Kemalizmin 'Târih Tezi' ve 'Güneş-Dil Teorisi' hurâfeleri (72)
-----
2022-04-23 00:00:00
<p><span><img src="https://www.yenisoz.com.tr/uploads//WhatsApp Image 2022-04-22 at 15.30.02.jpeg" alt="WhatsApp Image 2022-04-22 at 15.30.02.jpeg"></span></p><p><font face="Times, serif"><font size="2">(T.
Dil Kurumu’nun nâşiriefkârı </font></font><font face="Times, serif"><font size="2"><i>Türk
Dili Türkçe-Fransızca Belleten</i></font></font><font face="Times, serif"><font size="2">,
sayı 29-30, Haziran 1938, Kapak ve 68. s.)</font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0cm;"><font color="#c00000">“<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif"><font size="2">Mutlak
Şef”in 17 Kasım 1937, sabah 3.45’te, Dil Kurumu mêmurlarına
telgrafla tâlimâtı: “Diyarbekir şehrinin isminin Bakır
memleketi manasına olan Diyarbakır olması gerektir ve artık bu
isimle tanınacaktır!” Bu kat’î emir üzerine, Dil ve Tarih
Kurumlarının “Güneş-Dil âlimleri” derhâl̃ seferber olacak,
birkaç gün içinde, bu dogmaya (çünki onun her hükmü, münâkaşa
götürmez bir dogmadır) “ilmî” bir kılıf uyduracaklardır…
Kemalist Totaliter Rejimde ilmî faâliyet böyle yapılıyor… </font></font></font></font>
</p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#c00000"><font face="Times, serif"><font size="2">***
</font></font></font></font>
</p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<br></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Dilmen,
alelacele, bu tâlimâta uygun kelime tahlîlleri yaptığı bir
rapor hazırlıyor. “Bu telgraf üzerine yapılan araştırma
verimi, 20-21.XI.1937 gecesi Ankarayı şereflenidren Ulu Öndere
istasyonda arzediliyor”. (aynı mêhaz, s. 71)</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif"><font size="4"><b>Dilmen:
“Arab tahrîfâtı, Âmid’in de, Diyârıbekir’in de Türk
orijinini değiştiremez!”</b></font></font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Dilmen’in,
“Güneş-Dil mantığı”nı “Büyük Şef”in tâlimâtına
uygun şekilde kullanarak yaptığı kelime tahlîlleri, beklenen
netîceye ulaşıyor:</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font color="#00000a">“<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif">Görülüyor
ki gerek ‘diyar’ ve gerek ‘Bekir’ kelimeleri, Türk
orijininden gelen ve manaları ancak ana Türk dilinin analiz
metodiyle ortaya çıkabilen sözlerdir.</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font color="#00000a">“<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif">Mezopotamya
illerini dolduran Türk göçmenleri, ‘Bakır evi, Bakır eli’
anlamlariyle bu mıntakaya ad vermeyi düşündükleri zaman, bu adı
‘Dier’ veya ‘Durak’ sözleriyle ‘Bakır’ kelimesinden
kurmuşlar ve buna –meselâ Dierbakır veya Durağbakır gibi- bir
ad takmışlardır. Sonra bu kelime halk ağzında değişerek ve
İslâmdan sonra her sözü Arap orijinine bağlamak hevesi ortaya
çıktığı zaman arabî terkip şivesi alarak ‘Diyarı Bekir’
şekline girmiş ve bunun üzerine de ‘Bekr-İbni-Vâil’ masalı
uydurulmuştur. […]</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font color="#00000a">“…<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif">Gûya
mevhum bir kabile adı denilen ‘Bekr-ibni-Vâil’ isminin türk
orijini ‘geniş bakır cevheri ülkesi’ manasına olarak ‘Bakır
ebin avıl’ sözleridir. […]</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font color="#00000a">“…<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif">(Amid)
ve (Amida) isimleri ‘bakır’ anlamına Türkçe ‘Amıday’dan
gelmektedir.</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font color="#00000a">“<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif">(Amida)
ismine Asûr’lular devrindenberi rasgelinmesine bakılırsa,
