlıştır dediği için neredeyse diri diri ateşte yakılacaktı!”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">“Büyük Millet Meclisinde mebus, İstanbul ve Ankara Hukuk
Fakültelerinde müderris olan Sadri Maksudi, hatırladığınız üzere, geçenlerde
garib bir felâketin meşhur bir kahramanı oldu. Millet Meclisi müzakereleri
esnasında bu zat denizbank demek yanlıştır, deniz bankası demeliyiz diye bir
itirazda bulunmuştu. 3-5 gün Meclis kürsüsünden, matbuat sütunlarından ve radio
merkezinden bu korkunç cinayetin tedibi için tenkide, hücuma uğradı. İnfial o
kadar büyüktü ki bin bir çeşid ölüm arasında ateşte kızartılarak imha edilmesi
tercih edilecek gibi görünüyordu. Bunun üzerine ikinci bir nevi ceza olarak Ankara ve İstanbul Hukuk
Fakültelerindeki derslerinden azledildi. Halbuki zavallının iddiası son
derecede haklı idi ve türk dilinin tamamen yanlış bir görüşle tazib ve tahrib
edilmesine karşı bu zat itirazın nereye varacağını bilmeden Meclisde malum olan
ve hatırlarda kalan tenkid cümlesini söylemişdi.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Sadri
Maksudi’nin Türkiye’ye yerleşmesini Hamdullah Suphi têmîn etmiş<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">“Bendeniz Maarif Vekâletinde iken onu Sorbon’daki türk medeniyeti
tarihi dersinden aldım ve Ankaraya getirdim. Evvela o çok beğenildi. İsimlerini
yukarda saydığım fakültelere profesör tayin edildi, tarih encümenine aza
yapıldı ve ölen Reisimizin sofrasına devam edenler arasına katıldı.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Rusyada, Balkan muharebesi esnasında Duma kürsüsünden türkleri
bulgarların zulmüne karşı müdafaa ederek: ‘Rusya türklerinin Türkiyeye
muhabbetini, sırblara ve bulgarlara karşı ayni sebeblerle muhabbet duyan ruslar
mazur görmelidirler!’ diye
bir nutuk irad etmişdi. Bu nutuk Türk Yurdunun o sırada intişar eden bir
nüshasında aynen duruyor.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Bendenizin davetim
üzerine ailesini alup memlekete geldi ve kendisine gösterilen vazifeleri
sadakatla ve liyakatla yapmaya devam etti. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Türk tarihinin ana
hatları ve türk dili hakkında yazdığı iki eser, ki bunları bir çok defalar bir
mehaz olarak kullanırım, ilmî kıymeti haiz olan iki kıymetli kitapdır. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Denizbank terkîbine îtirâz etmek,
sanki müebbed cezâ gerektiren bir cinâyettir!”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">“Bu defa mebus intihabı
esnasında Meclisdeki mevkiinden de mahrum olursa denizbank terkibine itiraz
etmenin bütün bir hayat ödenmesi mümkün olmayan bir cinayet olduğu bir defa
daha sabit olacak. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Uydurma Dile îtirâz edenler, vatan
hâini gibi, tecrîmin en ağırlarına uğradılar!”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">“Ne garibdir ki dünyanın
her tarafında dil, sun’î ve hayalî nazariyelere göre değil fakat kendi
bünyesini esasen tanzim etmiş, vucude getirmiş ve işletmiş olan aslında
mündemic kaidelere ve kanunlara göre inkişaf ederken bizde son zamanlarda bunun
tam aksi, neticesi yalnız tahrib olmak üzere, memleketimizde revac buldu ve
buna itiraz edenler de bir vatan haini gibi tecrimin en ağırlarına uğradılar.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>“Bu güzîde ilim adamımız, tamâmen
haklı olduğu bir dâvâda, dün uğradığı fel</b><b>̃</b><b>âketten
bugün kurtulabilmelidir!”<o:p></o:p></b></p>
<p class="MsoNormal">“Zatı alinizden benim
istirhamım budur:<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Alimin, sanatkârın en
samimî hamisi olan Büyük Reisimiz Cümhurreisi İnönü mahve doğru sürüklenen bu
kıymetli kalem ve ilim adamını yeni bir felaketten sıyanet buyursunlar. Kendi
memleketleri esarete uğradığı için türk vatanında son bir iltica yeri bulan
güzide bir adamımız tamamen haklı olduğu bir davada dün uğradığı felaketten
şüphesiz bugün kurtulabilmelidir. Bunun için isminin yeni namzedler arasına
konmasını Büyük Reisimden feci bir haksızlığın tamirine kısmen yol açar diye
istirham ediyorum. <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Kendilerinin derin sevgi
ve saygımla aziz ellerinden öptüğümü söylemenizi ve sizden hörmetlerimin
kabulünü bilhassa rica ediyorum pek muhterem efendim.<o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal">“Bükreş Elçisi Suphi
Tanrıöver. (Cevap 9.3.1939.)” (Birinci
2017: 107) <o:p></o:p></p>
<p class="MsoNormal"><b>Kıymetli
dilcimiz Prof. Ergin: “Bu tip terkîbler tam bir yabancı istîl̃âsı, Türkceye
ihânet ve millî şuûrdan nasîbsizlikdir”<o:p></o:p></b></p>
<p class="Default" style="margin-bottom:12.0pt;line-height:115%"><span style="font-family:"Times","serif";mso-bidi-font-family:"Times New Roman";
color:windowtext">Denizbank Hâdisesi Faslını, kıymetli dilci ve türkiyatçımız
Prof. Dr. Muharrem Ergin’in (Ahıska, 1923 – İstanbul, 6.1.1995, Hasdal Mez.)
–her zaman pek çok istifâde ettiğimiz- <i>Türk
Dil Bilgisi</i>’nden yaptığımız ik̆tibâsla kapatıyoruz: <o:p></o:p></span></p>
<p class="MsoNormal"><span style="font-family:"Times","serif";mso-bidi-font-family:
"Times New Roman";mso-bidi-theme-font:minor-bidi">“Son olarak, isim tamlaması
üzerinde yapılan feci bir yanlışlığa işaret edelim. Bu yanlışlık, belirsiz isim
tamlamasında iyelik [mülkiyet] ekinin atılması hadisesidir: <i>Mardinkapı, Edirnekapı, Topkapı, Mektep
sokak, Ömer han, Ahmet palas, Orhan Tepe, Bulvar Saray</i> misallerinde olduğu
gibi. Öteden beri bazı yer isimlerinde görülen, son zamanlarda çok artarak
semt, mülk, sokak v.s. isimlerinde şuursuzca kullanılan bu yanlış şekiller her
yerde ve her zaman hemen hemen tamamiyle azlıklardan [ekalliyetlerden] gelen yabancı
tesirlerden doğmuştur. Bunların bazılarında, bilhassa semt isimlerinde kısaltma
duygusundan veya baştaki ismi sıfata benzetmekten ileri gelen bir kısalma, bir
yıpranma da yok değildir. Fakat bugün salgın hâlinde olan ve birinci kelimesi
hiçbir sıfatlık vasfı taşımayan bu terkipler tam bir yabancı istilâsı, o
istilâyı şuursuzca bir kabuldür. Bunların Türkçenin yapısı ile hiç bir ilgileri
[al̃âkaları] yoktur ve Türkçede böyle bir gelişme [tek̃âmül] olduğunu zannetmek
tamamiyle saçmadır. Hele unsurların yerini değiştirmek suretiyle böyle
terkipler yapmak bilerek veya bilmeyerek Türkçeye ihanet etmek, millî şuurdan
nasibi olmamak demektir: <i>Villâ Faikoğlu,
Kulüp Hasan</i> gibi. Bütün bu çiğ, sakat ve yabancı ağızlı terkipler bugün
bilhassa müessese, apartman, köşk, sokak isimlerinde o kadar çok, şuursuz ve
gelişigüzel kullanılmaktadır ki Türkçeyi inciten bu durumun önüne geçmek için
artık bir millî kültürü koruma kanunu çıkarmaktan başka çare kalmamıştır.”
(Prof. Dr. Muharrem Ergin, <i>Türk Dil
Bilgisi</i>, İstanbul: Boğaziçi Yl., 1985, 15. baskı, s. 384)</span><o:p></o:p></p>