hükmedilebilir ki, en eski Türk göçmenleri buralara geldikleri
zaman, bu yerlerdeki bakır zenginliğine bakarak, (Amıday) ismini
kullanmışlardır. Sonradan gelen başka Türk göçmenleri, kendi
lehçelerinde bu manaya kullandıkları (bakır) sözünü, bu
(Amıday) kelimesinin yerine koyarak ve bütün hıttayı da
düşünerek (Diyarbakır) demişlerdir.</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font color="#00000a">“<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif">İkisi
de su katılmamış Türk kelimesi olan bu sözlerden birincisini
Grekler (Amida) ve Araplar (Âmid) kılığına koymuşlar, ikincisi
de Arap coğrafyacılarının ağzında (Diyarı Bekir) şeklini
almıştır. Bu sonradan yapılmış tahriflerin hiç biri, ne
(Amıday) ın, ne de (Diyarbakır) ın Türk orijinini değiştiremez
ve değiştirememiştir.” (</font><font face="Times, serif"><i>Türk
Dili Belleten</i></font><font face="Times, serif">
29-30/Haziran 1938: 92-93, 94, 98)</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif"><font size="4"><b>Tankut:
“İl̃âhî ocakta çakan bir kıvılcım, Diyârıbekir’i, pas
ve curuftan temizledi, tekrâr Diyarbakır yaptı”</b></font></font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Tankut
da, Dilmen’den geri kalmıyor: Coğrâfî isimlerin târih boyunca
birçok değişikliğe mârûz kaldığını misâl̃lerle ve
“Güneş-Dil analizleriyle” îzâh ettikden sonra, Diyârıbekir’in
aslının Diyarbakır olduğunu –coşkun tezâhürâtla- îlân
ediyor:</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font color="#00000a">“<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif">Halk
etimolojisi o günkü zihniyetlerin doktrinlerini zerkederek
kelimeleri, bilhassa yer ve insan adlarını hem semantik, hem
fonetik bakımdan değiştirebilir. Etüdümüz olan Diyarbakır da
böyle bir istihale geçirmişti. </font></font></font>
</p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font color="#00000a">“<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif">Her
vasfı ile öz ve temiz Türk olan Diyarbakır adı yabancı
tesirlerle uzun müddet pas ve curuf içinde yaşadı. Atatürk’ün
yurd ve milletseverlik aşkının ilâhî ocağı olan kalbinden bir
kıvılcım şimdi onu yeni süzülmüş temiz bir bakır parçası
haline getirdi. Ne mutlu Diyarbakır’a.” (</font><font face="Times, serif"><i>Türk
Dili Belleten</i></font><font face="Times, serif">
29-30/Haziran 1938: 112)</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Hasan
Reşit Tankut’un bu “tedk̆îk̆”i, ayrıca, 14 sayfalık bir
risâle hâlinde basılmıştır: </font><font face="Times, serif"><i>Diyarbakır
Adı Üzerinde Toponomik Bir Tetkik</i></font><font face="Times, serif">,
Ankara: Ulus Basımevi, 1937. </font></font></font>
</p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font color="#00000a">“<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif"><font size="4"><b>Diyârbekir”in
kara bahtında son perde: Totaliter Hükûmetin Karârnâmesi</b></font></font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Hiçbir
sûretle tasarrufları münâkaşa edilemiyen “Büyük Şef”, 15
Kasım 1937’de, iki bin senelik Diyârıbekir’i “Diyarbakır”
îl̃ân etmiş, sür’atle, hâdisenin üzerinden henüz bir ay
dahi geçmeden ve mes’ele efk̃ârıumûmiyede veyâ
Diyârbekirliler nezdinde kat’iyen müzâkereye açılmadan,
kimsenin fikri sorulmadan, İcrâ Vekîlleri Hey’eti, 10 Aralık
1937 günki toplantısında, Diyârbekir’e son darbeyi indirmiş,
(“El̃âziz”in Elazığ”a çevrilmesinde olduğu gibi) “Büyük
Şef”in tasarrufuna zâhiren “hukûk̆î” bir kılıf
giydirerek, bir Karârnâmeyle, Diyârbekir’i “Diyarbakır”
yapmıştır… Bu “hukûk̆î” kılıf için de, cümlesi bir
kuklalar topluluğundan ibâret olan Belediye Meclisi, Vil̃âyet
İdâre Hey’eti, Şûrâ-i Devlet, v.s.’nin isimleri
kullanılmıştır. </font></font></font>
</p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Aynen
El̃âziz veyâ Denizbank hâdiseleri gibi, Kemalist Totaliter Rejim
hakkında pek ibretâmîz olan Diyârbekir hâdisesinin son perdesi,
Cumartesi, 18 K̃ânûnuevvel 1937 târih ve 3786 sayılı </font><font face="Times, serif"><i>Resmî
Gazete</i></font><font face="Times, serif">’de
neşredilen 10 Kânûnuevvel 1937 târih ve 7789 sayılı
Karârnâmedir:</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font color="#00000a">“<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif">(Diyarbekir)
beldesi adının (Diyarbakır) olarak değiştirilmesi hakkında
Belediye Meclisi ile Vilâyet İdare Heyetinin kararları ve Şûrayı
Devlet Reisliğinin 2/12/1937 tarih ve 19430 sayılı tezkeresile
gönderilen Mülkiye Dairesile Umumî Heyetin mazbataları İcra
Vekilleri Heyetinin 10/12/1937 tarihli toplantısında okunarak 1580
sayılı kanunun 9 uncu maddesine göre bu belde adının
(Diyarbakır) olarak değiştirilmesi onanmıştır [tasvîb
edilmiştir]. 10/12/1937.</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font color="#00000a">“<font face="Times New Roman, serif"><font face="Times, serif">Reisicümhur
K. Atatürk, Başvekil C. Bayar, Adliye Vekili Ş. Saracoğlu, Millî
Müdafaa Vekili K. Özalp, Dahiliye Vekili Ş. Kaya, Hariciye Vekili
Dr. T. R. Aras, Maliye Vekili F. Ağralı, Maarif Vekili S. Arıkan,
Nafia Vekili A. Çetinkaya, İktisad Vekili Ş. Kesebir, Sıhhat ve
İçtimaî Muavenet Vekili Dr. H. Alataş, Gümrük ve İnhisarlar
vekili R. Tarhan, Ziraat Vekâleti V. Ş. Kesebir.”</font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif"><font size="4"><b>3.
Alt Fasıl: Denizbank Hâdisesi (Sadri Maksudi Arsal)</b></font></font></font></font></p>
<p lang="tr-TR" style="margin-bottom: 0.42cm; line-height: 115%;">
<font face="Times New Roman, serif"><font color="#00000a"><font face="Times, serif">Yukarıda,
riyâk̃ârca “Öztürkce” yaftası altında sahneye konulan
Uydurma Dil harek̃âtını desteklediği ve Kemalizmi yanlış
değerlendirdiği için tenk̆îd ettiğimiz Hukûk Ord. Prof. Dr.
Sadri Maksudi Arsal’ın, bu fâhiş hatâlarına rağmen, kıymetli,
-en azından “Güneş-Dil” maskaralığına iştirâk̃ etmiyecek
kadar- haysiyetli bir ilim adamı olduğuna dâir kanâat̃imizi
izhâr etmiştik. Bu Alt Fasılda bahis mevzûu edeceğimiz Denizbank
Hâdisesi, doğrudan doğruya onunla al̃âkadârdır. </font></font></font>
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">24 Aralık
1937 Cumâ günü, “Büyük Millet Meclisi, Fikri Sılayın
reisliğinde toplanıyor ve (birkaç başka lâyihanın görüşülmesini
müteâkib) Denizbank kanun lâyihasının müzakeresine başlıyor…”
Bâzı Meb’ûslar söz alarak fikir, teklîf ve suâl̃lerini
dile getiriyorlar… İk̆tisâd
Vekîli “Bay Şakir Kesebir, söz alan mebusların mütalâalarına
cevab veriyor…” “Bundan sonra (Denizbank kanununun)
maddelerinin müzakeresine geçiliyor…” (<i>Akşam</i>,
25.12.1937, Cumartesi, ss. 1 ve 8) İlk maddeyle berâber, Sadri
Maksudi’nin takrîri ele alınıyor:</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">“(Denizbank
kanununun) birinci maddesinin müzakeresi sırasında Sadri
Maksudinin, Banka adının Deniz bankası olması hakkında verdiği
takrir reye konularak kabul edildi ve madde ona göre tashih edilmek
üzere encümene verildi.” (<i>Akşam</i>,
25.12.1937, s. 8)
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">Bu karâr
üzerine, iki gün sonra, 27 Aralık 1937 Pazartesi, Meclis’de
kızılca kıyâmet kopacaktır!
</p>
<p style="margin-bottom: 0cm">Nîçin?
Çünki Sadri Maksudi, “Denizbank” tâbirinin Türkcenin
gramerine, şîvesine, rûhuna mugâyir olduğunu söylemekle,
dolaylı olarak, bu tâbirin mûcidi olan “Dâhî Başbuğ”a
îtirâz etmek cürmünü işlemiş, baltayı taşa vurmuştur!</p>